Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Anayasa’da mutlaka değişiklik yapılması gerektiğini; sivil, tam demokratik ve özgürlüklerle dolu bir Anayasa’nın şart olduğunu; özellikle hukuk ve Yargıdaki bozuklukların düzeltilmesinin çok önemli olduğunu, bununla ilgili olarak Anayasa’da köklü ve güçlü değişiklikler yapılması gerektiğini anlattı. Dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda milletvekillerine, muhaliflerinin geceli gündüzlü dava açacaklarını, Türkiye’de dava açmanın çok kolay olduğunu; onun için milletvekilleri için yapılan şikayetlerin önce bir komisyondan geçmesi gerektiğini, bu açıdan da mevcut uygulamanın makul olduğunu ifade etti. Hukuk ve Yargıda ise, hakim dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini, bunun çok önemli olduğunu; aleni haksız uygulamalarda konuların çok sürüncemede kaldığını; hakimlerin teftişe açık olmaları ve suç işlediklerinde de kolayca yargılanabilmeleri gerektiğini açıkladı. Türkiye’de Yargının sağlıklı işleyebilmesi için bu konunun çok hayati olduğunu belirtti. Sayın Oktar ayrıca, müfettiş gönderilmesi olayının çok karmaşık ve zor halde olduğunu; vatandaş şikayet ettiğinde müfettişin hemen bakması gerektiğini; bu tarz kontrol ve incelemelerin vatandaşların vicdanında hukuka güveni artıracağını; bir hakimin de hata yaptığında rahatça yargılanıp ceza almasının kamu vicdanını rahatlatacağını ve hakimlere olan güveni artıracağını ifade etti. Böyle bir durumda hakimlerin üzerinde şaibe de olmayacağına; bunun aksinde yani hakim yargılanmasının bu kadar güç hatta imkansız olduğu durumda, hukuka saygıda sorunlar meydana gelebileceğine dikkat çekti.

/*****************/

ADNAN OKTAR’IN BAŞKENT TV İLE CANLI RÖPORTAJI
(27 Şubat 2009)
 

MUHABİR: Evet haftanın konuğundan mutlu akşamlar sevgili seyirciler Başkent TV ekranlarında bizi İstanbul’dan canlı yayınla yine haftanın konuğunda sizlerle birlikteyiz. Yine bu akşam haftanın konuğunda konuğumuz değerli hocamız Sayın Adnan Oktar. Efendim öncelikle programımıza hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk teşekkür ederim. Sağ olun.

MUHABİR: Yine tabi önemli konularıparmak basacağımızı düşünüyorum. Önemli konularıkonuşacağımızı düşünüyoruz. Yaklaşık 90 dakika boyunca değerli izleyenlerimizle birlikte bu programda sizinle birlikte olacağız. Tabi ilk olarak Türkiye gündemini biraz değerlendirelim istiyorum. Son dönemlerde Türkiye gündeminde her geçen gün farklı konular yer almaya başladı. Tabi 29 Mart yerel seçimleri yaklaşıyor. Seçim heyecanı Türkiye’yi sarmış durumda. Ama diğer taraftan dünyada farklı gündem maddeleri hep ön planda tutuluyor ama; öncelikle birkaç gün önce elim bir kaza tüm Türkiye’yi de üzen Hollanda’da, Amsterdam’a uçuş gerçekleştiren Türk Hava Yollarının hava alanına 500 metre gibi kısa bir mesafede düşmesi sonucu 9 kişi hayatını kaybetti. Allah’tan Rahmet diliyoruz. 25 kişinin de yaralı olduğu söyleniyor ama bunun sonrasında hala gündemde yer almaya devam ediyor. Farklı tartışmalar öne sürülüyor. İşte neden düştü? Pilotlarda bir sorun var mıydı? Hatalar var mıydı gibi? Bu uçak kazasını, uçan düşmesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Uçak kazalarında genellikle bu kuş sürüsüne dalma olayına iyi bir tedbir almıyorlar. Havanın özelliği bolca kuş dolu olmasıdır. Kuş sürüleri her zaman gökte bulunur. Bunu böyle rast geldiye getirmek… Hayvan bu tabi ki akıl edemez hayvan direk girer. Buna alınan tedbirler bence çok pasif ve çok şey, mesela motorların önü direkt açık, doğrudan açık yani hayvanların rahatça girebileceği gibi. Hayvanların giremeyeceği gibi bir sistem kurabilirler. Onları bertaraf edecek ufak bir parça ilave ile bu rahatça mümkün. Mesela konik böyle çubuklardan oluşan bir şey oluştururlar, başlık kısmı oluşturulur. Havada rahatça girer motora ve kuşlarda geldiğinde, çarptığında bertaraf edilir kenarlara. Balıklama kuş sürüsünün içlerine giriyor uçaklar. Her seferinde bu tip olaylar oluyor.

MUHABİR: Onlarca insan hayatını kaybediyor uçak düşmesi sonrasında.

ADNAN OKTAR: Kuş nadiren rastlanan bir şey olsa çok çok daha az rastlanan tamam. Ama sürekli havada kuş sürüsü olur. Onun için bu kondu daha teknik daha akılcı tedbirler alınması gerekiyor diye düşünüyorum.

MUHABİR: Peki bu günlerde yapılan tartışma hep şu oldu. Bu Türk Hava Yolları’nın uçağının düşmesi sonrasında. Hala da bu konu tartışılıyor. Uzmanlar tarafından tartışılıyor. İşte Amsterdam’da Hollanda’da düşmesi sonrası Avrupa ülkelerinde veya Amerika’da herhangi bir uçuk düşmesi sonrasında teröre bağladıkları dile getiriliyor. Bir köşe yazarının sözleri benim çok dikkatimi çekti. Beni de üzdü kendi şahsi fikrim bu. Türk uçağı olduğu için normal karşılandığı dile getiriliyor. Aslında dünyada bir marka haline gelmiş bir kurum Türk Hava Yolları. Bir Türk firması dünyada söz sahibi olmaya başlamış iken böyle bir olay olması, sonrasında bu tartışmaların ayyuka çıkması… Orada türbülans oldu, olmadı, kaptan hatalı idi hatalı değildi. Tartışmaların farklı bir boyuta getirilmesi bilinçli yapılıyor olabilir mi efendim?

ADNAN OKTAR: Bu konularda tabi genellikle Masonik basın daha önde olduğu için daha dikkat çektiği için onların tek bir eylemi bile gündem oluyor. Bence Masonik basınına anında cevap vererek bu münasebetsizliklere saygısızlıklara bir son verilmesi gerekir. Yani daha güçlü bir çıkışla, daha esaslı bir cevapla konunun normal seyrine getirilmesi gerekir.

MUHABİR: Evet beki efendim Türkiye gündemine dönelim istiyorum. Tabi Türkiye gündemi yerel seçimlere odaklanmış durumda şu anda. Ama yerel seçimler sonrasında yine Türkiye’yi çok önemli konular bekliyor. Bunların başında bir anayasa değişikliği konusu var. Ama öncelikle Türkiye gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok değişken bir yapıya sahip Türkiye gündemi. Her geçen gün farklı konular medyada yer almaya başlıyor. Gündem her geçen gün değişebiliyor. Bu değişkenliği neye bağlıyorsunuz? Türkiye gündemi neden bu kadar çok sıcak ve çok çabuk değişiyor?

ADNAN OKTAR: Ahir zamanın özelliğidir bu. Peygamberimiz söylüyor. Tespih taneleri gibi diyor sürekli şaşırtıcı, büyük olaylar olacak diyor. Ve sürekli gündemin bu şekilde değişeceği de hadislerde belirtilmiş. Mesela bir hafta sonra bambaşka bir gündem olur. On gün sonra bambaşka bir gündem olur. Bir ay sonra bambaşka bir gündem olur. Bu böyle devam eder. Ta ki evlatlarımdan Mehdi zuhur edinceye kadar diyor. Ahir zamanın bir özelliğidir. Olaylar tükenmez.

MUHABİR: Evet tabi aynı zamanda eskiden beş yıl sonrasını, on yıl sonrasını görebiliyorduk. Şimdi bir yıl sonrasını göremiyoruz. Bir yıl sonra Türkiye’yi nelerin beklediğini çok göremiyoruz. Yani bir yıl, beş yıl sonra Türkiye’de neler olur neler biter çok net değil mi efendim?

ADNAN OKTAR: Beş yıl sonra, on yıl sonra Türkiye’yi cennet gibi görürsünüz ben söyleyeyim. Yani liderlik sürekli bizim bir özelliğimiz olarak gittikçe artacak. Ortadoğu’da, Balkanlarda ta İtalya’ya kadar ta Çin’e kadar her yerde etkimiz artacak İnşaAllah . Bizim milletimizin bu ruhunda kanında var. Bu güzel özelliğimizi, hasletimizi sürekli geliştiriyoruz. Bu da görülüyor. Dünya da bunu şaşkınlık, hayretle izliyor. Biliyorsunuz CIA raporları yayınlanıyor. Amerika’daki enstitülerin raporları yayınlıyor. Hep konu bu, Türkiye. Türkiye, Türk İslam Alemi’nin lideri olmaya doğru gidiyor. Demek ki sağır sultan dahi duydu. Her kesin haberi var.

MUHABİR: Evet tabi yaşanan siyasi konjonktürde yerel seçimler yaklaşıyor. Sonrasında işte anayasa değişikliği biraz evvel söylediğim gibi… Siyasi gündem de her geçen gün değişecek gibi görünüyor.  Yerel seçimlerden başlayacak olursak, yerel seçimlerde herhangi bir farklılık bekliyor musunuz? Türkiye’deki yerel seçimleri, seçim atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bugünlerde İstanbul’da olsun, Ankara’da olsun büyük şehirlerde özellikle bir siyasi rekabet söz konusu. Ama özellikle belki geçmiş seçimlerde de çok yaşandı ama bugünlerde işte dosyalar ortaya atılıyor. Dosyalar sunuluyor. Adayların birbirleri hakkındaki iddiaları ayyuka çıktı. Hiç ağza alınmayacak sözler söylenebiliyor karşı da ki insana karşı. Biz hani geçmişte bizim özümüzde olan değerlerimiz olan o hoşgörüyü, o tevazuyu kaybettik mi efendim?

