SUNUCU: Merhabalar değerli izleyenlerimiz. Çay TV ve Kahramanmaraş Aksu TV’den ortak olarak yayınladığımız Adnan Oktar’la Başbaşa programına başlıyoruz inşaAllah. Hepiniz ekranlarınızın başına hoşgeldiniz sefalar getirdiniz. Bu gün aynı zamanda her zamanki gibi, her akşam olduğu gibi Mavi Karadeniz radyosundan 106. 4’ten canlı olarak bizleri dinleyebilirsiniz. Bunun dışında Radyo Star 94.0’dan: Aksaray’da yayın yapmakta olan bir radyomuz; Emek Radyo’dan: 101. 0’dan ve Radyo Aknur’dan: İnternet üzerinden www.radyoaknur.com. Fransa’dan bizleri canlı olarak dinleyebilirsiniz efendim. Bu gün yine inşaAllah çok verimli, çok güzel bir iki saat geçireceğiz. Stüdyomuzda Sayın Hocamız Adnan Oktar buradalar. Hoşgeldiniz efendim.
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk efendim. Siz de hoşgeldiniz, sefa geldiniz.
SUNUCU: Hoşbulduk. Sağolun. Sayın Oktar Babuna buradalar. Siz de hoş geldiniz efendim.
OKTAR BABUNA: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.
SUNUCU: Hocam nasılsınız inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Allah’a hamd olsun, sonsuz şükürler olsun. Sizler de iyisiniz inşaAllah.
SUNUCU: Hamd olsun inşaAllah, bizler de iyiyiz. Burada sizlerle birlikte bu sohbet ortamında olup da iyi olmamak mümkün değil diyoruz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.
SUNUCU: Hocam bakıyoruz her gün izleyenlerimiz artıyor, dinleyenlerimiz artıyor, maşaAllah. İnşaAllah bu gün sizden yine çok güzel, çok verimli güzel sohbetler dinleyeceğiz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Bu gün hangi güzel sohbetlerinizden istifade edeceğiz hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Sen bana o güzel sorularından sor istersen bir kaç tane. Böyle başlayalım.
SUNUCU: İnşaAllah. Hocam ben kendim bir soruyla başlamak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Tabii, çok iyi olur.
SUNUCU: Güncel bir soruyla, eğer müsaade ederseniz. Hocam bu gün önemli gündem maddelerimizden biriydi Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Tunceli ziyareti. Bir on dört yıl aradan sonra yapılan bir ziyaretti ve baktığımızda gerçekten çok güzel karşılandı. Bir bayram havasında, bir düğün havasında karşılandı. Hocam bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz? Gecikmiş bir ziyaretti. Bu güne kadar niye on dört yıldır böyle bir ziyaret yapılmadı ve bu günkü yansımaları ne olacaktır bu ziyaretin?
ADNAN OKTAR: Tunceli halkı aslandır. Çok kültürlü, görgülü bütün milletimiz gibi, aydın insanlardan oluşan, okumaktan, araştırmaktan hoşnut olan insanlardır. Tabii ki iyi niyetli, akılcı olaylara bakış bütün dünyada ve Türkiye’de İslam âleminde gittikçe yaygınlaşmaya başladı. Artık Türkiye’de öncü olduğu için sevecen, dostane ve arkadaşça... Muhabbetle birbirine bakma, birbirlerini koruyup kollama ruhu gittikçe yayılmaya başladı. Cumhurbaşkanımız da maşaAllah çok sempatik, mazlum, güzel huylu. Onu seviyorlar tabii halkımız haklı olarak seviyorlar. Yani bir katı, sevgisiz bir yönü yok. Çok sevgi dolu, sevecen bir insan... Haklı olarak seviyorlar. Ama asıl olan geçen günler bir güzel tevafuk bizi Tunceli’den aradılar. Değil mi? Ne diyorsunuz dediler oradaki durum hakkında sorular sordular. Hemen arkasından da Cumhurbaşkanımız oraya gitti. Çok manidar oldu, güzel oldu. Bu vatan bizim, her yeri bizim. Her yeri sevdiklerimizle, canlarımızla dolu, İnşaAllah çok güzel olacak. Bizim milletimiz sevgiye, şefkate açıktır. Saygıdan, nezaketten çok hoşlanırlar. Darwinist ve materyalist düşünce çöküşe geçtikçe daha berraklaşacaktır, daha netleşecektir. İyiye doğru gidiyoruz. Güzel olacak inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Siz daha önceki sohbetlerinizde belirtmiştiniz: bu Türk İslam Birliği adı altında bu sevgi ve hoşgörünün gitgide yayılacağını...
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
SUNUCU: İnsanların birbirlerini kucaklayacağını... Bunların acaba tezahürünü mü görüyoruz bugün acaba?
ADNAN OKTAR: Allahuâlem, Allahuâlem… O Alevi kardeşlerimize, Kürt kardeşlerimize karşı coşkun sevgimiz ve muhabbetimiz ve bu konudaki samimiyetimiz çok açık hissedilmeye başlandı. Milletimizde güzel bir kaynaşma oldu. Saygı, güven ortamı gittikçe daha güçleniyor. Sağcısı da solcusu da çok muhteremdir bizim milletimizin. Allah kalplerini açtı. Kalplerine hidayet veriyor. Allah’ın nuru daha şiddetli yansıyor insanların üzerine. İnşaAllah çok güzel olacak.
SUNUCU: Evet bu bakış açısıyla gerçekten yüzyıllarca belki dünyaya bakabilseydik hiçbir sorun, hiçbir savaş, hiçbir kavga olmayacaktı.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Dünyada bu bakış açısını inşaAllah Rabbim hepimize nasip eylesin diyoruz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam sorularımızla devam edeyim ben. Bu arada değerli izleyenlerimiz ahir zamansohbetleri@hotmail.com ’dan bize sorularınızı ve fikirlerinizi bize yöneltebiliyorsunuz. Aynı zamanda bizimle programımızı paylaşmış oluyorsunuz. “İyi akşamlar” diye başlamış bir izleyicimiz. “Ailece sohbetlerini izlediğimiz vakitler değerli anlar oldu bizim için Adnan Bey” demiş. “Hukuk dersleri verdiğiniz dakikalar özellikle çok dikkatimi çekiyor. Çünkü ben bir avukatım. Bu yönde bazı sorularım olacaktı. Bildiğime göre dava sürecinizde karar verilirken kanunlarımıza göre iki ayrı kanun maddesinden lehe olanın seçilmesi gerekirken bu şekilde olmamış. Bir de davanın zaman aşımına uğradıktan sonra temyiz talebi olmadan bu karar bozulmuş. Kanaatimce bunlar bozma nedenidir. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? ” demiş Avukat Hikmet.
ADNAN OKTAR: Evet o gerçekten özellikle temyiz talebinde hiç kimse bulunmadığı halde Yargıtay’ın davayı temyiz etmesi çok şaşırtıcıdır. Yani hiç, talep eden hiç kimse yok. Biz de, karşı tarafta da, hiç kimse talep etmiyor fakat Yargıtay temyiz etti. Öyle olması gerekiyorsa öyle olmuştur tabii ama normalde bu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bozma nedenidir. Yani bu açıktır. Diğer konuda da tabii aynı şekilde bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı var. O da aynı şekilde bir bozma nedenidir. İnşaAllah bizim de o yönde müracaatlarımız oldu. Tabii son zamanlarda da ilginç gelişmeler oluyor. İnşaAllah hayır olur. İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah hocam. Dikkatlice takip ediyor izleyenlerimiz. “Selamünaleyküm değerli hocam ”
ADNAN OKTAR: Aleykümselâm
SUNUCU: “Lütfen soruma cevap veriniz. ”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Israrlı bir izleyicimiz. “Biz İsviçre’de yaşıyoruz. Sizi sürekli takip ediyorum. Allah razı olsun çok şeyler öğrendik. Buradaki Müslümanlara olan baskı, türbanlılara olan garip bakışlar, kışkırtıcı seçim pankartları aşırı derecede arttı. Ama ben bununla gurur duyuyorum. Hiç rahatsız olmuyorum. Aksine beni gururlandırıyor. Onlara sadece gülüyorum. Benim sorum: Acaba Türk İslam Birliği kurulduktan sonra Avrupa’da nasıl değişiklik olacak? Biraz da Avrupa’dan bahsetseniz? Allah razı olsun Hocam. ” demiş.
ADNAN OKTAR: Avrupa’ya Müslümanlık hep katılık, kan dökmek, zor kullanmak gibi empoze edildi. Dinin, İslam’ın gerçek yönünü görmüş olacaklar. Sevgiyi, barışı, kardeşliği, insancıllığı, olgunluğu, değer vermeyi, gerçek demokrasiyi görecekler. O zaman diyecekler: Müslümanlık eğer böyleyse, biz yanlış anlamıştık. Eğer böyleyse biz de Müslüman olacağız diyecekler inşaAllah. Çünkü Said Nursi diyor: “Tam” diyor, “Hıristiyan âlemi Müslümanlığa kaybolmak üzereyken... ” Yani “bütün Hıristiyan âlemi Müslüman olma isnadındayken Cism-i beşerisiyle” diyor. “... Semavatta bulunan Hz. İsa Mesih’in inişi, nüzulü kati olmakla beraber” diyor. Cism-i beşerisiyle bak beşeri cismiyle diyor. Kati olmakla beraber... Ve devam ediyor. “İndiği vakit” diyor... “geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor İsa Mesih için. Biz o devre doğru gidiyoruz şu an. Dolayısıyla Avrupa’da da o katı, sanattan bilimden uzak bir din anlayışı vardı. O tamamen gidecek Mehdi devrinde. Onun yerine akılcı, bilime son derece önem veren... Çünkü bilim Allah’ın sanatını anlama sanatıdır.
SUNUCU: Evet, vesilesi
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, vesilesidir. Silahların kaldırıldığını, barışın tam oluşturulduğunu, artık masonik komploların gizli derin devletlerin yaptığı gizli katliamların son bulduğu bir dönem olacağı için İslamiyet ne güzelmiş, Müslümanlık ne güzelmiş, hayat ne güzelmiş diyecekler ve çok hoşlarına gidecek. Avrupa’da eğer bu tarz baskılar olmuş olmasa Müslümanlar da uyumaya devam ederler. Allah onları uyandırmak için onları onlara biraz musallat ediyor. O onların heyecanını ve şevkini arttırır. Ahir zamanda bu tip olaylar olacaktır. Yani çok daha şiddetli de İslam âleminde olacak olaylar. Mezhep kavgaları var, başka olaylar var. Hepsimi Peygamber Efendimiz (sav) detaylı belirtmiştir. Mehdi devrinin olaylarıdır. Hatta bu salgın hastalıkların olacağı... İki tane salgın olacak diyor hayvanlardan kaynaklanan. Bakın net. Hayvanlardan kaynaklanan... Hatta burun akıntılı diyor bakın. İki hastalık diyor hayvan kaynaklı. Bakın biri kuş gribi, biri domuz gribi. İki tane diyor Peygamber Efendimiz (sav). Üç demiyor. Bak hayvanlardan kaynaklanan diyor ve hastalığın çeşidini de belirtiyor. Bu kadar detay vermiş. Mehdi devrinde bunlar zuhur edecek diyor Mehdi’nin zuhurundan önce. Mehdi’den sonra hastalıklar, dertler, belalar, üzüntüler tamamen duruyor.
SUNUCU: Hepsi kalkacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, ondan sonra ferahlayacak ama bu kısa bir dönemdir. Gene onun arkasından yeniden bir bozulma dönemi başlayacak. Ama o döneme doğru süratli gittiğimize dair her gün yeni bir alamet görüyorsunuz. Bir de Buhari’de bunlar, yani bu hadisler.
SUNUCU: Evet, sahih hadislerde…
ADNAN OKTAR: Sahih hadis kitabı, çok net, çok sarih... Teker teker hepsi oluyor. Bundan sonra da olacaktır. Ama Müslümanların birbirlerini daha çok sevmesine vesile olur bunlar. Mesela birbirleriyle... Mezhep ayrılıklarından oturup birbirleriyle mücadele ediyorlar. Dışarıdan birileri müdahale etti mi? O zaman der ki: “biz ne yapıyoruz, mezhep için, cemaat için, tarikat için birbirimizle mücadele ederken bakın hepimizi toptan baskı altına alıyorlar, biz birleşelim, kardeş olalım, onları da kardeşliğe davet edelim. Aklımızı başımıza alalım” diyecekler ve diyorlar. Allah bunu dedirtiyor, Allah’ın bir de Cebbar ismi vardır, Müslümanlara bunlar anlatılıyor ama bazıları pek dinlemiyor ama Allah Cebbar ismiyle zorla Kendinin doğru yoluna insanları getirmiş oluyor inşaAllah.
