|
-
Sayın Adnan Oktar, Yaratılış Atlası’nın yazarısınız. Bu Darwinizm’e karşı 800 sayfalık, 5 kilo ağırlığında bir kitap. Size göre Charles Darwin tarafından geliştirilen teori neden yanlıştır?
ADNAN OKTAR: Darwinizm, batıl Sümer inanışlarına, antik Mısır'daki hurafelere dayanan bir pagan dinidir. Bilimsel bir yönü yoktur. Darwin, hücrenin yapısının bilinmediği, atomun yapısının tanınmadığı, elektron mikroskobunun olmadığı, sineklerin açığa bırakılan etlerden oluştuğunun düşünüldüğü, hatta tükenmez kalemin bile henüz kullanılmadığı bir dönemde, eski Sümer ve Mısır yazıtlarından, antik Yunan'dan aldığı fikirleri derleyip biraraya getirmiş ve yeni bir keşif yapmış gibi sunmuştur. 20. yüzyılın gelişen bilim ve teknolojisiyle birlikte evrimin olmadığı açık ve net olarak ispatlanmıştır. İlk canlı hücrenin nasıl meydana geldiğini açıklamaktan aciz bir teori olan Darwinizm, daha en baştan çökmüştür. Taştan, topraktan, bir miktar çamurdan nasıl olup da çileklerin, kirazların, ceylanların, tavşanların, kedilerin, köpeklerin, medeniyetl kuran, atomu inceleyen, senfoniler besteleyen, uzaya giden, gazeteler çıkaran insanın çıktığını hiçbir Darwinist, akılcı, mantıklı ve bilimsel olarak izah edemez. Zaten bu nasıl oldu diye sorduğumuzda, bir mucize neticesinde oldu diyorlar. Yeterince uzun zaman geçince oluyor diyorlar. Adeta sihirli bir formül oluşturmuşlar, biraz çamur, biraz yıldırımlar, şimşekler bir de üzerine yeterince uzun zaman ekleyince herşeyin olabileceğini iddia ediyorlar. İlkokul çağındaki çocuklar dahi güler böyle bir hikayeye ama bu kimseler şaşırtıcı şekilde böyle bir masalı savunabiliyorlar. Ama tabi Darwinizm'e asıl öldürücü darbeyi indiren fosil kayıtları olmuştur.
Biliyorsunuz Darwinizm, tüm canlı türlerinin hayali bir ortak atadan aşama aşama gelişerek ortaya çıktığını öne sürüyorlar. Bu iddia doğruysa, bu aşamaların fosil kayıtlarında net olarak görülebilmesi gerekir. Yani bir türün başka bir türe dönüştüğünü gösteren deliller olması gerekir, kulağı yarım oluşmuş, gözü tam oluşmamış, yarım kanatlı vs ara aşamada olan canlıların fosil izlerini görmemiz gerekir. Ama fosil kayıtlarında baktığımızda bir tane bile ara geçiş formu görmüyoruz. 100 milyondan fazla elde edilmiş fosil var, hepsi tam kusursuz canlılara ait ve milyonlarca yıl önceki halleri nasılsa bugünkü halleri de aynı. O zaman nerede evrim? Zaten Darwin'in kendisi de Türlerin Kökeni'nde söylüyor, "Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?" diye soruyor. Yok da böyle bir form o yüzden. "Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde?" diyor, Allah evreni ve canlıları mükemmel bir düzenle yaratmış da o yüzden. "Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz..." diye de ekliyor. En sonunda da itiraf ediyor: "Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu, benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır." Darwinistler 150 yıldır arıyorlar ve bir tane bile ara form bulamadılar, bundan sonra da bulamayacaklar çünkü canlılar aşama aşama birbirlerinden türeyerek var olmadılar. Evrim geçirmediler. (Darwin'in bu sözü için bkz. Charles Darwin, The Origin of Species, ss.172-280)
-
Çevrenizde kaç kişi bulunmaktadır? Kaç ülkeye eriştiniz?
