MUHABİR: Selam Hocam, şöyle bir soruyla başlamak istiyorum. Ben mesela kendi adıma şimdiye kadar sizin onlarca kitabınızı okumuşumdum, yazı hayatında herhalde bir otuz yıldır aşağı yukarı varsınız. Bu kadar süre içerisinde bu kitaplar yüz binlerce insan tarafından okundu ve belki bir neslin yetişmesinde tesirleri ve etkileri oldu. Geriye dönük bir otuz yılı düşündüğünüz zaman, gerçekten Türkiye’deki gençliğin manevi dünyası üzerinde hedeflediğiniz noktada bir başarı sağlayabildiniz mi?
ADNAN OKTAR: Daha yolun bir bölümündeyiz. Daha yeni başladık inşaAllah, bundan sonra Allah’ın izniyle. Ama şu an alınan yol çok büyük tabi, netice şahane. Şu an Türkiye’de %90 millet Darwinizm’e inanmıyor. Bu muazzam bir netice; Avrupa’daki en yüksek inanç oranı Türkiye’de, bu mükemmel.
MUHABİR: 30 yıl öncesiyle karşılaştırırsak o zaman bir yüzde var mıydı? Çalışmaya başladığınızda…
ADNAN OKTAR: Tabi o zamanlar Darwinizm’e inananların oranı çok yüksekti. %60, 70 falan oranındaydı. Çok çok yüksekti. Üniversiteler falan tamamen Darwinistlerin kontrolündeydi. Şu an Darwinizm’e inananları cımbızla arıyoruz artık.
MUHABİR: Peki, bu kitaplarda bir iddialı cümle dikkatimizi çekiyor; son sözü söyleme…
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.
MUHABİR: Bundan kastınız nedir? Biraz iddialı bir cümle olarak gözükmüyor mu?
ADNAN OKTAR: Tabiki iddialı, İslam’ın kendisi iddialı zaten. İslam’ın iddialı sözünü son cümle olarak dünyaya ilan ediyoruz, açıklıyoruz. Hakkı batılın üzerine attık, batılı paramparça etti. Bu son sözdür.
MUHABİR: Yine de zihinlerde bir anlaşılmayan nokta kalıyor. Bir insan olarak neticede ortaya çıkıyoruz, bir proje geliştiriyoruz ve küfre karşı bu sözü söylemek bize nasip olmuştur. Yani böyle mi anlamalıyız?
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, öyle de anlayabiliriz inşaAllah.
MUHABİR: Pekala, şimdi yavaş yavaş o zaman gündemle ilgili mevzulara geçebiliriz. Birincisi bu yaşanan ekonomik krizden başlayabiliriz. Bu ekonomik krizle ilgili bugün medyada hiçbir şeye inanmayan ateist yatırımcıların kaçması ekonomik krizi tetikledi ve büyüttü diye bir haber yayınlandı. Gerçekten bu ekonomik krizle insanların ateist olması, inançsız olması arasında bir doğru orantı kurabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda Mesih Deccal’ın zuhurundan önce Mehdi devrinde, Mehdi’nin zuhur zamanlarında hayat pahalılığı olacağı, ekonominin sarsılacağı, hatta sokakta insanların kazanamıyoruz, bugün de kazancımız olmadı şeklinde sözler söyleyeceğini Peygamber Efendimiz (sav) 1400 sene önce hadislerinde belirtmiş. Bu ahir zamanda vaat edilen Mehdi’nin çıkış alametlerinden bir tanesidir, bir alamet daha çıkmıştır. Şiddetli büyük kasırgaların oluşacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav), o da oluşmuştur, bunlar da oluşuyor. Ardı ardına sık sık depremler oluşacak diyor, bunlar da oluştu. Daha önce hiç görünmeyen alametlerdir bunlar. Bunlar Mehdi’nin zuhuruna kadar, Hz. İsa’nın nüzulüne kadar devam edecek bu alametler.
MUHABİR: Ne var sırada o zaman? Yani yaptığınız tetkiklere dayanarak.
ADNAN OKTAR: Daha son olarak bir büyük bölgede kargaşa var; Allah vermesin, benim bildiğim. Daha çıkacak bir kısım alametler var ama alametlerin hemen hemen %90’ı çıktı diyebilirim.