ADNAN OKTAR: Bunlar bu zamanın özellikleridir. Ahir zamanın özellikleridir. Bir kargaşa. İnsanların birbirlerini üzmeleri, yormaları. Ama bunlar hep tarihte kalacak. Bir zaman gelecekler ki insanlar gülerek hallerine hayret edecekler. “Nasıl biz böyle olduk zamanında, nasıl böyle ters olduk? Niye böyle gereksiz tavırlar koyduk?” diye hayıflanacaklar. Ama bu dönemeç illa ki gereken bir yer. Bundan kaçınmak yok. Bu, kaderin akışı içerisinde doğal olan bir şey.

MUHABİR: Peki anayasa değişikliği? Siyasetten bahsediyoruz gerçi hep. Geçmiş dönemlerde çeşitli darbeler sonucu, 1980 sonrasında bir anayasa ve bu günlerde anayasa değişikliği konuşuluyor. Sivil anayasa gerekliliği hep dile getiriliyor. Birçok kesim tarafından da bu kabul görüyor. Yeni anayasa ile ilgili sizin görüşleriniz nelerdir? Olması gereken bir şey midir?

ADNAN OKTAR: Ben yaklaşık bir yıldan beri bu konu üstünde duruyorum, dillendiriyorum. Anayasada mutlaka değişiklik gerekiyor. Bir kere, sivil anayasa şart. Tam demokratik bir anayasa şart. Özgürlüklerle dolu bir anayasa şart. Ve özellikle hukuk ve yargıdaki bozuklukların, yanlışlıkların düzeltilmesi çok önemli bunla ilgili anayasa da çok köklü, güçlü değişiklikler gerekiyor.

MUHABİR: Tabi ortak diyalog içerisinde

ADNAN OKTAR: Tabi tabi

MUHABİR: Fikir birliğine varılarak sorunsuz bir şekilde böyle bir sivil anayasanın çıkmasını olumlu karşılıyorsunuz. Peki yine gündemde olduğu için bunu da sormak istiyorum size. Yine seçim arifesinde hep dillendiriliyor. Seçim meydanlarında da siyasi liderler söylüyorlar bunu. Dokunulmazlıklar konusu. Milletvekili dokunulmazlığı. İşte bir siyası lider, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılsın. Diğer taraftan tüm dokunulmazlıklar kaldırılırsa biz buna da varız açıklamaları geliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Dokunulmazlığın kaldırılması durumunda milletvekillerine muhalifleri geceli gündüzlü dava açarlar. Türkiye’de dava açmak çok kolay. Mesela biz bunla karşılaşıyoruz. Beş kişiyi on kişiyi bir araya getiriyorlar. İşsiz güçsüz adamlar, paraya ihtiyacı var. Onlara veriyorlar belirli bir miktar para. Bir ihbar konusu oluşturuyorlar. Hadi git ifade ver. En az üç ay, iki ay uğraşmak gerekiyor. Sonunda bir şey çıkmıyor ama adamlar da uğraştırmış oluyorlar. Aynı şeyi milletvekillerine de yapabilirler. Onun için milletvekillerine yapılan şikayetler önce bir komisyondan geçmesi gerekir. Yani kale alınacak bir şey ise…

MUHABİR: Şu an olduğu gibi. Zaten şuan herhangi bir konu olduğu zaman dokunulabiliyor. Yani hakkında dava açılabiliyor. İşlemden geçirilebiliyor.

ADNAN OKTAR:  Mesele yok o zaman yani havadan sudan şeylere, hiç alakasız, alakalı her şeyde olmaz. Ama hukuk ve yargıda hakim dokunulmazlığının kalkması gerekir. Bu çok önemlidir. Bu tarz havadan sudan olaylar değil ama haksız uygulamalarda, aleni haksız uygulamalarda konular çok sürüncemede kalıyor. Böyle olmaması gerekiyor. Rahatça müfettiş teftişine açık olması lazım hakimler. Suç işlediğinde de hemen kolaylıkla yargılanabilmeli. Bu konuda bir sorun olmaması çok hayatidir. Yani Türkiye’de yargının sağlıklı, sıhhatli işleyebilmesi için. Mesela tazminat davası açılıyor hakime. Başka hakime gidiyor. Kendi meslektaşı oluyor. Şimdi otomatik hemen yani konu bambaşka bir şekle girebiliyor.

MUHABİR: Farklı yönlere çekilebiliyor.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Peki Türkiye’nin hukuk sistemi ile alakalı neler söyleyeceksiniz? Tabi dokunulmazlık konusunda bu şekilde düşünüyorsunuz. Türkiye’deki hukuk sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Türkiye’de hukuk sisteminde en büyük sorun… Tabi iyi yönleri güzel yönleri var. Deminki konu için de iyi hakimler var. Mesela doğru karar veren hakimler de var. Ama anormal hareket edenler de var. Onu kast ediyorum. Yargıda en büyük sorun iddia edilen Ergenekon yapılanmasıdır, yargının içerisindeki. Bunun halledilmesi gerekiyor. Herhangi bir yapılanma, herhangi bir örgütlenme, çeşitli örgütlenmeler hangisi olursa olsun yargı içerisinde hiçbir şekilde olmaz. Yargının tamamen özgür, bağımsız, hür hareket eden, vicdanıyla hareket eden bir yapıda olması gerekir. Mesela ön yargılı bir hakime dava baktırtmak olmaz. Mesela hakim oluyor. Yargılanan kişiye dava açıyor hakim. Tazminat davası. Para gelecek ona. Buna rağmen onun davasına bakabiliyor. Peki nasıl adil karar verecek bu hakim  o zaman? Hem davasına baktığı kişiye tazminat davası açıyor, kazandığında para olacak. Bu durumda ona nasıl o mahkemeyi kazandırtsın o? İlla ki kaybettirmesi gerekir gibi görünür. Normalde tabi kazandırtması gerekir ama adil olmadığı bunun, yani makul olmadığı çok açık. Beş yaşındaki çocuk olsa bunu görür. Buna benzer Türkiye’de çok olaylar var. Bunların mutlaka düzeltilmesi, sağlıklı hale getirilmesi gerekir. Mesela müfettiş tayini , müfettiş gönderilmesi olayı çok karmaşık ve zor halde. Niçin böyle olsun? Vatandaş şikayet ettiğinde gelsin müfettiş baksın. Kime ne zararı olabilir bunun? Kontrol etmesi, incelemesi vatandaşların vicdanlarında hukuka güveni arttırır, rahatlatır. Yani bir hakim de hata yaptığında rahatça yargılanıp ceza alması o da kamu vicdanı rahatlatır, hakimlere güveni artırır. Hakimlerin de kendine güvenini arttırır. Hakimlerin üstünde şaibe de olmaz böyle bir durumda. Ama hakim yargılaması bu kadar güç hale gelirse hatta bazı yerlerde adeta imkansız hale gelirse hukuka saygıda sorunlar meydana gelebilir. Bunlara çok özen göstertilmesi gerekir.

MUHABİR: .Türkiye’de Anayasa mahkemeleri tartışıldı geçmiş zamanlarda.

ADNAN OKTAR: Tabi. Onun için aksaklıklar açık aleni görünüyor, net görünüyor.Mesela şahısların Yargıtay’a davası geliyor. Bir tane tetkik hakimi bakıyor bazen, duyduğumuza göre. Eğer doğruysa, bilmiyorum. Oradaki üyeler doğrudan tetkik hakimine olayı intikal ettiriyormuş. Ve ondan gelen bilgiye göre… Tek bir kişi. Önemli bir davada tek bir kişi nasıl olur? Bütün olay onun vicdanına kalmış oluyor. Tek bir hakimin vicdanına. Halbuki bu önemli bir konu. O kadar Yargıtay’da hakim var, üye var. Hepsinin incelemesi, hepsinin dikkatlice tetkik etmesi gerekir. Hepsinin topluca vicdani kanaatini belirtmesi gerekir. Ama tetkik hakimin kanaatini de ayrıca alabilir ama niye tek olsun. Yani bir sürü mesela en az üç tane tetkik hakimi olsun hatta beş tane olsun . Millet bunun parasını verir. Biz bunun masrafından kaçınmayız millet olarak. Yeter ki adalet tam olsun, doğru olsun hak hukuk tam yerine gelsin.

MUHABİR: önemli olan adaletli bir kararın ortaya çıkması. Doğru bir kararın ortaya çıkması

ADNAN OKTAR: Tabi yani lehte ise lehte, aleyhte ise aleyhte. Aleyhte karar çıksa da millet amenna der, Allah razı olsun der.  Lehte de olsa amenna Allah razı olsun der.