ADNAN OKTAR: Benim yakın çevrem çok kalabalık değildir, ama sevenlerim, eserlerimi takip edenlerin, görüşlerimi destekleyenlerin sayısı milyonlarcadır. Kitaplarım yaklaşık 60 dile çevrildi, farklı dillerde 500'e yakın internet sitesi var benim eserlerimden faydalanılarak hazırlanan ve bu sitelere aylık ortalama 5-6 milyon kişi giriyor, bir önceki yıl satın alınan kitap sayısı 8 milyondu, geçtiğimiz yıl ise 16 milyonu geçti. Yani katlanarak bir artış oluyor. Ve biliyorsunuz tüm kitaplarım, makalelerim ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgesel filmler, Harun Yahya sitelerinde, ücretsiz olarak temin edilebiliyor. İsteyen herkes sitelerden bunları alarak, diledikleri gibi çoğaltabiliyorlar. Ben bundan hiçbir telif ücreti istemiyorum. İnternet sitelerinden indirilen eser sayısı 80 milyona yaklaştı. MaşaAllah çığ gibi büyüyen bir hareket var.
-
Darwinizm’in çökmek üzere olduğunu iddia ediyorsunuz. Sizin bu kadar kendinizden emin olmanızın nedeni nedir?
ADNAN OKTAR: Ben nezaketen yıkılmak üzere diye ifade ediyorum, doğrusunu isterseniz tam anlamıyla yıkılmıştır. Darwinizm ölmüştür, cenaze işlemlerinin yapılması kaldı geriye bir tek. Darwinizm'in bir yığın spekülasyon ve hikayeyle insanları aldatma devri sona ermiştir. Darwinistler eskiden diledikleri gibi at oynatıyorlardı, çünkü halkın bilgisizliğinden faydalanıyorlardı. Anlattıklarını "Bu bilim konusu halk anlamaz, siz anlamazsınız, biz ne anlatırsak o doğrudur" mantığıyla hareket ediyorlardı. Ama Darwinizmin geçersiz olduğunu anlamak için profesör olmaya gerek yoktur. Örneğin 100 milyon yıllık örümcek fosiline bakan bir insanın, örümceğin evrim geçirmediğini görmesi için üniversite bitirmiş olmasına gerek yoktur. Bahçesinde gördüğü örümcekle 100 milyon yıllık bu örümcek arasında en küçük bi fark olmadığını gören bir insana, siz en anlaşılmaz Latince terimleri kullanarak bir yığın evrim hikayesi anlatsanız da hiçbir yararı olmaz, size güler geçer bu adam. Çünkü gözünün önünde net olarak görüyor gerçeği.
-
Arab News yayın organında çıkan röportajınızda, çalışmanızın Nicolas Sarkozy, Jacques Chirac ve Tony Blair’a ilham verdiğini söylüyorsunuz. Bunun için deliliniz var mı?
ADNAN OKTAR: Bu sadece bana ait değil, başta Fransız basını olmak üzere Batı medyasında da yer alan bir yorum. Ayrıca Yaratılış Atlası kitabımı aldıktan sonra teşekkür mektubu gönderen çok sayıda Devlet Adamı ve üst düzey yönetici var, bu kişilerin mektuplarında açıkça görülüyor kitaptan ne kadar etkilendikleri. Sayın Sarkozy'nin, Blair'in eski görüşlerini de biliyorsunuz. Bu görüşlerinde çok köklü bir değişiklik oldu, sosyalist Darwinist bir düşüncede olan bu insanlar, konuşmalarında Allah'ı anan, imanın önemine dikkat çeken, hatta Kuran okuduğunu söyleyen insanlar oldular. Baktığımızda bu değişim sürecinde ne oldu onlara Darwinizm'in geçersizliğini somut olarak ortaya koyan diye, tek bir şey görüyoruz, Yaratılış Atlası'nın Avrupa'ya ulaşması. Yaratılış Atlası'ndan önce de Avrupa'da yaratılışı anlatan, savunan eserler vardı. Ama hiçbiri Yaratılış Atlası gibi büyük yankı uyandırmadı. Yaratılış Atlası'nın en önemli özelliği, içinde anlatılan bilgilerin ve sunulan delillerin net, somut, bilimsel deliller olması ve reddedilemez nitelikte olması. İnsanların yaratılışı anlatan diğer eserlerde görmeye alışık olduğu zayıf, pasif, çekingen, akılcılıktan uzak, bilimsellikten uzak bir üslup yok. Tabi bu kitapların içeriklerinde yer alan dini ifadeleri tenzih ederim. Yaratılış Atlası'yla beraber Avrupalı Darwinistler ilk defa karşılarında yenmelerinin mümkün olmadığı bir stil gördüler ve bunun şokunu yaşadılar. Ne kadar büyük bir panik ve şok yaşadıkları basında yer alan haberlerin içeriğinden anlaşılıyor zaten. Avrupa asıl aydınlanmasını şimdi yaşıyor inşaAllah. Tüm Avrupa'da Darwinizm'e inananların sayısında hızlı bir düşüş var, din ahlakına yöneliş de güçlü bir ivmeyle artıyor. Yapılan kamuoyu anketlerinden bunu görüyoruz, basında çıkan haberlerden görüyoruz.