MUHABİR: Yani geçmişte de İslam alimleri bazen kayıtlar düşmüşler, işte Mehdi gelmiş geçmiştir veya işte şu zamanda gelecektir gibi şeyler söylemişler. Bu da bir yorum netice itibariyle ama yanılma ihtimali öncekilere göre daha az mı?
ADNAN OKTAR: Daha önceki alimler, gösterdikleri deliller bir veya birkaç hadis göstertiyorlar ama burada hadislerin tamamı zuhur etmiş durumda ve hepsi belirli bir zaman periyodu içerisinde, yirmi, otuz yıl içerisinde tamamı oluşmuş. İslam tarihinde, İslam tarihinden önce de böyle bir tevafuk, böyle olayların bir arada olması diye bir olay yok, ilk defa oluyor. O yüzden bu bir mucizedir. Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, Ramazan Ayı’nda 15 gün arayla ay ve güneş tutulması, güneşte bir alamet oluşması, Fırat’ın suyunun kesilmesi, barajla kesildi biliyorsunuz, Fırat’ın suyu kesildi diye gazeteler haberler yaptı. Kabe’de baskın yapılması, Kabe’de kan akıtılması gibi yüzün üzerinde alamet peş peşe zuhur etti. Ve bunlar çok detaylı izahlar. Mesela kuyruklu yıldızın zuhuru; aynı anda olacak diyor Peygamber Efendimiz (sav) bunların hepsi bir arada olacak diyor peş peşe. Tespih taneleri gibi ardı ardına gelecek. Belirli bir zaman periyodu içinde olacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav). Hiçbir devirde olmamıştır, ilk defa olmuştur bunlar. Güneşte büyük bir alamet olması, ilk defa olmuştur bu yüzyılda ilk defa, en büyük alametlerden bir tanesidir. Dünya savaşları, büyük hercümercler ve büyük olayların meydana gelmesi. Tozlu dumanlı fitne diyor mesela, 11 Eylül olaylarına dikkat çekiyor rivayet. Bunların tamamının yirmi, otuz yılda olmasının hiçbir başka açıklaması yoktur. Bir mucizedir. Peygamber Efendimiz (sav)’in mucizesi meydana gelmiştir.
MUHABİR: Evet, o zaman finale yaklaşıyoruz. Ahir zamana yaklaşıyoruz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
MUHABİR: Müslümanların şimdi burada nasıl bir konum alması gerekiyor, ne yapacaklar? Yani Hz. İsa’nın ve Mehdi’nin gelişini bekleyenler var mesela. Sanki onlar gelene kadar bir şey yapmamak gerektiğini düşünenler, gelince arkalarına takılıp gideceğiz diye düşünenler var bir taraftan, bir de seyreden insanlar var. Şimdi nasıl bir konum alacağız?
ADNAN OKTAR: İnsanlar imanının derecesine göre, aklının derecesine göre Mehdi ve İsa konusunu yorumlarlar. Ben mesela, ben de Mehdi’yi bekliyorum, ben de Hz. İsa’nın nüzulünü bekliyorum ama günde 3 saat, 4 saat uyku dışında bütün vaktimi İslam ahlakının gelişmesine ayırıyorum. Ve var gücümle gayret ediyorum. Kitaplar, cdlerle, televizyon, radyolarla elime geçen her türlü imkanla bu imkanımı kullanıyorum. Ama kimi de evinde oturur Mehdi gelecek bizi kurtaracak diye bekler, bunların samimiyet derecesini Allah ahirette takdir eder. Gerçekten Mehdi’nin geleceğine inanan bir adam gidip evde oturur mu? Ne yapacağı belli, coşar, var gücüyle bütün gayretiyle İslam’ı yaymak için gayret eder ve Mehdi’nin seveceği, beğeneceği bir talebe olmak için de, Allah rızası için, büyük bir gayret gösterir.
MUHABİR: Pekala, şöyle bir şeyi hiç düşündünüz mü, acaba Türkiye’deki İslamcı kesim arasında, Müslümanlar arasında ne kadar insan vardır, Mehdi’nin geleceğini ve Hz. İsa’nın geleceğini kabul eden? Bu yüzde düşük mü?
