Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler. Tv Kayseri, Samsun AKS ve Gaziantep Olay Tv ekranlarından mutlu akşamlar. Evet bu kanallarda ortaklaşa yayınlanan Adnan Oktar’la Başbaşa programıyla karşınızdayız ve değerli konuklarım Sayın Adnan Oktar, Sayın Dr. Oktar Babuna. Hoş geldiniz efendim.
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk sizler de hoşgeldiniz. Sefa getirdiniz.
SUNUCU: Teşekkür ederiz, nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah’a hamd olsun çok iyiyiz, sizlerin bu nurlu temiz yüzünü görüyoruz daha da içimiz açılıyor. Çok efendi, çok güzel yüzlü bir insansın. Etrafımdaki arkadaşlarıma soruyorum, hem efendiliğin, terbiyen, asaletin hepsini çok takdir ediyorlar, çok seviyorlar seni, maşaAllah.
SUNUCU: Çok teşekkür ederim, sağolsunlar.
Evet birçok soru var izleyicilerimizden nasıl yapalım efendim, sorularımızdan mı başlayalım yoksa siz nasıl uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: Genelde senin soruların çok şahane oluyor, istersen sorudan başlayalım.
SUNUCU: Peki, evet bir izleyicimiz demişler ki efendim “Hocam dün akşam İsrail’deki dinler arası hoşgörü diyaloğunun bilinen isimlerinden Batı Şerialı haham Menahem Froman’ın katıldığı programınızı çok hoşuma giderek seyrettim. Müslümanlarla Musevileri birleştirici tavrınız ne kadar güzel, haham Froman’ın size sevgisi saygısı ne kadar samimi içten maşaAllah. Allah’a inananların bir arada böyle coşkuyla Allah’a anarak bulunmaları hep özlemini duyduğumuz bir görüntü idi. Allah devamını getirsin inşaAllah” demişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, demin Froman bizdeydi, Şeyh Buhari de bizdeydi. Bu Buhari tefsiri, hadis kitabı var ya onun asıl yazarı olan Buhari vardır, alim Buhari Hazretleri; onun torunu yani torunlarından o da bizdeydi. İsrail’de böyle büyük aşireti var çok geniş ailesiyle beraber orada yaşıyor çok sevilen bir insan. Kudüs’te evet. Hem Nakşibendi şeyhi hem de Alevilerin de şeyhi yani öyle bir özelliği var. Değerli bir alim, o da bizdeydi. İran elçilik mensupları da bizdeydiler onlarla konuşturdum karşılıklı. Bu İran’la biliyorsunuz arasında İsrail’in bir gerginlik gibi bir şeyleri vardı onu yatıştıracak bir ortam hazırlamak için konuşturdum. Uzun uzun Froman anlattı, değil mi? Oktar da tercümesini yaptı. Özetle Türk İslam Birliği’ni istiyor Froman yani bölgenin kurtuluşu bundan diyor, gittim diyor Amerika’da konuştum görüştüm diyor, değil mi? Obama’yla bağlantıya geçmiş, İsrail hükümeti ile de zaten bağlantılı ancak bir Türk İslam Birliği bölgede huzuru ve barışı sağlar, diyor. İran da buna katılsın diyor özetle. Değil mi? Onları anlattılar, elçilik mensubu olduğu için tabii sadece onlar nakledebiliyor en fazla, yorum yapmaları mümkün değil ama buna rağmen maşaAllah. Ne dedi?
OKTAR BABUNA: İranlılar mı?
ADNAN OKTAR: Evet, İran elçisi ne dedi?
OKTAR BABUNA: Çok akılları yattı, Hz. Mehdi çıktı, Hz. İsa’nın gelişiyle dünyadan bütün problemler kalkacak ve İslam Birliği’nin kurulacağını söylediler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Eskiden çıkacak diyorlardı, şimdi çıktı dedi, maşaAllah. Ben ne dedim Ahmedinejad bu geldiğinde Mehdi’den bahsetmedi çok büyük bir hata yaptı dedim, bir daha geldiğinde inşaAllah bahsetsin dedim, değil mi? Ama her yerde her konuşmasında normalde bahsediyor, bir tek burada konuşmasında bahsetmemiş olabilir, ama yine buna rağmen konuştu dedi İstanbul’da Mehdi ile ilgili konuşması oldu dedi. Ama basına yansımadı dedi. Özetle tabii çok iyi niyetli insanlar. İsrail de iyi niyetli, İran da iyi niyetli fakat böyle kavgacı insan topluluğu var dünyanın her tarafında, hani böyle kart kaşar derler ya, hemen lafa laf, anında kavgaya hazır, herkesten kuşkulanan, böyle laf sokan, eyeşen, dilbaz böyle aksi ters tipler onlar dünyada bir hayli fazlalar. Birçok yerde köşe başlarını tutmuş durumdalar. Onlar insanların mutlu olmasını engelliyorlar. Bakıyorum mesela bir genç kızla konuşuyorum içi sevgi dolu oluyor, barış olsun huzur olsun; bir delikanlı ile konuşuyoruz o da huzur olsun barış olsun... Ama bir kısmı da kavgacı, internete giriyorsun hemen birbirlerine bir çirkin söz veyahut bir toplantı hemen bir yer olsun aynı konuyu bile anlatmış olsalar anında kavgaya yatkınlar, hem de sille tokat birbirlerine girme eğilimindeler. Bu çok büyük bir rezalet böyle insanlara dünyayı vermemek lazım, bunlar mutlaka idare edilen insan olması lazım, idare eden insan konumunda kilit konumlarda böyle insanlar tutmamak gerekiyor, buna çok özen göstermek lazım. Çünkü idare eden olmadıktan sonra bunların yatıştırılması kolay adam edilmeleri de kolay, ama bunlara böyle yüksek mevki vermek, kilit noktalar vermek çok riskli olur böyle insanlara. Ilımlılık esas yani Türkiye’de de ılımlı olan insanlar çok seviliyor, sevecen insanlar kavgacı insanlar ne kadar yetenekli olursa olsun, itici duruyor ve çok kötü oluyorlar, bunun sonucu olarak da topluma korku yayılıyor bu sefer böyle gergin insanlar oluştuğunda da, insanlar kendilerini güvende görmüyorlar, korku yayılınca da neşe olmuyor, neşe olmayınca da işte hastalıklar, bitkinlikler, huzursuzluklar meydana geliyor, insanların birçok insanın kafası çalışmıyor mesela hafızası birçok insanın bozuk mesela daha dün yediğini hatırlayamıyor, ne yaptığını hatırlayamıyor, kafasını toparlayamıyor, cümle kuramıyor. Sıkıntının şiddetinden normalde çok zeki oluyorlar çok akıllı oluyorlar ama felç olmuş bir türlü neşelenemiyor, bir türlü bir şeyi hatırlayamıyor, bir türlü bir şeyi söyleyemiyor, en makul bir şeyden bile korkuyor. Yani akıl almaz bir korkaklık yayılmış dünyaya yani hemen hemen herkeste birbirinden korkar vaziyette yüzde 99 diyelim o şekilde. Buna karşı Cenab-ı Allah ahir zamanda bir kurtuluş müjdelemiş bir kereliğine mahsus ama insanlar kendi elleri ile bu belanın içine giriyorlar. Düşünün şimdi sağlığımız yerinde sıhhatimiz yerinde elhamdülillah Kuran yanımızda, gül gibi memleketimiz var, tertemiz insanlarımız var, İslam alemi öyle tertemiz insanlardan oluşuyor, Türklük alemi bütün ihtişamı ile ortada duruyor yani her şey var. Fakat buna rağmen negatif insanlar yüzünden bütün insanlar huzursuz yaşıyor. Mesela Türk İslam Birliği o kadar makul bir şey ki yani baba ile oğlun kucaklaşması gibi bir şey yani hemen olabilecek bir şey. Çok sudan sebeplerle bu aksıyor ve sürüncemede kalıyor mesela bak hala uzuyor daha konu. Mesela bak İslam Birliği toplantısı yapıldı o bir adım ama yine uzuyor, şimdi akşamda konuştum toplantı da o şeyde. Yani bu konu hiçbir şekilde Mehdi çıkmadan hallolmaz. Yani yıllardan beri Türk İslam Birliği toplantıları yapılıyor, yıllardan beridir çocukluğumdan beri bilirim. Böyle sarıklı cübbeli insanlar gelir, milli kıyafetli insanlar gelir, sıraya dizilirler, fotoğraflar çekilir. Türk devletlerinden Türk devletlerinin ileri gelenleri gelir. Bir araya gelir resim çektirirler sonra işte üzüm herkes evine düzüm düzüm böyle, ondan sonra dağılır giderler ve hiçbir ilerleme de olmaz.
SUNUCU: Peki neden bu zamana kadar hiç ilerleme kaydedilmedi sizce?
ADNAN OKTAR: Tabii batınında Allah müsaade etmiyor, ama zahirinde o anlamda aşk ve heyecan yaşamıyorlar. Yani o hırs yok, o heyecan yok yani adam gününü gün eden insanlardan oluşuyor. Bazı vakalar böyleler. Bunu isteyen çok insan var ama istemeyen de çok insan var istemeyen derken hani gerek yok diyor adam iyi gidiyor yaşıyoruz diyor bir şey yok diyor ucu ucuna hani bugünkü yiyeceğini çıkarırsa o ona yetiyor, ertesi günü düşünmüyor, sevgi heyecan insanlarına idarenin teslim edilmesi gerekir yani dava adamlarına, dava insanlarına teslim edilmesi gerekiyor. Bunun dışında olacak iş değil yani günü kurtarmak isteyen insanlarla insanlar mutlu olamıyorlar. Mesela bütün gençliğimiz şu an bayram yapabilir Türkiye’de. Herkes sevinebilir, sokaklarda böyle mutluluk içinde gezebilirler ama bakın çıkın meus insanlar mutlu değiller. Keyif içinde oluyor mesela bir insan düğüne karar veriyor değil mi mesela herkes durgunken neşesizken işte çocuğum evlenecek düğün olacak diyor herkes bir niyet ediyor bir anda bayram oluyor orası. Niyetledir neşe değil mi? Mesela bayramlarda da öyledir bayrama kadar insan sakin duruyor, bayramda birden bire neşeleniyorlar o bir niyettir, yani bayramda komşuyu ziyaretler artıyor tanıdık akrabayı. E her gün bayram yapalım, niye gezinmesin komşular? Aynı böyle tertemiz giyinirsin yine gidersin komşuna yani sıklığı belki o kadar şiddetli olmaz ama gidersin yani her gün bir komşuna gidersin bir tanıdığına gidersin. Düğünün belki keskin sürati olmaz ama hızlı sürati olmaz ama ona yakın bir süratle de neşe ve eğlence içerisinde olabilirsiniz.
SUNUCU: Az önce çok önemli de bir noktaya değindiniz, kavgacı üslubu kötü birtakım insanların önemli noktalarda olması ile ilgili bir şey söylediniz mesela televizyonlarda şuna şahit oluyoruz, din adamı vasfı ile ekranda yerini almış bir şahıs fakat hiç bırakın din adamına bir beyefendiye veya hanımefendiye genelde beyefendiler yer alıyor, yakışmayacak cümleler, yakışmayacak hitaplar, hani bu din adamının birleştirici üslubundan çok uzak çok farklı ifadeler yer alıyor, dolayısıyla bunlar çok tehlikeli oluşturmuyor mu efendim? İnsanları yönlendirme açısından.