-
On binlerce kitabınız ücretsiz olarak Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde okullara, ünlü araştırmacılara ve araştırma kurumlarına gönderildi. Tam olarak kaç adet gönderdiniz? Bunların maliyeti nedir? Bu kadar harcamayı nasıl karşılayabiliyorsunuz? Size kim finansman sağlıyor?
ADNAN OKTAR: Kitapların kaç adet basıldığı, ne kadarının promosyon olarak dağıtıldığı gibi konular yayınevinin bilgisi dahilinde olan konular. Ben kitaplarımdan bir telif hakkı almıyorum. Yayınevi bu ücreti kitapların dağıtımı, promosyonu gibi konularda dilediği şekilde değerlendiriyor. Ama Allah'a şükür çok fazla satılıyor kitaplarım. Biliyorsunuz Yaratılış Atlası'nın Avrupa'ya gönderilmesi de yayınevinin promosyon olarak yaptığı bir girişimdi ve bundan sonra kitap satışları 4-5 kat arttı. Özellikle Fransa'dan çok fazla sipariş geldi.
-
Minnesota Üniversitesi biyologlarından PZ Myers, sizin eksik olduğunuzu yazdı. Bir kişi kitabınızdaki resimleri inceledi ve sizin evcikli böcek resminde balık yemi olduğunu ortaya çıkardı. Bu konuda nasıl açıklama yapabilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Ben bazı kimselerin söz konusu evcikli böcekle ilgili yorumlarını çok komik buluyorum. Dikkat ederseniz, tüm söyledikleri resmin niteliğiyle ilgili, ama bu evcikli böceğin milyonlarca yıl önceki haliyle günümüzdeki halinin tıpatıp aynı olması konusunda tek kelime edemiyorlar. Her kitapta her türlü resim kullanılabilir, bazen çizim resim kullanılır, bazen orijinal resim kullanılır, bazen maket resmi kullanılır, açın bakın bir ansikolopediyi görürsünüz. Hatta çoğu zaman çizim resimler tercih edilir ansiklopedilerde. Bir renk, bir değişiklik olması için kullanılan evcikli böcek resmini Darwinistlerin bu şekilde gündeme getirmeleri ne kadar aciz bir konuma düştüklerinin de göstergesidir aslında. Çünkü resimdeki canlıyla, amber içindeki fosilin birebir aynı olması konusunda tek kelime yorum yapmıyorlar, o hususda derin bir sessizlik var. Kitaptaki yaklaşık 400 fosille ilgili de derin bir sessizlik var. Kitaptaki yüzlerce fosilde görülen tam, eksiksiz canlıların ortaya koyduğu gerçek konusunda da derin bir sessizlik var.
-
Eylül 2008 tarihinde “evrimi ispatlayan tek bir ara geçiş fosili getiren herhangi bir kişiye 10 trilyon Türk lirası” vereceğinizi açıklayarak meydan okudunuz. Gerçekten bu kadar fazla miktarda paranız var mı? Hiç kimse başvuruda bulundu mu?
ADNAN OKTAR: Evet aylardır çağrı yapıyoruz, bekliyoruz ama bir tek kişi dahi çıkmadı "işte ara geçiş fosili" diye. Çıksın böyle biri, göstersin varsa böyle bir fosil, ne yapar eder o parayı kendisine veririz inşaAllah. Ama çıkmadı ve çıkması da mümkün değil. Bakın 150 yıldır tüm dünyayı delik deşik ettiler, her yerde ara geçiş formu arıyorlar, bulamadılar. Her elde edilen fosil, canlıların sahip oldukları tüm özelliklerle bir anda var olduklarını yani bu özellikleri aşama aşama elde etmediklerini, yaratıldıklarını gösteriyor. Elde edilen her fosil canlıların on milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl boyunca en küçük bir değişim dahi geçirmediklerini, yani evrim olmadığını gösteriyor. İşte bu yüzden Darwinistler derin bir sessizlik içinde, bir kişi bile ortaya çıkamıyor.