SUNUCU: Yine kıyamet alametlerinden biri değil mi Hocam, Müslüman Müslümanın kanını dökecek diye?
ADNAN OKTAR: Tabii tabii ‘’çok yaygın katliamlar olur’’ diyor. Bozulan tespih taneleri gibi, peşpeşe devam edecek diyor. Müslümanların özellikle birbirlerine düşeceği çok yaygın olarak belirtiliyor. Mehdi geldiğinde zaten mezhepler de kalkacak. Asr-ı saadet döneminde dönüşecek biliyorsunuz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bütün internet sitelerinde benim avukatlarım, bizim davamızda benim namazları, 3 vakte indirdiğim veya 2 vakte indirdiğim gibi böyle iddialar ortaya atıldığına mahkemenin böyle bir iddiası var. Ben de tabii bundan, bu karardan hukuki anlamda hoşnut olamayacağım için tazminat davası açtım. Mahkemenin kararına saygılıyım ama böyle bir şeyi de kabul edemem tabii ki de. Yani cezasına razı olurum ama böyle bir iddiayı kabul etmem. Bunu anlattım. Bir kere benim bütün eserlerimde 5 vakit namazın önemi, çok detaylı, kapsamlı anlatılır. Ehlisünnet inancındayım ve Hanefi mezhebindenim ben… Bir de ben nasıl indireyim 3 vakte veya 2 vakte? Yeni bir Peygamber gelmesi gerekiyor, yeni bir Kitap gelmesi gerekiyor değil mi? Hâşâ, ondan sonra olabilir. Allah’ın hükümleri açıkken, alenen Kuran’da böyle yazıyorken, hadislerde de sarih, bu böyle iken ve İslam Âlimleri 1400 sene bunu bu şekilde yaşamışken, ben çıkıp ‘’kaldırdım’’ diyebilir miyim yani? Desem de kim inanır buna? Olacak iş mi bu yani?
SUNUCU: Kaldı ki siz her zaman Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalinden yararlanıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabii manen savunuyorum. Tabii ki bu benim ağırıma giden bir söz olduğu için tazminat davası açtırdım. Tazminat davasını kaybettim ama olsun. Zaten kaybedince de mahkeme otomatikman para kazanıyor. Böyle şeylerde öyle bir sistem var. Hiç olmazsa ben bunu hukuki olarak dile getirmiş oldum. Çünkü bu iddiayı ben kabul etmem. Ceza vereceklerse versinler ayrı bir mesele, cezaya ben bir şey demem. Ama böyle bir iddiayı kabul etmem, çünkü çok aleni bu. Mesela diyor ki; ‘’Anayasanın 24. Maddesinde, din ve vicdan hürriyeti düzenlenmiştir. Bu hürriyet, belli bir inanç ve dinsel görüşü benimseme, inanma, ibadet, tören, ayin yapabilme, örgütlenme, cemaat oluşturma, inançları açıklama ve bu inançların güvenceye alınmasını talep etme haklarını kapsar anayasanın 24. Maddesi. . ’’ Yargıtay ceza kurulu karar maddesi bu… ‘’Din kişiyle olağanüstü güçler arasında kavrayış ve iman ediş şeklidir. Bunun belirli şekillerde uygun olması gerekmez. Kişinin dini inancını din sayıp saymama yetkisi de devlete ve onun herhangi bir organına tanınmamıştır. ’’ Yani devlet bir kişinin dini inançları hakkında karar veremez diyor. Kişi istediği gibi namaz 5 vakit de der, 2 vakit de der, hiç yok da diyebilir ama ben demem ayrı mesele de, diyen diyebilir diyor Yargıtay… ‘’Kişinin dini inancı beğenilir veya beğenilmez, yerinde görülür veya görülmez ama bu inanç kesin olarak anayasanın güvencesi altındadır. ’’ Dolayısıyla hiç kimse karışamaz diyor böyle bir şeye. Bu hem Yargıtay ceza kurulu hem anayasadan alınmış metinler. ‘’Bu nedenle, sanıkların, eylemleri tespit edilen cemaat oluşturma, dinsel inançlarına göre ibadet etmek, toplanmak, inançlarını öğretmek, yayma faaliyetleri, din ve vicdan hürriyetini koruyan anayasanın 24. Maddesi sınırlarını aşmamış, sanıkların suç teşkil eden bir eylemleri tespit edilmemiştir, bu nedenlerle bu kararın bozulmasına…’’ diyor, yani başka emsal bir davada mahkeme böyle bir şeye karışamaz diyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu…
Mesela adam diyebilir; ‘’ben bir mezhebe mensubum’’ diyebilir. Mesela; ‘’şafi mezhebindenim’’der. Bambaşka bir ibadet yapabilir. ‘’Bana göre abdesti bozmuyor bu’’ der. Mesela Hanefi mezhebinde kan bozar, ama şafi mezhebinde bozmaz, şimdi bu mahkemenin ilgilenebileceği bir konu değildir diyor Yargıtay Ceza Kurulu, ki benim zaten böyle bir iddiam da yok ayrıca. 5 vakit namazın açıklığı çok sarihtir. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman’’ Kuran ve sünneti rehber olarak kabul ediyor, bu iki kaynağın bilimin ışığında İslami gerçekleri çağdaş bir üslup içinde belli bir hedef kitleye sunmaya çalışıyor. İslami gerçeklere zıt düşen, ideoloji, teoriler içinde özellikle maddeci ve Darwinci düşünceyi çürütmeye özen gösteriyor. ’’ Benim kitabım hakkındaki raporu Hayrettin Karaman Hoca’nın… Eğer bir anormalliğe rastlamış olsa eserlerimde söylerdi. Ne diyor; ‘’ Kuran ve sünneti rehber olarak kabul ediyor. ’’ Ben Hanefiyim, ehlisünnetim. Ehlisünnette namaz zaten bitmiş, Ömer Nasuhi Bilmen Hoca açıklamış bunu, ben daha ne açıklama yapayım. ‘’Bu iki kaynağın bilimin ışığında İslami gerçekleri çağdaş bir üslup içinde belli bir hedef kitleye sunmaya çalışıyor. İslami gerçeklere zıt düşen, ideoloji, teoriler içinde özellikle maddeci ve Darwinci düşünceyi çürütmeye özen gösteriyor. Çoğunu gördüğüm kitaplarında kendisini, ilim ve akide inancı bakımından kendisini, İslam’ın dışına itecek bir söz ve fikre rastlamadım. ’’ Bunu bilen kişi söylüyor, Profesör söylüyor bunu değil mi? Mahkeme hâkimi olmak ayrıdır, bilirkişi, profesör olmak ayrıdır yani değil mi? Çünkü Din ile ilgili bir konu bu… Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Mevlit Güngör’ün bir açıklaması var; ‘’ Bilim, ahlak, bazı konular Kuran açısından ele alınmış, konu ile ilgili ayetlerden istifade edilerek bütünlük içerisinde okuyucuya aktarılmıştır. Bu kitaplarda genel olarak İslam anlayışına ve ehlisünnet düşüncesine herhangi bir aykırılık söz konusu olmadığı gibi bu kitaplarla, Kuran’ın bütün Müslümanlardan istediği iyiliği tavsiye etmek, kötülüğü engellemek prensibini kendi sorumluluğu çerçevesinde yerine getirmeye çalışmıştır. Ehlisünnet düşüncesine herhangi bir aykırılığı yoktur. ’’ Diyor. Bunu bilirkişi söylüyor, profesör olan kişi söylüyor.
SUNUCU: Yetkili bir ağız…
ADNAN OKTAR: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Salih Akdemir; ‘’ Harun Yahya imzalı eserlerinin tamamının ülkemizde hoşgörü ve sevginin gelişmesi ve İslam’ın inanç ve ahlak esaslarının dindarlar nezdinde pekiştirilmesi amacı güttüğü izlenimini edinmiş bulunuyorum. Söz konusu kitapların İslam’a indi bir muhteva getirdiği bir amacı getirdiği amacı gütmenin isabetsiz bir tespit olacağı kanaatindeyim. ’’ yani kendi kanaatine göre bir görüş belirtmiyor diyor, neyse ehlisünnet de o… Mesela; Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaçlıoğlu Hocamız; ‘’ Bu eserler; dinsizlik, nihilizm, anti rasyonel din anlayışı ve genelleme olarak görülen ahlaki dejenerasyon karşısında, topluma karşı duyulan sorumluluk bilinciyle ortaya konmuş, geleneksel kulaktan dolma bilgiler yerine İslam’ın temel kaynağı Kuran’ı göstermesi ilke olarak son derece olumlu bir gelişmedir. Yine Kuran’ı referans gösteren bu eserlerden ikisinin, ahlaka vurgu yapması da son derece isabetlidir. Bir ilahiyatçı olarak, bu eserlerde yer alan görüş ve yorumların dinin özüne, temel ilke ve amaçlarına aykırı olmadığını rahatlıkla ifade edebilirim’’ diyor. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Bayraktar; ‘’ Yazarın hiçbir eserinde İslam dışı ve İslam’ın temel kaynakları olan Kuran ve sünnete aykırı hiçbir fikre rastlanmamıştır. Aksine geleneksel Türk İslam anlayışımız korunmuştur. Milli ve dini örf ve adetlerimize ters düşen hiçbir bilgi görülmemiştir.
SUNUCU: Ne kadar güzel
ADNAN OKTAR: Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi eski dekanı Profesör Doktor Yaşar Kandemir. “Adı geçen kitaplarda Kuran-ı Kerim çerçevesinde ve Kuran’dan iktibas edilen ayetler ışığında dini konuların işlendiği, düzgün bir Türkçeyle yapılan ayet tercümelerinin aslına uygun olduğu görülmektedir. Ayetler hakkında yapılan yorumların kişisel ve keyfi olmadığı bunların ehl-i sünnet görüşlerine uygun tefsirlerde ve diğer dini eserlerde ortaya konan yorumlarla uyum içinde olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak bu eserlerin İslam esaslarına ve Kuran ruhuna uygun öğütler içerdiği, dine ve Kuran’a aykırı bir yorumun bulunmadığı kanaatinde olduğumu bilginize sunarım.”
SUNUCU: Ne kadar güzel
ADNAN OKTAR: Ben bunları açık açık kitaplarımda yazmışken mahkeme, benim namaz kıldığımı görmedi hâkimler, arkadaşlarımın namaz kıldığını da görmediler. Bizi tanımaz hâkimler.
SUNUCU: İftira.
ADNAN OKTAR: Sadece poliste zorla alınan ifadeler var. Polis bana sordu namazları nasıl kılıyorsun? Ben de dedim 5 vakit kılıyorum ehl-i sünnet, yaz dedi oraya.
SUNUCU: İstedikleri vakitleri
ADNAN OKTAR: İki vakitle başladım, 3 vakitle geliştirttim dedi, düzgünce şunu bir güzelce yaz bizi de uğraştırtma dedi yani böyle nezaketiyle zaten düzgün bir şekilde ne yapacağımızı onlar bize tarif ettiler. Ben de el yazımla bunu yazdım. Poliste işkence zoruyla bunu söyledim. Şimdi bu, avukat da yok yanımızda, bu zaten bizim kanunlarımıza göre bekletici mesele yapılması gereken bir durum, işkenceyle benim ifadem alınmış. On altı tane adli tıp raporu var bizim işkence gördüğümüze dair. Mahkeme bekletici mesele yapmadı. Doğrudan ceza verdi. Hâlbuki bekletici mesele yapsa zaman aşımına girmiyor. Peki, bizim işkence gördüğümüz kesinleşirse mahkeme düşüyor, yani cezamız da düşmüş oluyor.
SUNUCU: Kesinleşti de.