ADNAN OKTAR: Şimdi bir insan bir efendiliği ile sevecenliği ile enerjisi ile insanların hoşuna gidebilir, bir de kaşarlığı, dilbazlığı ve saldırganlığı, küstahlığı dehşet saçması ile de insanların hoşuna gidebilir. Ama bir kısım insan mesela televizyon kanalında kepazelik çıkaran insanlardan hoşlanabiliyor. Mesela bir rezalet çıktıysa bir kanalda herkes oraya üşüşüyor veyahut bir kısım insanlar diyelim olay var gibisinden. Böyle mesela kaşar bir insanı, küstah bir insanı dinlemekten çok sıkılırım. Ama sabırla dinliyorlar onu dinleyenlere de bakıyorum; o da havaya giriyor yani o üslupla o da bir şeyler söylüyor. Ekranda seyrederken bile yorumları yine sert ve gergin. Bu kart kaşar tabir ettiğimiz yani benim çocukluğumdan beri nefret ettiğim bir insan tipi vardır böyle bilmiş, her şeye tepeden bakan, sert, sevgisiz yani kemik kafa, odun kafa derler böyle taş kafa böyle sabitleşmiştir fikri de değişmez, bir konuda bir fikri varsa bitti yani o 20 sene geçse geçmez o. Fikri sabit tabir edilir ona. Bir de kabili hitap değil derler yani kabili hitap insan o da çok güzel bir söz, kabili hitap da olmuyorlar. Onun belirli kıstasları oluyor mesela her şeyi maddi çıkara göre değerlendiriyor, Türk İslam Birliğinden bahsediliyor, bizim bundan çıkarımız nedir diyor. Bundan çıkarın tabiiki sevgi ve merhamettir, neşedir, derinliktir, tutkudur, manevi bütün güzelliklerdir, hoşnutluktur. Adamı o ilgilendirmiyor kötü kötü yorumlar yapıyor ya millet diyor işte akşam ekmeğini düşünüyor bilmem yemeğini düşünüyor, bilmem ne diyerekten çok ilkel sanki hayvandan bahseder gibi insan bu kadar ilkel bir varlık mı? Sadece yiyeceğe kitlenmiş bir varlık mı? Yiyecek yaşamak içindir yani yaşayacak kadar oldu mu biz mutlu oluruz, hatta az yiyince daha da mutlu oluyoruz yemeği, daha iyi oluyoruz daha sağlıklı oluyoruz tabii bir kere sevgi insanlarını, ideal insanlarını ortaya çıkarmak lazım daima her yerde onları lider konumuna getirmek gerekiyor. Sevecenliği esas edinmiş, böyle kişilikli kendilerini Allah’a adamış, candan insanları. Mesela ben kadınlarda da görüyorum böyle bazen televizyonu açıyorum kısa saçlı böyle oksit sarı saçları oluyor bazen hepsini tenzih ederim de böyle cadaloz, tırnakları falan cadı tırnağı gibi böyle saldırgan, erkekleşmiş artık derisi falan da kösele gibi, böyle karga gibi yani saldırgan karga gibi yani böyle psikopat saldırgan tipler olur ya böyle kabadayı falan onlardan çok çok daha azgın ve saldırgan. Yani bir anında bile sevgi yok adamın yani saniyesinde sevgi yok. Sürekli nefret. Mesela Atatürk’ü savunuyor onu da öfke ve kinle savunuyor. Kardeşim senin o tip savunmana bizim ihtiyacımız yok. Biz Atatürk’ü kat kat daha güzel savunuruz. Güzel yönlerini ortaya koyarız, öyle bir anlatıyor ki Atatürk’ü adam olumsuz etkilenebilir yani Allah esirgesin yani onun tipine baktı mı yani adam geri kaçabilir, olumsuz etkilenebilir. Kaliteli değerli insanların Atatürk’ü savunması güzel olur böyle kart kaşar, cadaloz, saldırgan, sevgisiz, merhametsiz, bağırıp çağıran, herkesi azarlayan, kavgacı tiplerin Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü savunması beni rahatsız ediyor açık söyleyeyim. Çünkü bize sundukları Atatürk benim hayalimdeki Atatürk değil. Benim bildiğim Atatürk bize anlatılan Atatürk, gerçek Atatürk bir kere Türk milliyetçisidir, vatansever, kültürlü, aydın, çelebi, şık giyinen, kaldığı yerler tertemiz, kıyafetleri tertemiz, konuştuğu insanlar tertemiz, kaliteye çok önem veren, modernliğe önem veren, dindar, Allah’tan korkan, Allah’ı çok seven, dinin güzel olması için elinden gelen her şeyi yapan Türk İslam Birliği’ni savunan, samimi bir vatan evladı. Bunların anlattığı üslupta bambaşka bir insan ortaya çıkıyor. Atatürk’ü yanlış aktarıyorlar insanlara yani kendi kafasındaki ruhunu aktarıyor o, aktardığı Atatürk değil. Şimdi gerçek Atatürkçü ortaya çıkınca, sahte Atatürkçüler pılısını pırtısını topladı kaçtılar ortadan. Şu an gerçek Atatürkçülük Türkiye’ye tam anlamıyla oturdu ve hakim şu an. Yani tepmez devrilmez şekilde, kimsede bir şey söyleyemiyor Atatürk’e dikkat ederseniz, eskiden ağzını bozanlar oluyordu, şu an kimse bir şey söyleyemiyor. Neden? Çünkü gerçek Atatürkçülük Türkiye’ye hakim oldu. Sevgi dolu değil mi, aydın barış dolu, nezih büyük Türkiye’ci olan yönü ile de Atatürk’ü biz insanlara tanıtmış olduk, inşaAllah. Mesela ben zamanımda Atatürk kitapları olurdu, 3. hamur kağıt okursun böyle anlayabilirsen helal olsun. Mesela bakın ben hazırladıktan sonra altın varaklı, 1. hamur kağıda içi süslü, güzel bir üslupla anlatan değil mi sevecen böyle sevgi dolu bir üslupla Atatürk’ü anlatan eserlerim çıktıktan sonra Atatürkçülük Türkiye’de çok güzel bir zemine oturdu ve hemen hemen muhalifi hiç kalmadı. Yani eskiden çıkıyordu ben biliyorum bizim yıllarımızda vardı ama kalmadı şu an. Niye? Çünkü gerçek yönüyle anlattık biz Atatürk’ü.
SUNUCU:  Sizin tüm eserlerinizde kullandığınız dil hakikaten çok çok hem herkesin anlayabileceği sadelikte ama bir o kadar da özenle seçilmiş bir dil, konuşmalarınızda da öyle zaman zaman burada eserlerinize de bakıyoruz onlarda da aynı şeyi görüyoruz, izleyicilerimize bir hatırlatma yapalım dilerlerse sizin eserlerinize 300’e yakın eserinizi harunyahya.net ve harunyahya.orgadresinden hem ücretsiz olarak indirebilirsiniz efendim hem de oradan açıp inceleyebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Benim kanaatim bundan sonra daha aydın, daha aklı başında, daha ilerici, daha çağdaş, daha kültürlü, daha kaliteli bilime gerçek yönü ile değer veren, bilimi dinsizlik için zorlama sahte üsluplarla kullanan değil de, bilimin açık gerçeklerini kullanan anlatan ve bu nimetten istifade eden bir gençlik oluşmaya başladı artık. Bu, Türkiye’ye hakim olmaya başladı. Bu çok güzel, eskiden mesela geçenlerde bir Marksistlerin dergileri var, bilim dergileri güya, bir baktım böyle küf kokuyor kitap adeta yani 3. hamur kağıdın üzerine. Yine yapmışlar hani diyelim ki imkanları yok diyelim ki, ama öyle bir olay da olmaz çünkü masonluğun da desteğini alıyorlar. Dünyadaki bütün kapitalistlerin de, komünistlerin de, faşistlerin de hepsinin desteğini alıyorlar böyle bir olay olmaz. Hadi olduğunu farz edelim fakat çok köhne bir üslup kullanıyorlar. Kardeşim bize elektromikroskoptan bahsetsene sen, biomatematikten bahsetsene değil mi hücrenin yapısının detaylarını bize anlatsana, proteinin yapısını anlatsana, 250 milyonun üzerinde fosilden bahsetsene. Dilin mi tutuldu, paleontolojiden bahset bize. Mesela Kopernik’ten bahsediyor, başka alimler Einstein’den bahsediyor ama bunların  Allah’a bağlılığından, Allah’a olan aşklarından sevgilerinden hiç bahsetmiyor. İllaki o kemikleşmiş üslupla konuşacaklar yani illaki. Tabii çıkarına ters geldiği için. Gerçek bilimin Kuran’ı anlamadaki önemi çok çok önemlidir. Çünkü Kuran’da Cenab-ı Allah kendi sanatının anlaşılması için bilimi emrediyor, bilimle beni anlayabilirsiniz diyor. Benim sanatımı, kanunlarımı, güzelliklerimi, detaylarımı bilimle anlayabilirsiniz diyor. Nitekim de mesela farz edelim bir çiçek aldık elimize mikroskop olmasa Allah’ın yarattığı detayları göremiyoruz biz. Bilime ihtiyacımız var. Mikroskobun oluşması için de teknolojinin gelişmesi gerekiyor, bilimin gelişmesi gerekiyor. Yani en azından büyütece ihtiyacımız var. Onun için de yine bilime, teknolojiye ihtiyaç var. Değil mi? Mesela böceklerin sesini dinlememiz gerekiyor. O zaman yine bilime ihtiyacımız var. Mesela yunus balığının sonar sisteminden bahsediyor. Onu neyle biz çözebiliriz bilim olmadan? Bilimle tespit edebiliriz. 250 milyon fosili biz nasıl elde edeceğiz? Yani bilim olmadan, teknik aletler olmadan nasıl yapalım? Değil mi? Proteinin yapısını, proteinin asla tesadüfen olamayacağını biz bilimin dışında nasıl ispat edebiliriz? Nasıl tespit edebiliriz? Genetik bilimi nereden bileceğiz? Kromozomların yapısını, bilimin gelişmiş detayları olmadan nereden bileceğiz? Kuran bize bilimi, sürekli farz olarak belirtiyor. Neresini açsak, farz olduğunu belirtiyor Allah. Bilimin gerçek sahibi Müslümanlardır. Ateistler, bilimi ateizm için kullanmaya çalışıyor ama bilim ateizmi sürekli öldürür. Yani bilim, bir sudur. Ateizm de ateştir. Onlar sürekli suyu onun üstüne, ateşin üstüne döküyorlar. Ve sürekli söndürür o. Ateş ile suyu bir arada götüremezler. Bizim diyorlar bilime ihtiyacımız var diyorlar. Kardeşim bilim su. Senin ateşini söndürür o. Değil mi? Olmayacak bir şeyden bahsediyorsun sen. Ama Müslüman için bilim sürekli gerekiyor. Yani, onları eziyorsak biz şu an, sürekli eziyorsak ve perişan ediyorsak bu bilimle oluyor. Yani nereye dönsek bilimi kullanıyoruz onlara karşı. Mesela kimya kanunları da onları eziyor, fizik kanunları da onları eziyor. Astronomi, eğer dev teleskoplar olmasa; mesela bu kırmızıya kaçma olayı mı vardı, değil mi..
OKTAR BABUNA: Hızdan uzaklaşması.
ADNAN OKTAR: Evet o büyük patlamanın tespiti. Peki bilim olmayınca biz bunu nereden anlayacağız? Big bang’i nasıl açıklayacaktık adamlara? Yani kainatın bir başlangıcı var diyorduk. Öyle mi? Doğru söylüyorsun diyorlardı. Fakat inanmıyorlardı. Bilimle ispat edince tamam doğruymuş dediler. Biz dedik ki; Kur’an böyle söylüyor, Allah böyle söylüyor, kainatın bir başlangıcı var. Zamanın ve mekanın bir başlangıcı var dedik, diyorduk tebessüm ediyorlardı böyle yarı sırıtma tarzında. Einstein çıktı, Marks Planck çıktı, küt bittiler. Doğruymuş dediler hepsi birden koro halinde. Nasıl ispat ettik? Bilimle ispat ettik. Onlar diyorlar ki; sırf bize Kuran’la geliyorsunuz. Kardeşim biz size Kuran’la geliyorsunuz da siz inanmıyorsunuz zaten. Ama bilimle Kuran’ı birleştirdiğimizde çöküyorsunuz, dümdüz oluyorsunuz ve konu bitiyor. Yani Darwinistleri şimdi dermakeşan nasıl ettik biz Kuran’la mı dermakeşan ettik? Yok. Bilimle dermakeşan ettik. Bilimi bizi tavsiye eden kimdi? Cenab-ı Allah’tı. Kuran da bize tavsiye etmişti. Tavsiye değil, emretmiş. Allah affetsin. Öyle demeyeyim. Allah tavsiye değil, emreder, emretmiştir. Allah’ın emri yerine gelmiştir. Ve Darwinizm diye bir şey kalmamıştır. Mesela geçen gün gelen ABC’den gelen çocuk. Nedir o?
  OKTAR BABUNA: Avusturalya’nın kanalı ABC. Evvelki gün gelen.
ADNAN OKTAR: ABC evet. Mesela o kanalda, çok büyük bir heyecanla geldi. 3 saat vakit ayırsınlar bize dedi. Yani darmekeşan edecek heyecanla. Şimdi granit kayaya su sıkıyor. Yani acayip sıkıldı ben gördüm. Pul pul derisi artık şeyler döküyor böyle, kurdeşen mi derler? Müthiş sıkıldı çocuk. Evet. Hayır iyi niyetli ama, yani şimdi acıyorum da tabii bir şey yapamıyor insan. Fakat her şeyi çok rahat halledebileceğini zannediyordu. Şimdi benim röportajıma girenler görürler. Dümdüz oldular yani. Sonra da hoşuna gitmiş anlattıklarımız. Biz de Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz.
Froman’ın resmi mi var orada?
OKTAR BABUNA: Evet Froman. Dünkü röportajınız. Bu da ABC televizyonundaki röportajınız. İsteyen hepsini görebilirler.
ADNAN OKTAR: ABC bu nedir? Dünya çapında mıdır nedir?
OKTAR BABUNA: Amerika’da asıl bunların merkezi evet. Dünya çapında bir kanal. Onun Avusturalya temsilcileri.
ADNAN OKTAR: ABC. Güzel. Ne demek o?
OKTAR BABUNA: ABC bir açılımı var da, tam olarak ben de bilmiyorum.
ADNAN OKTAR: A, B, C, D, E, F, G neyse. Alfabeye göre neyse güzel. Bir anlamı yok mesela, var mı?
OKTAR BABUNA: Vardır bir açılımı ama ben, tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Var açılımı. O The Times zaman mı nedir times?
OKTAR BABUNA: Evet zaman.
ADNAN OKTAR: İngilizcemizi gittikçe geliştirmeye başladık mecburen. Sürekli bunlar tercüme ettikçe böyle, kelimeler yavaş yavaş gelişmeye başladı. İnşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah. Evet hepsi başlangıçta şimdi sizin yurtdışı bağlantılarınıza dair de zaman zaman konuşuyoruz. MaşaAllah dünyanın her yerinden size ilgi çok fazla. İlk başta dediğiniz gibi, kimisi hani bir şekilde bozguna uğratmak amacıyla veya düşüncenizi çürütmek amacıyla bir takım davranışlar içine giriyorlar. Fakat, siz açıkladığınız zaman da hoşlarına gidiyor ve daha detayını öğrenmek istiyorlar. Siz de aktarıyorsunuz zaman zaman bunu. Tekrar program yapmak istiyorlar sizinle. Neler söyleyeceksiniz buna ilişkin?