-
2008 yılında bir Türk mahkemesi sizi “kişisel çıkar amaçlı kanun dışı örgüt kurmaktan” üç yıl hapisle cezalandırdı. Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?
ADNAN OKTAR:
Bu kesinleşmiş bir hüküm değil, Yargıtay'ın incelemesinde olan bir dava. Ben daha önce de defalarca, fikirlerimden dolayı akıl almaz iftiralara maruz kaldım, cezaevinde tutuldum, akıl hastanesine konuldum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde örneği görülmemiş komplolarla karşı karşıya kaldım. Ancak tüm suçlamalardan beraat ederek aklandım. http://www.harunyahya.org sitesinde yazarın hayatı bölümünü incelerseniz bunları belgeleri ve örnekleriyle görebilirsiniz. Bundan sonra da Devletim benim cezaevinde kalmamı takdir ederse, şerefle gider kalırım. Ben bu tarz şeylerden çekinmem, yılmam. Tam tersine böyle olaylar benim mücadele azmimi, şevkimi, heyecanımı kat kat arttırır. Birsem bin olurum, milyon olurum inşaAllah. Mahkemenin vermiş olduğu karara da tam anlamıyla saygım var, tüm Mahkeme heyetine hakkımı helal ediyorum, ama tabi benim çete lideri olduğuma da kimse inanmaz. Bu karar kesinleşirse, 300 kitabı olan, milyonlarca okuyucusu olan ilk çete lideri ben olacağım herhalde.
Hukuki olarak da şunu açıklamakta yarar var, bu dava 8 yıl devam etti. İlk yapılan hazırlık soruşturmasında ortaya atılan iddiaların hiçbiri ne bu soruşturmada ne de sonraki 8 yıl boyunca tek bir hukuki ve somut bir belgeyle desteklenmedi. Nitekim mahkemenin savcısı da, hakkımızda ortaya atılan iddiaların doğru olmadığını, benim ve tüm arkadaşlarımın beraat etmesi gerektiğini verdiği iki ayrı mütalaayla ifade etti. Bakın iddia makamı, yani savcı, bu mütalaasında ne diyor: "Mahkememizce toplanan deliller arasında sanıklar aleyhine delil bulunmamaktadır”Delil yok diyor savcı. “CMK’nın 148-4 maddesi gereğince poliste alınan avukatsız işkenceyle alınan ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği, böylece mahkemece de kabul edilmiştir.” Türk kanunlarına göre emniyette baskı altında alınan ifadeler hukuken geçerli değildir ve beni yargılayan mahkeme de daha önceki kararlarında bu durumu ifade etmiştir. Sayın Savcı, işkenceyle, avukat bulunmadan alınan ifadelerin dışında delil bulunmamaktadır, bunların da hukuki bir değeri yoktur diyor.
Ayrıca savcı mahkemenin, bizim arkadaşlarımız olan 6 sanığın aynı sevk maddelerinden, aynı delillerden ve aynı davada ve aynı şekilde yargılandıktan sonra, hepsine beraat verdiğini söylüyor ve "bu 6 kişiye beraat verdiniz, dolayısıyla aynı deliller olduğuna, aynı sevk maddeleri olduğuna göre onlara da beraat vermeniz gerekir" diyor. Netice olarak da, "Sanıklardan Adnan Oktar’ın suç işlemek için örgüt kurmak ve diğer sanıkların örgütün yöneticisi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarını işledikleri sabit olmadığından, CMK’nın 223-e maddesi gereği, bütün sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" diyor ama buna rağmenMahkeme heyeti "yok biz o kanaatte değiliz" dedi, canları sağ olsun, hayır vardır.
-
Sn. Oktar, siz Türkiye’de tanınmış web sitelerini kapatmaktan sorumlu tutuluyorsunuz. Richard Dawkins’in sitesine Türkiye’den erişim yok artık, wordpress sitesi de aynı şekilde kullanılamıyor. Internetin size zarar verebileceğinden mi korkuyorsunuz?