ADNAN OKTAR: Tabii… Yani ki bekliyoruz, mahkemenin sonucunu bekliyoruz. Bu Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararlarına göre zaten bir bozma nedenidir. Ayrıca mahkemelerin bu konuda yani şahısların inancına yönelik bir yorum yapamayacağı da mahkeme kararıyla sabit.Velev ki öyle bir inanç olsa bile herhangi bir vatandaşta mesela ben şafi olurdum başka bir görüşte olabilirdim. Yani mesela ne bileyim dediğim gibi abdesti kan bozmaz derdim diyebilirdim ben de tabii. Bunu anayasa güvence altına almış. Yani mahkemeler buna karışamaz diyor anayasa. Ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu bununla ilgili bozma kararı vermiş. Ama ben tabii Salih Öztürk’ü de, Nuran Yalınbaş’ı da hâkimleri tenzih ediyorum. Her ikisine de saygı duyuyorum. Yani verdikleri cezaya birşey demiyorum saygı duyuyorum. Ama ben böyle birşeyi kabul etmem. Ben ehl-i sünnet inancındayım çünkü inancıma yönelik bir iftira olmuş oluyor. Yani mahkeme kararı da, ben bunu evet kabul ediyorum ben 2 vakittir namaz der miyim ben? İnanmıyorum, böyle bir inancım yok benim. Kabul etmiyorum tabii ki. Anayasa da kabul etmiyor bunu. Yargıtay Genel Ceza Kurulu da kabul etmiyor. Ama cezalarını kabul ederim. Adaletlerine ben güveniyorum birşey demiyorum. 10 yıl 20 yıl verseler birşey demiyorum inşaAllah. Yani bunu böyle hani bütün internet sitelerinde işte Adnan Hoca Salih Öztürk’e, Nuran Yalınbaş’a hâkimlere dava açtı, benim izzet-i nefsime dokunduğu için açtım davayı yani. Ne yapayım ben vatandaş olarak başka bir imkânım var mı benim?
SUNUCU: Evet orda inancınıza bir iftira söz konusu
ADNAN OKTAR: Yani inancıma iftira var ne yapayım yani ne diyeyim? Yani iftira edenlerin tabii sözünü mahkeme almış oldu. Yani çünkü orda polis zoruyla biz bunları söyledik. Yani polis zoruyla söylenen sözler. Yani polisin iftira ettiği birşeyi biz orda biz onu şey yapamayız. Yani delil olarak nasıl kabul edeyim ben onu? Ayrıca ben kitaplarımı delil olarak gösterttim. Bütün kitaplarım var, hayatım var, yaşantım var, bütün insanlar bana şahit. Yani hâkim benim nerde namaz kıldığımı gördü, yani yanımda yaşamış değil. Bir tek benim ifadem var işte orda. Ben reddediyorum ifademi kabul etmiyorum dedim. Polis zoruyla alındı dedim. İşkenceyle alındı dedim. Değil mi? Ama gene de takdir sayın mahkeme başkanınındır. Salih Öztürk Beyefendiye benim derin saygım var. Nuran Yalınbaş hanımefendiye de derin saygılarım var. Öyle diyorlarsa ceza yönünden kabul ediyorum. Birşey demiyorum yani, inşaAllah.
SUNUCU: Bu kadar eser, bu kadar güzel yaşantı göz ardı edilip de küçücük bir şeyi ortaya çıkarmak...
ADNAN OKTAR: Benim bütün kitaplarımda namazın beş vakit olduğu çok detaylı benim on yıllık, yirmi yıllık eserlerimde yazıyor bu yani. Hayatım, bütün arkadaşlarımın yaşantısı da bu ve ben açık açık herkese Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini tavsiye ediyorum. Ve ben zaten fıkıh konusuna hiç girmiyorum zaten. Yani bu ihtisas gerektiren bir konudur. Yani apayrı bir ilim dalıdır fıkıh. Fakih olmak lazım onun için. Ömer Nasuhi Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en büyük âlimlerden bir tanesi. Biz onun tırnağı edemeyiz. Öyle bir âlim varken ben çıkıp fıkıh kitabı yazsam şimdi bunun şeyi olur mu? Yapsam zaten aynını yazacağım nakledeceğim hazırlasam da. Ama tam mütehassıs insan, hazır bitmiş artık bunun üstüne konuşma olmaz, buna uyacağız inşaAllah.
SUNUCU: Evet her zaman da söylüyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Onun için internet siteleri boşa coşuyorlar orda, bizim milletimiz bayağı aklı başında bir millet, neyin ne olduğunu çok iyi biliyorlar.
SUNUCU: Evet, kesinlikle, gerçekleri görmek isteyen herkes görüyor.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Çok farklı bir açıdan bakmak isteyenler de işte durumu ortada zaten hocam.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Allah gayretlerinizi boşa çıkarmasın inşaAllah. Hocam yine bir soruyla devam ediyorum. Sayın hocam bir ayetin açıklamasını yapar mısınız acaba? Hazreti Mehdi’ye işaret ediyor olabilir mi demiş bir izleyicimiz. “De ki herkes gözetlemektedir. Siz de gözetleyip durun. Sonunda dümdüz dosdoğru yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş pek yakında öğreneceksiniz. “ Taha Suresi 135. Ayet-i kerimenin mealini yazmış Akın Gültekin, Kahramanmaraş’tan.
ADNAN OKTAR: Taha Suresi 135. Şimdi Oktar hocam onu bana bulacak inşaAllah o kısmı.
SUNUCU: Acaba Hazreti Mehdi’ye işaret ediyor olabilir mi?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, kardeşlerimiz Kuran’a şimdi o gözle de bakıyorlar maşaAllah.
OKTAR BABUNA: 135 miydi?
SUNUCU: Evet 135 Taha suresi. Çok dikkatli izleyen ve araştıran izleyicilerimiz var maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar sen bana verirsen ben daha mı çabuk bulurum acaba?
OKTAR BABUNA: Sayfa yapışmış hocam.
ADNAN OKTAR: Efendim?
OKTAR BABUNA: Sayfa yapışmış 105...
ADNAN OKTAR: Anladım... Evet. . Şeytandan Allah’a sığınırım. Ehline namazı emret. Biz de Müslümanlara namazı söylüyoruz. Ve onda kararlı davran. Değil mi? 5 vakit namazlarınızı Cenab-ı Allah kılın diyor, onda kararlı davranın. Biz sizden rızık istemiyoruz. Ben sizden diyor Cenab-ı Allah birşey beklemiyorum. Yani maddi anlamda… Çünkü zaten rızkı veren kendisi… Biz sana rızık veriyoruz diyor Cenab-ı Allah. Sonuç takvanındır. Yani kim takvaysa o kazanır diyor Cenab-ı Allah. Dediler ki bize kendi Rabbinden bir ayet, mucize getirmesi gerekmez miydi? Cübbeli diyor ya Mehdi yap göstert bakalım bize bir keramet diyeceğiz geldiğinde diyor.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Senin ne haddine öyle, kimin ne haddine yani… Mehdi’nin karşısına geçeceksin sen, imtihan edeceksin, Mehdi de onlara yalvaracak güya onun kafasına göre yani beni lütfen Mehdi kabul eder misin diyecek o da, göstert bakalım bir keramet diyecek.
SUNUCU: Hz. Musa olayında olduğu gibi değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii o kadar laubali bi ortam asla olmaz inşaAllah. Ne haddine. Dediler ki bize kendi Rabbinden bir ayet, mucize getirmesi gerekmez miydi? Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi? Açık alametler gelmedi mi zaten diyor, açık mucizeler gelmedi mi? Eğer Biz onları bundan önceki bir azap ile yıkıma uğratmış olsaydık, şüphesiz diyeceklerdi ki: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin”. Bir Mehdi, bir mürşit, bir kutbu azam gönderseydin, ahir zamana bakış açısı açısından, ayetin yorumu öyle oluyor, - benim mendillim şekilden şekle giriyor, şöyle dursun- Rabbimiz bize bir elçi gönderseydin de, küçülmeden ve aşağılanmadan önce Senin ayetlerine tabii olsaydık. Yani böyle rezil rüsva olmadan, perişan olmadan, ekonomik yönden sosyal yönden, mahvolup perişan olmadan önce ki bize bir muslih, bir mürşit, bir öncü, bir kutbu azam, bir Mehdi gönderseydin, ayetlerine tabii olsaydık, yani ahir zamana işari anlamını açıklıyorum, De ki: "Herkes gözetlemektedir. .
SUNUCU: Beklemektedir
ADNAN OKTAR: Evet, herkes gözetlemektedir. Siz de gözleyip durun. Siz de bekleyin diyor. Sonunda, dümdüz ve dosdoğru yolun sahipleri kimlermiş... ”, yani Mehdi ve talebeleri kimlermiş, İslam’ın hâkimiyeti nasıl olurmuş, “... Ve doğru yola ulaşan kimlermiş pek yakında öğreneceksiniz” diyor Allah.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Tabii ayetin ebcedi de ayrı bir konu. İnşaAllah.
SUNUCU: Evet, müjdeleyici bir ayet
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Evet, Taha Suresi’nin son ayetidir, 135. ayetidir. Huruf-u Mukatta olarak da çok anlamlıdır. Taha. Zamanı gelince bunlar da iyice ortaya çıkacaktır inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Sırlarla dolu diyebiliriz.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.
SUNUCU: Yine az önce bahsettiğimiz konuyla ilgili bir soru gelmiş Hocam. “ Hz. Mehdi’nin batını ilimlerini anlatır mısınız Hocam? Hz. Mehdi’nin olağanüstü yönleri olduğu gibi, talebelerinin de farklı ilimleri olacak mıdır? Hocam bu konuyu sizi izlemeye başladıktan sonra sizin eserlerinizden çok detaylı araştırmaya başladım. Bu konuyu sizden başka bu kadar detaylı anlatan başka bir hoca veya herhangi bir eser bulamadım. Allah razı olsun Hocam, Allah gücünüze güç katsın. Allah’a hamd olsun, Saygı ve selamlar” demiş Umut Albayrak Ankara’dan.
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleykümselâm ve Rahmetullahi ve Berekatühü Umut kardeşimiz. Evet, hakikaten Mehdi’yi çok gündemde tutuyorum. Çünkü geldi. Geldiği için, tabii ki bir Mehdi aşkı, bir Mesih aşkı bütün ümmetin ruhunda var. Tabii ki benim de ruhumda var. Yani böyle kutlu bir şahıs gelecek, ben duyarsız kalacağım, Mesih’in gelmesi an meselesi olacak, ben de duyarsız kalacağım, yani Allah vermesin. Bu benim için bir felaket demektir. Yani birşeyler olmuş olması lazım böyle birşey olabilmesi için. Tabii ki var gücümle onları müjdeleyeceğim. “ Mehdi’yle müjdelenin” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Mesih’i kendi müjdeliyor zaten, gelişini. Tabii ki gündemde tutacağız. Mehdi’de tabii ilm-i batın vardır. Yani ledün ilim vardır. Mehdi, ledün ilimden dolayı zaten insanlar hem onu fark edemiyorlar, hem de insanların ondan çekinmesi nedeni yine ledün ilmidir. Yani Mehdi kendinden insanların çekinmesine vesile olacaktır. O, Mehdi’nin bir örtüsüdür ve ledün ilminin bir gereğidir bu. Bakın Hz. Hızır ne yapıyor? Sağlam bir gemiyi hasta gösteriyor. Bu nedir? “Karşıda” diyor, “zalim bir hükümdar vardı” diyor, “onların eline geçmesin diye ben bunu bu şekilde yaptım” diyor. Bu bir ledün ilmidir işte. Hz. İbrahim’in de bir ledün ilmi uygulaması vardır. İnsanlar üstüne geliyorlar. “Ben hastayım” diyor. Herkes kaçıyor ondan sonra ondan. Korkuyorlar Hz. İbrahim’den. Bu ilm-i batındır, ilm-i ledündür. Hz. Yusuf’un uygulaması vardır, ledün ilmi uygulaması vardır. Mesela kardeşlerinin yüklerinin içerisine, bir tas koymuştur. Değerli bir tas koymuştur. Bu normalde bir suçtur. Ama batın ilmidir bu, ledün ilmidir. Haktır yaptığı yani. Ama dışarıya bakan için bu bir suçtur. Hz. Musa tahammül edemedi biliyorsunuz. “Ne yapıyorsun” dedi, “sapasağlam gemiyi, içindekileri batırmak için mi deldin” diyor. Değil mi? “Ben sana demedim mi? ”diyor. “Bana itiraz etmeyeceksin diye” diyor. Her seferinde söz veriyor, yine yapıyor, her seferinde, yine... “Artık bitti” diyor Hz. Hızır. Yani, “Bundan sonra yok” diyor. Ama o ledün ilmini almış oluyor zaten. İlm-i batın. Dolayısıyla Mehdi’nin cemaatinin 313 olmasının nedeni ilm-i batındır. Ledün ilmidir.
