Harun Yahya
 

 

 
Download PDF Download DOC
.....:::::::::: Articles ::::::::::.....
  Harun Yahya

İNSANLARIN DEDİĞİ GİBİ DEĞİL, ALLAH'IN DEDİĞİ GİBİ DİN

Allah insanlara nasıl bir ahlaka sahip olmaları, nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğini detaylı olarak bildirmiştir. Gerçek din ahlakı, Allah'ın emirlerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesiyle yaşanır. İnsanların bir kısmı ise bu ahlakı yaşamaktan şiddetle kaçınırlar. Tam olarak Allah'ın hükümlerine teslim olmak istemez, kendi nefislerinin de tatmin olacağı bir model oluşturmaya çalışırlar. Bunun için kendilerince bazı kurallar, prensipler oluşturur, dinin de bu prensiplere uygun olması gerektiğini düşünürler. Kendi kuralları ve mantık örgüleriyle uygun olduğu müddetçe din ahlakını yaşamayı kabul ederler. Oysa bu çok büyük bir yanılgı ve aldatmacadır. Çünkü gerçek din ahlakı, insanların dediği gibi değil, Allah'ın bildirdiği gibi yaşanan ahlaktır.
 
Allah Kuran'da, kendi çarpık mantık örgülerine göre hareket eden ve Allah'ın bildirdiği gibi yaşamayan insanların yanılgılarını şu şekilde haber vermektedir:
 
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
İçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?
(Kalem Suresi, 36-40)
 
İnsanların Dediğine Göre Hareket Edenlerin Çarpık Zanları
 
Allah'ın bildirdiği gibi değil de insanların dediği gibi yaşamak, söz konusu kişilerin pek çok çarpık ve sapkın çıkarımlarda bulunmalarına neden olur. Örneğin Peygamberimiz (sav) döneminde yaşayan münafıklar, bu tarz çıkarımlarla fitne ortamı meydana getirmeye çalışmışlar, müminleri hak yoldan uzaklaştırmayı hedeflemişlerdir. Allah, münafık ve müşrik ahlaklı insanların bu çirkin özelliklerini şu şekilde bildirmiştir:
 
Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür. (Fetih Suresi, 6)
 
Ayette de bildirildiği gibi kötü zanları, asıl olarak bu zannın sahiplerine zarar vermiş, Peygamberimiz (sav) ve sahabe ise Allah'ın izniyle hep galip gelmişlerdir. "Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar?..." (Maide Suresi, 50) ayetiyle de bildirildiği gibi söz konusu kişileri bu sonuca sürükleyen sebeplerden biri, Allah'ın dediği gibi değil, cahiliye hayatında öğrendikleri sapkın mantıklara göre hareket etmek istemeleridir. Oysa Allah Kuran'da, "...Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir?" (Maide Suresi, 50) diye bildirmiştir.
 
Kendi İstek ve Tutkularını İlah Edinenler
 
İnsanları Allah'ın bildirdiği gibi din ahlakını yaşamaktan alıkoyan en önemli unsurlardan biri, akıl ve vicdanlarıyla değil, nefisleriyle düşünmeleridir. Diğer bir deyişle, kendi istek ve tutkularına göre hareket etmeleridir. Bu da söz konusu insanların hak olana değil, batıl olana uymalarına, hem kendilerine hem de çevrelerine maddi manevi büyük sıkıntılar vermelerine neden olur. Allah Kuran'da, nefsin insanları hep kötülüğe yönlendirdiğini bildirmiştir:
 
... Çünkü gerçekten nefis, -Rabbim'in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır,esirgeyendir. (Yusuf Suresi, 53)
 
Bir başka ayette ise, insanların kendi istek ve tutkularına uymalarının büyük belalara sebep olacağı şöyle haber verilmiştir:
 
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar. (Müminun Suresi, 71)
 