MUHABİR: Peki efendim yine Türkiye gündeminden gidecek olursak. Geçtiğimiz günlerde grup toplantıları çok tartışıldı. Güney Doğudaki konuları sizde yakinen takip ediyorsunuz. Özellikle TRT 6 ile ilgili de görüşlerinizi çok iyi biliyorum. Hatta siz kitaplarınızla ilgili de Kürtçe yayınların Kürtçeye çevrilebileceğini ifade etmiştiniz. Ahmet Türk bir grup toplantısında, TBMM’sinde Kürtçe konuşma gerçekleştirdi.  Ve bu konuşma üzerine farklı tepkiler farklı yorumlar geldi. Normal dil bayramı veya buna münhasır bir konuşma içerikli olduğunda herhangi bir sorunun olmadığı dile getirildi ama diğer taraftan eğer bunun bir siyasi amacı farklı bir provokatörlük amacı varsa haddini aşmıştır yorumları yapıldı. Bu konuşmayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Şimdi Büyük Millet Meclisinde Arap asıllı, Çerkez asıllı, başka kavimlere mensup fakat öz ve öz Türk olan, Türk oğlu Türk olan kardeşlerimiz var. Şimdi dil bayramında bunların hepsi ayrı ayrı kendi dillerinde konuşmaya kalksalar ne olur o meclisin hali? Mecliste Türkçe bilmeyen insan mı var? Yani bu olay ne demek yani nereye vardırılmak isteniyor? Mesela Türk milleti sonuna kadar iyi niyetli sonuna kadar sevecen. Mesela Şeş TV kuruldu iftihar ettik. Tamam, orda hakikaten Türkçe bilmeyen vatandaşlarımız var. Onlar Kürtçe yayın izlemek istiyorlarsa amenna güzel ama bizde o Kürtçeyi anlamak istiyoruz. Yani o Şeş TV de… Bizde Kürtçeyi öğrenelim ne mahsuru var. Onlar da Türkçeyi öğrensinler bunun ne mahsuru var. Yani orda mesela belirli saatlerde, gece saatlerinde de olabilir Türkçe kurslar düzenlensin, televizyonda vatandaşlarımız öğrensin. Mardin’den, Diyarbakır’dan, Siirt’ten kardeşlerimiz geldiğinde buraya biz onları bağrımıza basacağız. Ve onlar bize nasılsınız diyecekler bizde Elhamdülillah çok iyiyiz diyeceğiz. Şimdi bana Kürtçe nasılsınız dese ben nereden anlayayım? Bilmiyorum Kürtçe. Onların Türkçe bilmesi, kardeşlerimin Türkçe bilmesi onların hayat kalitesini artırır. Türkiye’nin her yeri onların. Niye biz onları orda tutalım, her yerde olsunlar. Tutmuyoruz, bütün Türkiye onların oralarda bizim. Türkiye bir bütün. Bu Siyonistlerin kimse oyununa gelmesin Masonların oyununa gelmesin. Yani vatanın bölünmesi gerilimi üzerimizi sardı. Bu bizi çok gerdi ve rahatsız ediyor. Bu gerilim içerisindeyken bu tip hareketler bizi daha da gerer ve rahatsız eder. Çünkü bizim için çok önemli vatan. Bayrak önemli, din önemli, mukaddesat önemli. Dinimize, vatanımıza, bayrağımıza, mukaddesatımıza bir söz olduğunda, herhangi bir kıpırdanma olduğunda geriliyoruz ve dikkatimiz oraya yöneliyor. Eninde sonunda çirkin amaçları olan insan imajını vermekten herkes kaçınması lazım. Ahmet Türk’ü tenzih ederim. Diğer kişileri de tensiz ederim. Yani ne amaçlı yaptıklarını şu an bilmiyorum. Ben genel anlamda söylüyorum.

MUHABİR: Tabi Güney Doğudaki bu son günlerdeki seçim çalışmalarında da bir takım provokatif eylemler gerçekleştirildi. Ne istemiyorlar. Yani Güney Doğuda neyi istemiyor bu odak noktaları? Neyi istemedikleri için böyle bu olumsuz yollara baş vuruyorlar?

ADNAN OKTAR: Adamlar şunu demek istiyorlar. Biz Komünistiz, Stalinistiz. Yöntemlerimiz de Komünist yöntemler. Terörle anarşiyle biz iktidara geliriz. Şiddetle iktidara geliriz. Şiddete sahip olan güç sahibidir. Şiddet de bizde demek istiyorlar bazı şahıslar. Ben legal partilerin bu görüşte olabileceğine inanmıyorum. Akılsızca ve aptalca bir hareket bu. Bu oyunu yapanlara karşı oradaki, Güney Doğudaki halkımız güzel bir tokat vursun. Legal partilere, demokrasiyi savunan, özgürlüğü savunan, kardeşliği, birleştiriciliği savunan partilere oylarını versinler.

MUHABİR:  A, B partisi çok önemli değil.

ADNAN OKTAR: Evet. Hangi parti de görüyorsa. Terörü, anarşiyi, kan dökmeyi savunanlara da oylarıyla derslerini versinler. Yani mutlaka rahatsız oluyorlardır. Ne güzel protesto yöntemi. Götürsün oyunu kimi demokrat görüyorsa, hangisini görüyorsa gitsin ona versin.

MUHABİR: Peki efendim son dönemlerde özellikle liderlik tartışmaları var. Ortadoğu’nun lideri kim olacak tartışmaları var. İşte Mısır’dı, Suriye idi, son olarak Amerika’dan bir basın organın yazarı diyelim, Suudi Arabistan’ı artık yeni Ortadoğu’nun lideri olarak lanse etmeye çalışıyor. Muhakkak bunun da nedenleri var. Ama Ortadoğu’nun lider ülkesi olarak da geçmiş dönemlerde, geçtiğimiz günlerde işte bir Davos çıkışı sonrası Türkiye’nin olabileceği yorumları yapılmıştı. Ortadoğu’nun lideri kimdir efendim? Böyle bir liderliğe ihtiyaç var mıdır Ortadoğu’da?

ADNAN OKTAR: Bu tartışılan bir şey değildir. Biz yedi yüz yıldan beri yapıyoruz zaten liderliği. Liderliğimiz geçici bir dönemden sonra manen yine devam ederek bizde kaldı. Manen yine devam ediyor. Biz yine lideriz. Yani Osmanlının evlatlarıyız, biz devamıyız. Ve çok güzel yönettik bölgeyi. Herkes de buna da alışık. Hutbelerde bile daha hala Abdülhamit’i anıyorlar birçok ülkede yabancı ülkede. Türkiye’nin liderliği zaten tartışılan bir konu değil. Suudi Arabistan hiç yani güleceğim geldi yani tebessüm meydana geldi. Yani Suudi Arabistan zaten yap desen bu işi yapamaz zaten rica da etsek, desek ki bir lider olur musun zaten yapamaz, istemez de. Türkiye’dir lideri. Bizim yedi yüz yıllık, altı yüz yıllık tecrübemiz var. Bu konu zaten bitmiştir. Geçici olarak bir şey olmuştur. Yani tamam hilafet kalkmıştır. Bu doğru. İmparatorluk da kalkmıştır. Bu doğru. Ama manevi mirası bizde kalmıştır. Manevi gücü bizde kalmıştır. Biz bunu devam ettireceğiz İnşaAllah. Türk İslam Birliği ile bu devam edecek.

MUHABİR: Evet hep Türk İslam Birliği ile ilgili açıklamalarınızı duyuyoruz. Bu kaçınılmaz bir son diyorsunuz. Türk İslam Birliğinin kaçınılmaz bir son olduğunu, son demeyelim de daha doğrusu bir sonuç olduğunu dile getiriyorsunuz. Tabi Ortadoğu’daki liderlik tartışmaları hep gündeme geldi. Özellikle işte Arabistan’ı ön plana çıkarmalarının amacı farklı olabilir. Son çırpınışlar aslında gürültü çıkarır patırtı çıkarır. Bunu söyleyebilir miyiz efendim doğrumudur bu?

ADNAN OKTAR: Şimdi zaten ben söylüyorum… İnsanın güleceği geliyor. Yani zaten bu ülkelerin hiçbiri yani ne kadrosu var ne yeteneği var ne isteği var ne talebi var. Bunu talep eden, kadrosu olan, yetişmiş elemanları olan, aydınıyla, ordusuyla, askeriyle, teknolojisiyle, kültürüyle her yönüyle ve altı yüz yıllık, yedi yüz yıllık tecrübesiyle biz varız. Başka da bunu yapacak kimse yok. Ve fiilen de bunu yapıyoruz şu an biz zaten. Afganistan dayız biz, efendim başka yerdeyiz her yerdeyiz. Yani Filistin’e de olay aksettiğinde bakıyoruz yine Türkiye’yi istiyorlar.

MUHABİR: Peki toplumda böyle bir şey var mı? Beklenti var mı? Yani toplumda böyle bir beklenti yaratıldı mı? Yaratılmak mı istenmiyor? Engellenmek mi istenmiyor? Çünkü bizim milletimiz muhakkak milliyetçidir, maneviyatçıdır, gelenekçi görenekçidir. Osmanlı torunları öyle bir maneviyata öyle bir rüzgara mı ihtiyaç var? Bu atmosfer nasıl yaratılır? Nasıl o maneviyat duyguları kabartılır?

ADNAN OKTAR: Bakın devlet büyüklerinden birkaç kişi bunu dillendirse bizim milletin top yekün ayağa kalkar, yüzde doksan dokuzu ayağa kalkar. Ve bir anda milletimizin gönlünde bu aslanlar gibi yatıyor. Ve müthiş bir iştiyakla, müthiş bir istekle, ciddi bir hırsla istedikleri bir güzelliktir bu. Bu sadece basının, vakıfların, derneklerin, insanların, kardeşlerimizin bir parça bunu gündem yapmasına kalıyor. Yani üç beş vakıf, üç beş dernek, üç beş gazete bunu gündem yapsa, üç beş televizyon konu biter. Özellikle aydınlarımız gündem yapsa konu biter. Yani bizim milletimizden buna hayır diyecek insan bulamazsınız. Çok az böyle hani seciyesi bozuk çok nadir insan belki bunu böyle…

MUHABİR: Karşı gelebilir, istemeyebilir

ADNAN OKTAR: Evet. Anormal karşılayabilir.