SUNUCU: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi özel bir ilimle kendini ve cemaatini setredecektir. Ve insanlar ürkecektir ondan, çekinecektir. Riskli göreceklerdir. Zaten bunu Peygamber söylüyor (sav). “Kimse yanlarına yanaşmaz” diyor, “cenazelerine gitmez, kimse evlenmez onlarla” diyor. “ Kaçarlar halk” diyor. Hatta Mehdi için nasıl diyordu? Rivayette;
OKTAR BABUNA: Çobandan kaçtığı gibi... “Koyunun çobandan kaçması gibi kaçarlar” diyor “insanlar”.
ADNAN OKTAR: Evet, “Koyunun çobandan kaçması gibi insanlar Mehdi’den kaçacaklar” diyor. Yani, “ Aman, aman, aman” diyorlar. Daha adını duyunca, “aman bize müsaade” diyorlar, “ biz başımızı belaya sokmak istemiyoruz, bize müsaade” diyecekler. Asrımızda 313 kişilik bir cemaat, yani görülmüş birşey değildir. En ufak bir cemaat dahi, binleri bulur.
SUNUCU: Binlercedir, evet.
ADNAN OKTAR: On binleri bulur, yüz binleri bulur. 313 olması için harika bir durum olması gerekiyor.
SUNUCU: Halka kötü mü tanıtacaklar onları da Hocam? “Herkes kaçacak” diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hem küfür öyle tanıtacak. Ama Mehdi de ayrıca setredecektir, örtecektir, yani o ledün ilmiyle, batın ilmiyle, özel bir yöntemle örtecektir. Ve dikkat çekmeyecektir, fark etmeyecektir. Yani son ana kadar, “ Ne alakası var” diyecekler, yani hiç tahmin etmeyecekler. Veyahut tahmin edene diyecekler, ama yok olamaz diyecekler, yani inanamayacaklar. Bu harikalık bütün insanların gözü önünde gelişecek. Yani alenen, böyle söke söke Mehdi ilerleyecek, son ana kadar insanların tereddüdü devam edecek.
SUNUCU: Fark edemeyecekler.
ADNAN OKTAR: Son anda Mesih’in devreye girmesiyle, konu bitecektir. Çünkü artık mucize gösteriyor Mesih. Yani fizik kanunlarını alt üst edecek. “ Mucizatlı bir Peygamber gerekir” diyor Said Nursi. Bakın “mucizatlı”. “Bu, bu acip halata karşı” diyor bakın. Bu acip duruma, yani “çok acayip duruma karşı” diyor. Bu acayip hallere karşı mucizatlı bir Peygamber gerekir. “O da” diyor, “umumun makbulü olan” Çünkü Hıristiyanların da makbulü, Müslümanların da makbulü. “Ulü’l azm bir Peygamber olan Hz. Mesih İsa’dır” diyor. Tabii, “gerçekten ölseydi” diyor bakın Said Nursi, - yani hani bu konuda yalan söyleyen böyle oyun oynayan tipler var ya. Onların bütün yollarını kapatmak için – “gerçekten ölseydi” diyor “ ve ahiretin en uzak köşesine gitseydi” diyor, “Allah yine” diyor “ona bir ceset giydirecek” diyor, “giydirir” diyor “ve yeniden dünyaya gönderecek” diyor. Yani “mutlaka gelecek” diyor, yani “öyle bir konu yok” diyor. Yani “sözü çevirmeye çalışmayın” diyor. “Mutlaka olacak” diyor.
Vakit mi doldu nedir? Birisi kalkıyor, oturuyor, birşeyler...
SUNUCU: Ufak bir reklam aramız varmış, Hocam müsaadenizle,
ADNAN OKTAR: Tamam, ilanımızı seyredelim o zaman, hadi bakalım.
SUNUCU: Evet, değerli izleyenlerimiz, bu güzel sohbete reklamların ardından inşaAllah devam edeceğiz, sakın bir yere ayrılmayın... Evet değerli izleyenlerimiz, yeniden merhabalar, reklamların ardından sohbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Çay TV ve Kahraman Maraş Aksu TV’den ortak yayınımız devam ediyor. Sohbetimizden önce tekrar hatırlatma yapmak istiyorum ben. Şu anda bizi dinleyen radyo kanallarını tekrar söylemek istiyorum. Şu anda bizi Mavi Karadeniz 106. 4’ten canlı olarak dinleyebiliyorsunuz. Emek Radyo Mardin, 101. 0’dan canlı olarak dinleyebiliyorsunuz. Radyo 37 Kastamonu, 95. 2, Radyo Star Aksaray 94.0’ dan ve Fransa’dan www.radyoaknur.com’dan bizleri canlı olarak dinleyebiliyorsunuz efendim. Bunun dışında yeniden bir hatırlatma yapayım, www.harunyahya.org ve www.harunyahya.net adreslerinden de Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. İnşaAllah. Evet, kaldığımız yerden devam edelim Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam devam edelim inşaAllah.
SUNUCU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne var sorumuz?
SUNUCU: Sorularımız çok Hocam. Yine sizin söyleyip, söylediğiniz ve daha sonra çıkan, gerçekleşen bir olaydan bahsediyor bir izleyicimiz: “ Hocam hayırlı yayınlar, her gün röportajlarınızı büyük bir sevinçle takip ediyorum. Siz aylar önce ihtiyacı olan insanlar için ücretsiz alışveriş yapabilecekleri yerlerin açılması gerektiğini söylemiştiniz. Geçenlerde, bir gazetede sizin söylediğiniz gibi Sancaktepe’de şehit ailelerinin, özürlülerin, yetimlerin ve diğer ihtiyacı olan insanların alışveriş yapabilecekleri, Sevgi Mağazası diye bir yerin açıldığını okudum.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Sizin görüşleriniz hepimiz için çok önemli ve çok değerli. Bu konuyla ilgili söyleyeceklerinizi merak ediyorum. Allah’ın selamı üzerinize olsun” demiş. Nurdan Altan, Tekirdağ’dan…
ADNAN OKTAR: İşte o Sevgi Mağazaları’nın sayısının çok artması önemli. Çok güzel, Allah razı olsun, kardeşlerimizin güzel söze, güzel fikre uyum göstermeleri çok hoş. Çok sevap kazandıracak, Allah’ın rızasını kazandıracak güzel bir ibadet. Ama her mahallede açalım, her sokakta açılsın.
SUNUCU: İnşaAllah, keşke.
ADNAN OKTAR: Çok güzel olur.
SUNUCU: Keşke, ne kadar güzel olur.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, inşaAllah.
SUNUCU: Oradan ne kadar, gerçekten, durumu olmayan mağdur insanlar yararlanıyorlar, ne kadar dua ediyorlar.
ADNAN OKTAR: Tabii bereket getirir o, güzellik getirir, çok önemli inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah buradan bizler de vesile oluruz. Çok değerli Hocam, tüm röportajlarınızı hiç kaçırmadan büyük bir heyecanla takip ediyoruz. Yıllardır araştırıp da içinden çıkamadığımız ve sorduğumuzda da tatmin edici cevaplar alamadığımız Mehdiyet konusunda Elhamdülillah şüphe bırakmayacak şekilde cevaplar Kuran ve hadisler ışığında veriyorsunuz. İki hususu izninizle sormak istiyorum. Nasıl bir olay yaşanacak ki insanlar her şeyin beynin içerisinde yaratıldığını daha iyi algılayabilir bir hale gelecek ve nasıl insanlar beyinlerini kullanmadıkları, diğer yüzdelik dilimlerini kullanır bir hale gelecekler? Allah Celle Celalühü ve dünya ve ahirette birlikteliğimizi daim eylesin. Hayırlı yayınlar diliyorum demiş Sakarya / Karasu, Paşa Yavuzyiğit.
ADNAN OKTAR: Bununla ilgili hadisler var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize bildirmiş. İnsanların aklının açılacağı, akıllarında olağanüstü bir gelişme olacağı Mehdi (a.s.) devrinde. Çeşitli hadislerde detaylı olarak açıklanmış. 2012’lerden sonra 2014’ten sonra kardeşlerimiz bunu yaşayarak zaten görecekler inşaAllah. O zaman ne demek istediğimizi daha iyi anlarlar. İnşaAllah.
SUNUCU: Çok farklı gelişmeler bekliyor insanlar Hocam. Şimdi Türk İslam Birliği diyoruz, gitgide her gün daha bir güzellik ekleniyor inşaAllah. .
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Bu birliğimize doğru... Farklı farklı gelişmeleri takip ediyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Ahir zamandaki bütün olaylar bakın demin söylediğim hadisleri şimdi okuyorum size; “Sizin içinizde Kaasul Vanem hastalığı gibi can alıcı iki hastalık olacaktır.” Cami-ul-Usul 10/412. Öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır diyor Gasül Gâlem. Öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır, yani hayvanlardan kaynaklanan bir hastalık. Sizin içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi, yani grip tarif ediliyor burun akıntısıyla gösterilen öldüren, aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yayılacaktır. İşte biri kuş gribi biri de domuz gribi. Sahih-i Buhari 2/278 Feth-ul Bari. İnsanlar şiddetli korku üzerinde olmadıkça Mehdi (a.s) zuhur etmez. Onlarda, ondan önce zelzeleler, fitneler, insanların başına gelen belalar ve salgı hastalık zuhur edecektir. İşte o vakit Mehdi (a.s.) zuhur edecektir. Ona yetişene ve onun yardımcılarından olanlara müjdeler olsun, ona muhalefet edenlere ve emrine karşı gelenlere yazıklar olsun. Yani onunla uğraşanlara diyor. Altı şey kıyametten önce olur. Sonra çok ölen olur. Sonra içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır.