ADNAN OKTAR: Evet, biz Türk milleti olarak genellikle Sünnilerden ve Alevilerden oluşuyoruz. Ehlisünnet inancı, Hanefi, Hanbelî, Maliki ve Şafi mezheplerinden oluşuyor. Bu dört mezhepte Mehdi’nin gelişi kesindir, Hz. İsa’nın nüzulü kesindir. Tartışma yoktur bu konuda. Alevilikte, Caferilikte zaten Hz. Mehdi’nin zuhuru malum çok önemli konulardan bir tanesidir. İran’da anayasada birinci maddedir. Mehdi’nin zuhuruna kadar anayasa geçerlidir diye şerh koymuşlar anayasaya, birinci madde olarak. Demek ki bütün İslam ümmeti, yani %90’ını oluşturuyor çünkü bu dediklerim %95’ini oluşturuyor. Sünniler ve Alevi kardeşlerimiz %95’idir İslam aleminin. Onların hepsi Mehdi ve İsa’yı beklediğine göre demek ki büyük bir yekün bekliyor demektir.
MUHABİR: Evet güzel. Muhterem hocam Türkiye’de bir ahlaki ve manevi buhranın olduğu kanaatinde misiniz? Çünkü bir taraftan evrime inananlar azalıyor, ateistler azalıyor ama öbür taraftan baktığımız zaman da bunun tersine ahlaksızlık yayılıyor gibi görünüyor, gerçekten yayılıyor mu? Yoksa böyle mi gösteriliyor bize?
ADNAN OKTAR: Benim gördüğüm halk daha muhafazakarlaştı. Böyle değildi, 71’leri ben çok iyi hatırlıyorum. İnsanların tutumlarına, tavırlarına bakıyorum daha muhafazakar, daha maneviyatçı ve daha mukaddesatçı oldular. Dine daha titizler, camiler dolup taşıyor. Ramazanlar benim çocukluğumda bu kadar büyük çaplı ve bu kadar coşkulu kutlanmıyordu. Yani Allah’a inananlar bu kadar rahat Allah’a inandıklarını söyleyemiyorlardı benim çocukluğumda ve gençliğimde. Şu an muazzam bir gelişme var. Basında, televizyonda ve radyoda Kuran ayetleri gürül gürül okunuyor. Gürül gürül Allah’tan, dinden bahsediliyor. Bütün liselerde, üniversitelerde gençlik Darwinizm’e inanmıyor. Bunlar çok önemli.
MUHABİR: Aynı şey İslam dünyasının geneli için geçerli mi? Böyle bir tespitiniz var mı?
ADNAN OKTAR: Tabiki, tabiki. Bütün İslam aleminde muazzam bir uyanma var. Mesela Irak’ta eskiden adamlar esrarlı nargilelerini içip, sosyalist partiye gidip orda da komünizmi öven konuşmalar yapıyorlardı. Komünizm Irak’ta çok yaygındı biliyorsunuz. Hükümet de komünistti, Stalinistti. Ama şu an çok dindar bir halk kitlesi gelişti Irak’ta maşaAllah. Her yer dindar, aynı şekilde İran da son derece dindar oldu. Daha önce Şah döneminde biliyorsunuz, yani rezalet paçalardan akıyordu derler ya, o tarzdaydı. Dindar kesimi tenzih ederim. Ama şu an mükemmel bir dindarlık var. Çok yaygın. Suriye yine öyle. Suriye’de dindarlık çok zayıftı. Sosyalist parti iktidardaydı, komünist hayranlığı, Darwinist hayranlık hakimdi. Orada da İslam, din çok müthiş gelişti maşaAllah.
MUHABİR: Yani mesela Bosna Hersek’te olduğu gibi.
ADNAN OKTAR: Mesela.
MUHABİR: Bir de batı penceresinden bakalım, batı toplumları peki nereye gidiyor şu anda? Bir defa nüfus olarak, sosyal yapı olarak tükeniyorlar, çocuk yapılmıyor. Öbür taraftan ahlaksızlık yayılıyor, batı bitecek mi? Yoksa İslam’la birlikte batının dirilmesi mi söz konusu olacak?