MUHABİR: Peki toplumumuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk toplumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm dünyaya yayılmış, dünyanın dört bir tarafında yaşayan Türkler var. Ve toplumumuz, Türkiye Cumhuriyetindeki vatandaşlarımız. Hep genelde siyasi malzeme olarak kullanılmış bir konu gerçi ama Türk toplumu ile ilgili, milletimizle ilgili farklı değerlendirmeler de yapılmıştır aydınlar tarafından daha doğrusu ben onlara kendini aydın zanneden aydınlar diyorum. İşte toplumun aptallığından söz ettikleri olmuştur. Koyunluğundan söz ettikleri olmuştur, yerdikleri olmuştur. Siz Türk toplumunu Türk milletini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Şimdi Baron’un eline büyük yetki vermişler. Baron da Türk milletine karşı elinden geleni ardına koymuyor. Ne varsa bilinç altında kalan, Masonlardan duyduğu ne varsa, oradan buradan duyduğu, ateist siyonistlerden duyduğu ne varsa Türk Milletinin üzerinde uyguluyor adam. Dolayısıyla Türk İslam Birliği gibi bir güzelliği, bir nuru, bir ışığı istemez. Ben zaman zaman bakıyorum haber yapıyor. İhbar niteliğinde haberler. Aman dikkatli olun bakın Türk İslam Birliği geliyor. Hani Amerika, Siyonistler uyuyor musunuz gibisinden. Halbuki Türk İslam Birliği herkesi kurtarıp kucaklayacak bir mübarek, nurlu bir kucaktır. Allah’ın bir rahmetidir, Allah’ın bir güzelliğidir ve insanların da başka bir kurtuluşu yok. Yani bu ekonomik krizin üç yıl sonra insanları ne hale getirdiğini hep beraber göreceğiz. Yani nasıl perişan hale getirdiğini göreceğiz. Yani kıtlık da oluşacak dünyada. Türk İslam bereketi Türk İslam Alemi’nin o ışığı, o bereket onları kurtaracak işte. O ferahlıkla kurtulmuş olacaklar. Şu an Avrupa Birliğini son derece makul görüyor bu baronun takımı. Ama Türk İslam Birliğine olay geldiğinde orda elinden geleni ardına koymuyor yani onun aleyhinde ne varsa ya mukaddesata saldırıyor ya dindarlara saldırıyor ya Müslümanlara saldırıyor. Ya Türk Milliyetçilerine saldırıyor. Yani bir şekilde bir şeyler yapıyor. Buna karşı milletimizin kendi bir derinliğinde bir şuuru vardır. Milli şuur. Bunun ayaklanması gerekiyor. Bunun içinde ben her zaman söylüyorum yani vakıflar, dernekler, basın bir parça bunu dillendirsin bakın bizim milletimiz nasıl şahlanıyor. Yani milletimizin bu konuda eğitilmeye ihtiyacı yok. Yani çölde kalmış bir insana su veriyim mi desen mantıklı olur mu? Bizim milletimize Türk İslam Birliğini ister misin desek mantıklı olur mu bu? Zaten ister yani. Onun rüyasıdır. Her Türk’ün her Müslüman’ın, Müslüman Türk’ün rüyasıdır Türk İslam Birliği. Çünkü bunun kimseye bir  zararı yok. Herkese faydası var. Ama Komünist oluyor adam tabi ki Türk İslam Birliğini istemez, faşist oluyor tabi ki istemez veyahut Mason oluyor tabi ki istemez. Yani seciyesi bozuktan kastım bu. Bu düşünce içerisinde, bu sınıflı ekol içerisinde bazen o tarz insanlar çıkabiliyor.

MUHABİR: Yani bizim toplumumuz her zaman için insana değer veren, insanın faydasına olan her konuda gönlünü açabilen, hoş görülü, tevazulu bir milletiz biz. İnsan sevgisi odaklı bir yapıya sahibiz. Tabi sizin de bir sözünüz var. Yatırımın en iyisi insana olan yatırımdır dersiniz hep. İnsana yatırıma çok önem verirsiniz. Tabi eğitimiyle, ekonomisiyle bütün alanlarıyla insana yatırım ilerisi için çok önemli bir kaynak, bir zenginlik tevazu eder. İnsana yatırımı nasıl değerlendiriyorsunuz efendim?

MUHABİR: Bizim milletimiz zaten Türk İslam Birliği olsunda zengin olalım rahat olalım şeyinde değil. Bizim milletimiz huzur arar, sevgi arar, güzellik arar, maneviyat arar. İnsani bağlantıların güzel olmasını ister. Neşe ister. Sevinç ister. Ona yarım ekmek ver biraz da peynir ver benim milletime yeter. O hırsı yoktur, sevgi hırsı vardır. Muhabbet, dostluk, arkadaşlık hırsı vardır. Türk İslam Birliği getireceği nimetler içerisinde en önde gelen şey manevi yapımızdaki mükemmelliktir. Bu bize zenginlik getirecektir. Dolayısıyla tabi ki insana yatırım yapılacaktır. Ama insana yatırımı istemeyen ateist siyonistler var, masonlar var ve komünistlerden de masonlarla bağlantılı olan komünistlerden bayağı bir insan var. Yani ters yönde, ters kafada tavır koyan.

MUHABİR:  Evet. İnsana olan yatırım yatırımın en iyisi. Ama son dönemlerde özellikle Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyetinde gençlere şöyle bir bakacak olursak gençlerimizdeki o deformasyonu görebiliyoruz, bozulmaları görebiliyoruz. Keşke olmasa. Ama yapılan yayınlarla, televizyon dizileriyle, programlarıyla, verilen farklı mesajlarla gençlerimiz şuan ki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ümitli misiniz en azından? Yani yeni nesil, yeni gençlik nasıl? Ne safhada efendim?

ADNAN OKTAR: Böyle bir dönemden geçileceğini Peygamberimiz söylemiş. Yani peygamberimiz ne söylese doğru çıkar. Bozulma olmadan düzelme olmuyor. Gece olmadan gündüz olmuyor. Yani bu bir kanundur. Kış olmadan da yaz olmaz, bu çok makul. Ama şu an bir milli şahlanış var, bir manevi şahlanış var. Bunu beş yaşındaki çocuk olsa görür. Her yere yansıyor bu. Her kuruma her sisteme her topluluğa her yere yansıyor. Darwinizime inanmayanların oranı Türkiye’de %95. Niye böyle acaba? Avrupa’da en yüksek Allah’a inan oranı Türkiye’dedir. En yüksek. Demek ki bir şey olmuş bu millete. Güzellik olmuş, bir şeyler olmuş. Allah emeklerimizi zayi etmez, etmiyor da Elhamdülillah. Çok güzel neticeler alıyoruz daha da güzel neticeler alacağız. Mesela ben bazen gençler görüyorum kulağı küpeli, saçı hafif hani şu dazlak tarzı var ya üç numara… Başlıyorlar “Aa hocam, diyorlar, sizin kitaplarınızı okuyoruz, internette de giriyoruz, bakıyoruz başarılı buluyoruz, Allah yardımcınız olsun” diyorlar. Hiç ummazsınız. Yani mesela öyle sokakta gezen insanlar oluyor. Diyor ki insan, herhalde bunun dinle alakası olmayabilir. En ziyade dinle alakası olanlar da onlar oluyorlar MaaşAllah. Onun için bizim milletimizin ruhu ve mayası çok güzel. Mesela genç kızlar da öyle. Mesela çok modern giyinmiş, zannediyor insanlar, dinle alakası yoktur. Halbuki namazında, niyazında, her şeye çok titiz, oruç tutan, çok hanım ve efendi kızlar. Onun için zahire bakmamak lazım.

MUHABİR: Aynen çok doğru

ADNAN OKTAR: Tabi. İnsanın samimi olan inancına bakmak lazım. Oradan olaya yaklaşmak lazım.

MUHABİR: Bir de tabi içinde kalmış, körelmiş, üstü artık kara bir bulutla kaplanmış ama onun derinliklerinde bir zenginlik, bir cevher yatıyor. O tür insanlarımız da var Türk toplumunda, toplumumuzda.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Tüm dünyada. Ama önemli olan tabi o bulutları, kara bulutları, o içindeki kara bulutları dağıtıp o cevheri ortaya çıkarmak, o zenginliği ortaya çıkarmak. Bunu başarabilmek çok önemli olsa gerek. Toplum da tabi sokakta gençlere bakıyoruz işte biraz evvel dediğiniz gibi küpesiyle veya jöleli saçlarıyla, farklı biçimleriyle… Ama o insanların da içinde bir cevher, derinlerde yatan bir zenginlik muhakkak var.

ADNAN OKTAR: Hem nasıl hem nasıl. O zahire göre insan değerlendirmek çok çok hatalı, çok çok yanlış. Geçenlerde de bir yabancı gelmişti. Olay dedim demin, o pek gitmedi ona. Allah affetsin. Yabancı bir şahıs gelmişti. “Ben, dedi, Taksim’de durdum, oralarda hiç dindar insan görmedim” dedi. “Bu beni rahatsız etti” dedi. Yabancı, ünlü bir yazar. İsim vermeyeyim. Ben, alakası yok zannettiğin adamların  %95’i alakalı oluyor dedim. Hatta dedim, çevirseydin birisini sorsaydın dinle ilgili. Mesela oruç tutuyor musun, cuma namazına gider misin, Allah’a inanır mısın, Allah’ı seviyor musun, vatanına milletine bayrağına bağlı mısın? Sor bakalım. Sorduğunda aldığın cevap çok şaşırtıcı ve çok da hoşuna gidecektir. Onun için benim milletim genelde güzeldir. Ama tabi ben istiyorum ki yüzleri bir gülsün, neşelensinler. Mutlu değiller, bu beni çok yoruyor. İnşaAllah böyle bir döneme gireceğiz. Onların ben mutlu olduğunu, neşeli olduğunu, böyle daha şık daha güzel giyindiklerini, etrafı da güzelleştirdiklerini, güzelliklerden çok zevk aldıklarını, hayat dolu olduklarını göreceğim İnşaAllah.

MUHABİR: Tabi bu ekonomik yapıyla, o rahatlıkla da biraz alakalı olsa gerek. O sıkıntı stres içerisinde insanlar şeytana uyabiliyorlar, yanlış hareketler yapabiliyorlar. Diğer taraftan yine aynı şekilde toplumdaki özgürlükler ve yasaklar konusu hep gündeme geldiğinde farklı tartışmalar gündeme gelmişti, farklı tartışmalar olmuştu. Özgürlük, neye göre özgürlük? Bir kesim özgürlük istiyor ama çok farklı bir özgürlük. Başka bir kesim yine özgürlük istiyor ama onun istediği özgürlük çok farklı bir özgürlük. Bir kesim yasak istiyor, onun istediği yasakla diğer kesimin istediği yasaklar arasında farklar var. Bunun doğrusunu topluma nasıl göstereceğiz. Yani Türkiye’de, kendi milletimiz için söyleyecek olursak doğruyu vatandaş nasıl bulacak? Doğrunun doğru olduğunu nereden öğrenecek?