SUNUCU: Çok açık evet, arz edilmiş
ADNAN OKTAR: Evet, bu ahir zamanda, bak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) belirtiyor, Mehdi (a.s.) devrinde olacak diyor, aynısı oluyor. Yani hiç şaşmayacak hiç değişmeyecek vahyi ile bildirilen, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den bildirilen bilgilerdir. Allah, Cibril (a.s.) vesilesiyle Peygamberimize (s.a.v.) bildiriyor. (s.a.v.)’e. Peygamberimiz (s.a.v.) sahabelerine bildiriyor, sahabeler diğer sahabelere bildiriyor, âlimlere geliyor silsile olarak Mehdi (a.s.)’ye geliyor, Mehdi (a.s.)‘ye gönderilen bir mektuptur ahir zaman alametleri, Resulullah (s.a.v.)’tan gelen. Ne yapması gerektiğini Resulullah (s.a.v.) Mehdi (a.s.)’ye çok kapsamlı tarif etmiştir. Nerede nasıl vazife yapacak, özellikleri, senin özelliklerin şunlar olacak diyor Resulullah (s.a.v.), boyun şöyle, posun böyle, enin böyle, vücudundaki alametler şudur diyor. Senin zamanında kuyruklu yıldızlar çıkacak, büyük bir duman ve ateş zuhur edecek, Kâbe’de baskın olacak, Afganistan ve Irak işgal olacak, Irak’ın para birimi kalkacak buna benzer yüzlerce alameti belirtmiştir. Sen kan akıtmayacaksın diyor Mehdi (a.s.)’ye. Uyuyan kişiyi uyandırmayacaksın, çok şefkatli ve merhametli olacaksın, kendini gizleyeceksin, batın ilmiyle, ledün ilmiyle, vehbi ilimle donatılacaksın ve ümmi olacaksın diyor. Kuran’ı o kadar bilmeyeceksin diyor, Mehdi (a.s.)‘ın özellikleridir. Az bir arkadaş grubun olacak diyor. Münafıklar olacak içinde diyor, çok fazla münafık, ama ona münafıkları buğdayın içinden kurt temizler gibi temizleyeceksin diyor. Yine gelecekler diyor yine temizleyeceksin, yine gelecekler yine temizleyeceksin, yine gelecekler yine temizleyeceksin sonunda 313 tane sağlam adam kalacak elinde diyor. Onlarla İslam’ı hâkim edeceksin, Mesih (a.s.) gelecek diyor, Hz. İsa (a.s.) seni namaza geçirmek isteyecek diyor, sen kabul etme diyor. Bak nezaketen sen kabul etme sen geri çekil o seni sırtından itecek diyor seni namaza geçirecek. Ondan sonra imam sensin diyor. Benim evlatlarımdansın diyor, benim soyumdansın sen diyor ve Mehdi (a.s.)’ye uzun uzun uzun uzun ne yapması gerektiğini Resulullah (s.a.v.) anlatıyor. Hangi şehirlerde, nerelerde, Roma’yı da fethedeceksin diyor. Hırakl’ın şehri Roma diyor. İtalya... Oraları da tekbir ile fethedeceksin diyor. Oraya yönelik de bir çalışman olsun diyor. Ama önce İstanbul’u alacaksın diyor manen fethedeceksin, Allah’ı anarak yapacaksın diyor. Sakın silah kullanmaya kalkma, silahları bilakis yeryüzünden kaldır, bütün yeryüzünden silahları kaldıracaksın diyor. Senin silahın Allah’ı anmak ve Ben seni koruyacağım diyor. Benim korumam altında olacaksın diyor inşaAllah ve ahkâmda masum olacaksın. Ben sana ilham edeceğim diyor Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.) için. Yani Peygamberimiz (s.a.v.) de onu bildiriyor, ahkâmda masumdur Mehdi (a.s.). Peygamberler hem ahkâmda hem ismette masum oluyorlar. Mehdi (a.s.) ahkâmda masumdur. Her ne yapıyorsa ilhamla yapar. Cibril (a.s.), Mikail (a.s.) ve İsrafil (a.s.) yanında olacak diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Üç büyük Melek yanında olacaklar. Tabii 46 bin melekle de takviye olacaksın diyor ayrıca. İnşaAllah. Senin zamanında ne fitne kalacak ne fücur kalacak, küfrün kalelerini, beldelerini teker teker teker hepsini düşüreceksin diyor. Said Nursi Hazretleri de detay olarak, o da Mehdi (a.s.)‘ye bir mektup yazıyor. Risale-i Nur Külliyatı Mehdi (a.s.)‘ye yazılmış bir mektuptur aynı zamanda. Nerde çıkacağını, kaç yılında çıkacağını... İstanbul’da çıkacaksın diyor. Hicri 1400‘de çıkacaksın diyor inşaAllah. Elinde Nur olacak diyor, topuz yok diyor. Sert davranmayacaksın insanlara diyor, şefkatle yaklaşacaksın diyor. Sabır, metanet ve tesanüt sıfatlarına tam sahip diyor, ihlâs, sadakat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip şakirtlerin olacak diyor. Talebelerin az olacaklar diyor. Sen darwinizmi ve materyalizmi yerle bir edeceksin diyor. Ama senin vaktin olmayacak diyor Said Nursi. Vaktin çok dar olacak diyor. Hayatın diğer dairelerindeki faaliyetin buna vakit vermiyor diyor. Vakit ve hal müsaade etmez diyor. Onun için sen hazır eserlerden diyor istifade edeceksin, bunlardan eserler hazırlayacaksın ve Risale-i Nur’u da hazır programın olarak takip et, onu da çok iyi anlayacaksın Risale-i Nur Külliyatı’nı, onunla o birinci vazifeyi sen tam yapacaksın diyor. Sonra sana Seyitler iltihak edecek diyor. Büyük Seyitler. Sonra Ulema iltihak edecek diyor. Bütün İslam Âlemi yavaş yavaş yavaş sana iltihak edecekler, Hıristiyanlarla da ittifak edeceksin diyor. Hıristiyan Ruhanileri onlar da seni destekleyecekler diyor. Onlar da İslamiyet’e doğru yavaş yavaş dönmeye başlayacak diyor senin zamanında hatta tamamen Müslüman olma istidatları gösterecekler diyor. İşte o devirde Cenab-ı Allah Hazreti Mesih (a.s.)‘i gönderecek diyor. Senin aramanla olmaz diyor, Mesih (a.s.) seni bulacak sen Mesih (a.s.)’i bulmayacaksın diyor. Mesih (a.s.) sen namaz kılarken gelecek diyor.
SUNUCU: Çok güzel maşaAllah
ADNAN OKTAR: Ama diyor sakın namazda diyor geçip namazı doğrudan kıldırma diyor. Bir geri dön diyor. Yani ısrar etsin diyor Hazreti Mesih (a.s.) diyor sana diyor. Omzundan itecek diyor, iki omzundan, ondan sonra tamam. Ondan sonra Mehdi (a.s.) İmam olur artık. Dünyanın İmamı oluyor. İnşaAllah. Az sürecek diyor. Nerelere kadar gideceğini söylüyor. Kudüs’e gideceksin diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Oraları imar edeceksin diyor, Mescid-i Aksa’yı yeniden düzenleyip, güzelleştireceksin ve Süleyman (a.s.)‘ın Mescidini yeniden yapacaksın diyor. İnşaAllah.
SUNUCU: Ne kadar güzel inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, bütün her yeri mamur yapacaksın, beldeleri güzelleştireceksin, çok güzel faaliyetlerde olacaksın diyor. Cenab-ı Allah diyor fecyeten diyor seni ani bir ölümle alacak diyor. Rivayette öyledir Mehdi (a.s.) için inşaAllah. Batın ilmi, vehbi ilim gereği olarak Cenab-ı Allah seni donatacak, seni bir gecede Allah ıslah edecek diyor bir gecede özel ilimlerle donatılacaksın diyor. Özel bir gecede... Yani Allah’a sen teslim ol diyor, korkma diyor, cesur olacaksın diyor, küfür beldelerine istediğin gibi gir diyor ama hapsolacaksın diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Seni hapsedecekler diyor, bir zindan yönün var diyor Hz. Yusuf (a.s.)‘a benzeyeceksin bu yönünle diyor. Ayrıca gizlen diyor, Hz. Musa (a.s.) gibi gizleneceksin diyor. Çünkü sen ölüm tehdidi altında olacaksın diyor. Baskı ve ölüm tehdidi altında olacaksın o yüzden gizleneceksin diyor. Bu iki gaybet devrin olacak diyor. Bir Gaybet el Suğra, Gaybet el Kübra. İnşaAllah bunu Şiiler biliyorsun bambaşka anlamışlardır. 12. İmamın, mağarada girmiştir o mübarek orada şehit olmuştur, kaybolmuştur. Onun yeniden 1000 küsur sene sonra geleceğini zannediyorlar. Hâlbuki o, o şekilde değil. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘in soyundan (s.a.v.) soyundan, anneden babadan doğmadır. Medine’de doğacaktır diyor bir şehirde. Kara denen köyde diyor. Fakat Medine’de diyor, şehirdir diyor başka bir rivayette de. Medine, yani büyük şehirlerden bir tanesinde ve oradan yine Medine’ye diyor bir şehre gelecek diyor, isim vermiyor, ama soruyorlar sahabeler, hangi şehir ya Resulullah (s.a.v.) diyorlar Kostantiniyye diyor. İstanbul’dur diyor, oraya gelecek diyor. Sabah vaktinde geleceksin diyor Mehdi (a.s.)’ye, sabah vaktinde. Denizin kenarında olacaksın diyor. Denizin kenarında bir yerde muhkim hale geleceksin, denize yakın boğaza yakın. Kuru bir yoldan geçip geçeceksin diyor denizi de diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Çok detaylı anlatıyor.
SUNUCU: Evet, çok detaylı bilgiler.
ADNAN OKTAR: Tabii… Sadece Allah’ı anarak İstanbul’u, Türkiye’yi, bütün İslam Âlemi’ni manen fethedeceksin, ama bu uzun bir süre alacak diyor, seni Allah deneyecek diyor, yani senin bir gücün görülecek diyor. Yani sadakatin, metanetin, cesaretin, sabrın bütün dünyaca bir görülecek diyor. Ani Mehdiyet yoktur. O Cübbeli’nin öyle bir hatası var. Çıkar çıkmaz bir anda bir tekbir getirecek diyor yerle bir, bütün binalar çökmeye başlayacak diyor, gökyüzü Meleklerle dolacak diyor, bu Mehdi (a.s.) ‘dir diye bağıracaklar diyor yüksek sesle, herkese kendi dilinden, ama Mehdi (a.s.)‘ye sorduklarında yok ben Mehdilikle alakam yok diyecek diyor. Bütün dünyadaki 7 milyar Melek, 7 milyar insan var dünyada, hepsini yalanlayacak diyor yani özetle.
SUNUCU: Yani Peygamberlerin hayatına baktığımızda da Hocam öyle bir anda çıkış yapan Peygamber yok.
ADNAN OKTAR: Yok öyle bir şey, yok tabii.
SUNUCU: Hepsi böyle zamanla bazı sınamalardan, imtihanlardan geçerek Peygamber olmuşlar.
ADNAN OKTAR: Büyük çilelerden acılardan geçecektir Mehdi (a.s.). Çok zorluklardan geçecektir. Hatta diyor İstanbul’da bir yobaz hoca, bir münasebetsiz, bir zalim, bir fitneci hoca zuhur edecek diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o seninle uğraşacak diyor. Bunu İmam Rabbani Mektubat’ında bildiriyor ayrıca ve o devirde de bir kuyruklu yıldız çıkacak diyor ayrıca. İki ucu olacak diyor kuyruklu yıldızın. Lulin Kuyruklu Yıldızı çıktı biliyorsunuz. Bin küsur senede bir çıkan bir yıldız ve çok parlak olacak diyor. Fakat Medine’deki cahil âlim diyor Mehdi (a.s.)’ye karşı atağa geçecek diyor. Yani Resulullah (s.a.v.)’ın dediği ona karşı da ilim silahıyla diyor, seyfinle, ilim kılıcıyla karşılık vereceksin diyor ve onu da etkisiz hale getireceksin yani onu püskürteceksin diyor. Kaderin senin böyle diyor. İnşaAllah. Hz. Mesih (a.s.)’i diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) benim yanıma gömeceksiniz diyor, mezarda yer açıldı biliyorsunuz Resulullah (s.a.v.)‘ın mezarının yanı boştur, Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer Radiyallahu Anh mezarları var, fakat Hz. Ebu Bekir (r.a.)‘in mezarı ile bitişik, Hazreti Ömer (r.a.)’in mezarıyla biraz aralık var. Açıklık var, yer açıklığı var. Özellikle ayırt, hususi Peygamber (s.a.v.)’in vasiyetidir, benim yanıma gömeceksiniz diyor Mesih (a.s.)’i geldiğinde. Hep beraber kalkacağız diyor kalkarken de diyor.
