|
Vatan TV, 12 Ocak 2008
Adnan Oktar: Hayır, hayır. Bir lider millete ihtiyaç var. Bizde bin yıllık bir tecrübe var. Hadisler de bunu göstertiyor, olaylar da bunu göstertiyor, tecrübeler de bunu göstertiyor. Yani Türk İslam Birliği, İslam aleminin çok ihtiyacı olan bir birlik. İslam alemini başka yönetecek, Türkiye’nin dışında ağabeylik yapacak da bir ülke de yok. Yani bu kalitede, bu vicdanda, bu akılda, bu dindarlıkta, dini böyle güzel yorumlayan, Ehl-i Sünnet inancını bu kadar güzel uygulayan başka bir ülke yok. Herkes bunu kabul ediyor. Ve bu zordur, yani zor bir göreve talip oluyor. TÜRKİYE’NİN BUNDAN BİR ÇIKARI YOK. HİZMETE TALİP OLACAK TÜRKİYE BURADA. BUNDAN BİR ÇIKARI OLMAZ. Bundan çevre ülkelerin çıkarı olacak. Yani herkesi çıkarı olur.
Azerbaycan Reyting Gazetesi, 6 Kasım 2008
Adnan Oktar: Şeytan böyle vesveseler verir yani, bunları hiç kaale almamak lazım, yani şimdi sofraya oturacağız sofra hazırlanmış, sandalyeleri nereye koyalım, salatayı nereye koyalım yani buna benziyor, uzatmaya ne gerek var, işte Türk İslam Birliği'nin çok güzel olacağı, bereket bolluk getireceği çok açık, sevinç getireceği çok açık, yani bunlar sudan bahaneler, sudan izahlar bunlarla hiç muhatap olmamak lazım, BÜYÜK AĞABEY TÜRKİYE ONLARI ŞEFKATLE KUCAKLAYACAK, MUHABBETLE KUCAKLAYACAK VE HİZMETE TALİP TÜRKİYE, Türkiye’nin bundan bir çıkarı yok. Yani baba ve oğulları bir araya gelseler, bir sohbet olsa, beraber yemek yeseler bunda şaşacak ne var? Bir baba yani TÜRKİYE, TÜRK İSLAM ÂLEMİNİN BABASIDIR, LİDERİDİR. Hepsini, bütün evlatlarını sofraya çağırıyor, beraber yemek yiyelim diyor şenlik olsun, bayram olsun, neşeli bir ortam olsun diyor.
|
|
Hürriyet, 11 Haziran 2009

|
Cengiz Çandar'ın 11 Haziran 2009 tarihli yazısından
"Ahmet Davutoğlu ile başbaşa görüşmesinden önce Navvaz Şerif”i dinliyoruz. “Türkiye ve Pakistan tek millet-iki ülkedir” diyor. Azerbaycan ile “tek millet-iki devlet” idik, şimdi Lahore'de Pakistan'la “tek millet-iki ülke” olduğumuzu işitiyorum.
Davutoğlu da, “Türkiye ile Pakistan'ın kaderinin ortak olduğunu” söylüyor ona. “Tek millet”in ve “iki ülkenin geleceklerinin ortak olduğunu” ekliyor. Yani, Türkiye, Pakistan devletini ayakta tutmak için elinden geleni yapacak..."
|
Hürriyet, 12 Haziran 2009

|
Cengiz Çandar'ın 12 Haziran 2009 tarihli yazısından
"Böyle bir tarih konjonktüründe, kendisini yanlız, Batı tarafından itilmiş-kakılmış hisseden öfkeli Pakistan'ın “psikolojik sağlığı”nı kazanması için güvenebileceği gerçek bir dosta ihtiyacı var.
Türkiye, bu ihtiyacı karşılayacak kozlarıyla “Büyük Oyun”un coğrafyasına bedenini ve ruhunu sokuyor. Bunu yapabilecek imkânları birkaç yönden mevcut.
1. “Afpak ekseni”ndeki tarafların hepsiyle iyi ilişkileri bulunmak, dost ve Pakistan'a ilişkin “kardeş” sayılmak gibi avantajları var ve elle tutular hiçbir “özel çıkar”ın peşinde koşmuyor... Türkiye'nin “soft power”ını dünyanın bu çetin coğrafyasına elini uzatma şansı var ve bir de artı faktör Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun tam da bu konulardaki vukufu..."
|
Hürriyet, 13 Haziran 2009

|
Cengiz Çandar'ın 13 Haziran 2009 tarihli yazısından
"Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı ve çalıştırdığı 300 öğrencisi ve 8 Türkiye'den sınavla seçilerek oraya gitmiş bayan öğretmenin görev aldığı Türk-Afgan Kız Lisesi'ne uğradık. İnanılmaz, tam anlamıyla “sürreel” bir manzaraya tanık olduk. Afganistan'ın çeşitli etnisitelerinden ve görülmesi gereken şirinlikteki kızlar bizi “Çemberimde Gül Oya” ve ardından “Vardar Ovası” türküleriyle karşıladılar. Bu türkülerin Türkçenin bu kadar aksansız biçimiyle ve bu kadar mükemmel biçimde icra edildiğini hiç duymamıştım... Türkiye, Pakistan'ın en sorunlu bölgelerinde Türk Kızılayı ile, Fethullah Gülen cemaatinin pırıl pırıl ve çağdaş eğitim veren okullarıyla, Afganistan'da TİKA ile, Milli Eğitim Bakanlığı ve yine Fethullah Gülen okullarıyla, Silahlı Kuvvetleri ile, iş adamlarıyla mevcut. Seviliyor ve saygın. Buralara yaydığı “soft power”ı ile dünyanın buralara gelmiş en güçlü askeri güçlerinden, bu nedenle daha güçlü.
Türkiye'nin “gücü”nü Pakistan ve Afganistan'da görüp, mutluluk duymamak mümkün değil."
|
|