Allah'ın indirdiği din, insanların yaratılışına en uygun olanıdır. İnsanların kendi mantık örgülerine, kültürlerine, birikimlerine göre yaptıkları değerlendirmeler ise çeşitli sıkıntılara neden olur. Çünkü Kuran ahlakını yaşamayan bir insan, herşeyin kendi nefsine uygun olmasını ister.
Ona göre önemli olan, nefsinin isteklerinin tatmin olmasıdır, bu durumun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini ise çoğunlukla düşünmez. Düşünse dahi, nefsi kendi istek ve tutkularını ona daha önemli gösterir. Nefse göre hareket edildiğinde, kişinin en çok kendisinin rahat etmesi, en çok kendisinin gözetilmesi gerekir. Kuran ahlakını yaşamayan insanların bu bitmek bilmeyen hırsları Kuran’da şu şekilde haber verilmiştir:
 
Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var? (Necm Suresi, 24)
 
Nefsinin planladığının aksine bir durum geliştiğinde de bu insanlarda çok fevri tepkiler oluşabilir. Öfke, küskünlük, duygusallık gibi Kuran ahlakına uygun olmayan davranışlar gösterilebilir. Bu durum söz konusu insanların bencil, sevgisiz, kibirli, insaniyetsiz olmalarına neden olur. Bu insanlar en çok kendilerini severler. Yakınlarını, dostlarını veya ailelerini sevdiklerini iddia ettiklerinde de, bu sevgi anlayışının muhakkak onların nefislerine uygun olması gerekir. Yani, sevgilerinde Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini gözetmez, dünyevi birtakım beklentilere göre hareket ederler.
 
Tüm bunların en başta kişinin kendisine zarar vereceği açıktır. Sürekli nefsinin isteklerini yerine getirmeye çalışan insan, kendisini yıpratan bir hırsla yaşamanın sıkıntılarını çeker. Güven, huzur, itidal yerine, sürekli endişe, korku ve tedirginlikle yaşar. Sahip olduğu her şeyin Allah'ın bir lütfu olduğunun bilinciyle hareket etmediği ve tevekkül etmediği için, sahip olduklarını kaybetmekten ya da olayların kendi istediği gibi gelişmeyeceğinden duyduğu korku ruh dengesini bozar.
 
Nefsine göre hareket eden insanların en belirgin özelliklerinden biri de sevgilerinin çok yüzeysel olmasıdır. Bu kişilerin sevgileri birtakım yüzeysel değerlere bağlıdır. Bu değerlerin eksilmesi ya da azalması sevgilerinin bir anda yok olmasına neden olur. Sevgilerinde sadık olmazlar. Kendilerine gösterilen sevgi ve ilgiyi de gereği gibi takdir edemezler. Çoğu zaman ailelerin evlatlarından gerekli ilgi ve anlayışı görmemeleri, dostlukların rahatlıkla çözüme kavuşturulabilecek sorunlar nedeniyle bir anda sona ermesi bu durumun bilinen örneklerindendir. Şüphesiz bu, iman etmeyen insanların yaşadığı en büyük manevi belalardan biridir. Çünkü sevgi Allah'ın insanlara çok güzel bir nimetidir. İnsan yaratılışı gereği, sürekli sevgi, merhamet, anlayış arayışı içinde olur. Şartlar ne olursa olsun, ömrünün sonuna kadar güvenip sevebileceği dostları ve yakınları olsun ister. Nefsine göre hareket eden, Kuran ahlakına uygun düşünüp hareket etmeyen insanlar ise yaşamları boyunca bu nimetten mahrum kalırlar. Sözde sevgi adına, merhametin, acımanın, şefkatin, sabrın, hoşgörünün olmadığı, pek çok sıkıntının yaşandığı bir ortam meydana getirirler.
 
Kuran Ahlakına Göre Gerçek Sevgi
 
Müminler ise en çok Allah'ı severler. Allah'ın herşeyi bir hayır ve güzellikle yarattığını, yaşadıkları her anın bir hikmetle geliştiğini, kaderlerinde olanı seyrettiklerini bilerek davranırlar. Allah'ın kendilerine yaşattığı her andan hoşnut olurlar. Rabbimiz'in verdiği tüm nimetlere gereği gibi şükrederler ve yalnızca O'na dayanıp güvenir, sadece Allah'a tevekkül ederler. İman edenlerin gerçek dost ve yardımcısı Allah'tır. Müminlerin Allah'a olan sevgileri Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
 
İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)
 
Dünyadaki varlıkları severken de bunların Allah’ın tecellileri, yaratma sanatındaki güzellikleri olduğunu bilerek severler. Sevgilerinde sabırlı, hoşgörülü ve merhametlidirler. Acizlikler ve eksiklikler, karşılarındaki insana daha çok şefkat duymalarına neden olur. Dünyadaki her güzelliğin pek çok eksiklikle beraber yaratılmış olduğunu, gerçek güzelliğin ise ahirette var olacağını bilirler. Hayatlarının her anında olduğu gibi, sevgilerinde de asıl olanın ahiretteki yaşamları olduğunu unutmazlar.
 