SUNUCU: Ne kadar güzel…
ADNAN OKTAR: Ömer (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Ebu Bekir (r.a.) ve Mesih (a.s.) ve Ben, dördümüz birlikte kalkacağız diyor kalkarken diyor. İnşaAllah. Yani kıyamet dirilişinde diyor.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam
ADNAN OKTAR: Bütün dedikleri bu alametler başlar, Mehdi (a.s.)’nin gelişi senin gelişin kıyametin alametidir diyor Mehdi (a.s.)’ye. Sen geldin mi kıyamet artık diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), eliyle işaret ediyor. Ben ve kıyamet böyle geldik diyor. Yani iki parmak gibi peşpeşe geldik diyor. İnşaAllah. Dünyanın ömrü 7000 yıldır diyor, 5600 yılı geçti ona göre sen oradan hesabı yapacaksın diyor Mehdi (a.s.)’ye. 7000’den 5600’ü çıkarıyoruz 1400 kalıyor. Evet, 1400 ile 1500 arasında hepsi bitecek diyor Resulullah (s.a.v.). İnşaAllah. Ama seni fark edemeyecekler diyor. Başlangıçta bilinmeyeceksin diyor. Çok çile çekeceksin, zorluklar çekeceksin diyor, sonunda muzaffer olacaksın ama onu Allah rızası için yapacaksın, her şeyi de, dünyadan hiçbir şey bekleme diyor. Dünyadan bir şeyin yok diyor. İnşaAllah. Bunu derken de detay veriyor. Mesela çocuğun olmayacak diyor. Senin çocuğun olmayacak diyor. Bir tek Mehdi (a.s.)’ye mahsus. Malı mülkü de olmayacak diyor dünyada diyor. Yani dünyadan bir şey beklemiyor Mehdi (a.s.). İnşaAllah. Onun yeri ahirette. Ben diyor, Hasan (r.a.), Hüseyin (r.a.), Hamza (r.a.), Mehdi (a.s.) cennet ehlinin Seyitleriyiz diyor. Hz. Mesih (a.s.) yüzünü meshedip, Hz. Mehdi (a.s.)’nin, onun cennetteki makamını söyleyecek. Cennette olduğunu söyleyecek. Ama inanılması farz değildir. Yani Kitap getirmediği için. Ama mucizelerini açıkça göreceğiz tabii onun inkar edilecek bir yönü yok, kimse reddedemez, bütün dünya iman edecek mecburen. Çünkü fizik kanunlarının tersine olaylar olacak. Biliyorsunuz onun kör olan gözleri açması var, Mesih (a.s.)’in. Baras hastalığını iyileştirmesi var, kuş biçiminde bir şey yapmıştır, üfürdün mü kuş olup uçuyor. Ölüyü diriltiyor, geldiğinde yine mucize gösterecek. İnşaAllah. Zaten bakar bakmaz anlaşılır Mesih (a.s.) olduğu yani. Öyle, hani acaba demez insanlar. Onun için Cenab-ı Allah ayette diyor, sana diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, Ehl-i Kitap’tan inanmadık, bakın dikkat edin, tek bir kişi kalmayacak diyor Allah. Bütün dünyanın iman edeceğini ayrıca söylüyor. Seni sevenleri diyor kıyamete kadar dünyaya hâkim kılacağım diyor. Yani kıyametin son vaktine, ahir zamana kadar... Yani bu son bozulma devrine kadar dünyaya hâkim edeceğim diyor. Sana uyanları, seni sevenleri, Mesih (a.s.), Mehdi (a.s.) de seviyor zaten. Aynı kardeşler onlar zaten Hz. İbrahim (a.s.) neslindendir ve simaen birbirlerine benzerler diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani Mehdi (a.s.)’ye diyor, Mesih (a.s.) sana benzeyecek diyor yüzü sima olarak. Evet. Kibar yüzlü, güzel, parlak yüzlü, burada çok detay bir yerde yazıyordu. Senin şeyinde var değil mi o?
OKTAR BABUNA: Özellikleri mi Hz. İsa (a.s.)’nın?
ADNAN OKTAR: Evet, Mesih (a.s.)’in var mı?
SUNUCU: Allah nurunu Hocam Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) ile tamamlayacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet tamamlayacak. Neyse ama ben ezberden söyleyeyim. Mesih (a.s.) de orta boylu, geniş omuzlu, atletiktir ama ince bellidir. Mehdi (a.s.) boydan boya çok geniştir. Yani karnı da geniş, göğsü her yeri geniştir. Alnı da geniş yani çok yapılıdır Mehdi (a.s.). Ben-i İsrail’den bir recul gibi diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Heybetli ve acardır diyor görünüşü. Ama Mesih (a.s.) atletik ve kibardır görünüşü. Uzun ince parmaklı Mesih (a.s.), gri gözlü, saçları altın sarısıyla açık kahverengi arası kestane rengidir. Islak olmadığı halde ıslak görünüyor saçları. Yani yaratılıştan, yapıdan öyle, gözleri çok keskindir diyor rivayete göre de çok keskin bakışları çok keskin yani ateş gibidir diyor bakışları diyor. Müthiş akıllı olduğu için. Hiç hata yapmaz Mesih (a.s.). Yani onun, onun Peygamberlerin özelliğidir ama Mesih (a.s.) özellikle hiç hata yapmaz. Hem ahkâmda hem ismette masum, yani mümkün değil yani böyle, mutlaka dediği doğru oluyor. Yani söylediğini yapacaksın gerisine karışma.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: O teslimiyet uymak lazım.
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah. Fakat tabii farz değildir inanılması. Biz zannı galiple iman edeceğiz. İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Mehdi (a.s.) hayatına baktığımız zaman sanki tüm Peygamberlerin hayatından böyle ufak ufak kesitler görüyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet özetidir diyor evet.
SUNUCU: Öyle değil mi? Hz. Yusuf (a.s.)’un işte hapis hayatı, birçok Peygamberin yaşadıkları...
ADNAN OKTAR: Hepsine benzer diyor, bütün Peygamberlere. Mesela Eyüp (r.a.)’e, Yunus (a.s.)’a, hepsine benzer diyor. Yani küçük küçük onlar...
SUNUCU: Yansımaları vardır.
ADNAN OKTAR: Hep hep özetidir diyor adeta bütün Peygamberlerin bir özetidir diyor Mehdi (a.s.) için. Ahir zamanın en şiddetli dönemlerinde gelecektir, yani dünya tarihinde bu kadar şiddetli bir fitne hiç olmamıştır. Yani böyle bu kadar, çünkü televizyonlar, radyolar, internet ile fitne destekleniyor. O zaman atla deveyle fitnenin haberleri yayılıyordu en fazla ve birkaç fitne oluyordu. Mesela putperest oluyorlar en fazla, Budist oluyor, yani yeni bir din getirdiğini iddia ediyor. Yahut dinsiz oluyor ama beni, şu an yüzlerce felsefe, yüzlerce din, yüzlerce sapkın eko ve düşünce bütün dünyayı teknik imkânlarla kaplamış durumda ve hepsinin üstünde de darwinist ve materyalist felsefe. Fen ve felsefenin tasallutuyla diyor Said Nursi, maddiyyun ve tabiiyyun taunu yani darwinist, materyalist felsefe, maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içinde intişar etmesiyle, gelişmesiyle; her şeyden evvel diyor felsefeyi tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır diyor birinci vazifesi Mehdi’nin. Daha önceki Mehdiler diyor bir cihette, bir yönüyle yani sadece bir görevle ve bir cihette diyor Mehdilik görevini yapmışlardır. Mehdiyi Abbasi diyor, işte Abdulkadir Geylani imani konuda yapmıştır. Mesela kendisini de ima ediyor ben de bir nevi mehdi’yim, ben de bir yönüyle yaptım diyor yani iman hakikatlerinden bir yönüyle yaptım. Mehdi geldiğinde diyor; bu üç görevi birden tam kamil anlamda hepsini yapacak diyor ve tamamını bitirecek diyor. Küçük bir talebe grubuyla çıkacak diyor. Küçük bir grup olacak diyor. Ahir zaman çok şiddetlidir diyor Mehdi’ye Said Nursi. Ondan değil yirmiden dahi güven olmaz. Bu acip halete karşı son derece metanet, sabır, metanet ve hamiyeti İslamiye gerekir diyor. Yoksa akim kalır zarar verir diyor. Yani çok sabırlı olman gerek diyor Mehdi’ye ve çok önemli bir şey diyor sakın siyasete girme diyor Mehdi’ye. Yani siyaseti diyor Mesih yapacak diyor dünya siyasetiyle ilgili çalışmayı. Sen ona girmeyeceksin diyor, siyasete girmeyeceksin diyor. Bir de diyor evlenmeyeceksin diyor. Bak ben evlenmedim diyor, mühim talebelerim de evlenmiyorlar. Sen de evlenmeyeceksin diyor yani bunu da açıklıyor. İnşaAllah. Ve ondan da yirmiden birine güvenme diyor. Çok acayip olaylarla karşılaşacaksın diyor. Ahir zamanın acip şahsı gibi diyor hiçbir cihette olamam diyor Mehdi için. Hiçbir cihette olamam. Ancak onun diyor ona yol hazır edecek yön hazır edecek piştar bir neferi öncü bir askeri olabilirim ve ona hizmetçisi olabilirim diyor umut ediyorum diyor ümit ediyorum. Hiçbir cihette diyor onun gibi olamam diyor Said Nursi Hazretleri. Tabii tevazu ediyor yani çok çok olağanüstü bir şeydir. Adnan Menderes döneminde Allah rahmet etsin, akıl almaz işkence gördü yani acayip ızdıraplar gördü. Adnan Menderes’i Allah uyardı, uçak kazasında uyardı biliyorsunuz büyük bir uçak kazası çoğu öldü insanların. O da uçakta ters üstü asılı kalmıştı hazret, Cenabı Allah’ın hikmeti. O kıymetli insan tabii ben onu değerli buluyorum hazret diyelim değerli bir insan. Asılı kaldı o bir işaretti ona.
SUNUCU: Uyarıydı belki de değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii bakın uçakta Allah öldürmedi ve asılı bıraktı havada ters düştü. Başının üstüne asılı kaldı ve üstü başı çamur perişan halde buldular onu. Said Nursi de o dönemlerde hücrelerde acaip ızdırap ve işkenceler görüyordu. Dedi Said Nursi bana bu şekilde bir faaliyette bulunmayın. Bana bunu yapmayın Kur’an ahlakına uyun, böyle bu zulme devam etmeyin bunun sonu güzel olmaz dedi. Sonra da dedi ki: ben onu dedi elmas biliyordum dedi o kendisini bana cam haline getirdi dedi ben gidiyorum dedi. Yani ben yakında öleceğim dedi. Sonra elini böyle işaretle elini böyle yukarı kaldırıyor bakın dikkat edin ve çeviriyor elini. Çok anlamlı
SUNUCU: Evet mübarek
ADNAN OKTAR: Bakın hem kendi ölümünü haber veriyor, hem onun asılacağını haber veriyor. Elini yukarıya kaldırması çok acayip… Elini yukarı kaldırıyor bakın. Keramet gösteriyor tabii sonra ters çeviriyor. Onlar da gidecek diyor, ben gidiyorum onlar da gidecekler diyor. Ama daha önce bakın sürekli benim himmetim ve duamın etkisi altındaydılar diyor. Değerimi bilmediler diyor, kıymetimi bilmediler diyor. İstese Adnan Menderes havaya uçururdu ortalığı yeri birbirine katardı. Yani yaşlı başlı insanı Ankara’ya sokmamak ne demek? Kastamonu’ya sokmamak ne demek? Başka illere sokmamak ne demek? Bu kadar değerli bir İslam âlimini… O devrin en değerli alimidir yani baş tacı. İti giriyor, kopuğu giriyor, çakalı giriyor, sapığı giriyor, soyguncusu giriyor, gaspçısı giriyor, her türlü ahlaksız giriyor istediği yere; ama nur gibi tertemiz insan giremiyor.
SUNUCU: Ne yaptı? Yani yapmış olduğu ne icraat var? Allah’ın dinini yaymaktan başka değil mi? Evet
ADNAN OKTAR: Yani orada, Menderes çekingenliğinin, biraz da ikili tavrının Allah karşısındaki bu yaptığı hatanın belki de bir bedeliydi. Yani Cenab-ı Allah böyle bir sonuç meydana getirdi. Çünkü Allah’ın velisiyle bu şekilde bir mücadele içerisine girmek çok büyük bir zulümdür. Her yerde barışı, kardeşliği, sevgiyi anlatıyor. Modern bir anlayışa sahip... Türk Kürt kardeşliğini savunuyor. İttihadı İslamı savunuyor, Türk İslam birliğini savunuyor. Kahraman ordu diyor, askerlerimizi baş tacı yapıyor, devletin bekası için gayret ediyor. Bu kadar mübarek ve muhterem bir insanı; hücrelere sokmak, kışın -10 derecede, 15 derecede tahta barakanın içinde tek başına tutmak. Ben diyor, bana yapılan diyor bu zulüm diyor yani bir artma oluyor zulümde; eskisinin diyor belki otuz misli diyor. Bunu şikâyet için söylemiyorum diyor Allah’a hamd ediyor, şükür olarak yani. Sadece bilgi olarak söylüyorum diyor yani şikâyet olarak söylemiyorum diyor. Kat kat fazla diyor ama Allah’a çok şükür biz faaliyetlerimize bütün hızımızla, bütün gücümüzle devam ediyoruz diyor. Yani sürekli kerametler sudur eden bir insan biliyorsunuz. Harikalar sahibi bir insan.
SUNUCU: Bugün hala kitapları büyük bir ders kitabı olarak okutuluyor.