ADNAN OKTAR: Hakaret ve iftira olmamak şartıyla her fikre sonuna kadar özgürlük vermek lazım. Mason istediği gibi ne düşünüyorsa düşünsün, istediğini konuşsun, hakaret etmesin ama. Komünist istediği gibi toplantısı yapsın, ne konuşuyorsa konuşsun. Başkası da kimse hangi fikirdeyse alabildiğine özgür olsun. Özgürlüklerde beyinler çok güzel teliflerde bulunurlar, çok güzel şeyler meydana getirirler.

MUHABİR: Muhakkak muhakkak

ADNAN OKTAR: Baskı insanları adeta iğdiş eder, akıllarını kapatır yani felç eder. Yaratıcı gücünü yani telif gücünü yok eder. Öyle bir toplumda sanatçı, bilim adamı gelişmez, bilim gelişmez, sanat gelişmez, güzellikler gelişmez. Yani insanın ruhu böyle kuş gibidir. Yani uçacak böyle, özgür olacak. Bırakacaksın onu çok güzel şeyler yapacak araştıracak inceleyecek. Dayatmalar çok çok tehlikedir. Onun için ben alabildiğine insanlara özgürlük verilmesinden yanayım. Ama hakaret, şiddet, iftira bu olmaz.  Bunun dışında…

MUHABİR: Hangi görüş olursa olsun hiç fark etmez…

ADNAN OKTAR: Tabi bu çok önemli.

MUHABİR: Çünkü güzel olanı da zaten kendisini ön plana atacaktır, kendisini gösterecektir, güzel olan kazanacaktır.

ADNAN OKTAR: Tabi toplum güzel olanı seçer zaten doğru söylüyorsunuz. O çok hayatidir. Yani bir de insanlar yanlışı da görsün. Yani Darwinist ise, gitsin anlatsın adam. Darwinizmin ne olduğunu görelim. Mason çıksın adam anlatsın onun da masonluğunu anlayalım çünkü müphem bir şey oluyor. Komünist ise komünistliğini anlatsın. Stalin ise Stalinistliğini anlatsın. Ama devlete, millete zarar vermemek şartıyla yani hakaret, iftira, şiddet. Bunların olmaması gerekiyor. Yani kimseyi rahatsız etmemek. Yoksa fikirden insana ne zarar gelir?

MUHABİR: Aynı şekilde yine İslam dini de tüm dünyada, Avrupa’da anlatılsın, insanlar onu da görsünler. Güzeli aynı şekilde...

ADNAN OKTAR: Pek tabi. Hayır Hıristiyanlık, Musevilik de anlatılsın yani niye baskı var? Niçin? Yani İslam’ı da istediği gibi adam gürül gürül anlatsın. Bizim aklımız var, fikrimiz var, vicdanımız var. Hangisi doğruysa onu ister, onu seçeriz. İnşaAllah.

MUHABİR: Tabii teknoloji, hep dile getirilir, teknoloji aslında çok iyi bir şey, hayatı kolaylaştırır ama bir taraftan da olumsuz yansımaları da oldu. Gençlik üzerinde olumsuz yansımaları oldu. Normal her insan üzerinde olumsuz yansımaları oldu. Teknolojinin getirdikleri ile bir yürüyen merdiven sonrası artık insanlar yürüyemez oldular, spor yapamaz oldular, gittikleri yerlere 1 km’lik mesafeye gitse bile artık aracıyla gidip geliyor, artık spor yapamıyor. O anlamda sağlıksız bir toplum yetişiyor denildi. Teknolojilerin muhakkak olumsuz yanları var, ama getirdikleri de muhakkak tartışılmaz. Örneğin işte dünyada internet sayesinde insanlar her türlü bilgiye ulaşabiliyorlar. Özellikle Amerika’da olsun Avrupa ülkelerinde olsun bütün dünyada İslam’a katılımın, daha doğrusu Müslüman olan insanların sayısının artması, işte Rusya’da olsun birçok ülkede, Müslüman sayısının artması da belki de bu teknoloji sayesinde oluyor. Doğru mu efendim?

ADNAN OKTAR: İnternet zaten Hz. Mehdi’nin, Hz. İsa’nın emrine sunulmuş, Allah’tan bir nimet, çok çok büyük bir olaydır. İslam’ın, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinde çok mühim bir vesiledir. Ki Ben Kuran’daki Dabbet-ül Arz’ın o olduğunu düşünüyorum, internet olduğunu düşünüyorum.

MUHABİR: Tabii, bu internet veya buna benzer argümanlar, teknolojik argümanlar gençlerimize farklı eğitimler de veriyor. Eğitim–öğretime gelecek olursak Türkiye’de, eğitimi öğretimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğitim sistemiyle alakalı neler söyleyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Biz çocukken, ilkokula gelirdik. Bizi kara tahtalara oturturlardı, karşımızda kara bir tahta gelirdi. Tebeşir tozlarıyla falan öyle yetişirdik.

MUHABİR: Siyah önlüklerle…

ADNAN OKTAR: Niye gittiğimizi de bilmezdik. Her yer kapkara. Halbuki bize deselerdi “Çocuklar sizi eğitmemizin amacı kültürlü olmanız, hayatı daha güzel kavramanız, etrafı daha çok sevmeniz. Bilgi size sağlık, sıhhat getirecektir. Her şeye güzel teşhis koyma imkanı getirecektir. Kaliteli insan olmanızı sağlayacaktır” deselerdi, içimiz açılırdı. O kara tahtayı kaldırsaydılar. Bize mesela bir televizyon ekranından film olarak, tarihi olayları anlatsalardı, çok güzel olurdu. Ben mesela çocukluğumda sinemaya giderdim, bütün olaylar hepsi aklımda kalırdı. Ne yollardan geçtik, yani ilkokulda, ortaokulda. Aynı dersler tekrar, tekrar, tekrar, tekrar. Tamam da bu zaten zevkle öğrenilecek şeyler. Bunları niye böyle çile haline getirttirirsiniz. Mesela, biyoloji dersinde çiçeğin yapısı, zaten aşkla öğrenilecek bir şey. Çiçek zaten çok tatlı bir şey, çok güzel bir şey. Onun içini öğrenmek, ondaki Allah’ın yarattığı detayları öğrenmek, bizim zaten içimizi açar. Ama bunu sanki böyle bir ızdırap vesilesi gibi “Hadi çıkarın çocuklar kağıtları, imtihan olacağız.” Yani stil böyle değil.

MUHABİR: Amaç eğitimse diyorsunuz, sınır koymak…

ADNAN OKTAR: Eğlendirici, sevinçle öğreten, hafızlarında çok iyi kalmasını sağlayan bir sistem olması lazım ve amaçlı olması lazım. Yani çocuk oraya gittiğinde gıda almış gibi eve dönmesi lazım. Ben bugün şunları öğrendim, bunları öğrendim, diye sevinçle dönmesi lazım. Çocukların ben imtihana hazırlanırken hallerini görüyorum, yani mahvoluyorlar. Bu kadar eziyet etmeye bu çocuklara ne gerek var? Sevinçle öğrensinler. Yemiyorlar, içmiyorlar, odaya kapanıyorlar. Yani eğitim bu tarz olmaz, benim bildiğim.

MUHABİR: Tabii sizde ilkokul çağlarınız oldu. Biraz da normal sivil hayattan, gerçek hayattan örnekler verecek olursak, ilkokulu tahmin ediyorum Ankara’da okudunuz. Efendim, var mı ilkokuldan bir anınız, gerçi ara vereceğiz ama çok kısa bir süre sonra. İlkokuldan bize anlatacağınız bir anınız var mı efendim?

ADNAN OKTAR: İlkokulda işte teneffüslerde biz sabırla beklerdik, koşuşturma için. Artık sürat en yüksek oranda olurdu böyle… Bazen tabii çarpışmalarda olurdu çocukken. Ama hiçbir şey olmazdı, Allah’ın hikmeti, küçükken. Tozda, toprakta falan böyle koşuştururduk. Bir şey vardı, bitişikte, İsmail Ağabey denilen yaşlı bir amca vardı. İşte o bize leblebi tozu satardı, keçiboynuzu satardı. Onları alırdık falan. Ki yani, o zamanki zevkime de şaşıyorum.

MUHABİR: Macuncular, okul bahçesine gelirlerdi.

ADNAN OKTAR: Yani, inanılır gibi değil. Bir de hiç çekinmezdim, halbuki o macun şimdiki aklım olsa kesinlikle yemem, çünkü içine konan boyayı bilmiyorum, ne olduğunu, steril olup olmadığını falan. Ama o zaman hiç aklımın ucundan geçmezdi öyle bir şey.

MUHABİR: Annemizin yırtık terliğini alır, naylon terliğini alır, keçiboynuzu veya leblebiciye götürür, tattırır, onun karşılığında değil mi leblebi alırdık, keçiboynuzu alırdık?

ADNAN OKTAR: O zaman ki yiyecekler, çok değişikti. Şimdi gençler bayağı güzel imkanlara sahipler.

MUHABİR: Evet kesinlikle. Efendim, çok teşekkür ediyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Kısa bir ara verelim. Kısa bir aradan sonra, gerçi çok konuşulacak, konu var ama,  zamanımız da kısıtlı. Kısa bir aradan sonra, tekrar sohbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.