ADNAN OKTAR: Bugün, Amerika’yla konuştum, canlı yayın konuşması yaptım değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Teksas’la. Radyo kanalıyla.
ADNAN OKTAR: Evet Teksas’la radyo kanalıyla konuşma yaptık. Hristiyan bir kanal. Onlarla da bu evrim konusunu anlattım. Yani çok şahane oldu elhamdülillah bizim ortaya çıkmamız. Yazık bu gariplerin, ezilmişti bunlar yani. Museviler de, Hıristiyanlar da, Müslüman kardeşlerimiz de bu Darwinizme karşı pes etmiş, durmuşlardı. Onlar zaten kainat 6000 yıl diyor. Zaten orada olay bitiyor. Çünkü granit hale gelmiş fosiller var. Nerenin 6000 yılı yani milyonlarca yıllık olduğu belli. Sen 6000 yıl dedin mi zaten başlangıçta mağlup oluyorlardı. Bunları böyle leblebi çekirdek gibi yiyorlardı yani anında eziliyordu. Yaratılışçılar vardı Amerika’da ama, yani hiç esameleri okunmuyordu. Çok rahat eziyordu Darwinistler onları. Çünkü 6000 yıl dedi mi zaten konu başlangıçta bitmiş olmuyor mu? Kaya koyuyor adam senin önüne granit kaya koyuyor yani. 6000 yılda olur mu öyle bir şey? Tabii. Şimdi biz böyle derin derin nefeslenip, ondan sonra karşılarına Battal Gazi gibi çıkınca darmekeşan oldular. Çok şaşırdılar. Bir 250 milyon fosili karşılarına çıkaracağımızı tahmin etmediler. Bir de tek bir tane ara fosil olmadığı bilinmiyordu dünyada. Hatta inansınlar diye dedim ki: kardeşim dedim yani 10 trilyonu anında masanın üstüne koyacağım dedim, tek bir tane getirirseniz dedim. Bu çok net bir metod. Konu bitti. Yok fosil yok ara fosil yok. Ama bana desinler 250 milyon fosili takır takır saydırayım, birer birer. Bakın çok net. Proteinin tesadüfen olamayacağını çok net ispat ederim. Ama onlar bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini asla ve asla ispat edemezler. Değil proteinin, aminoasitin bile bir tane aminoasiti bile açıklayamıyorlar. Onun için konu her yönüyle bitmiş yani. Hristiyanların bize ihtiyacı var şu an, hem Musevilerin, hem Müslüman kardeşlerimizin. Dünyada ki Deccaliyet’ti Darwinizm, insanlar farkına varamadı. Onlar Deccal deyince, çok garip bir mahluk çıkacak böyle; anormal hareketler yapacak işte başı bulutlara değecek, halüsilasyonlar gösterecek. Böyle anormal olaylar olacak zannettiler. Böyle değil. Bakın bütün dünyayı esir almış Darwinizm. Yüzbinlerce üniversite, Deccaliyete teslim olmuş, Darwinizm’e teslim olmuş. Koskoca profesörler var, adamın saçı sakalı ağarmış. Evet diyor kainat tesadüfen meydana gelmiştir efendim diyor. İnsanlar tesadüfen meydana gelmiş, bitkiler tesadüfen meydana gelmiş, meyveler tesadüfen meydana gelmiştir diyor. Şeytan neymiş anlat bakalım diyor şeytan? Efendim diyor anlatayım diyor. Her şey tesadüfen olmuştur diyor. Hah diyor şeytan aferim diyor, dersini iyi yapmışsın diyor. Şeytanın karşısında biz dikilince, şeytan böyle futbol topu gibi hopluyor, hopluyor; karşımızdan kaçtı. Ama kaçmakta kurtarmıyor gittik yakaladık, çöktük altına aldık. İşte pırasa olayını biz orada yaptık, Cübbeli’nin dediği kafasını kopardık şeytanın. Tabii. Beynini de parça parça ettik. Şu an darmekeşan vaziyette yani, şu anki panik çok daha şiddetli. Bakın Amerika’da devlet Darwinizm’in üstüne kurulmuştu Amerikan devleti Darwinizm üstüne. Fransız devleti Darwinizm üstüne kurulu, İngiliz devleti Darwinizm üstüne kurulu. Şimdi altlarından devletin sistemini çektik aldık. Şimdi devletler havada kaldı, boşlukta kaldılar şu an. Yani dünya sallanıyor şu an. Yani çok acayip bir olay oldu. Adamlar gözlerine inanamıyor yani buna nasıl inandık biz diyor? 150 yıldan beri. Yani böyle bir safsataya nasıl inandık? Ve bunun üstüne nasıl devletin sistemini kurduk diyorlar? Mesela komünist sistemler bunun üstüne kuruludur, faşist sistemler bunun üstüne kuruludur, kapitalist sistemler de bunun üstüne kuruludur Darwinizm üstüne kuruludur. Onun için bu teoriye bu kadar titizler. Yani üniversiteler de mesela tahammül edemiyorlar değil mi? Adam diyor ben Yaratılış’a inanıyorum diyor. Aman aman hemen seni atalım diyorlar. Ama şu an terkedilmiş kovboy kasabası gibi dikkat ederseniz Darwinistler. Sadece kapı gıcırtıları falan böyle, rüzgar sesleri falan geliyor. Hani var ya böyle kovboy filmlerinde olur, terkedilmiş kasabalar olur falan. Biz garç garç yürüyoruz böyle. Kasaba da kimse yok. Adam arıyoruz yani. Herkes arazide. Gazeteleri açın, hiç Darwinizm’den bahsedebiliyorlar mı? Arada sırada böyle utanarak, sıkılarak bir yalan atmaya kalkıyorlar. Anında ellerini yüzlerine bulaştırıyoruz yaptıkları yalanı. Suratlarına sürüyoruz, derhal bitiyor. O Edi mi dedi mi ne bir şey vardı geçenlerde hayvan. Pardon. İda mı bida mı neyse. Adı batmayasıca. Orada nasıl olay bitti.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Hemen düzelttiler siz söyledikten sonra evet. Çok kısa bir süre sonra evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani o kadar. Pardon dediler yanlışlık yapmışız dediler. Evet.
SUNUCU: Ama ne kadar da kötü bir şey yani hani kendi kendini de rezil etmiş olmuyor musun böyle yaparak? Hiçbir açıklaman kalmadıysa, ya hiç konuşmayacaksınız veyahut da kabul edeceksiniz. Değil mi? Neden kabul etmemekte bu kadar diretiyorlar? Yani, tüm delilleriyle, her şeyiyle evrimin olmadığı bir gerçek. Neden bu kadar hani direniyorlar hala?
ADNAN OKTAR: Şimdi bir de, yani hiç ummadıkları bir yerden ezilmeleri o kadar ağırlarına gitti ki. Mesela Dawkins, değil mi yine böyle gazete haberlerini sitesine koymuş.
OKTAR BABUNA: Göstereyim inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Sizin çağrınıza bir yanıt gelmedi değil mi?
ADNAN OKTAR: Dawkins, rahiplerle tartışmaktan çok zevk alıyor. Ama zaten uzay dinine geçmiş şu an. Başka din değiştirmiş. Pagan dininden, bak önce Hıristiyandı sonra pagan dinine geçti. Pagan dininden de uzay dinine geçmiş şimdi. Uzaylılar bizi yarattı diyor. Uzaylılar ilahtır diyor. Bakalım, iyi saatte olsunlar diyelim yani bakalım daha neler gelecek.
OKTAR BABUNA: Sizin Washington’da verdiğiniz röportajı, sitesine koymuş olduğu gibi.
ADNAN OKTAR: Evet. Bana o son gelen ABC evet.
OKTAR BABUNA: Öğrendim onu.  Avusturalya Televizyon ve Radyo yayın şirketiymiş açılımı.
ADNAN OKTAR: Nasıl bir daha söyle bakayım?
OKTAR BABUNA: Avustralya World Casting Companies diye. Avusturalya Televizyon Radyo yayın şirketi.
ADNAN OKTAR: Ben de diyorum acaba alfabe sıradan gidiyor. Tamam. Şimdi bunların da şaşırması benim çok dikkatimi çekti. Gelen çocuğunda çok şaşırması. Bu da çok şaşırdı, Dawkins de çok şaşırdı. Bunlar, Darwinistler biraz üst tepeden bakarak alışmışlar. Çünkü; Hıristiyanlar çok gariban kaldılar bunların karşısında. Bilim adamları vardı ama, 6000 yıl deyince tabii çok komik duruma düşüyorlar. Ve rahatça da eziliyorlardı. Yani çok gariban durumdaydılar. Bunlar alabildiğine at koşturuyorlardı, yani bomboş dünya bunlarındı. Ben pişt pişt dedim sırtlarına hafif bir vurdum yani; çok affedersiniz bir şey söyleyebilir miyim dedim? Buyur kardeşim dediler. Anlatınca, kafa beyin darmakeşan oldu adamlarda. Yani konu bitti. Sen diyorlar, biyoloji eğitimi aldın mı? Peki mürşidiniz, Darwin efendi eğitim almış mıydı? O da amatör biyologtu. Değil mi? Biz de amatör biyoloğuz nacizane. Kardeşim ayrıca bunun için biyolog olmaya falan gerek yok. 250 milyon tane, yaratılışı ispat eden fosil varsa, benim biyolog olmam niye gerekiyor? Bir tane ara fosil yoksa, benim biyolog olmama ne gerek var? İlkokul çocuğu anlar bunu. 6-7 yaşındaki çocuk anlar. Ne alaka yani? Protein tesadüfen meydana gelemiyor. Bitti konu kapanmış yani. Darwin’in kendi demiyor mu? Ara fosil yok diyor. Aradık bulamadık diyor adam. Ara fosil yoksa konu bitmiş zaten. Kendi diyor; eğer ara fosil yoksa konu bitmiştir diyor. Benim teorim de bitti diyor. Yok. Biz aradık diyor, bulamıyoruz diyor. 150 seneden beri aranıp bulunamamış, konu bitmiş. Dünyayı böyle kendi kendilerine kandırıyorlardı yani boş alanda. En ağırlarına giden de Türkiye’den ve hiç ummadıkları bir yerden böyle darmakeşan edilmeleri. Yani şu an utanıyor adamlar üniversiteler de anlatmaya, ders anlatmaya utanıyorlar. Fransız gençliği tam cin keratalar böyle, yani tam uyanıklar. Her yerde bunlarla böyle alay ediyorlar. Bizlerle alay ediyorlar diye şimdi de ağlıyorlar. Kardeşim seninle nasıl alay etmesin adam? Sen tesadüflerle oturup anlatmaya kalkmışsın yaratılışı. Tabii ki seninle alay eder adam. İnşaAllah.
SUNUCU: Maymundan geldiğine inanıyorsun. Tabii alay eder insanlar.
Buyurun sözünüzü kestim.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. The Guardian gazetesi İngiltere’nin en büyük gazetelerinden birinde -ki Darwinist bir yapısı var. Şubat ayında bir kamuoyu yoklaması resmi olarak yayınlandı. İngiltere’nin artık % 25’i Darwinizme inanıyormuş,  % 75’i inanmıyor. Hatta bir başlık koymuşlardı, hemen değiştirdiler iki saat içinde. Fazla,  % 75’i inanmıyor, Darwinizm bitti diye başlıkları vardı. Hocamızın çalışmaları vesile oldu maşaAllah. İngiltere Darwinizm’in kalesiydi daha önce.
ADNAN OKTAR: Yani asıl bunların ağababaları olayın bittiğini anladılar. Yani Türkiye’deki garibanlar da anladılar. O, bizi çıkartmışlardı ya Habertürk’e. Yani aslında ilk seansta o gün bittiler. Sonra ertesi gün o çocuk başladı şöyle tiklerle bir şeyler yapmaya başladı. Şöyle şöyle yapıyor, şöyle şöyle yine yapıyor falan. Ben oradan anladım ki yani olay bitmiş yani. Çünkü ploklonik hareketler de başladı mı bir insan da, konu bitmiştir. Üsluptan da anladım. Çayı viski içer gibi içiyor böyle kafasını dikiyor. Acayip heyecanlanmış böyle. Kovboy filmlerindeki gibi böyle.
SUNUCU: Sitede Dawkins nasıl yer vermiş size?
OKTAR BABUNA: Hocamızın, Washington Post gazetesiyle yaptığı röportajı olduğu gibi alıntı yaparak basmış. Yorumsuz.
SUNUCU: Hiç kendi yorumunu eklememiş mi?
OKTAR BABUNA: Yani bunların altlarında yorumları oluyor ama yani haberi olduğu gibi basmış. Şu an haberin yorumu yok. Yani resmi de röportajı da.
ADNAN OKTAR: Bunlar işte ağlıyorlar. Darwin gitti ne yapacağız diyorlar? Zaten, Radikal’de dün vermişti. Dün mü ertesi gün mü vermişti? Ne diyordu başlık?
OKTAR BABUNA: Evet. “Türkiye’de Evrimin Yıkılışı.”