ADNAN OKTAR: Tabii… Geçenlerde öyle bir Üstada saldırıya kalktılar, bir şeyler yaptılar. Yine bir şeytani, iblisane hareketler yaptılar. Ben de dedim o hakaretleri ne kadar varsa toplamını havada yakaladım, hepsini ağzınıza geri sokuyorum dedim tepeden. Tabii denizin ortasına kadar... 1 milyon misliyle, 1 milyon misli daha ilave ediyorum. Dedim yani kanun, hukuk ölçüleri içerisinde ağzınızı ta boynunuza kadar yırtarım dedim. Yani öyle söz edemezsiniz dedim. Şimdi dava açtık. Bakalım bunun nasıl hesabını verecekler? Yani bu kadar pervasız üslubun, inşaAllah. Yani bizim işte kastettiğim ağzı yırtma olayı bu. Kanuni, hukukla inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: İnşaAllah hocam. Peki, hocam yıllardır bize Mehdi (as) gelip de bir savaş ortaya çıkaracağını, işte bir 3. dünya savaşı çıkacağını, ortalığı işte kan gövdeyi götüreceğini, insanların pırasa gibi doğranacağı gibi bilgiler anlatıldı. Niye bunda amaç neydi hocam sizce? Yani insanlar Mehdi’nin gelmesini arzu etmemeliler miydi yani. Böyle bir ortamda insan Hz. Mehdi’nin gelmesinden korkacaktır büyük ihtimalle. Niye yıllarca hep böyle insanlara anlatıldı bu olay sizce?
ADNAN OKTAR: Bunun arkasında ayrıca Hıristiyanlarla Müslümanları birbirine düşürmek, Müslümanlar arasında Müslümanları birbirine kırdırmak, dolayısıyla İslamiyeti yeryüzünden yok etme düşüncesi var. Çünkü Vehhabi, Caferi, Şii, Alevi, Bektaşi; nur gibi bizim kardeşlerimiz. Onları eğer pırasa gibi doğramaya kalkıyorsa bir insan, zaten İslam âlemi diye bir şey kalmaz. Arkasından da Hıristiyanlar Musevileri de aynı şekilde katletme düşüncesi var. Dünyada insan kalmıyor bu şeylere göre yani. Değil mi? Kimse kalmıyor zaten. Marksistler zaten artık onlar herhalde tencerede kaynatacaklar anladığım kadarıyla o üsluba göre. İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) böyle olayların olacağını bildiği için, Mehdi’yi çok sıkı ziyade tembihlemiş. Yani sıkı sıkıya... Kan akıtmayacaksın diyor bir, iyi anlaması için ayrıca detay veriyor damla kan akıtmayacaksın diyor. Bu kişilerin diyor burnu dahi kanamayacak diyor, uyuyan kişiyi dahi uyandırmayacaksın diyor. Değil mi? Ve yeryüzünden bütün silahları kaldıracaksın diyor Mesih de sana yardım edecek. O da bütün silahları kaldıracak, O da barış getirecek diyor. Bu Tevrat’ta da bu şekildedir. Bakın Tevrat-ı Şerif de tahrif olmuştur kısmen, bir kısmı doğru kalmıştır. Orada da bu Mehdi bizim tarif ettiğimizle aynı aşağı yukarı yakındır. Evinde diyor sedirinden yönetecektir diyor Mehdi diyor. Güzel yüzlü olacaktır diyor, sözü sevilecektir diyor. Museviler de bunun farkındalar. Onlar da diyor, İsrail’den çıkmayacak diyorlar Mesih diyorlar Mehdi. İsrail dışından çıkacak diyorlar. Konuştular buraya geldiğinde söylediler. Bu haham Froman gelmişti. Boğaz köprüsünden geçerken diyor, görüm aldım diyor. Bana görüntü oluştu diyor. Obama’yla da konuşuyor, görüşüyor. Şimdi yeniden gelecek Ahmedinejad’la görüşmek üzere geliyor. İnşaAllah görüştürebilirsek Allah’ın izniyle görüştüreceğiz. Misafir bizde kalacak. Yine Sanhedrin hahamlarının bir yetkilisi gelecek Sanhedrin’in yani tam yetkili biri. O da çok sevimli bir şey. Beraber namaz kılmak konusunda çok ısrarlı... Hocam birlikte namaz kılalım diyor. Geçen sefer nasip olmadı. Bu sefer götüreceğim Süleymaniye’ye veya başka büyük bir camiye. Birlikte namaz kılacağız inşaAllah. Bana çok ısrar ediyor birlikte namaz kılalım diye. Efendim?
OKTAR BABUNA: Camide kılmıştı cemaatle birlikte kılmıştı
ADNAN OKTAR: Cemaat de şaşırdı. Hâlbuki Musevilikte var namaz kılmak. Yani onların şeriatına uygun… Yani kıyam var, rüku var ve secde var.
SUNUCU: Evet onların özünde
ADNAN OKTAR: Tabii aynı, onlarda da bu şekilde… Şimdi bu sefer artık götüreceğim namaz kılması için inşaAllah. Ama tabii çok tedirginler, İran’dan bir şey olacak diye. Yani kardeşim dedim yani böyle bir şey mümkün mü? Biz Peygamber soyuna zarar getirttirir miyiz? Olacak iş mi bu yani? EvvelAllah hiçbir şey olmaz. İsrail tam anlamıyla özgür olacak. Bütün o kutsal topraklarda istedikleri gibi ticaret de yapacaklar, yaşayacaklar da güven ve huzur içerisinde olacaklar, Mehdi’nin güvencesi altında olacaklar Allah’ın izniyle ve inayeti ile inşaAllah.
SUNUCU: Hocam İran, Irak diğer İslam ülkeleri de Mehdi’yi bekliyorlar değil mi?
ADNAN OKTAR: Efendim.
SUNUCU: Diğer tüm İslam ülkeleri de Türkiye’de olduğu gibi Mehdi’yi bekliyorlar mı?
ADNAN OKTAR: EvvelAllah, Hanefi, Hanbelî, Maliki, Şafi mezheplerinde Mehdi’nin gelişi haktır. Mesih’in gelişi haktır. Şia şu an zaten delirmiş vaziyetteler yani manevi cezbe halindeler şu an yani Mehdi geldi diyorlar onlar zaten gelecek demiyor. Ben Ahmedinejad’a da buradan haber göndermiştim bakın gelecek demesin dedim, geldi dedim yani gözünün içine baka baka, yani bir bildiğim olmasa çünkü ben %100 delile göre konuşan bir insanım, mahcup olacağım hiçbir söz söylemedim şu ana kadar ne dediysem de çıktı, ben hurafeden şundan bundan şiddetle kaçınan bir insanım ve hiçbir şekilde de ağzıma almam o tip yalan habere doğru olmayan bir şeye söylemem inşaAllah.
Menderes’in uçak kazasında akşamı Üstad yanındaki talebelere bu akşam Menderes’e dua ettim demiş ertesi günü uçağın düştüğü ve Menderes’in kurtulduğu haberi alınmış. İnşaAllah. Üstadın talebesi Said Özdemir bunu anlatıyor, Said Nursi’nin himmet ve duası ile hareket ediyordu aslında Adnan Menderes, anlamadı onu, o kendi başarısı sandı yani kendi yeteneği hâlbuki hiçbir özelliği yok Adnan Menderes’in o anlamda hiçbir özelliği yok. Yani doğrudan Üstadın manevi himmeti ve Anadolu’da meydana gelen manevi himmetin nuru ve ışığı milletin ruhuna yansıdı. Sağ ezici şekilde iktidar oldu, onu Menderes kendi yeteneğinden zannetti onu hâlbuki himmet altında duadan dolayı Allah’ın özel korumasından dolayı oldu olay, kendileri asıl ışığı söndürmeye kalktı yani kendi ışığını söndürmeye kalktı. Kendini mesela Üstada eğer gereken değeri önemi verseydi, onun manevi himmetini almış olsaydı... . .
SUNUCU: İktidarı devam ederdi belki de o şekilde. .
ADNAN OKTAR: yani bambaşka şeyler olurdu ama kader böyleydi. Said Nursi elini havaya kaldırır ve ters çevirirdi, ben gidiyorum onlar da gidecek dedi ki çok koruyup kolladığı bir insandı, o kadar zulme rağmen Adnan Menderes’e hiçbir şey dememiştir. Son an talebelerine bunu söylemiştir. Ben onu elmas zannediyordum o cam çıktı demiş. İnşaAllah.
SUNUCU: Sonuçta Adnan Menderes de çok ciddi zulümlerle karşı karşıya kaldı.
ADNAN OKTAR: Üstada yapılanların aynısını Allah ona da göstertti.
SUNUCU: Dünyadayken karşısına çıktı.
ADNAN OKTAR: Tabii aynısını göstertmiş oldu. Yani hücre hapsini de gördü, azabı da gördü, ezilmeyi de gördü, itilip kakılmayı da gördü, değil mi? Her şeyi gördü her türlü acıyı gördü. 70 küsur yaşındaki bir insana bir evliyaya, ki elinden yüzünden akıyor veli olduğu, her an keramet gösteren bir insan, her gün keramet gösteriyor, falanca gelecek diyor geliyor, mesela bir şey oluyor önceden haber veriyor, ama nefes aldırmadan sürekli keramet bütün ömrü kerametle geçmiştir yani öyle herhangi bir keramet de değil çok net. Mesela çam ağacının üstündeler böyle bir ağaç veyahut şey katran ağacımı hatırlayamıyorum tam, bomboş arazi dümdüz geniş ova talebesi yanında aç kalıyorlar bir dönüyor sağ tarafa koskocaman ekmek sıcak. .
SUNUCU: Yani aşikâre görünmüş.
ADNAN OKTAR: Bu nasıl açıklanabilir bu ve hayatında asla yalan söylemeyen çok çok asil bir insan %100 doğru konuşan bir insan, günlerden beri buraya insan da gelmiyor diyor, kimse yok olsa görür yani zaten arazi geniş arazi şimdi buraya biri girse biz görmez miyiz? Görürüz, koskoca üstelik sıcak ekmek fırından yeni çıkmış yani tabii böyle yüzlerce kerameti var. Bunu da bildiği halde aman sol ne der, aman masonlar ne der, falanca kapitalistler ne der, falanca zenginler ne der, şu ne der bu ne der diye ezim ezim ezdiler, sırf karşı tarafa bir görüntü olsun gibisinden.
SUNUCU: Bir tehdit altında mıydı acaba hocam?
ADNAN OKTAR: Menderes mi?
SUNUCU: Evet.
ADNAN OKTAR: Her şey bütün devlet elinin altında, millet desteği var yani her şeyi yapabilir istese, gereksiz bir korku yani sağda bu genellikle olur bizim Türkiye’de, sağ dedin mi genellikle hep hepsini tenzih ederim bir kısmı çok ürkektir. Mesela bir kapitalist çıksın bir zengin bir şey söylesin, aaa amenna ağabeyciğim falan, hemen, derhal emret ne demek bir telefon ediyor ne diyorsun ağabeyciğim hemen yerine getirelim, bu mantıkta idiler bir kısmı yani hükümetlerin tamamını tenzih ediyorum, hükümetin içinde bazı kişiler, sağın içinde bu şekilde oluşmuştur, olmuştur. İşte falanca ünlü telefon etti, zıngır zıngır titriyor, Allah’tan kork ne korkuyorsun, ne çekiniyorsun. O da dokuz ay on günlük sende dokuz ay on günlüksün, mezarın içinde darmakeşan olacak o da sende darmakeşan olacaksın. O da bir görüntü sende bir görüntüsün, onu da Allah göstertiyor seni de Allah göstertiyor, ne korkuyorsun yani şimdi bizim her devrin adamının Baron’dan çekinmesi gibi veyahut onun yalakalarından çekinmesi gibi yani onlardan medet umuyorlar, onlardan bir şey olacak. Onların sana bir faydası olmaz, onlar kendi çıkarının peşindeler.
SUNUCU: Kendilerine faydaları yok değil mi bir yerde.
ADNAN OKTAR: Tabii tabii, Menderes rahmetli çok çekingendi yani ama çok seviyorum ben şehit olduğuna da inanıyorum yani yere göğe sığdırmam ben Adnan Menderes’i yani mazlumdu ben o yönüyle çok acıyorum, şefkat duyuyorum ama çok çok büyük hataları oldu. Mesela Cemal Gürsel’in mektubunu gösterip açmadı. Ne çekiniyorsun aç mahkemede göster, cayır cayır oku. Hatta de ben başbakanım nasıl beni asıyorsunuz de, değil mi? Ne şeyle yapıyorsunuz bunu? Yani o anda gayri meşru olmuş oluyor o, yani başbakan meclisle alınacak görevden yani gayri meşru bir durum var. Koysana oraya ağırlığını, ben başbakanım siz kim oluyorsunuz de, ben okuyorum bunu de, açıkça söyle. Söyleyemedi, daha hala kurtulma ümidi içerisindeydi olur mu? Belli orta vaziyet ne olduğu anlaşılıyor ama kader öyleydi ve bu mahkemenin yönlendirmesiyle yani bu olayların yönlendirilmesi de yani herhangi bir kişinin yapabileceği bir şey değildir bunlar yani bu çok değişik varlıkların yönlendirilmesi ile yapılan olaylardır. Yani Allah müsaade etmeden bu böyle bir olay olamaz, ben onu söyleyeyim de siz de oradan anlayın, inşaAllah. Ama çekiniyor kibar bir insandı, nezaketli idi, mazlum tabii mazlum olarak şehit edilmiştir, ben Refik Koral’ı tanıyorum mesela çok efendi insanlardı bunlar, çok asil çelebi insanlardı, Allah rahmet etsin. Bir şey demiyorum.