ADNAN OKTAR: İnternet Allah'ın yarattığı çok güzel bir nimet. Allah'ın varlığının ve birliğinin anlatılmasında, Darwinizm'in geçersizliklerinin ortaya konulmasında çok önemli bir araç. Ve biz interneti çok faydalı, çok etkili olarak kullanıyoruz, belki de internet üzerinde en etkili faaliyet yapanlar biziz. Dawkins'in sitesinin kapanması konusuna gelince, kimse kendisine hakaret edilmesine izin vermez. Siz de bunun kendinize yapılmasını istemezsiniz, Dawkins de istemez. O zaman kimse kendisi için istemediği birşeyi başkasına uygulamamalı. Her ülkenin kanunları kişiyi hakarete, iftiraya ve maddi manevi saldırılara karşı korur. Sizin ülkenizde kimse kimseye istediği gibi hakaret edemez, bunu yaparsa kanuni olarak karşılığını alır. Ben de kanuni hakkımı kullandım ve mahkemeye başvurdum. Mahkeme de suç işlendiğine karar verdi ve kanuni karşılığını uyguladı. Ben fikir özgürlüğünden, ifade özgürlüğünden yana olan bir insanım. Dawkins'i defalarca Türkiye'ye davet ettik, "Gelin tartışalım" dedik. "Eğer siz gelemiyorsanız, biz gelelim" dedik. Ben Dawkins'in düşüncelerini dilediği gibi anlatmasından yana olmasam, fikirlerini anlatabileceği bir ortam niye sağlayayım? Dawkins de diğer Darwinistler de anlatacaklar ki, halk daha iyi anlasın Darwinizm'in nasıl bir safsata olduğunu.
-
Materyalizm, Nazizm, Komünizm ve Budizmin kötülüklerinin, Darwinizmle bağlantılı olduğunu öne sürdünüz. Bu nasıl mümkün olabilir?
ADNAN OKTAR: Bu benim iddiam değil, tarihi inceleyen, okuyan herkes bunu bilir. Hitler koyu bir Darwinistti, Marx, Lenin, Stalin, Mao hepsi Darwinistti ve hepsi evrimi ideolojik olarak sonuna kadar sahiplenmişlerdir. Zaten günümüzde Darwinizm'in bilimsel olarak geçersizliği ispatlanmış olmasına rağmen bu derece ısrarla ayakta tutulmaya çalışılmasının tek sebebi ideolojiktir. Materyalizme sözde bilimsel dayanak olduğu için, tüm ateist materyalist ideolojiler tarafından dört elle savunulmaktadır. Bu konuda tüm delilleri görmek için kitabımı inceleyebilirsiniz, çok detaylı anlattım ben orada. (http://www.harunyahya.com/disaster1.php)
Ama kısaca burada özetlemek gerekirse, Allah inancı insanlara şefkat, merhamet, sevgi duygusunu aşılar. Ama karşısındaki insanın bataklıktaki çamurdan tesadüfen oluştuğunu düşünürse bir insan ve onun adeta bir hayvan türü olduğunu düşünürse, onu böcek gibi görecektir ve ona karşı şefkat merhamet, sevgi hislerini taşıyamaz. Taşıyan insanlar nadiren de olsa olabilir, fakat genelinde bu olmaz. I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı, emperyalizmin üçüncü dünyada sebep olduğu felaketler, terör bu gerçeğin teyididir. Hitler, Darwin’den etkilendiğini açık açık çok detaylı anlatır. Marx yine aynı şekilde Darwin’den etkilendiğini ve düşüncelerinin kökeninde onun fikirlerinin yattığını açık açık ifade eder. Mussolini aynı şekilde, bütün faşist hareketler aynı şekilde. Kitle katliamlarının arkasında hep bu hastalıklı mantık olduğunu görüyoruz. Çünkü Darwinizm, güçlülerin zayıf olanları yok edeceğine inanır. Halbuki güzel ahlakın uygulamasında haklı olan güçlüdür. Zayıf da olsa haklı olan güçlüdür. Bu yüzden Darwinizm 150 yıldan beri dünyayı ifsat etmiştir, bunu herkes gördü. Bütün kargaşanın kökeni odur, ama bunun bilimsel, akılcı çok detaylı kavranabilmesi için kitabımdaki ilmi, bilimsel delillerin detaylı incelenmesi gerekir.
19 Nisan 2009
|