ADNAN OKTAR: Tabiki Hz. İsa’nın nüzulü ile beraber İslam alemi ile birleşecekler, İslam bütün dünyaya nurunu neşredecek inşaAllah, tam anlamıyla, kamil anlamda, geniş anlamda neşredecek. Hz. İsa’nın nüzulüne de çok az vakit var inşaAllah. İsa’nın gelişi de insanlara bir şok yaşatacak, çok şaşıracaklar, hayret edecekler. Dünya tamamen metafizik bir ruhun içerisine girecek. Maneviyat ağırlıklı, maneviyat hakimiyeti olan bir ruh hali ve atmosfer bütün dünyaya hakim olacak. Avrupa’da şu an oraya doğru gitmeye başladı.
MUHABİR: Bununla ilgili tarihler telaffuz ediyorsunuz zannediyorum.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.
MUHABİR: Tekrar edebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Bunu ben demiyorum, bunu Peygamberimiz (sav) alametlere bakıp söylememizi söylüyor ve söylediği hadislere bakıp söylememizi söylüyor. Biz de onun söylediği hadislere göre buradan olayı çok iyi anlıyoruz. Ayrıca Said Nursi Hazretlerinin izahlarından anlıyoruz. 81, 91, 2001, 2011 ve 2021. Said Nursi’nin tarif ettiği budur. Bu tarihler içerisinde İslam’ın dünyaya nurunu yayması tamamlanacaktır inşaAllah. 81-91 yılları arasında muazzam bir gelişme olmuştur. 91 ile 2001 arasında muazzam bir gelişme olmuştur. Şimdi 2001 ile 2011 arasında da muazzam bir gelişme başlamıştır. 2011 ile 2021 arasında da nihai gelişme olacaktır. Sonuç gelişmesi olacaktır İnşaAllah.
MUHABİR: 2021, İslam’ın dünya hakimiyetine giden tarih olacak inşaAllah. Bir sorum abes karşılanmazsa olacak…
ADNAN OKTAR: Yok yok çok rahat sorun zaten ben onu isterim.
MUHABİR: Hz. İsa ile sizin aranızda benzerlikler kuruluyor. Sağda solda kulislerde konuşuluyor. Böyle bir iddiaya nasıl bakarsınız?
ADNAN OKTAR: Benim Hz. İsa olduğuma dair bana da bir internetten yazı getirdiler hakikaten çok detaylı hazırlamış kim hazırladıysa şuradan benziyor, buradan benziyor diye, tabi bu, bunu yapan arkadaşımız çok çok cahil benim anladığım, biraz da dini bilgisi ciddi şekilde eksik anladığım kadarıyla, bir kere Hz. İsa’nın annesi ve babası yok. Geldiğinde annesi ve babası olmayacak. Biliyorsunuz sadece annesi vardı. Allah onu mucize olarak babasız olarak dünyaya getirdi ve kafirler onu öldürmeye kalktıklarında Allah ona benzeyen birisini onlara gösterdi ve Hz. İsa’yı göğe ref etti. Allah onu katletmediler, asmadılar diyor. Bir daha tekrarlıyor Allah, katletmediler ve asmadılar, iki kere söylüyor Allah ayette. Allah onu katına ref etti diyor Allah. Hz. İsa gelişinde herhangi bir yerde onu bulacaklar ve annesi, babası olmayacak, o zamanki kıyafetiyle, o zamanki haliyle, zamanın dışına çıkmıştır Hz. İsa. Zaten zaman içerisine girdiğinde de hayatını normal yaşamaya başlayacak. Bu arkadaşım benim annemin babamın olduğunu unutmuş. Bu kadar saf bu kadar aklı zayıf bir insan demek ki. Uzun uzun da kurgulamış hakikaten, gördüm. Bir insan bir şeyi konuşurken bir delili olur, bir aklı başında izahı olması gerekir. Kuran’a ve hadise dayandırması gerekir. Ne Kuran’a uygun, ne hadise uygun, ne akla uygun tamamen.
MUHABİR: Dolayısıyla abes bir şey.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Bir de biz Konya’da öğrenciyken şu cümleyle çok karşılaşırdık. Öyle olmadığını bilmekle beraber, o zamanlar Cavit Yalçın imzasıyla çıkan beyaz seri kitaplarınızın Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yazdığı yıllarca söylenip durdu. Bu konuda ne sizden bir basına açıklama, ne de Erbakan Hocadan herhangi bir açıklama gelmedi. Onu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ben Erbakan Hocamı çok severim. Çok çok fazla severim, çok saygı duyarım. Derin bir hayranlığım vardır. Bu yüzyılın yetiştirdiği en değerli insanlardan birisidir. Kitabı o yazdı demişlerdi o zamanlar. Benim hakikaten de hoşuma da gitti bir anlamda, desinler dedim. Yani güzel, ama belli ki hocamızın yazmadığını çocuk olsa bilir onu, değil yani.