SUNUCU: Bir soru daha okuyabilirsem. Selamünaleyküm hocam, sürekli sizi izleyen biriyim ve her röportajınızı kesintisiz dinliyorum. Hocam geçen gün youtube’da Cübbeli Ahmet hoca’nın katıldığı Fatih Altaylı’nın programından görüntüler izleyince inanın kanım dondu, Allah sonumuzu hayır eylesin hocam, selametle, demiş. Fatih Serçe.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, varsa o film yine seyrettirelim, vakit var mı?
OKTAR BABUNA: Var hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 1 dakika sonra tamam ondan sonra göreyim. inşaAllah ama çok şahane yazmış kardeşimiz bayağı hamiyeti islamiyesi var demek ki maşaAllah. Daha hala vazgeçmiş değil konuşmalarından daha hala geçen gün ben zannettim vazgeçti utandı zannettim yine aynı üslup yine hadislere zayıf şişman diyor. Ya sen Resulullah (s.a.v.)’ın hadislerine zayıf şişman nasıl dersin yani insan için denir zayıf ve şişman yani böyle esprili bir üslupla alaycı bir üslupla Resulullah’ın hadisi belirlenir mi? Bu şekilde Açıklanır mı? Şişman hadis ne demek nasıl bir üslup böyle... Cehennemin kenarında böyle bir üslupla konuşabilecek mi bu,
SUNUCU: Evet VTR’miz varmış onu izleyelim inşaAllah.
“CÜBBELİ VTR”
SUNUCU: Evet değerli izleyenlerimiz Vtr’mizi izledik. Hocam hayretle izliyoruz.
ADNAN OKTAR: Bakın “beni tanırsanız daha anlarsınız” diyor zaten Fatih Altaylı’ya, Murat Bardakçı’ya. Yani buradaki tanıtmasını az buluyor, “daha pek bir şey anlamış değilsiniz” diyor bakın, bütün bunlara rağmen. “Bir de özelde buluşsak daha tanırsınız beni” diyor. Daha başka olaylar var bende diyor yani. Adamlar bayılacak neredeyse gülmekten ve üslubu da görüyorsunuz. “Bura müsait değil” diyor “eve gelirseniz daha da başka daha kapsamlı yapacağım” diyor. “Zikirde 300 Allah de diyorsun adamın uykusu gelmeye başlıyor” diyor. Hâşâ, Kuran’da Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, “kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor. Allah’ı zikretmek insanların zihnini açar, beynini açar, ruhunu ferahlandırır, coşturur, değil mi? Gaziler niye Allah Allah diye saldırıyorlar, değil mi? Müslümanların inançlarına, kişiliğine yönelik çok galiz bir üslup kullanıyor. “Hiç uykusu gelmeyene tavsiye ediyorum bir cüz Kuran okusun, ” bakın uykusu gelmeyenlere Kuran okumayı tavsiye ediyor. Yani, Kuran bizim içimizi açar, Allah ferahlık getirdiğini, bize bir nimet olduğunu, Kuran’ı Cenab-ı Allah uzun uzun övüyor Cenab-ı Allah. Uyku getirsin deyip, uyumak için midir?
SUNUCU: Uykudan uyandırır, gafletten uyandırır değil mi?
ADNAN OKTAR: Uykudan uyandırır diyor, tabii. “1000 Allah desin, kesin uyur” diyor. Yani Allah demek insanı uyutur diyor. Şimdi bunu duyan bir insanın Müslümanlara, İslam’a, Kuran’a bakış açısının ne olacağını bir düşünün. Bu çok büyük bir fitne değil mi? Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. “Adamın parasını istesen cemaati bırakır. Arabayı kapıda bırakacak hali yok ya. Hayrına arabayı bırakacak, nerde öyle cemaat? Cemaati bırakır, cemaati bırakır tabii. Herkes evini, arabasını... ” diye devam ediyor. Yani Müslüman para için dinini verir diyor. Yani dinini bırakır. Yani paramı, din mi, İslamiyet mi desen, parasını tercih eder diyor. Bu durumda Müslümanlara insanların bakış ne olur, böyle bir üslupta?
SUNUCU: Ne kadar zayıf bir din anlayışı.
ADNAN OKTAR: Ne kadar kişiliksiz ve karaktersiz insan görünümü veriyor Müslümanlara, hâşâ, güya kendi kafasınca, değil mi? Para için dinini bir anda gözden çıkaracak bir insan imajı veriyor insanlara. “Namazda başlıyor oyun havası, millet neredeyse safta başlayacak dönmeye. ” Bu kadar mı kişiliksiz Müslümanlar, bu kadar mı şahsiyetsizler? Hâşâ. Hangi Müslüman yapar bunu yani. Bir de telefonda herhangi bir müzik sesi duyacakmış, namazı durdurup oynamaya başlamaya. Müslümanları küçük düşürecek çok çirkin bir üslup bu. Bak görüyorsunuz yerlere yatarak onlara gülüyorlar.
SUNUCU: Hz. Ali örneği var hocam. Bacağından bıçağı çıkarıyorlar namaza durduğu zaman. İnsan kendinden geçmeli namazda örnek olarak değil mi, bize verilen örnekten?
ADNAN OKTAR: Namaz huşuyla kılınır, namaz. Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, ayette söylüyor. “Onlar namazda huşu içindedirler” diyor. Yani nerede görülmüş böyle bir şey? Müslüman dışarıda da mesela müzik duyuyor, yolda geziyorlar. Herkes yani dindar olsun, dinsiz olsun dinler müziği geçer. Kim oturup oynamaya başlar? Yani çok ilkel bir üslup bu ve insanları güldürmek için Müslümanları böyle mahcup etmeye kalkmak, bir de çok büyük hizmet yaptığı kanaatinde. Çok çok faydalı bir insan olduğunu düşünüyor. Verdiği zararın ve yaptığı tahribatın farkında değil. “Birbirlerinden borç alıyorlar. Biri birisine ödemiyor bu sefer bana kızıyor adam zikri de bırakıyor. Şirket ortağı oluyor birine hainlik yapıyor, Kuran’ı, zikri de bırakıyor, namazı da bırakıyor. ” Bakın Müslümanlar bir kere birbirinden borç almasın diyor yani borç vermesin. Hâlbuki müminler birbirlerinin velisidir, yardımcısıdır, değil mi? Ayet var, Cenab-ı Allah. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi. ” Müminler kardeştir diyor Allah. Her şeyleri birlikte... Müminler birbirlerine borç verdiklerinde yazsınlar diyor Allah, ayet var. Borç veriyor müminler birbirlerine. Namazı bırakırlar diyor, dini bırakır, zikri bırakır diyor. Yani para için. O kadar kişiliksiz gösteriyor ki Müslümanları; müzik duyuyor oynamaya başlar diyor, namazı bırakır diyor. Eğer parasını alırsan dini bırakır diyor. Para mı din mi desen, paramı vermem ama dini bırakıyorum der diyor. Allah’ın günahları görmesini kastederek “gördünüz” diyor, “yakalandım radara” diyor. Cenab-ı Allah hâşâ, sen Cehennemin kenarında Allah’a radar diyebilecek misin? Hâşâ. Bu ne cüret yani bu nasıl bir Müslüman? “Korkma teravihi hatimle kıldırmıyorum. ” Kuran okuyarak namaz kıldırmak Peygamberimiz zamanında sahabelerin sünneti, o devrin bir güzelliği. Birçok yerde ulema teravihi hatimle kıldırır.
SUNUCU: Hatimle kıldırmışlar, tabii.
ADNAN OKTAR: Ve Müslümanlar bunu büyük bir zevkle yerine getirirler. Bu müminler için bir nimettir. “Korkmayın” Kuran ile Müslüman korkar mı? Tedirgin mi oluyor Kuran ile namaz kılmaktan? Korkmayın denir mi? Böyle pazarlık eder gibi hâşâ namaz olur mu?
SUNUCU: Bir an önce bitsin hemen namaz, fikrinde.
ADNAN OKTAR: “Yatsı, teravih, vitir hepsi 45 dakika, bitti. Onun için korkulacak bir şey yok. ” Ya bu namazın hükmü e olur? Cenab-ı Allah ile hâşâ böyle, O’nun, Cenab-ı Allah’ın getirdiği dine karşı çok anormal bir üslup var. “İran karışmış diyorlar. Ben de diyorum Allah karışıklığını artırsın. ” Müslüman bir ülke, büyük bölümü ehl-i sünnet, bir kısmı şii, hepsi bizim kardeşimiz. Büyük bölümü Türk... Karışsın devletin batması demektir. Çoluk, çocuk herkes katledilecek, şehit edilecek, mahvolacak bir ülke. Bunu Müslüman nasıl ister böyle bir şeyi?
SUNUCU: Şaka dahi olsa söylenecek söz mü hocam bu yani? Allah karışıklığını artırsın. Evet.
ADNAN OKTAR: “Mehdi’yi çok bekleyenler var” diyor. “Mehdi onları kesecek en evvela” diyor. “Bugün Vehhabi mezhebi, bugün Şia mezhebi... Şia mezhebi Mehdi’yi en çok bekleyen mezheptir. Şia mezhebi şimdi Mehdi’yi bekliyor. Mehdi as geldi mi ne yapacak? Onları asker mi yapacak acaba? Yoksa pırasa gibi doğrayacak mı? ” “Ne yapacak” diyor? Cemaat topluca bir arada “pırasa gibi doğrayacak” diyor. “Vahhabiler de hakeza” diyor. Ne istiyorsun bir avuç Müslüman’dan? Zaten onlar çok zor durumdalar. Her yerden tehdit alıyorlar? Değil mi? Müslümanlar bütün dünyada mağdur vaziyetteler. Irak da ayrı perişan oluyorlar, efendim, Irak büyük bölümü Şii’dir Irak’ta. Geri kalanı da sen mi doğrayacaksın o zaman?
SUNUCU: Müslüman kalmayacak o zaman hocam.
ADNAN OKTAR: Çok korkunç bir şey... Haramdır. Müslüman Müslümana el uzatmaz. La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah diyen insan Müslümandır. Ayette Allah “Müslümanlar kardeştir” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. Oktar sen bir şey mi demek istiyorsun?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın, şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendilerine kitap verdiklerimiz, ” diyor, ehl-i kitap. “sana indirilen dolayısıyla sevinirler;” diyor. Kuran’a sevinirler diyor. Kuran’dan rahatsız olmuyor. Kuran okunmasından, yani hatimle namaz kılınmasından rahatsız olmuyor. Bilakis diyor ehl-i kitap bile sevinir diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İşte böylece Biz onu (Kuran'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, ” yani onların kolaylıkçı, keyifçi kafalarına uyacak olursan, “senin için Allah'tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır” (Rad Suresi, 36-37) diyor Cenab-ı Allah. Evet, kaç dakikamız kalmış oldu şu an? Tamam bitirelim.
SUNUCU: Hocam evet, değerli izleyenlerimiz programımızın sonuna geldik. Hocam ağzınıza sağlık...
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
SUNUCU: Yüreğinize sağlık... Size de çok teşekkür ediyoruz. Efendim inşaAllah bu güzel sohbete, bu güzel muhabbette yarın Dem TV’de saat 21 ile 23 arasında, Kocaeli TV’de de saat 22 ile 24 arasında izleyebilirsiniz. Bu akşamlık bizden bu kadar... İnşaAllah yarın akşam görüşmek üzere Allah’a emanet olun. Allah kalbimizden Allah aşkını, Allah sevgisini eksiltmesin inşaAllah. 06 Kasım 2009
|