Dünyadaki her şey kusurludur. Ahirette ise mükemmellik hakimdir. İnsan sürekli sevdikleriyle beraber olsa, en çok ilgiyi kendi görse, herşey istediği gibi olsa da bunların hepsi sonludur. Ölümle birlikte yok olacaktır. Ahiret hayatı ise sonsuzdur. Müminler dostluğun, arkadaşlığın, yakınlığın tam anlamıyla ahirette yaşanacağını bilerek, dünyada en güzel ahlakı, en derin sevgiyi yaşamaya çalışırlar. Ahlakları güzelleştikçe, kavrayışlarının ve anlayışlarının derinleşeceğini, dolayısıyla her nimetten daha çok zevk alacaklarını düşünerek, ahlaklarına önem verirler. Beklentileri ve talepleri dünyevi değildir.
 
Bu nedenle, iman etmeyen insanların yaşadıkları tedirginliklerden, korkulardan, güvensizliklerden uzaktırlar. Çünkü isteklerini karşılarındaki insanın değil, Allah'ın yerine getireceğini bilerek, sadece Allah'a yönelip dönerler. Allah'ın istediği gibi bir hayat yaşadıklarında, Allah'ın onlara en güzel karşılığı vereceğini umud ederler. Rabbimiz'in nimetlerinden biri olan sevgiyi de, bu mantık ve bilinçle çok derin ve güzel yaşarlar. Kısaca, Allah'ın bildirdiği gibi yaşayanlarla, insanların dediği gibi yaşayanlar arasında yaşamlarının her anında derin farklılıklar vardır.
Allah Kuran'da nefsinin kötülüklerine uyanlarla, Allah'ın emrine göre yaşayanlar arasındaki bu büyük farklılığı şu şekilde bildirmiştir:
 
Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir? (Muhammed Suresi, 14)
 
Sonuç
 
Gerçek din ahlakını yaşamak, Allah'ın bildirdiği ahlakı eksiksiz olarak yaşamak ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine tam olarak uymakla mümkündür. Allah'ın bildirdiği dışında mantık örgüleri kurmak, yorumlarda bulunmak insana her zaman kayıp getirir. Allah, "... Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma..." (Maide Suresi, 48) ayetiyle müminlerin ölçüsünün ve rehberinin, Allah'ın indirdiği hüküm olan Kuran ahlakı olduğunu bildirmiştir. Bundan başka yol arayanların, doğruya ulaşmaları mümkün değildir.
 
Allah, "... (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir." (Kasas Suresi, 83) ayetiyle de Kendisi'nin emrettiği ahlakı yaşayanların en güzel sonuca kavuşacaklarını müjdelemiştir. Allah'ın izniyle müminler, hem dünyada hem de ahirette Rabbimiz'in müjdelediği gibi güzel bir hayat yaşarlar. Tüm bunlara rağmen kendi istek ve tutkularına göre yaşamak isteyenlerin kavuşacakları sonuç ise, sapkınlıktır:
 
Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Allah'tan bir kılavuz (doğru yol gösterici) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Allah, zulmeden bir kavme hidayet vermez. (Kasas Suresi, 50)
 
Allah insanlara nasıl bir ahlaka sahip olmaları, nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğini detaylı olarak bildirmiştir. Gerçek din ahlakı, Allah'ın emirlerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesiyle yaşanır.

Jun 18, 2005

Harun Yahya - Articles Click for All Articles
Please write your comment for this work
Post To MySpace!  
   