MUHABİR: Evet, haftanın konuğunda, yine birlikteliğimiz devam ediyor, Sayın Adnan Oktar’la birlikteyiz ve sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Tabii Türkiye gündemini konuştuk ve konuşacak o kadar çok konu var ki. Efendim, özellikle biraz evvel eğitim öğretimden bahsettik, gençlerin aldıkları eğitimle alakalı, tabii bire bir doğal, yaşayarak aldıkları eğitim her zaman için unutmayacakları, akılda kalıcı eğitim olacağından bahsettiniz. Tabii sağlıklı bir toplum nasıl yaratılırı soracağım size. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir yaşam şekli nasıldır? Sağlığımıza nasıl dikkat etmemiz gerekir? Sağlığımızı bulmamız için, neler yapmamız gerekir? Beslenmeye mi önem vermeliyiz? Maneviyata mı önem vermeliyiz? Bu bir bütün müdür? Çünkü hep ifade edilir zinde bir vücut, tabii sağlık konusunda da çok, önemlidir, denilir. Beynin, aklın, fikrin stresten uzak, mutlu bir yaşantının sağlığa da yansımaları olumludur, denilir. Bununla ilgili sizin görüşleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Tabii ki, insanların hem imana hem imanın meydana getireceğini mutluluğa ve düzgün bir beslenmeye ihtiyaçları var. Bir kere bizim milletimizin mutluluğunu elinden alanlar oldu, sevincini elinden alanlar oldu. Bizim milletimize mutluluğu, sevinci ve neşeyi yeniden vermek lazım. Bizim milletimiz hak ediyor bunu. Güzel huylu insanlar. Sevinç ve neşe bir kere başlı başına bir gıdadır. Yani insanı çok ciddi şekilde besler. Çok sağlıklı hale getirir. Hastalıklara da ilaçtır. Ama tabii bu ancak imanlı, Allah’tan çok korkan, Allah’ı çok seven, Allah aşıklarında oluşacak bir durumdur. Ama daha önce de söylemiştim, sağlıklı olmak için iman edilmez. İman edildiği için sağlıklı olunur. Bir de tabii, bizim milletimizin beslenme alışkanlıkları genellikle çok ağır yiyecekler. Bu çok vahim ve tehlikeli bir şey. Yani buna ciddi önem verilmiyor. Halbuki bu, milli bir sorun olarak görülmeli, milli bir tehlike olarak görülmeli ve milli tedbirler alınması lazım. Çok köklü tedbir alınması lazım. Hiçbir mahsur görülmüyor. Mesela, kolesterolü çok yüksek ağır yiyecekler alenen belli olduğu halde, her yerde hem satışı teşvik ediliyor, hem riskine karşı insanlar uyarılmıyor. Mesela bir dost sohbeti olduğunda, dost yemeği olduğunda en ağır yemekler en iyi ikram olarak görülüyor. Halbuki biz iyilik yapmıyoruz ki oradaki dostlarımıza. Yiyecek olarak ben aklımdayken onu söylemek istiyorum, zeytinyağlı yiyecekler, sebze yiyeceklerine ağırlık verilmesi lazım. Tavuk hindi, özellikle hindi çok iyi olur, ona ağırlık verilmesi lazım. Ve fazla da etten çok ciddi şekilde kaçınılması gerekiyor. Sonra çok geç kalıyorlar. Mesela, ileri yaşlarda tedbir alıyorlar, zaten damarları tıkanmış oluyor. Bir de tabii, bir tek bununla olmuyor, sırf damar sağlığı değil, en ziyade olan şey, stres tabii insanlar için.

MUHABİR: En önemlisi.

ADNAN OKTAR: İnsanların kendine yaptığı zulmü hiç kimse ona yapmaz. Bir insanın kendine yaptığı zulmü...

MUHABİR: Stres, sıkıntı kısa vadede değil ama uzun vadede büyük sorunlara yol açabiliyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, çok büyük tahribat yapıyor. Mesela kadınlarda ben onu görüyorum. Yazık mesela güzelim insanlar bütün fiziği, bütün kemik yapısı, iskelet yapısı bile değişiyor. O kadar acı. Yüzü kat kat kat buruşuyor, perişan oluyor artık iki büklüm oluyor. İnsanların birbirini mutlu etmeye gayret etmesi lazım. Sevinç dağıtması lazım. Mesela, yüzü asık gezmek, hiç doğru değil. Mutlak insanlara neşe vermek, onlara müjde vermek, küçük küçük hediyeler de olsa, insanlara küçük hediyeler vermek, iyi davranmak, affedici olmak, şefkatli merhametli olmak… Mesela affetmek bir mutluluk nedenidir Affedilen insan çok açılır. Çok rahat olur. Mesela son zamanlarda ben görüyorum, fakir insanlar oluyor, bir şeyi ödeyemiyorlar mesela borçlarını ödeyemiyorlar. Hadi evini hacze gidelim. Ya kardeşim sen haczine gitsen bile, o gariban adamın, oturduğu koltuğu alacaksın buzdolabını, çamaşır makinesini alacaksın, yani bu ne yönden rahatlatacak seni? Adamın yok zaten, olmadığı açık. Buzdolabını alırsan yemekleri bozulur. Çamaşır makinesini alırsan kirli kalacak, adamcağız. Evini alırsan da sokakta kalmış olacak, soğukta kalmış olacak. Halbuki Kuran ahlakına bu belirtilmiştir. Diyor ki, Cenabı Allah, “Eğer, diyor, borçlu borcunu ödeyemiyorsa affederseniz sizin için hayırlıdır” diyor, Allah. “Güzeldir”, diyor. Ya affet gitsin. Allah, sana bereket verir, bolluk verir. Yani, bir de o yöntem mi? Aldın hadi adamın koltuklarını yani o satılacak şey mi zaten? Satılmaz o ayrıca. Satılsa bile onun parası alınır mı?

MUHABİR: Zaten borcundan dolayı ödeyememiş, yok.

ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Olsa zaten ödeyecek.

ADNAN OKTAR: Adam zaten “”ben bunu vermeyeceğim”, demiyordur o insanlar. Yani “elime geçtiğinde vereceğim”, diyor. Orada şefkatli, merhametli davranmak lazım.

MUHABİR: Muhakkak istisnalar vardır. Ama tabii, bilim adamlarının araştırmaları, tabii siz de biliyorsunuzdur bunu, insanoğlunun mutluluk hormonunu salgıladığı, en yoğun salgıladığı, dönemler, bir başka insana yardım yaptığı dönemlermiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, doğrudur.
MUHABİR: Doğru değil mi, Efendim?
ADNAN OKTAR: Doğrudur, MaşaAllah.

MUHABİR: Peki bununla ilgili, şimdi tabii, stresten sıkıntıdan uzak, sağlıklı bir yaşam, sizin araştırmacı yazar yönünüz, fikir adamlığı yönünüz, fikir adamları, sağlık yönüne de çok, ehemmiyetle dururlar. Bununla ilgili bir kitap, hazırlığınız, çalışmanız var mı? Stres, sıkıntı, bu manevi duyguların ön plana çıktığı sağlıklı bir yaşam nasıl olurla ilgili?

ADNAN OKTAR: “İlmi Mercek” ve “İlmi Araştırma” diye benim iki dergim var. İlmi Mercek ve İlmi Araştırma da ben bu konuları sık sık işliyorum. İnternet sitelerimizde de var bu konuda geniş çaplı açıklamalar. Fakat dergileri zaten internetten de elde edebilir kardeşlerimiz, ücretsiz indirebilirler. En ziyade harunyahya.org, harunyahya.net, buralardan gerekli bilgileri alabilirler. Fakat tabii derli toplu, yazılmış bir eser yok. Yazdığım bir kitap yok. Fakat dağınık olarak var. Fakat güzel fikir, olabilir böyle bir şey. Yani, sağlıkla ilgili bir kitap yazabiliriz.

MUHABİR: Tabii eserlerinize geleceğiz. Bu arada biraz evvel ifade ettiğiniz gibi bize sor sormak isteyen, değerli izleyicilerimiz olabilirler, ulaşabilirler, elektronik posta aracılığıyla sorularını yöneltebilirler. Bunu gerçi programın başında ifade etmemiz gerekiyordu ama tabii genelde bu programı izleyen değerli konuklarımız, izleyicilerimiz biliyorlar. harunyahya.tv’den ulaşabilirler ve oradan sorularını iletebilirler.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Bunu bir kez daha iletmiş olalım. Bu yazdığınız, piyasaya sürdüğünüz kitaplar hakkında, 300’ün üzerinde kitap olduğunu biliyoruz, tüm dünyada yankı uyandırdığını biliyoruz ve bununla ilgili de önümüzdeki süreçte yeni yeni araştırmalar ve yeni yeni yorumlarla farklı kitapların yine toplumda insanlarla buluşacağını biliyoruz. Bunlarla ilgili kısa birkaç bilgi alabilir miyiz? Yeni kitaplarla ilgili efendim.

ADNAN OKTAR: Bir kere şu atlasları bitirmeyi düşünüyorum, yani ilk 7’yi bitirmeyi düşünüyorum. Çünkü elimde çok fazla elimde fotoğraf, belge var. Onları kullanmak istiyorum. Onlarla da bitecek gibi değil. Bir 7 cilt daha düşünüyorum. 14 cilt kadar olmazı mevzubahis. “Adamlık Dini”nin 2.cildi var. “Peygamberler Tarihi” var. Ama benim bu titizliğimden artık bu kitaplar bayağı bir uzayacak gibi görünüyor. En iyisi hiç böyle daha fazla şey yapmadan basıma vereyim diye düşünüyorum.

MUHABİR: Peki, yine bununla ilgili, uzay ve yer bilimleri ile ilgili birtakım çalışmalarınız var ve bu çalışmalarınızın bilim dışı olduğuyla ilgili birtakım iddialar ortaya atıldı. Eleştiriler aldı. Bununla ilgili olarak neler söyleyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Şimdi, bir komüniste göre, bir darwiniste göre tesadüfen kainatın yaratılmasını iddia etmek bilimsel. Aynı şekilde, bakın burada Sümerler de aynı şeyi söylüyor. ‘Başka bir sahte ilah Enki’nin sudan karaya geçişinin temsilinin resmi’ diyor, bilmiyorum, gösterebiliyorlar mı?