MUHABİR: Peki bir de böyle sosyal hayatın biraz dışında, yani toplum hayatının biraz dışındasınız sanki. Fildişi kuleden bakan bir aristokrat mısınız?
ADNAN OKTAR: Haşa, ben Allah’ın aciz, herhangi naciz bir kuluyum. Herhangi bir Müslüman kardeşinizim. Yaşantım da makul bir yaşantı, yani öyle benim gazinom yok, eğlencem yok, tatile gitmem, benim bir dünya hırsım yok. Dünyevi bir malım mülküm de yok. Üzerime kayıtlı hiçbir şeyim yok. Biliyorsunuz evli de değilim. Çoluğum, çocuğum da yok. Ben bütün varlığımla kendimi Allah’a adamış bir insanım. Yaşantım da mütevazı, dışardan belki şaşalı görünüyor olabilir ama gerçek yaşantım, sakin, daha çok araştırma ve okumaya yönelik bir hayat.
MUHABİR: Son cümle hocam, gençlere birkaç tavsiye.
ADNAN OKTAR: Gençlere tavsiyem çok samimi olmaları. Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, Allah’ın samimi kulları kurtulur diyor. Çok samimi olmamız gerekiyor. Yine şeytandan Allah’a sığınırım, Allah katında en iyi olanınız en takva olanınızdır diyor Allah. Takva olmaya gayret edeceğiz. Allah için geceli gündüzlü, Allah’ın rızasının en çoğunu kazanmak için gayret edeceğiz. Birbirimizi çok seveceğiz, saygı duyacağız, bütün Müslümanları kardeş bileceğiz. Mezhep tarikat ayrılıkları, şu, bu falan buna benzer, bizim mahalleden, hemşerimizdir, şudur, budur gibi böyle garip bölünme mantıklarından şiddetle kaçınacağız. Çok güzel bir devirdeyiz. Mehdi benim kanaatimce zuhur etti. Benim kanaatime göre Mehdi’nin zuhur ettiğine inanıyorum. Hz. İsa’nın nüzulü de çok yakın. Çok çok az kaldı. Yani en fazla birkaç on sene. Ya bu on sene veya bir dahaki on sene inşaAllah. Bütün dünyaya İslam hakim olacak, İslam ahlakı bütün dünyanın en uç noktalarına kadar yayılacak. Müslümanlar dünyanın huzurunu, barışını, güzelliğini tam anlamıyla tesis edecekler inşaAllah. Hz. Süleyman gibi, Hz. Zülkarneyn gibi güzel bir dünya hakimiyeti olacak. Süleyman zamanındaki kadar orijinal, güzel bazı şeyler olmayabilir ama genel anlamda bu asra yakışacak, bu asra özel müthiş bir güzellik oluşacaktır. Ama en önemli şey Müslümanların gıybet etmemesi, birbirlerine hüsnü zanla bakmaları, sevgiyle birbirlerine yaklaşmaları, birbirlerinin hayrına gayret etmeleri, hasetten, kıskançlıktan şiddetle kaçınmaları, bunlara eğer dikkat ederlerse, özen gösterirlerse çok güzel olaylar inşaAllah, çok güzel gidiyor. Aksi durumda da zaten gene İslam hakim olacak, aksini yapsalar da hakim olur ama böyle yaparlarsa çok sevap kazanırlar. Ama İslam zaten dünyaya hakim oldu. Kaderi böyle dünyanın. Hz. İsa çoktan indi. Çoktan Mehdi’yle namaz kılıyor şu an Allah Katında. Bunun aksini hiçbir güç, dünyada hiçbir güç sağlayamaz. Mehdi’yi ve İsa’yı dünyada yenecek hiçbir güç yoktur. Allah’ın dilemesiyle bunlar görevini yapacaklar ve görevini bitirdikten sonra vefat edecekler, inşaAllah Allah’ın huzuruna gidecekler.
MUHABİR: Çok teşekkür ediyorum hocam, çok sağolun.
ADNAN OKTAR: Ben teşekkür ederim, inşaAllah. 23 Ekim 2008
|