ADNAN OKTAR: “Türkiye’de Evrimin Yıkılışı.” Bak “Türkiye’de Evrimin Yıkılışı”. Kim yıkmış? Malum şahıs. Nasıl yıkmış? İğneyle. Ne yapmış? Balona bir batırmış, balon güm diye patlamış. Gelip benden burada, bilimsel demogoji yapmak istiyorlardı böyle. Kendi adamlarını falan getirip uzatmak falan. Ben bir şeyi özünde, kısaca, kestirmeden küt diye indiririm. Yani ben öyle, dede sohbetlerine girmem. Var ya öyle çıkıp toplanırlar; mirim falan elinde pipoyla bacak bacak üstüne atıp sabaha kadar konuşurlar. Fakat bir türlü de netice çıkmaz. Yani, akşam 10’da başlıyorlar, sabah 4.30’da bitiyor. Konu belli değil, ne konuştukları belli değil. Gelsin çaylar, gitsin kahveler. İncir çekirdeğini doldurmayacak şekilde oluyor. Var ya bazen böyle babaanneler falan toplanırlar, sabaha kadar konuşurlar, gün yaparlar. Aynı onlar gibi. Yani derya muhabbeti tarzında, onların tabiri ile söylüyorum. Ben öyle bir şey yapmam. Yani ben pratik insanım. Net, vurdum mu, oturturum. Lafı hiç uzatmam. Mesela bir konuyu anlatırken, lafı uzun uzun uzun anlatmaya gerek yok. Darwinizm zaten sahteliği, o kadar uzun anlaşılacak gibiyse, biz zaten ondan sorumlu olmazdık. Yani hemen anlayacağımız gibidir. Cenab-ı Allah, yerin altını 250-300 milyon, 400 milyon fosille doldurmuş. Toprağa şöyle kürek parçasıyla da olsa bir şeylen, kazıdık mı çıkıyor. Oktar sakin ol tamam teşekkür ederim. Beni meşhur etmeye kararlısın. Tamam.
SUNUCU: Türkiye’de Evrim Bozgunluğu başlığıyla, The Washington Post’un haberine değinmiş Radikal gazetesi de. Efendim demişler ki: Türkiye’de evrim karşıtı düşüncenin çoğaldığını öne sürdü The Washington Post gazetesi. Gazeteye göre, bu duruma ABD’deki Darwin karşıtlarının da etkisi var demiş. Marmara Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Sema Ergezen’in sözlerine değinmiş. Haberin devamında...
OKTAR BABUNA: Evrimin bittiğini alenen ilan etmişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İnternet sitelerimizden birkaç örnek ver de bari, senin bu cihazın faydasını daha çok görelim inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Yayınımızı www.harunyahya.tv’de canlı olarak izleyebilirler seyircilerimiz. Aynı zamanda geçmiş yayınları, mesela haham Froman’la olan dünkü görüşmeyi. Günlük olarak konuyor. Bütün yayınları izleyebilirler. Mesela Türk İslam Birliği Müjdesi. Türk İslam Birliği’nin kuruluşu ile ilgili detaylı bilgiyi bu siteden alabilirler. Turkislambirligimujdesi.com. “U” ile yazılıyor tabii.
ADNAN OKTAR: Ama o zaman onu tam işte o şekilde yazıp büyük harfle hazırlayın, o şekilde hazırlayın. Böyle olursa bak sen kendin bile zor okuyorsun.
SUNUCU: Turkislambirligimujdesi.com
ADNAN OKTAR: İşte bunu çok daha kısa bir şey haline getirelim. Mesela üç harften oluşsun. Daha kolay bulunsun. Yani böyle bu kadar uzun değil de mesela “tib” şeklinde de yapabiliriz. Türk İslam Birliği yani onu söyleriz. Fakat buraya girerseniz olur deriz değil mi çok kestirme olur. Bu böyle çok çok zor, böyle yapmayalım.
OKTAR BABUNA: Bir de ana sitesi var bunun; Turkislambirligi.com var. O daha da kısa.
ADNAN OKTAR: Tib deriz, yani onu açıklarız.
SUNUCU: Evet sorularımız var devam edelim mi?
ADNAN OKTAR: Devam edelim tamam.
SUNUCU: Evet bir izleyicimiz Gebze’den demişler ki; “Hocamız bir tane. Hocamızın bu birleştirici, bütünleştirici özelliğini destekliyoruz” demişler, size onu da ileteyim.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Kayseri’den bir izleyicimiz demişler ki efendim “Hocam New York’ta içkili araba kullanan annelerin sayısı çok artmış. Yaklaşık iki yüz çocuk bu alkollü sebebiyle ölmüşler. Çocuklarını okuldan almadan önce içkili oldukları için çocuklarını da tehlikeye atan bu anneler için nasıl çözüm alınabilir?”
ADNAN OKTAR: Sorunuzun son kısmını bir daha alayım.  
SUNUCU: New York’ta içkili araba kullanan anneler yüzünden yaklaşık iki yüz çocuk vefat etmiş efendim. Bu anneler çocuklarını okuldan almadan önce sanıyorum alkol alıyorlarmış. Buna nasıl bir önlem geliştirilebilir? diye bir soru.
ADNAN OKTAR: New York’ta. New York’a pek gücümüz yetmez herhalde. Türkiye olsa tamam da onlara ne diyebiliriz. Yani açıklama tabii yapabiliriz ama tek çözüm içki içmemeleri. Ama içki içme desek de içerler şu kafada, şu mantıkta. Ancak yine Türk İslam Birliği’nin dünya çapındaki etkisiyle bunlar ortadan kalkabilir. Mesela çocuk kayıp olmaları yine devam edebiliyor. Geçenlerde o küçük sevimli bir çocukcağız yine kaybolmuş herhalde cesedini bulmuşlar. Yani inanılmaz kepazelik. O Firavun zamanında vardı böyle çocukları katlederler. Onun gibi böyle demek ki şeytani bir güruh oluştu, böyle İblis güruhu. Bu sabilere, bu küçük el kadar çocuklara musallat oldular. Çok uyanık olmak lazım. Aslında ihbar çok önemli bir şeydir. Mesela görgü şahitleri bence çekiniyorlar. Ufacık bir şey. İnsan nasıl görmez? Mesela bir çocuk oradan geçtiyse o gün dikkatini çekmiştir. Şöyle bir adamla geçti dersin. Ne çekiniyorsunuz yani? Yani neme lazımcılık biraz var gibi herhalde anladığım kadarıyla. Yani isim vermeden ihbar et, söyle. Yani tehlikeli iş ben bu işe girmiyim gibi falan düşünüyorlar herhalde. Yani bu ayıp, hem günah hem de çok yazık. Çok acayip bir şey. Bu gibi şeylerde hemen bildirmek lazım. Yani mesela mahallesinde, o şeydeki insanların her türlü bilgisi çok önemli olur. Mesela şöyle konuşuyordu, şöyle bir insan yanında vardı. Alakalı, alakasız hani mağdur olur diye de düşünmeye gerek yok. İnsan ne olacak 5 dakika gider, gözaltında da dursunlar bir gün, yeter ki o çocuk bulunsun. Ne olur yani? Ama tabii alakasız insanların böyle afişe edilmesi falan bunlar ayıp yani, bu çok çirkin bunlar. Yani suçlu tespit edilinceye kadar alakasız insanlar iyi korunup kollanmaları gerekiyor. Tespit edildikten sonra gereken işlem yapılabilir. Bir de halkın galeyana gelmesi bu doğru değil. Yani bu çok tehlikeli olur bu tip şeylerde. Çünkü alakasız biri de suçlu gibi gösterilebilir. Gerçek katil kaçar. Mazlum orada Allah esirgesin linç edilebilir. Velev ki yani gerçek katile rastlasak bile linç olmaz. Devletin kanunlarının uygulanması lazım. Yani kanun devletinde kanun uygulanacak. Çok çok riskli ve çok tehlikeli bir şey bu. Çok anormal bir hareket olur Bir de toplum o kadar gerilmiş bir toplumun önüne birisini yani işte yakaladık diye birisini atmış olsak o anda bu adammış deseler çok çok tehlikeli olabilir yani orada insanlar gergin. Onun için böyle provakasyonlara gelmemek lazım. Polise iyi yardımcı olmak lazım, devlete yardımcı olmak lazım. Devletimizin çalışmaları son zamanlarda güzel, iyi. Gayretleri var ama iyi istihbarat iyi bilgi önemlidir. Mesela bak iddia edilen Ergenekon Örgütü’nde ben aylardan beri söylüyorum nihayet başladılar elhamdülillah. Dedim ki; en tehlikeli yapılanma yargı içerisinde dedim, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yapılanması. Herhalde düğmeye basıldı benim görüdüğüm kadarıyla. Başladılar yavaş yavaş. Aman, aman, aman, ben vatandaşlarımdan ben istirham ediyorum, hiç çekinmesinler. Kapıcı olabilir, orada çaycı olabilir. Yahut bir memur olabilir. Ellerindeki her türlü bilgiyi devlete hemen ulaştırsınlar, ilgili savcılıklara. Hep bunlar ihbarla yapılıyor, yapılabiliyor. Devlete yardımcı olalım, savcılarımıza, polislerimize, hakimlerimize. Bakın bunun sonucunda yargı içerisindeki mesela hakim diyelim, bu insan zaten tehditle bu örgütün içine sokuluyor. Adamı kurtarmış olacaksınız siz. Yani o gariban duruma düşmüş oluyor. Orada kurtaracaksınız onu. Yani mesela üst bürokrat oluyor, adam çete, eşkiya. Sırıtarak geliyorlar. O da başkasından korktuğu için oraya geliyor aslında. Bakın tehdit eden bile korktuğu için oraya gelmiş oluyor. Zincirleme bir korku sistemi var. Bir korku imparatorluğu. Herkes herkesten korkuyor ve bu korku imparatorluğu devam ediyor. Yoksa oradan adamı çeksen çıkartsan, desen; ne için var senin burada? Biz seni güvenceye aldık desen; yapma, etme desen çıkar adam. Ama adamı müthiş korkutmuşlar. Derin devletiz biz işte, her yere elimiz ulaşır. Asarız, keseriz, biçeriz gibisinden. Böyle bir korku sistemi kurmuşlar. Ama korkacak hiçbir şey yok. Süper kahpe, süper alçak ve süper şerefsiz adamlar iddia edilen Ergenekon Örgütü mensupları. Korkak ve çok şerefsiz adamlar. Kalleşlikle iş görür onlar. Onun için yani ihbardan hiç kaçınmasınlar. Yargılansınlar ama şu an yargılananları tabii tenzih ediyorum. Çünkü yargılanmadan bir insana biz kesin teşhis koyamayız. Belki beraat edecek belki ceza alacak bilemeyiz. Ama böyle kahpe bir örgüt. Ahir zamanda Türk Milleti’nin başına bela oldu. Yani Türkiye’yi bölmek, parçalamak, eyaletlere ayırmak istiyorlar ki çok fazla eyalet. Paramparça etmek istiyorlar. Azbuz değil yani. İnsan zannediyor ki sırf Güneydoğu’yla. Yok adamlar o da değil. İzmir’i ayrı bölge olarak, İstanbul’u ayrı bölge olarak, Antalya bölgesi ayrı, Karadeniz bölgesini ayrı, çok fazla parçaya ayrımak istiyorlar. Ve bu iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bir ideali. Masonların maşası olmuş adamlar. Aman, aman, aman. Var gücümüzle bu fırsatı iyi değerlendirelim, bu imkanı iyi değerlendirelim. Devlete tam anlamıyla yardımcı olalım. Çok iyi gidiyor. Gayet güzel gidiyor. Gidecekte zaten, çok da iyi gidecek. Çok şahane netice alacağız göreceksiniz.
SUNUCU: O kadar dediğiniz gibi sindirmişler ki hakikaten insanlara türlü eziyetler yapmışlar ki siz de bunlara maruz kalan insanlardan birisiniz?
ADNAN OKTAR: Bunların yani bunların yaptığı işkenceler bu bir şey değil, asıl bundan sonra milletimizin zorda kalmaması çok önemli. Bundan sonra aydınlığa doğru gidiyoruz, çünkü şu an Türk İslam Birliği’nin karşısındaki en büyük engeldi bu. Bu gitti mi zaten bitti Türkiye dünyanın en büyük devleti olur. Ekonomik gelişmemizi engellediler bu kahpeler, siyasi gelişmeleri engellediler, kültürel gelişmeyi engellediler, iç barışı engellediler, mutluluğumuzu engellediler, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesini engellediler. Yani tam iblis ordusu, süper tehlikeli tipler, taş kafa ve kemik kafa ve bunaklardan oluşan bir şeyleri var bunların yönetim ekibi var, silme bunak yani nerede bunak beyni erimiş böyle ahmak varsa bunların elinde. Her biri ayrı bir ahkam kesiyor yolda yürümekten acizler, otelin kapısından gelirken cama çarpıyor amca diyor pardon ne yapıyorsun gel şuradan geç falan diyorlar. Koluna girip o düz yoldan getiriyorlar yolda yürüyemiyor adam. O Türkiye’yi idare etmeye kalkıyor böyle tipler yani ama milletimiz tabii artık yani bu konuya el koydu, devlet el koydu bundan sonra öyle pek oyun oynayamazlar. İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet Mersinden bir izleyicimiz demişler ki efendim “sevgili Hocam siz ekonomik krizin teknik bir olay değil metafizik bir olay olduğunu söylemiştiniz. Kuran’da da Allah bir ayetin de şeytandan Allaha sığınırım “Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, Biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik.” (Araf Suresi, 96) şeklinde buyurmaktadır. Ayette de bu konuya dikkat çekiliyor olabilir mi? Saygılarımı sunarım.” demişler efendim.