MUHABİR: Arkadaşlar göstertirlerse,

ADNAN OKTAR: Evet aynısı. Darwin’in kafası, mantığının. Mesela bak bu da hayat ağacını sulama. O da ağaçtan canlılığın geliştiğini düşünüyor. Bir ağaçtan bütün canlılığın geliştiğini düşünüyor. Darwin de çamurlu sulardan tesadüfen olduğunu, bu da oradan tesadüfen olduğuna inanıyor. Bu da ayrı bir, o zamanın anormal bir inancı. Yani darwinist inanç, darwinist mantık ta Sümerlerden beri, eski Mısır’da da olan, sapkın bir inanç. Bu inancın halen devam ettiğini görüyoruz. Bu inanca karşı tabii mücadele ederken, karşıdaki insan ne diyecek? “Bilimsel değil” diyecek. Kardeşim, biz sana fosil göstertiyoruz zaten bilimsel değil ne demek? Ve 100 milyon fosil var diyoruz yaratılışı ispat eden. Yani o devirdeki hayvanın fosili kalmış, hayvan halen yaşıyor. Bakıyoruz, aynısı hayvanlar. Ve 100 milyonun üstünde. Peki bu bilimsel değil de nedir bu? Zaten Allah, ispat etmiş göstertiyor. Ayrıca senin bilimsel dediğin delillerden de biz diyoruz ki “bir tane istiyoruz” diyoruz. Yani rica ediyoruz. Ben de diyorum “Ayrıca bu bilimsel deliline karşı sana 10 trilyon da para vereceğim” diyorum. “Bana bir tane ara fosil dediğin o anormal mahluklardan bir tane göstert” diyorum. Yok göstertemiyor. “Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün mü?”diyoruz. Biz ”bilimsel olarak imkansız” diyoruz. O da imkansız diyor. “Peki nasıl oldu?” diyoruz. “Mucize oldu.” diyor. Kardeşim bizi niye uğraştırıyorsun o zaman? “Allah yarattı” desene. Değil mi? Hayır uğraştırsın, iftihar ederim, Allah affetsin, öyle demeyeyim de. Yani sevinçle, iftiharla uğraşırız tabii ki. Fakat söyleyecek söz kalmayınca… Mesela biz Dawkins’e haber gönderdik, “Gel tartışalım” diye. “Ben onunla tartışmam” diyormuş, benimle. Niye? “O, biyoloji konusunda araştırma yapmış bir profesör değil, bilim adamı değil. O yüzden ben onunla tartışmam” diyor. Peki kardeşim niye gidip çocuklarla tartışıyorsun? Filmleri var. 7 yaşında, 8 yaşında çocuklarla gidip tartışıyor, konuşuyor. Hıristiyan din adamlarıyla gidip tartışıyor. Ben de Müslüman’ım. Gel benimle bir tartış. Değil mi? Ben zaten senin bilim adamı olduğunu da kabul etmiyorum. Biz adama diyoruz: “Sen bilim adamı değilsin.” Bir biyolog olsa ben önünde önümü iliklerim, saygı duyarım. Bilim adamıdır o. Bir fizik profesörü gelsin, bilim adamıdır. Ve ben onunla tartışmaya girmem, fizik profesörüyle. Niye tartışayım, zaten aynı şeyi savunuyoruz? Mesela bir kimya profesörüne saygı duyarım. Ama darwinist bu adam.  Darwinist, Sümer inancının aynısını savunan bir pagan rahibi bu. Pagan papazı. Bilim adamı değil. Bilim adamına benim zaten sözüm olmaz. Bilim adamı zaten gerçekleri, güzelleri, doğruları söyler. Mesela Einstein, ben adama saygı duyuyorum. Mesela ortaya koyduğu bilimsel gerçekler nefis. Niye tartışayım ben adamla? Fakat bu kişiler bilim adamı değiller. Dolayısıyla karşıdaki kişiyi de bilim adamı olmamakla, bilimsel olmamakla suçluyorlar. Bunun bir mantığı yok. Zaten ben bilim adamıyım demiyorum. Ben bilim adamlarının ortaya koyduğu, Allah’ın ortaya koyduğu gerçekleri ortaya koyuyorum. Diyorum, buna cevabın var mı? Yani binlerce fotoğraf var elimde. Hiç birine açıklık getiremiyor. Hepsi yaratılışı ispat ediyor. Bunun için bilim adamı mı olmak gerekiyor? 8 yaşındaki, 10 yaşındaki çocuk anlar bunu.

MUHABİR: Evet, bununla ilgili, tabii birçok mucize var. Yani bununla ilgili o kadar çok, argüman var ki bunu ispat edecek o kadar çok argüman var ki ama diğer taraftan, dediğiniz gibi, işte geçmiş dönemlerde bile, farkı farklı inançlara ait olan insanlar oldu. Taşa tapanlar oldu, ineğe tabanlar oldu. Öyle inançlar da yaşandı, o dönemlerde. Şimdi böyle bir darwinizim denildi, Darwin işte çıkardı böyle bir durumu. Ama işte evrim teorisi, bunun asıl amacının ne olduğunu düşünüyorsunuz? Neden, böyle bir görüş ortaya atıldı? Amaç, yaratılışa karşı bir farklılık olsun muydu? Neydi? Niçin yapıldı?

ADNAN OKTAR: Şimdi haşa Allah yok diyecekler ama onlar da bir şey soracaklar tabii. Ne desinler, ne desinler, ne desinler? En sonunda bakmışlar, Sümer inançlarında buna bir çözüm bulmuşlar, eski Mısır inançlarından bir çözüm bulmuşlar. “Tesadüf diyelim” demişler. Her şey tesadüfen. Yani proteinler tesadüfen, insanın gözü tesadüfen olmuş, kulak tesadüfen olmuş, burun, koklama tesadüfen olmuş, hafızası, şuuru… İnsan beyninin ki dışarıda ışık yok biliyorsunuz, beyinde ışık meydana gelme sistemi yaratmış Allah. Biz güneşteki dalgaları ışık olarak görüyoruz. Yani spotlarda da ışık olmuyor. Dalga yayıyorlar, onları biz ışık olarak görüyoruz. Bütün bu sistemin tamamı ki ses için de böyledir. Ses de sadece bir dalgadır. Bizim beynimiz, bunu ses olarak yorumluyor. Ve bir de bunu hisseden biri var içimizde ayrıca. Yani bütün bunları hisseden biri var. Çünkü göz görmez, göz kördür. Beyine gelen elektrik de kör. Elektrik bir şey değildir ki. Elektrikteki akımı, pırıl pırıl dünya olarak gören biri var. Ve onun da bir gözü var. O gözden kimse bahsetmiyor. Hangi gözden görüyor, o belli değil, söylemiyorlar. Beynimize gelen ses dalgalarının, elektrik akımı olarak gelen bölümde, onu duyan biri var. Onun da bir kulağa ihtiyacı var. Kim duyuyor bunu, bunu da açıklayamıyorlar. Ama biz bunu açıklıyoruz. Bunu, Allah açıklıyor. Bu, Allah’ın yarattığı ruhtur işte. Bizim karşımızdaki insanlar her şeyi demagoji ile açıklıyorlar. Yani ne sorsak, ya tesadüf diyor ya mucize oldu diyor. Ya bilim bunu şu an çözemiyor diyor. Çözemiyorsa niye ortaya çıkıyorsun? Onun için darwinizm tamamen demagoji ve safsata üzerine kurulmuş bir sistem. Biz de buna çok esaslı bir darbe vurduk. Ne yaptık? Çok güzel bilim adamlarının izahlarını bir araya getirdik, getirdim. Ve en önemlisi fosiller oldu. Fosillerde tamamen kesildiler.

MUHABİR: Herhangi bir değişiklik yok, değişim olmamış.

ADNAN OKTAR: Yani, 150 milyon yıllık, 200 milyon yıllık. Mesela 150 milyon yıllık kurbağa, aynısıyla duruyor. Yani bunun için bilim adamı olmaya ne gerek var? Kurbağayı alıyoruz yanına koyuyoruz. Fosili fotoğraf gibi kalmış, aynısı. Soruyoruz bir fark var mı? Yok diyor. Nerede burada peki evrim? Kaplumbağa da öyle kurt da kuzu da aklına gelen her hayvanda bu şekilde.

MUHABİR: Evet peki. Süremizin de artık sonlarına doğru yaklaşıyoruz. Son bir 20 dakika içerisinde de İnşaAllah izleyicilerimizin de sorularına yer vereceğiz, ilerleyen dakikalarda ama Hz. Mehdi ile alakalı, Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile alakalı da çok önemli görüşleriniz var. Biraz da ondan bahsedelim istiyorum. Çünkü Kıyamet Alametleri ile ilgili yazmış olduğunuz kitaplar çok önemli çünkü. Hep ifade ediyorsunuz, bunun artık bugünlerde tezahür ettiğini söylüyorsunuz. Neler söyleyeceksiniz efendim?

ADNAN OKTAR: Bakın mesela İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, bu çok ünlü bir eserdir. İmam Rabbani de son 1000 yılın müceddidi olarak bilinir. Yani çok iyi bilinen, büyük bir alimdir. Mesela onun Mehdi ile ilgili o kadar çok izahı var ki. Mesela diyor ki “ Bilesin ki, Resulullah (S.A.V.) Efendimizin ümmetinin arasında çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.) Efendimizin irtihali (vefatı) üzerinden bin sene geçtikten sonra, isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: İslam’ın takviyesi, pek tamam şekliyle hasıl ola. Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun için mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resulullah (s.a.v.) Efendimiz müjdelemiştir. Hz. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.” Ki şu an hicri 1400 yılındayız biliyorsunuz. 1430’dayız. “Bu anlatılan tabakadan evliya Zatın kemalat-ı, Ashabı Kiram’ın kemalatına benzer” diyor. “Ümmetim, yağmur gibidir. Bilinmez, evveli mi hayırlıdır yoksa ahiri mi?” diyor, Peygamber Efendimiz, onu anlatmış. Mesela gene Mehdi’den burada da bahsediyor yani çok fazladır. “Ancak beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene). Ona bir üstünlük verilip suyu bulması, arttırıla... Böylece kemalatin (faziletlerin, mükemmelliklerin) aslı, zuhur edip onun zilletini örte..” Tabi ağır bir dil ama ben Mehdi ile kısımlarını…

MUHABİR: Saklı devlet İstanbul mu efendim?