   


 Other Languages
GLAUBEN WIE ES GOTT WILL, NICHT WIE DIE MENSCHEN ES WOLLEN (Deutsch) 

.....:::::::::: Related Works ::::::::::.....
 Books
İNSANLARA TAPINMA DİNİ  
.....:::::::::: Related Works in Same Category ::::::::::.....
AFFETMEK VE SAĞLIĞA FAYDALARI AHİRET KAZANCI DAHA HAYIRLIDIR
ALLAH (CC)'TAN TEVBE VE BAĞIŞLANMA DİLEMEK ALLAH'IN KADRİNİ HAKKIYLA TAKDİR ETMEK NASIL OLUR?
ALLAH'IN MUCİZEVİ NİMETLERİNDEN BAL ALLAH'IN YARATMA SANATININ TECELLİLERİ: KAS VE KEMİK
ALLAH, ŞÜKREDENLERİN NİMETLERİNİ ARTIRIR ARAPÇA BİLEN MÜKEMMEL MÜSLÜMANDIR, BİLMEYEN KUSURLUDUR ANLAMINA GELMEZ
BEREKETİ ENGELLEYEN BÜYÜK YANILGI : MAL BİRİKTİRME TUTKUSU BİR TOPLUMSAL HASTALIK: GIYBET
CAHİLİYENİN HIRSI: DÜNYADA SONSUZA KADAR YAŞAMA İSTEĞİ CANLILARDA MEKANİK SİSTEM TASARIMI
DOĞRU YOLU BULMANIN SIRLARI DUA HASTALIKLARIN TEDAVİ SÜRECİNİ HIZLANDIRIYOR
DÜNYA HAYATININ GEÇİCİLİĞİ EKONOMİK KRİZİN ÇÖZÜMÜ
EKONOMİK KRİZLERE KURAN'DAN ÇÖZÜMLER GÖKLERDEKİ VE YERDEKİ DELİLLER
HAMAN KELİMESİ HAREKET ETMENİN, YIKANMANIN VE SU İÇMENİN SAĞLIĞA FAYDALARI
HAYATIN GERÇEK ANLAMI İNSANLARA SUNULAN BİR NİMET: YAĞMUR
İYİ VE KÖTÜNÜN YARATILMASINDAKİ SIR KALPLERİN ALLAH'IN ZİKRİ İLE MUTMAİN OLMASI
KARA ENERJİ KARA MADDE KULLUĞUN EN GÜZEL İFADESİ: DUA
KURAN'A GÖRE ''GERÇEK'' AKIL NEDİR? KURAN'A GÖRE ''GERÇEK'' AKIL NEDİR? 2
KURAN'A GÖRE YETKİSİ OLMADIĞI HALDE BİLMİŞLİK YAPIP AKIL VERENLERİN DURUMU KURAN AYETLERİNE GÖRE KIYAMET GÜNÜ NELER OLACAK?
KURAN'DA FAYDALARINA DİKKAT ÇEKİLEN MEYVELER KURAN'DA HER TÜRLÜ BİLGİ VARDIR
KURAN'DA HIRİSTİYANLIK VE MUSEVİLİK PROPAGANDASI YOKTUR! KURAN'DA İTAATSİZLİK VE İSYANA İŞARETLER
KURAN'DA MÜSLÜMANLARIN DUALARI KURAN'DAN GÜZEL AHLAK ÖRNEKLERİ: NAMAZDA HUŞU İÇİNDE OLMAK
KURAN FURKAN'DIR; DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRIR KURAN KOLAYA YÖNELTİR
KURAN TEMEL BAŞVURU KAYNAĞIDIR MÜSLÜMANIN HAYATINDA NAMAZ İBADETİNİN ÖNEMİ
NEFSE UYGUN DİN PLANLARI ÖLÜM ANINDA İNKAR EDENLERİN YAŞADIKLARI PİŞMANLIK
ÖLÜM GERÇEĞİNİ ANLAMAK PARKİNSON
RESULLERİMİZ DİYOR Kİ SAYIN ADNAN OKTAR'IN EKONOMİK KRİZ HAKKINDAKİ BAZI TESPİTLERİ
ŞEYTANIN EMRİ DÜŞÜNMEYİN! ŞEYTANIN TERS MANTIK YÖNTEMİ
SONUCA ULAŞTIRMAYAN BİR HIRS TEK İLAHIN ALLAH OLDUĞUNU SAKIN UNUTMAYIN
UZAYDAKİ MESAFELER ALLAH'IN İLMİYLE ÖLÇÜLENDİRİLMİŞTİR UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI: AFFETMEK!
 
 
 
 
  BookGlobal.Net