ADNAN OKTAR: Dünya için doğru. Türk milleti için ekonomik kriz daha hafif daha rahat geçecek inşaAllah bunu da görüyorsunuz ama dünyayı çökertinceye kadar ekonomik kriz bırakmayacak. Yani bu ahir zamanın alametlerinden bir tanesidir. Bu konuya biraz sonra geçeriz zannediyorum biraz sonra eğer bu cihaz bizi aldatmıyorsa 2 dakikamız var, ne güzel teknolojinin imkanlarından istifade ediyoruz.
SUNUCU: İstediğimiz zaman reklam arasına girebilirmişiz artık teknolojiyi de kullanıyoruz ben rahatım, arkadaşlarım içeride.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah neydi o eski günler böyle tek tek.
SUNUCU: Kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum yayınımızın başında da söylemeyi unuttum belirtim bu arada izleyicilerimiz dilerlerse efendim bizi Mavi Karadeniz 106.04, radyo 37 Kastamonu 95.02, radyo Star Aksaray 94.00, Emek radyo Mardin 101.00, radyo Aknur bu radyo yalnız internetten yayın yapan bir radyo www.aknur.com adresinden ve radyo Enerji Ordu 90.00 frekansından dinleyebilirsiniz.Efendim evet kısa bir aranın ardından tekrar birlikte olacağız bizden ayrılmayınız. 
Kısa bir aranın ardından programımız devam ediyor efendim evet.
ADNAN OKTAR: Gazete ve internet çıkışlarından getirmiş arkadaşlar bunlara bakıyorum. Vatikan uzaylılarla ilgili bir konferans düzenlemiş iyi saatte olsunlar hem de bir de Darwinistlerle ilgili, sonra Marksistlerle ilgili şimdi uzaylılarla ilgili iyi inşaAllah ama bir de Müslümanlarla ilgili değil mi Yaratılış’la ilgili toplantı yapmaları gerekir. Eğer madem demokratlar madem her düşünceye açıklar bu konuda da çok samimi olarak açık olmaları lazım çağırsınlar arkadaşlarımızı bizleri değil mi böyle bir toplantı olsun o zaman tamam. Süleyman Ateş Hocamız ne diyor... Ne zaman ki bu Vatan gazetesinde? Vatan gazetesinde mi yazıyor Süleyman Ateş? 11/11/2009 bugünün evet iyi maşaAllah. Süleyman Ateş Hocamıza maşaAllah’ta yanlız varlığına maşaAllah, fakat yazdıklarına şaşkınlıkla göz gezdirdim. “Elbette Adem topraktan yaratılmıştır ama bu demek değildir ki topraktan insan şekline konmuş da hemen içine ruh üflenmiş ve ilk insan doğrulup kalkmıştır.” Bu demek değildir ki değil Hocam öyle. Bilmiyorum bizi buradan seyrediyor mu yani. Canım ciğerim Hocamız, topraktan kilden insan şeklinde bir şey yaptım diyor Allah bir heykel, porselen tarzında ve “hemen içine ruh üflemiş” diyor, doğru Allah ruh üflemiştir yani mükemmel bir heykel yapmıştır ve ruh üflemiştir ve kalkmıştır o insan. Yaratılış bu şekildedir. Ona bir delil verim Süleyman Hocama da daha rahatlasın içi. Hz. Musa’nın asası Cenab-ı Allah diyor ki; o nedir diyor elindeki, asam diyor, ne yaparsın onunla diyor, davarlarıma yaprak silkelerim diyor ve birçok işte bana yardımcı oluyor diyor. O elindekini at ey Musa diyor atıyor derhal yılan oluyor anında hakiki yılan normal yılan üreyen, gelişen yılan. Nerede burada evrim? Ani yaratıyor, Allah ani yaratır. Hz. İsa’ya Cenab-ı Allah çamurdan diyor kuş biçimde bir şey yap. Bak orada kendisi Cenab-ı Allah çamurdan insan heykeli yapıyor üfürüyor Allah uçuruyor, insan hareketleniyor, yürüyor, konuşuyor, uçmuyor da yani yürüyor. Hz. İsa ne yapıyor Cenab-ı Allah’ın emriyle Ya Rabbimiz değil mi Yaradanımız ona emrediyor; çamurdan kuş biçimde bir şey yap o da hemen balçıktan, çamurdan kuş biçimde bir şey yapıyor. Kuş heykeli yapıyor, üfledin mi pırrr kuş uçup gidiyor yani normal kuş. Nerede burada evrim?
Onun için Hocamız bu tip üsluplar kullanmasın ayıp yapıyor yani gözlerimizin içine baka baka Türk halkına yanlış bilgi vermesin. “Yüce Allah toprağın bir bölümde insan olmasına emrini vermiş onu insan olmaya yöneltmiş önce hücrelere”, bak bak bak sanki olay yerindeydi Hocamız çok acayip... “hücreler eklene eklene insanın aslı belki binlerce hatta milyonlarca yılda gelişe gelişe son şeklini almış”. Darwin’in anlattıklarının aynısını anlatıyor. Dinle bunun ne alakası var? Milyonlarca yıla Allah’ın niye ihtiyacı olsun? “İlk aşamasında barbar ve kan dökücü olan insanın” diyor ilk aşamasında barbar yani ilkel Darwin’in dediği gibi maymunsu varlıklar ısırıyor, koparıyor, koşuyor, boğuşuyor öyle varlıklar vardır diyor. Darwin’in tıpatıp aynısını anlatmış. Böyle bir insan yok bir kere, yani bu tip insan her zaman var zaten psikopat, faşist, komünist, saldırgan, kan döken, masonu var her türlü şeyden çıkıyor her fikirden insan çıkıyor böyle saldırgan, barbar ve kan dökücü Irak’ta da gördük değil mi, Afganistan’da gördük. Dünyanın her yerinde görüyoruz tarihin daha geri devirlerinde de gördük kan döken insanlar hep olmuştur. Türkiye’de de görüyoruz. Pkk’nın tavrını da görüyorsunuz. Barbar ve kan dökücüdür. “Olan insanı, Yüce Allah yeryüzünde hükümdar ve kendisinin de halife olarak yapmak istemiştir” diyor. Şimdi bir kere ilk aşaması yok. İlk aşamada Hz. Adem gayet yakışıklı, Avrupai, arslan gibi peygamberdi. Süper mükemmeldi. Ne kan dökücüydü, ne de barbardı. Gayet efendiydi. Ama sonra onun evlatlarından, mesela var Habil Kabil kıssasında. Mesela barbar ve kan dökücü işte orada. Kardeşini şehit ediyor. Tabii şehit ediyor kardeşini. Eee. Bunun evrimle ne alakası var? Bakın kardeşi son derece medeni, şefkatli. Barbar ve kan dökücü değil. Adem’in evladı, Adem hayatta daha. Evlatları bunlar. Hani nerede böyle insanlar? Hz. Adem çok efendi, oğlu da çok efendi fakat diğer oğlu kan dökücü ve zalim. Onun için Hocamız halkı böyle yanlış bilgilendirmesin, yakışık almıyor ayıp yapıyor. Yani gözümüzün içine baka baka bize böyle yanlış bilgi vermeye kalkmasın. Ve dediklerinin de hiçbir şekilde aslı yok. İspat ettim, gösterdim, Kuran ayetleriyle de ispat ediyorum. Ani yaratılışa iki tane delil verdim. Ve bu dediği konuya da delil verdim. Bak Hz. Adem hayatta, oğlu var. Oğullarından biri barbar ve kan dökücü; ama diğeri çok efendi ve Hz. Adem’de çok efendi. Hanımı da çok efendi. Onun için böyle şeylere gerek yok. Vatan gazetesinde yazıyor olmanın insanın psikolojisini değiştirmemesi gerekiyor. Değil mi? Yani ayıp yapıyor Hocamız. Çok çok ayıp yapıyor, yakışmadı ona. Yani bir de bizim olduğumuz yerde, Türkiye’de bu çok zor yani böyle şeyler. İnşaAllah. “Öcalan hakkında şok iddia. Terör örgütü lideri Öcalan’ın hiçbir zaman Pkk mücadelesi içinde yaşamadığı, iddia edilen Ergenekon Örgütü tarafından kullanıldığı iddia edildi” diyor. İddia değil kardeşim, nerenin iddiası? Direkt iddia edilen Ergenekon Örgütü Pkk’yı kurmuştur. Ve bakın, aptalca iddiaya bakın iddialarına: diyor ki bunlar; Türk ordusu diyor eğer savaşmazsa gücünü kaybeder yani hani sanki bir güreş yapılan pehlivan hani güreşmezse zayıf düşer der gibi. Yüzyıl bile insan savaşmayabilir. Niye savaşsın? Ama o gücü her zaman bulur. Bu insan değil mi? Peygamber Efendimiz son derece efendi insan, şefkatli, merhametli insan. Ömrü boyunca hiçbir şekilde öyle bir şey yapmamıştır. Savaş gerekmiştir, savunma gerekmiştir, aslan kesilmiştir. Hepsini darmakeşan etmiştir. Allah rızası için, o efendiliğiyle, ibadet ruhu içerisinde o terbiyesiyle bunu eda etmiştir. Hz. Ali çocuk yaşta yanına geldi, hiçbir şekilde öyle bir tavrı olmadı. Ama mecbur olduğunda Allah rızası için kendini savundu. Dolayısıyla yani kan dökmeyen, adam öldürmeyen, imansız kalır mantığı iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün komünistlikten aldığı düşüncedir. Çünkü Marksistlerin düşüncesinde var bu, tez, antitez, sentez. Tez ile antitez çatışır ve bu çatışma hiçbir zaman için bitmez, sürekli bir çelişki vardır onların inancına göre ve toplum sürekli bu karmaşanın içerisindedir ve sürekli de devrimler olur bu yüzden. Yani komünist devrimler olur, bir daha komünist devrim, bir daha komünist devrim. 
Yani bir komünist devrim, bir faşist devrim, bir komünist devrim, bir faşist devrim, onların iddiası bu. Yani komünizme karşı faşizm gelişir, ona karşı diyor yeniden komünizm gelişir. Tez anti-tezini sürekli doğurur düşüncesindeler. Bırakın böyle şeyleri. İnsan munis ve tatlı bir varlık, güzel ahlaklıdır. Bırakırsan kuzu gibi yaşar, çok daha efendidir, medeniyetler meydana getirir, güzellikler meydana getirir, huzur içinde yaşar. Cennette tez, anti-tez, sentez mi var? Cennete kargaşa mı var? Sonsuza kadar yaşıyor insanlar, gayet mutlular, sevinç içindeler. Efendice, nezaketiyle, huşu içinde yaşıyorlar, gayet de huzur içindeler yani öyle kimseden, değil mi bir şikayetleri yok, hiçbir şikayetleri yok. Onun için böyle safsataları bıraksınlar. PKK kafası iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün aynıdır. Bir örgütün diğer yan örgütüdür PKK. Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yan örgütlerinden bir tanesidir. Diğer başka terör örgütleri de iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün yan örgütüdür, bir tanesi de odur. “Geçen cuma neredeyse yok oluyormuşuz” diyor efendim Vatan’da. “Astronomlar 2009VA adı verilen 7 metre uzunluğundaki göktaşının geçen Cuma günü 23:30 yalnızca iki dünya yarıçapı mesafesinden geçtiğini söylediler. Bu dünyaya çarpmadan üçüncü en yakından geçen astreoid olduğunu söylediler”. İşte bir dahaki sefere böyle sekmeyecek, tam anlamıyla bindirecek ve dünya 2120 de inşaAllah dönüş istikametinin tersine dönmeye başlayacak inşaAllah ve onunla itibaren kıyamet de başlamış olacak inşaAllah. Oda TV, bunlar acayip komik tipler, “Bu habere Adnan Hoca kızacak”. İşte bu Adnan Hoca işte Darwinistlerin toplandığı yeri basar artık herhalde falan..
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
SUNUCU: Haber neymiş? 
ADNAN OKTAR: “Türkiye’de evrim teorisine karşıt görüşlerin yaygınlaştığı ile ilgili haber yapan The Washington Post”, vay ne havalı Washington Post. “Marmara Üniversitesi biyoloji öğretmeni anabilim dalı” falan feşmekan, “evrim teorisini anlatmaya çalıştığım zaman öğrencilerimin suçlamalarına armuz kalıyorum.” Suçlamıyorlardır da çocukların komiğine gidiyordur. Yani ne yapsın çocuklar? Komedi filmi gibi bir şey olmuş oluyor. Yani “ABD mi destekliyor?” diyor, “Adnan Hocayı”. Kardeşim ABD’den gelen bütün gazetecilerin hepsi Darwinistler. Ben burada toz duman ediyorum onları, hepsi alayı Darwinistler. Olur mu? Muazzam savunuyorlar. Yani üniversiteler, enstitüler, basın hepsi Darwinist ve hepsi ateist düşünce içerisinde. Amerika’da bir avuç Yaratılışçı var, yani Yaratılışı savunan var onlar da milletin eğlencesi olmuşlar, gülüyorlar onlara çünkü “6000 yıl” diyor “dünyanın bütün ömrü” diyor. Adam zaten baştan kaybetmiş. Dolayısıyla bunlar aslan kafesine düşmüş küçük sincaplara benziyorlar, şimdi her pençede bir yere hopluyor bunlar. Yani bunlar benim elime düştüler. Nerenin desteği? Bilakis, var gücüyle köstek olmaya çalışıyorlar idi ama aslanı zaptetmek mümkün mü? 
OKTAR BABUNA: EvvelAllah. 
ADNAN OKTAR: EvvelAllah, kükrememiz yetiyor yani. Onun için ne Washington Post, efendim ne...
OKTAR BABUNA: ABC. 
ADNAN OKTAR: ABC mi adı  batmayasıca, neyse. 
OKTAR BABUNA: NewYork Times.  
ADNAN OKTAR: Efendim, NewYork Times, efendim. 
OKTAR BABUNA: Herald Tirubune. Bunlar hep sizinle son zamanlarda yapılanların hepsi inşaAllah. 
ADNAN OKTAR: Tribün denilince benim aklıma maç ve tezahuratlar geliyor tabii. Herald deyince de eskiden bir espri vardı, herhalde yerine söyleniyordu, herald falan diye. Evet yani özetle, bu arkadaşların hepsi koyu Darwinistler, OdaTv’deki kardeşlerimiz de bunu bilsinler. Buraya geliyorlar, affedersin haşa huzurdan darmakeşan oluyorlar böyle, değil mi? Meydan muharebesi gibi, hepsinin hakkını avucuna koyup gönderiyorum. Olay bu. 
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Sizin karşınızda gelenlerin hiçbiri -ben hepsine şahit oldum Hocam inşaAllah- bir kişi bile “yok siz öyle diyorsunuz ama Darwinizm vardır” demedi yani, Darwinist olmalarına rağmen.   
ADNAN OKTAR: Buraya yüzün üzerinde muhabir geldi, yabancı, İngiliz, Amerikan, Fransız, Alman, hepsi koyu Darwinsttiler ve var güçleriyle Darwinizm’i savundular ama şimdi ölüyü ayakta tutmanın imkanı yok ki. Damlar bırakıyorlar, şak diye yatıyor adam yine. Yine kaldırıyorlar, ölü adam diyorum, yine yere düşüyor. Ben bileğimin hakkıyla Allah’ın izniyle söke söke yerle bir ediyorum. Kimsenin bize destek olduğu mestek olduğu yok, nerenin desteği? Onlar bizi kendi kafalarınca mat etmeye geliyorlar buraya. Fakat kendileri mat olup gidiyorlar. Öyle bir konu yok. Bütün Amerikan üniversiteleri darwinist. Bütün profesörler, silme darwinistler idi. İdi ama evvelAllah böyle Hz.Ali’nin pençesini sırtlarında hissedince yerle bir olmuş  böyle küçük varlıklara dönüştüler. İnşaAllah, değil mi, evvelAllah. Onun için OdaTv’nin biz bunu espri olarak kabul ediyoruz. Adamcağızın burada ne kadar çırpındığını bir görseydi daha iyi anlardı. Mesela o geçen gelen çocuk, pul pul böyle artık kulağının derisi şeyleri kabardı böyle, kurdeşen mi deniyor ne o öyle, tabii kurdeşen döktü böyle. Gözleri falan böyle şaşılaştı, sıkıntının şiddetinden. Anında cevap böyle ama ne cevap böyle, bomba gibi yani, vurdum mu oturtturdum, vurdum mu oturtturdum. Artık sırf en son Dawkins’e sığındı, dedi “onun niye sitelerini kapatıyorsun?”. Kardeşim hakaret ediyor. Dedi “İngiliz mahkemelerine müracaat etseydin.” Kardeşim yapma dedim burası Türkiye dedim, Allah Allah ben niye İngiliz mahkemelerine gideyim Türk mahkemeleri varken.” Şu laf mı yani? Bak oradan artık yani çaresizlikten şuuru kapandı herhalde, “İngiliz mahkemelerine müracaat etmen lazım, Türk mahkemelerine niye gidiyorsun?” diyor, sitesini kapatmak için.  
SUNUCU: İngiliz miyim ben? 
ADNAN OKTAR: “Kardeşim burası  Türkiye” dedim. Ben de Türküm, Türk mahkemelerine gidiyorum, Türk mahkemesi geçerlidir yani İngiliz mahkemesinden bana ne.  
OKTAR BABUNA: Şuuru kapandı  tam. 
ADNAN OKTAR: Allahualem yani herhalde gerilimden artık. “Bana” diyorum “şahsi hakareti var” diyorum. “Niye kapattırdın?” diyor. Defalarca söyledi yine cevap verdim, yine aynı şeyi söylüyor. 
OKTAR BABUNA: “Sana olsa yine kapattırırdım” dediniz hatta. 
ADNAN OKTAR: Tabii. “Bir de kardeşim adamın ucuz kahramanlık yapmasına gerek yok” dedim. Ne bir şey hero diyorsun sen, ucuz kahraman, neydi sen tercüme ettin... Söyle bir şey yok. 
OKTAR BABUNA: Cheap hero. 
ADNAN OKTAR: Ne? 
OKTAR BABUNA: Cheap hero. 
ADNAN OKTAR: “Cheap hero” dedi tercümede onun için dikkatimi çekti. “Ucuz kahramanlık yapmasına gerek yok” dedim çünkü adamı biz davet ettik buraya zaten. İngiliz gazetesine ilan verdim. “Hoca” dedim “gel buraya tartışalım”. Değil mi? “Bak en iyi şartlarda seni burada misafir edeceğiz,” dedim, saygıda, sevgide, nezakette kusur etmeyiz, istediğin gibi yani 1. sınıf muamele göreceksin, 5 yıldızlı otelde seni tutacağız, ondan sonra, değil mi? 
OKTAR BABUNA: “Şehri gezdireceğiz”  dediniz.  
ADNAN OKTAR: “Saygı, hürmet göstereceğiz, şehri gezdireceğiz, sen bize yarım saat veya bir saatini vereceksin o kadar. Ben senin ne kadar boş bir adam olduğunu bütün kameraların önünde canlı yayında sana göstereceğim,” dedim. Fellik fellik kaçıyor adam. Ben bunun fikrinden çekinsem, bütün Türkiye’nin dünyanın gözünün önüne getirip onun bu konuları anlatmasına müsaade eder miyim ben? “Gel anlat”  diyorum, “anlat da ne kadar boş olduğun anlaşılsın”, o da hava atıyor, diyor ki “benim sitelerimi kapattı çünkü  çok etkiliydi benim sitelerim” diyor. Sen hakaret ediyorsun, terbiyesizlik yapıyorsun, biz o yüzden senin siteni kapatıyoruz. Hakaret etmesen sana kim ne diyecek yani, senin boş fikirlerini zaten anlatacaksın ki biz de seni darmekeşan edelim yani, değil mi? 
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bir de defalarca uyardınız onları çıkart diye çıkartmadı zaten. 
ADNAN OKTAR: Tabii kaç  defa uyardık. 
SUNUCU: Bir programda sanıyorum internetteki bir röportajında, oydu değil mi, bir programımızda göstermiştik.  
OKTAR BABUNA: Havaya bakıyor.  
SUNUCU: Havaya bakıyor, soru karşılığında yaklaşık bir 17 saniye kadar durup. 
ADNAN OKTAR: Evet, soruyorlar havaya bakıyor, öyle kalıyor, düşünüyor. 
SUNUCU: Havaya bakıyor evet sabit. 
OKTAR BABUNA: Yayını  durduruyor sonra.  
SUNUCU: Sonra da cevap veremeyip yayını durduruyor, değil mi, değil mi? 
ADNAN OKTAR: Şimdi burada da 17 saniye değil 27 saniyeye falan çıkar o. 
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. 
ADNAN OKTAR: Biraz da saflar arkadaşlar, gazeteciler, ona da inanmışlar, yani onun hakikaten fikirlerinden dolayı böyle, hani fikirleri bizi o kadar rahatsız ediyor ki, kapatın falan diyorum kapatıyorlarmış gibi. Öyle şey olur mu? Biz zaten Darwin ile ilgili bütün sitelerin takibini yapıyoruz ve hepsine cevap veriyoruz. Adamlar saygılı. Hakaretamiz konuşmamış, şahsıma yönelik bir üslupları yok. Zaten onlara ihtiyaç var. Av kaçacak ki aslan kovalasın, değil mi? Bizim o zaman vasfımız ne yani, inşaAllah, biz onları dümdüz etmekle görevliyiz zaten. İnşaAllah. Engebe yoksa biz neyi dümdüz edeceğiz yani. Onun için ucuz kahramanlık yapmasın diye söyledim, efendim Hocamız da İngilizce tercüme etti.  
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. MaşaAllah. 
ADNAN OKTAR: “Ahmedinejad zirveye damgasını vurdu”. Ama ben uyardım, bugün elçilik mensupları vardı, “Mehdi’den bahsetmedi” dedim. Halbuki Mehdi’den bahsetse, Darwinizm’in yıkıldığını söylese, bütün dünya medyasında sürmanşet olurdu ve çok etkili olurdu. Ama birleşmeden bahsetti. Bu birleşmeyi ben çocukluğumdan beri duyarım, sürekli herkes söyler birleşmeyi. Mehdi olmadan İslam alemi asla birleşmez. Bakın bir daha söylüyorum, Mehdi olmadan İslam alemi asla birleşmez. Bütün güçleriyle uğraş, olmaz. Yani onun manevi heyecanı, manevi ruhu Mehdi’ye mahsustur. Allah o görevi Mehdi’ye vermiştir. O elektriği, o startı verebilecek güç, Mehdi’dedir. İstedikleri kadar uğraşsınlar bu olmaz. Onun için toplanırlar, yemek yerler, sohbet ederler, konuşurlar, temennilerde bulunur, kapanış, gündem, konu biter. Bu kaçıncı toplantıları, hiçbir şey olmaz böyle. Mehdilik gündeme gelmedikten sonra bu toplantılar kıyamete kadar devam ederdi ama kader böyle değil. Önümüzdeki yıllarda göreceksiniz. 
SUNUCU: Aslında zirve bir araya gelmişken konuşmaları gereken konu bu değil miydi?  
ADNAN OKTAR: Şimdi tabii illa ki resmi konuşalım üslubunda oluyor, Ahmedinejad anladığım kadarıyla. Burada hata yapıyor. Daha önce açıldı mesela gitti Amerika’da söyledi. Mehdi gelmiştir dedi. Burada da söylemesi lazımdı. “Darwinizm yıkılmıştır ve Mehdi gelmiştir.” Bunu söylesin dedim, şimdi bugün tembihledim. Yani bir dahaki şeyinde mutlaka bunu söylesin dedim. Çünkü mesela diyor ki “Ahmedinejad birleşerek ekonomimizin gelişmesinde çok başarılar kaydedebiliriz.” Ekonomi zemininde birleşmenin teklifi olursa, bu egoistliği bencilliği getirir. Adam seninle niye birleşsin ekonomi için? Yani herkes kendi yoluna der. Mesela İran “biz kendimize yeten bir ülkeyiz” der. “Biz meyvemizi, sebzemizi de üretiyoruz, buğdayımızı da üretiyoruz, kendi teknik imkanlarımız da var, biz kendi kendimize yeteriz” der. Niye birleşin başka bir ülke? Çünkü birleştiğinde sen fakir ülkeleri de kurtaracaksın. Burada ekonomi hedeflenirse, yani bu iş biter. 
SUNUCU: Çıkara dayalı  olur ki o da olmaz tabii. 
ADNAN OKTAR: Veyahut, işte teknik yönden gelişelim, bu da olmaz. Allah rızası için, Allah aşkıyla, Allah’ın yarattıklarına coşkun muhabbetle, deli aşık ruhuyla bu işler olur.Yoksa milim santim olmaz. Ama zannediyorum bunu, mesela Karzai ne diyor “1.4 milyar insanız, geleceğimiz parlak”. Geleceğin parlak ama Mehdi ile parlak, Mesih ile parlak, Mesih İsa ile parlak. Bunu söylemeleri lazım. Mesela “yatırımları artırmak için ortak vize çıksın”. Bunlardan kurtuluş olmaz. Yani mesela Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın kapılarını açalım, Suriye’nin kapılarını açalım, Irak’ın kapısını açalım. Aşk olmazsa, deli aşık ruhu olmazsa, onlar orada oturur, biz burada otururuz, hiçbir şey olmaz. 
Aşık adam zaten vizeyle de olsa gider bir şeyler yapar yani vize, vize engel değilki. Şimdi Irak’ın kapısı açınca, bir aşk ruhu, bir deli aşık ruhu oradan akmadıktan sonra, Irak Irak’ta oturur, Türkiye Türkiye’de oturur, hiçbir faydası olmaz. Yani Ermenistan’ın sınırını açsan ne olur, eğer Ermenilere karşı sevgi duymadıktan sonra, onları bağrına basmadıktan sonra. Mesela buraya maça çağırdık, adamcağızlar mahçup oldular burda benim gördüğüm, ya orada çıkartın Ermenistan bayraklarını, Azerbaycan bayrağını, Türk bayrağını, hepsini birden değil mi coşkuyla sallayın. Basın bağrınıza, dersiniz ne bekliyorsunuz gelin, değil mi, biz sizi millet-i sadıka olarak emeanet olarak bıraktık oraya ve Allah’ın emanetini geri almaya geldik diyeceksiniz. Açın kapıları gelin buraya diyeceksiniz. Biz de oraya gelelim diyeceksiniz. Bir coşku gerekir. Buz gibi bir surat olursa, buz gibi bir üslup olursa hiçbir şey olmaz, adamlar yerinden bile kıpırdamak istemez. Hani çağrılmayan yere davulcuyla  zurnacı gidermiş derler değil mi? Davet edilmeyen yere. Bir yere insan, bir misafirliğe coşkuyla davet edilmezse gitmiyor. Yarım ağızla davet edene gidiyor musunuz?
SUNUCU:Yok tabii ki gidilmez.
ADNAN OKTAR: Kimse gitmez.
ADNAN OKTAR: Aşkla, sevgiyle çağırıyorsa, samimiyse insan gider. Ve o zaman rahat edebilirsin. O coşkuyu görmezsen nereye gideceksin sen? Bu aşkı bu coşkuyu Mehdi dünyaya verecektir. Ve Mesih verecektir.Allah bu yetkiyi bu anahtar gücü onlara vermiştir.Bunlar deli aşık ruhunun güneşleridir.Yani onların ruhundaki şiddetli coşkuyu bütün dünya alacak. Onların elektriğini alacaklar ve onla ayağa kalkacaklar. Yoksa böyle toplanalım da ekonomimiz rahatlasın... Avrupa Birliği toplandı da ne oldu?
SUNUCU: Ne oldu? Değil mi?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey olmadı. İntihar ediyorlar, cinsi sapıklık arttı, ahlaksızlıklar arttı. Hepsi de sürünüyorlar hiçbir şey olduğu yok.
SUNUCU: Birbirlerinin kuyusunu kazıyorlarlar.
ADNAN OKTAR: Tabii hani diyorlar ya burdan tükürüp oradan şey yapıyorlar filan derler. Neyse o çok çirkin de onu söylemeyeyim ben.Yani aç bilaç  geziyorlar. Bulgaristan’ı aldılar, Bulgaristan da aç  perişan vaziyette. Romanya’yı aldılar herhalde değil mi?
ADNAN OKTAR: Onlar da aç perişan vaziyetteler. Aman ne mutlu bizi Avrupa Birliği’ne aldılar.Ne olmuş  aldılar da? Ne yaptın? Evinin tavanı yine akıyor sular, gariban oturuyorsun evin içinde yani. Değil mi? Hiçbir şey de olmamış. Aşk ve coşku ekonomiyi de canlandırır, siyaseti de canlandırır, bilimi de, sanatı da. Aşk yoksa niye sanat olsun? Adam niye mükemmel mimariler yapsın? Niye mükemmel tablolar yapsın? Değil mi, mükemmel heykeller nasıl yapsın yani? Aşkla olur bunlar. O devirde yapılan tabloları bakın asla yapamıyorlar.
SUNUCU: Doğru.
ADNAN OKTAR: O devrin mimarisini, geçmişin, o zaman bir aşk varmış. Yanlış da olsa adamların inançları  eksik de olsa,ama içlerinde bir aşk var. Aşk gittikten sonra buyrun. Dümdüz oldu. Dikdörtgen kibrit kutusu gibi binalar, soğuk buz gibi bakışlar. İşte tostla limonata hadi gidelim eve. Yani bu kafaya dönüştü olay.
SUNUCU: Doğru maaleef. Ülkemiz de o zengin tarihi kaynaklara sahip. Hakikaten bakıyorsunuz çok güzel eserler yapılmış. Camilerimiz maşallah mesela, tekrar aynılarını, yine çok güzel yapıyorlar maşallah ama, o güzellikte o heybette bana göre olmuyor. Köprüler. Evet daha teknolojik daha gösterişli ama o sanat eserini taşımıyorlar değil mi?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde taşımıyor hem de. Yani asla olmuyor. Eski Türk evlerinin o sıcaklığı o güzelliği o sevecenliği. Efendim Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah şehitler günü dolayısıyla düzenlenen festivalde yaptığı açıklamada” Türkiye’nin Ortadoğu’da oynadığı yeni rolü desteklediklerini söyledi: Şii İran yerine Sunni Türkiye’yi tercih ederiz.” Ya tamam güzel de yani sanki böyle bir mezhep ayrımı varmış gibi bir üslup kullanmış, Şii İran da çok güzeldir diyecek, Sunni Türkiye de çok güzeldir ama aşkı sevgiyi coşkuyu biz Türkiye’de buluyoruz, daha samimi buluyoruz, daha aktif canlı buluyoruz. Türkiye’yi tercih ederiz demesi gerekirdi. Şimdi Şii karşıtlarına malzeme vermiş gibi bir üslup oluyor. Bu ondan sonra Caferileri doğrama, Şiileri kesme üslubundaki adamlara malzeme çıkmış olacak. Onun için, yani belki basın da yanlış aktarmış olabilir. Evet ama Nasrallah da Mehdi’nin İstanbul’da çıkacağını bilen insanlardan bir tanesi. Geçenlerde geldi biliyorsunuz İstanbul’a. Onlar da harıl harıl Mehdi’yi arıyorlar inşaAllah. Fakat Ahmedinejad’ı böyle soğuk bir çizgiye çekmek istiyorlar gibi etrafındaki kişilerin bir kısmı. Ben buradan Sayın Ahmedinejad’tan istirham ediyorum: o sıcak üslubuna devam etsin. Mehdi’yi aşkla anlatsın, Mesih’i aşkla anlatsın, “kim ne der”i bıraksın, ondan sonra, dediler bana ben konuştuğumda; işte biraz tepki alıyor bazı çevrelerden. Ya kardeşim Müslüman zaten tepki almaya geliyor dünyaya. Tepki alacak tabii ki. Ben tepki alacağımı düşünsem bu faaliyetlerimi yapabilir miydim şu ana kadar? Değil mi? Söke söke, kopara kopara böyle eze eze yapıyoruz evvelAllah. Bana dünyada yapılmadık iftira kaldı mı? EvvelAllah, delilikten tut bilmem nereden çık, hepsini söylediler. Vız gelir tırs gider evvelAllah. İsterse cayır cayır yaksınlar Taksim’in ortasında; böyle Allah diye bağırarak değil mi, tekbir getiririm inşaAllah. Soğukluk yani küt üslup, ruhsuz üslup ölüm getirir; aşkı öldürür, sanatı öldürür, bilimi öldürür, ekonomiyi öldürür, insanın hücrelerini öldürür, hayatı öldürür. Bütün toplumu, dünyayı ve bünyeyi kanser yapar. Bu kafa bırakılacak. Dünya aşkla dönüyor. Bütün kainata aşk hakimdir; Allah aşkı hakimdir. Deli aşık ruhuyla her şey yapılır. Onun için bu üslup olmaz ama tabii vazifeli olmadıkları için Cenab-ı Allah onlara belirli bir dereceye kadar müsaade ediyor, kaderleri öyle ayrı mesele. Ama bu konuyu sürekli gündemde tutmaları gerekiyor. Ama zannediyorum bu hata önümüzdeki günlerde düzeltilecek inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah, evet. Kaderleri öyle dediniz. Mesela ismini vermeyen bir izleyicimiz demiş ki “Selamünaleyküm Hocam.” Aleykümselam diyoruz size de.
ADNAN OKTAR: Aleykümselam.
SUNUCU: “Sizleri çok seviyoruz ve sürekli takip ediyoruz. Ben bir soru sormak istiyorum: Allah affetsin yanlış cümle kullanırsam. Röportajlarınızda bazı insanların cehennem için yaratıldığını söylemiştiniz. Neden bir insan cehennem için yaratılır ve acı çeker? Buna gerekçe ne olabilir? Ben bu soruyla sürekli karşılaşıyorum ama mantıklı bir cevap veremiyorum. Ben kendim inanıyorum ama insanları tatmin edici cevap bulamıyorum. Beni bu konuda aydınlatır mısınız? Allah sizden razı olsun” demiş.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi bakın şöyle; biz zamanlıyız, Allah zamanın dışındadır. Zamansızdır ve mekansızdır. Biz zamanlı ve mekanlıyız. An içerisinde Allah sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yaratmış ve bitirmiştir. An, an saniyenin katrilyonda biri değil. Daha da kısa, daha da kısa, daha da kısa, daha da kısa sonsuza kadar daha kısa desen gine bitmez, o kadar kısa bir andır. O kadar bir an içerisinde sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yapıp bitirmiştir Cenab-ı Allah. Yani bir avuç beyinle kavranacak bir olay değil. Allah bizim kavrayacağımız kadar bize bilgi veriyor. Onun verdiği bilginin dışında biz kendi imkanımızla, beynimizle bir bilgi üretemiyoruz. Mesela arkadaşımız da diyor ki şimdi ben konuşurken kendim, canım istedi konuşuyorum. Böyle bir şey yok. Allah’ın emrettiği konuşmayı yapabiliyorum ben. Yani ezelde takdir ettiği bir konuşma var; onu konuşuyorum. Ben de dinliyorum Allah’ın yarattığı konuşmayı. Ben kendimden konuşamam. Şeytandan Allah’a sığınırım, Cenab-ı Allah diyor ki; “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” diyor. Nutku veren Allah’tır diyor, yani konuşmayı Allah yaratır fakat Allah ledün ilmini kullanır. Ben onu geçenlerde anlattım, arkadaşımız tam anlamadı. Allah bütün ilimleri açmaz ama bakın ben kapalı anlatayım, ne anlarsa anlasın. Cenab-ı Allah diyor ki; Ben cehennem için insanlar yarattım diyor, hepsini dolduracağım onlarla diyor fakat bunların özelliklerini söylüyor: bir; gözleri vardır görmez diyor, yani görmüyor gözü, muhkem ayet, açık. Kulakları vardır işitmez diyor, duymuyor kulağı yani normal duymuyor. Kalp gözleri de kördür diyor Allah. Siz onları diri zannedersiniz diyor, onlar diri değil ölüdürler diyor. Şimdi müteşabih söylemiyor Allah, açık yani ölü, normal bildiğin zombi yani sokakta gezen ölü tarzında. Bu şekildedir cehennem ehli. Yani eğer anlıyorsa arkadaşımız anlasın. Fakat mümin öyle bir durumda olmaktan korkuyor. Korkacak, Cenab-ı Allah diyor ki; ümitle korku arasında olun. Yoksa Allah’a inanan, samimi bir Müslüman asla ve asla cehenneme gitmez. Yani Allah’ın vasfına uygun değil yani asla yapmaz Cenab-ı Allah böyle bir şeyi. Yani hiçbir müminin kaderinde böyle bir şey yok.
SUNUCU: Bu insanları, o zaman şöyle de diyebiliriz değil mi efendim: şimdi bu insanlar gerçek müminlerin, Müslümanların sınavı için yeryüzünde ve onların görevi o değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Eğer onlar olmazsa mümin imtihan olamıyor. Bakın imtihan için olmazsa olmazdır kafir. Yani mutlaka olması gerekiyor. Mutlaka Darwin olacak, Marx olacak, Stalin olacak, Lenin olacak, iddia edilen Ergenekon Örgütü olacak, yani bunlar olmadan imtihan olmaz. Mutlaka olacak hatta bunlar cennette de gerekiyor, cennette de var; Müslümanlar her an cennette bakar bakmaz bunların cehennemdeki hallerini görüyorlar. O zaman ne oluyor biliyor musunuz? Cehennemi gören mümin cennetin taşını, toprağını öpmeye başlıyor. Böyle okşuyor taşını, toprağını okşuyor ve müthiş bir mutluluk geliyor, kıyas yapıyor.
SUNUCU: Kıyas yapıyor tabii.
ADNAN OKTAR: Cehennemdekinin canının yanmasının nedeni de; yine kıyastır bir yönüyle. Kıyas, müthiş can yakıcı bir şeydir. Ama o diyor ki oradaki canı yanan adam, bakın canı yanan adamı söylüyorum; diyor ki Allah ölü onlar diyor. Yani ne diyeyim?
SUNUCU: Tabii, ifade çok açık.
ADNAN OKTAR: Yani, ölüdür diyor. Siz onları diri zannedersiniz, ölüdürler diyor Allah. Bu, ledün ilmiyle anlaşılabilir yani ben bu kadarını söyleyebilirim. Yani açık şuurlu, samimi bir Müslüman, Allah’tan korkan bir insan asla ve asla cehenneme gitmez. Tekrar ediyorum fakat Müslüman şiddetli korkar, ümit ile korku arasındadır. Hatta ahirete gidiyor bakın, düşünün; önünde ışık var, yanında sürücüsü var, bir vasıta gibi bir şeyle ahirete gidiyor, ışık var, sağında da ışık var; bu ne demektir biliyor musunuz, cennete gidecek adamların alametidir bu, kuvvetle ümit ederler diyor Allah. Yani kanaati gelmiş değil daha.
SUNUCU: Kanaati gelmiş değil hala.
ADNAN OKTAR: Tabii, kuvvetle ümit eder, bilmiyor çünkü Cenab-ı Allah’ın onu cennete götürüp götürmeyeceğini. Allah’ın sözü var ama gerçekleşmemiş henüz. Onun için Allah, kuvvetle ümit ederler diyor. Yani tabii kanaati gelmiş anlamında. Ama yüzde yüz emindirler dememiş Allah. Demek ki yine ümitle korku arasındaki şey orada da devam ediyor daha netleşmediği için. Yani belki mesela Allah’ın onu bir şekilde sınadığını düşünmüş olabilir, bilemiyorum. Yani tabii Allah’ın sözüne inanıyor mümin, güveniyor ama gerçekleşmediği için de böyle bir şey içerisinde, durum içerisinde.
SUNUCU: Yine içinde ufak da olsa o şüpheyi taşıyor.
ADNAN OKTAR: Ufak da olsa bir şey var yani. Kuran’dan bunu anlıyoruz inşaAllah. Yani mesela üniversite imtihanını da kazanıyor adamlar ama okula girip giremeyeceğini bilemiyor yani değil mi?
SUNUCU: Tabii.
ADNAN OKTAR: Emin olamıyor, o kaydını yaptırdığında içi rahatlıyor. Artık onun gibi düşünsünler yani inşaAllah. Evet, bu gazeteler neyin nesi? Bana yeni yeni gazeteler getirmişsiniz. Vakit gazetesi, evet yarınki.
SUNUCU: Arka sayfasında ilan var.
ADNAN OKTAR: Burada da “BAV Davasında Bozma Gerekçeleri” diye yine ilan verilmiş. Görülüyor mu? Evet. “Görevli olmayan mahkemece yapılan hükümsüz işlemlerin görevli mahkeme tarafından yenilenmemesi bozma gerekçesidir” diyor. Bu daha önce de açıkladığımız bir konuydu. Ve buna ait bozma gerekçeleri; ek savunma verilmemesi ile ilgili bozma gerekçeleri Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre açıklanmış. “BAV Davasında Bozma Gerekçeleri-3” diyor, 8 yıl süren BAV davasında yargılanan kişilere savunma hazırlama talepleri, ek savunma hakkı verilmemesi ile ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı açıklanmış. “BAV davası yargılanmanın aleniyeti ilkesinin ihlal edilmesi de bozma gerekçesidir” diyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre. “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması gerekiyor”  diyor. “Evet duruşmanın açık yapılmaması, ara kararların yazdırıldıktan sonra tüm tarafların duruşma salonuna tekrar alarak duruşmaya devam etmiş ya da duruşmayı sonlandırmıştır” diyor. “Cumhuriyet Savcısının sanıkları, müdafilleri ve müdahilleri, müdahil vekilleri tüm dinleyicileri duruşma salonundan çıkarmıştır” diyor mahkeme bu da bir bozma nedeni.  
SUNUCU: Kararlar dava görülürken mi? 
ADNAN OKTAR: Evet. Evet “Cumhuriyet Savcısının sanıkları, müdafileri, müdahilleri, müdahil vekilleri ve tüm dinleyicileri duruşma salonundan çıkarmıştır” diyor mahkeme. “Yerel mahkeme ara karar verileceği zamanlarda duruşma salonunu tamamen boşaltmıştır” diyor. Bu da bir bozma nedeni. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bir bozma nedenidir. “Yerel mahkemenin BAV davasındaki iki farklı Yargıtay ilamı arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kurması bozma nedenidir”. Evet bu da hakikaten Yargıtay 5. Ceza Dairesi ile Yargıtay’ın 8. Dairesi arasında karar farklılığı vardı. Biri 313 dedi, biri 4422’yi bozun ama hangi maddeye göre hareket ederseniz ona göre hareket edin dedim dedi mahkemeye. Fakat bu, arada bir çelişki oldu, yani çünkü Yargıtay 5. Ceza Dairesi 313’e gönderdi 313’den yargılansın diye gönderdi fakat 8. Yargıtay da 4422 ihlali, 4422 açısından bakın, 4422 kaldırılmıştır hangi kanun maddesi uygunsa ona göre karar verin dedi. Şimdi iki taraf arasında uyuşmazlık oldu biz bunun için savcılığa müracat ettik, fakat bu 1.5 yıl müddetle mahkemece savcılığa gönderilmedi. Dosya gönderilmedi. Bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bu da bozma nedeni, bu belirtilmiş.  
SUNUCU: Bir de iki maddenin yargılanan kişilerin iki farklı maddeye ayrılması durumu vardı  değil mi?  
ADNAN OKTAR  : Evet. O da bir bozma nedeni. 
SUNUCU: 313’tü bir madde diğer kısım yanlış.... 
ADNAN OKTAR  : 220 evet. Ben ve arkadaşlarım 220’den yargılanıp ceza aldık, bir kısım arkadaşlarımız da 313 ‘den yargılandılar beraat ettiler. Aynı mahkeme aynı dava, aynı deliller, aynı iddialardı. Bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bozma nedeni. Ama tabii biz mahkemenin kararlarına tam anlamıyla saygı duyuyoruz, ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarını da açıklamak durumundayız. Bu açıklanıyor evet. Bu durumda diyor Yargıtayın bir dairesi bir davada 4422 ihlali var derken diğer bir dairesi bu davada 4422 ihlali yok diyor. Yani iki ayrı şey, karar vardı. Bunun anlaşılması için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna başvurmuştuk biz fakat eğer Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitse de ve 313 olduğu tesbit edilseydi dava düşmüş olacaktı. Fakat mahkeme göndermedi, 1.5. yıl göndermedi, devam etti ve ceza verdi. Ellerine sağlık, Allah razı olsun ben o konularda teşekkür ediyorum bir şey demiyorum. Fakat bu çelişki giderilmeden iki, iki Yargıtay Dairesi arasındanki çelişki giderilmeden karar verilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu karalarına göre bozma nedeni yani bu da bir bozma nedenidir. Tabii takdir yüce mahkemenindir. Yaklaşık 60 yakın böyle bozma nedeni var. Yargıtay Ceza Genel Kurulu karaları içerisinde. 
OKTAR BABUNA: 69. 
ADNAN OKTAR  : 69 değil mi? Ellerine sağlık, Allah razı olsun, vardır bir hikmeti, biz onlara saygı duyuyoruz. Nasıl isterlerse o şekilde. Şeriatın kestiği parmak acımaz ama...  
SUNUCU: Ama çok enteresan, olaylarda, özür dilerim sözünüzü kestim, çok enteresan durumlar da yaşanıyor ama bu süreçte. Mesela bir programınızda konuşmuştuk, sizin davanızdan sonra çıkan bir kanun maddesine göre o maddeye dahil ediliyor mesela değil mi? 
ADNAN OKTAR: Evet bizim 4422 sonradan çıktı çok önceki olaylar 4422 çıkmadan önceki olay 4422’ye dahil edildi. Bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu karalarına göre bozma nedeni. Ama ellerine sağlık, Allah razı olsun teşekkür ediyoruz biz bir şey demiyoruz da ama kanuni haklarımızı da kullanıyoruz. İnşaAllah.  Evet.. Bu Kuran’ın 114’üncü suresi 112, 113, geriye doğru bu kısa sureler hep ahir zamanı anlatan surelerdir. Bu konuyu yarın inşaAllah. Yarın ne günlerden, Perşembe? 
OKTAR BABUNA: Perşembe inşaAllah.  
ADNAN OKTAR: Yarın anlatırız inşaAllah. Çok hayret edilecek olaylar var burada. Mehdiyete, ahir zamana, Deccaliyete çok kapsamlı bakan hatta an an olayları anlatan... Çok şaşırtıcı mesela Nas Suresinde ayrı, ondan sonra Zelzele Suresinde ayrı. Mesela 99’cu suredir Zelzele Suresi, 99’daki depreme de bakan bir ayettir. 99. sure. Gerek ebced açısından gerek, hatta depremin şiddetine varıncaya kadar işaret eden bir ayettir. Ahir zamana bakan ayetlerdir. Mesela Kadir Suresi, Adiyat Suresi. Mesela şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, “Gerçek şu ki biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik.” İnşaAllah Hz. Mesih (a.s.)’i de Kadir Gecesi’nde bekliyoruz. Kuran’ın inişi de o şekildedir, inşaAllah. Yarınki basın toplantısını söylemek uygun olur muydu diyor. Olur, neydi o, neydi? 
OKTAR BABUNA: Point Otel mi?
ADNAN OKTAR: Hayır. Şey press mi ne? 
SUNUCU: Associated Press. 
ADNAN OKTAR: Ha evet, adı batmayasıca, böyle bir acayip, Levent Kırca’nın programı aklıma geldi. 
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, estağfurullah. 
ADNAN OKTAR: Associated Press evet. O gelecek, yabancı basın da gelecek bir basın toplantısı yapacağız. Yarın orada duyarlar işte. İnşaAllah. 
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
SUNUCU: Basın mensubu arkadaşlarımız. 
ADNAN OKTAR: O belli değil bakalım. Yarına, yarın bildiririz. İnşaAllah. 
SUNUCU: İnşaAllah. Evet yaklaşık bir 2-3 dakikamız var. 
ADNAN OKTAR: Var. Evet o zaman işte yarın bu konuları açıklayacağım inşaAllah. Tin Suresini açıklayacağız.Mesela Tin Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım, “İncire ve zeytine and olsun ve Sina Dağı’na ve şu emin beldeye . Doğrusu biz insanı en güzel bir biçimde yarattık” diyor Cenab-ı Allah “Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.” Bu Deccal’e bakan bir ayettir. Deccal’e işaret ediyor inşaAllah.  Yine Alak Suresi’nde de Deccaliyete bakan bir ayettir. Deccaliyeti ve Mehdiyeti de anlatır. Mesela, şeytandan Allah’a sığınırım, “Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alak'tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti.” diyor ve ayet devam ediyor. İnşaAllah. 
Mesela “Gördün mü?” diyor “Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise, Ya da takvayı emrettiyse.” Ki Mehdi (a.s.)’ye işaret eder bu 10 ve 11. 11 ve 12.  “Gördün mü?”diyor “Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.” Ki Darwinistlere, ahir zamandaki Darwinistlere bakıyor,  “O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?” diyor, “Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. O yalancı, günahkar olan alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.” Mesela Stalin’e, Lenin’e, ahirzaman Deccallerine bakıyor, “Biz de zebanileri çağıracağız. Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş. “ Bu da Mehdi (a.s.)’ye işaret ediyor inşaAllah.  Mehdi (a.s.) hiçbir şeye boyun eğmeyecektir, secde edecektir ve Cenab-ı Allah’a daha da yaklaşacaktır inşaAllah, 19. ayet. 19 ayetten oluşuyor. “Hayır gerçekten insan azar” bu Deccale bakıyor işte. Stalin’e, Stalin’in devrine ve onun zulmüne bakıyor, “ Kendini müstağni gördüğünden “, enaniyet ve azgınlıktan kendini müstağni gören bir insan , “Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbin’edir. Engellemekte olanı gördün mü? “ , insanları güzel ahlaktan, sevgiden, barıştan, kardeşlikten engelliyeni gördün mü diyor. “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Ahir zamanda işte Müslümanları namaz kılmaktan men eden bütün Deccali  yönlere bakıyor ayet ve aynı zamanda Mehdi (a.s.)’ye devam eden açıklıyor inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet efendim süremizin sonuna geldik. Bu arada yarın akşam da inşaAllah Çay TV ve Kahraman Maraş Aksu Televizyonlarının ekranlarında olacağız 22:00-24:00 saatleri arasında efendim. Evet programımızın  sonuna geldik. Çok teşekkür ediyoruz, ağzınıza sağlık efendim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum. Senin de Allah nurunu artırsın, o güzel sözlerini daha da güzelleştirsin inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına iyi akşamlar mutlu yarınlar diliyorum efendim. Hoşçakalınız.  

12 Kasım 2009

Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
PRESS CONFERENCE - Istanbul May 25, 2007 (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TALK RADIO EUROPE (SPAIN) (December 1, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON MAC'S WORLD LIVE (November 6, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HILAL TV (Istanbul - December 3, 2007) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS: THE PROPHET JESUS (AS) (2) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (SOUTH AFRICA) (October 12, 2009) (English) 
حوار مع السيد عدنان أوقطار، الرياض، 11 سبتمبر 2008. (Arabic) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY BBC (October 10, 2008) (English) 
INTERVIEW AVEC ADNAN OKTAR PAR RTBF (MARS 26, 2009) (Français) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN YENİ MÜSAVAT QƏZETİ REPORTAJI (11 Fevral 2009) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, SOUTH AFRICA) (September 2, 2009) (English) 
INTERVIEW OF HARUN YAHYA BY KEVIN WIRTH OF C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK): DARWIN OR DESIGN RADIO SHOW (MARCH 3, 2010) (English) 
INTERVIEW D'ADNAN OKTAR AVEC ARTE TV (FRANCE-ALLEMAGNE) LE 4 NOVEMBRE 2009 (Français) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY GLOBAL POST - USA (October, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDON) (September 1, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008) (Rusça) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY JESSE WOODROW (September 15, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN REYTINQ QƏZETİ REPORTAJI (6 Noyabr 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY THE MIDDLE EAST PRESS AGENCY (EGYPT) (September 6, 2008) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ONE LEGACY RADIO RÖPORTAJI (LOS ANGELES, ABD) (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN NEWS TALK NEWS 1070 KNTH RÖPORTAJI (HOUSTON, TEKSAS, ABD) (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KURV TALK RADIO'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (TEKSAS, ABD) (23 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (1 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (2 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (3 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (4 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK)'DEN KEVIN WIRTH İLE YAPTIĞI RADYO RÖPORTAJI (3 MART 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009) ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma) ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ, ADIYAMAN ASU VE EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (14 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (11 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Kasım 2009)