ADNAN OKTAR: Efendim?

MUHABİR: İstanbul mu?

ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi’nin çıkış yeri İstanbul’dur tabii. “Bu nisbeti aliyenin mürevvici Mehdi gelsin. Allah, ondan razı olsun.” diyor. Ki sayfalarca Mehdi’den bahsetmektedir. Bir kaynaktır. Yani Mehdi konusunu incelemek isteyenler, Mektubat-ı Rabbani de, hem Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur külliyatını ve Mektubat-ı Rabbani’yi de incelerlerse, 2 cilttir. Çok kapsamlı Mehdi hakkında bilgi alacaklardır. Ama tabii asıl Buhari, Müslüm, Tirmizi, İbni Macesü, Süneni Nesai, Süneni Davut’ta da geniş bilgiler vardır. Bunların hepsi sahih hadis kitaplarıdır. Mehdi bir nimettir, şaşırtıcıdır. Mesela asrımızın insanı için bu büyük bir sürpriz olacaktır. Çok şaşırtıcı olacaktır çünkü 2000 yıl sonra peygamber görecekler, Hz. İsa’yı görecekler. Yani bu nefes kesici bir şey. Mehdi, mesela 1400 yıl önce Peygamberimiz tarif ediyor, tıpatıp aynısını görecekler insanlar. Yani sonuçta bu çok şaşırtıcı. Mesela Peygamberimiz diyor ki “Şunları şunları yapacak” diyor, aynısını görecekler. “Ondan önce şu olaylar olacak.” diyor, aynısın görecekler ve gördüler.

MUHABİR: Tabii çok uzun zamandır da anlatıyorsunuz, bunları dile getiriyorsunuz ama çok kısa, Mehdi lider midir? Mehdi hangi amaçlarla gelecektir? Tabii gelecek derken birden bire ortaya çıkmayacak. Şu an belki aramızda yaşıyor ama hangi amaç doğrultusunda Mehdi ortaya çıkacak?

ADNAN OKTAR: Ben sürekli düzelterek gidiyorum böyle şeyleri. Gökten zembille inme dersek, Mehdi’ye ve İslam’a karşı bir şey olur, sevgimizi ve saygımızı azaltan bir ifade olur. Onun için o ifadeyi kullanmıyoruz. Kullanmayacağız İnşaAllah. Onu söyleyeyim.

MUHABİR: Evet İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mehdi’nin varlığını şöyle açıklayayım. O bir sevgi insanıdır. Şefkati, merhameti, coşkuyu, dostluğu ve kardeşliği bize öğretecek, yani bunun başını çekecek. Bu mutluluğu insanların ruhuna raptedecek. Yani onun bu dünyadan bir çıkarı olmaz. Mehdi’nin siyasetle de bir alakası olmayacaktır. Ve bir iddiası da olmayacak zaten. Mehdi zorla başa getirilir. Rivayetlerde de öyle geçer. Hatta bir rivayette de “Tehdit edilir” diyor. Yani o şekilde. İnsanların ellerinden alınan bu insan sevgisini, Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, meleklere olan sevgiyi onlara geri verecek. O güzelliği onların içine dağıtacak ve dünyadan da bir alıp veremediği yok Mehdi’nin. Hiçbir malı mülkü olmayacak. Evli de olmayacak. Yani evli olsa, adam der ki, çoluğuna çocuğuna mı kalacak? Mal mı bırakmak istiyor acaba? Yani böyle bir gelecek derdi mi var, düşüncesi mi var diyebilirler. Malı mülkü olsa, onu muhafaza için mi diyecekler? Onun için peygamberimiz, Cenabı Allah orada bak öyle bir tedbir almış, Cenabı Allah, onu ne evlat sahibi diyor ne de mal sahibi diyor. Bilakis çile insanıdır Mehdi. Her türlü çilenin ve acının içinden geçecektir. Tek amacı Allah sevgisi, Allah korkusu, Allah’ın aşkının dünyaya hakim olması olacak, dolayısıyla da bir iddiası da olmayacaktır. Tam demokrasiyi, insan haklarını, sosyal adaleti savunacaktır. Mehdi’nin zaten iki önemli amacının üstünde duruyor Peygamber Efendimiz. Bir: Adalet ve özgürlük. İki: Maddi yönden insanları kalkındırmak ve refah ve huzur. Bu iki yöne ağrılık verecektir Mehdi. Ve bunları da İnşaAllah önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Şimdi insanlara bu biraz, bir kısmına şaşırtıcı geliyor ama oldukça da daha da şaşıracaklar, daha da hayret edecekler.

MUHABİR: Sanki hazır değiliz, böyle bir şey, bir mucize, farklı bir şey olur düşüncesi var insanlarda.

ADNAN OKTAR: Evet. O atmosferi daha önce yaşatmadıkları için 18.yüzyıl, 19.yüzyıl’da, bir kısım insanların bu hayretine gidiyor. Ama bu, adım adım gelişecek, durdurulamayacak, açık bir gerçektir. Çünkü ben bir şey söylediğimde, hiç ispat etmediğim bir şeyi söylemedim şu ana kadar ve hiçbir sözümü de ben geri almadım şu ana kadar. Bu sözümün de doğru çıktığını, bu anlatımların da doğru çıktığını, Kuran’ın ihbarlarının doğru olduğunu, Peygamberimizin sözlerinin doğru olduğunu insanlar alenen ve açıkça görecekler.

MUHABİR: Evet, İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Artık son 10-15 dakikaya girdik, arkadaşlarımız da ifade ediyorlar. Birkaç izleyicimizin de sorusuna yer verelim istiyorum. “Hocam, sizleri ilgiyle takip ediyoruz ve özellikle de Hz. Mehdi ve Türk-İslam Birliği ile ilgili konuları. Sevincimi camimizin imamı ile paylaşmak istedim ama imam efendi “Hz. Mehdi’nin bana ne faydası olacak?” dedi. Buna ne diyorsunuz hocam?” diye sormuş. “Her şeye rağmen benim heyecanım kat kat artmaktadır. Hz. Mehdi değil, Hz. Mehdi’nin yardımcısının yardımcısının hizmetçisi olmayı yeğlerim. Saygılarımla Hocam.” İbrahim Demir. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Mehdi geldiğinde, o cami hocası da mutlu olacak çünkü sosyal adalet sağlanacak, sevgi sağlanacak, barış sağlanacak, kardeşlik ortamı olacak, “insanların gözünde parıltı olacak” diyor o devirde. Ama İmamı Rabbani de gene Mektubat’ında “O devirde, diyor, Mehdi’nin en büyük düşmanı, fukuha olacak” diyor. Yani o devrin bazı din alimleri olacak diyor. “Bu kişi, bizim dinimizi ortadan kaldırdı diyecekler.” diyor. “Bidati yani dine ilaveler yapan, dini bambaşka şekle sokan insanlar, diyor, yani dini özünden uzaklaştıran insanlar, Mehdi’nin saf ve tertemiz düşüncelerine, Kuran’ı tam doğru anlatmasını, hadisleri tam doğru anlatmasını, Kuran ahlakını tam doğru yaşamasını, doğru hayretle, taaccüple karşılayacaklar” diyor. “Ve bu kişi bizim dinimizi öldürdü diyecekler.” diyor. Çünkü alışmış şiddete, bağırıp çağırmaya, kavgaya, pintiliğe, fakirlere karşı soğuk davranmaya ve dinde olmayan hurafeleri anlatmaya alışık olduğu için “bizim dinimizi öldürdü diyecekler” diyor. Geçen programlarımın birisinde okumuştum. Şimdi de baksam, yine gösterebilirim.

MUHABİR: Buyurun Hocam,

ADNAN OKTAR: Fakat bu tip olaylar son derece normaldir. O insan da belki cahilliğinden, bilgisizliğinden onu söylemiştir. Ona harunyahya.tv’yi tavsiye etsin. Orada çok fazla benim daha önceki konuşmalardaki izahlarım var. Ve hepsi kaynaklardandır zaten. Eğer gene de kaynak bulamazlarsa sorsunlar, internetten kaynaklarını göstereyim. Hepsi ehl-i sünnet kaynaklarıdır.

MUHABİR: Evet, bir yine izleyicimiz, “Alman Spiegel dergisinin haberine göre, Almanya’da Müslümanların sayısı 4 kat daha artmış.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: “Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” demiş izleyicimiz. Yine bir diğer “Hadislerde Hz. Mehdi’nin ilk başlarda, isminin meşhur olmasından kaçınacağı belirtilmiş ama bunun nedeni ne olabilir?” Ekrem Bey sormuş bu soruyu da.

ADNAN OKTAR: Belki şöhret olmaması belki fazla dikkat çekmemek için olabilir. Yahut gizlendiği için olabilir. Birçok nedenle olabilir. Çünkü Mehdi’nin bir özelliğidir gizlenmesi, biliyorsunuz. Gaybeti Suğra, Gaybeti Kübra. İki kere gizlenmesi var. Bir genel tehlikeden çekindiği için gizlenecektir bir de hapiste olan bir konumu var.

MUHABİR: Diğer, Müslümanların sayısının artmasından bahseden izleyicimiz,

ADNAN OKTAR: Bakın İngiltere’de çığ gibi bir İslam’da artma oldu, son birkaç yıldan beri. Bizim en yoğunlaştığımız dönemlere rast geldi bu da, ne hikmetse. Almanya’ya da, en yoğunlaştığımız dönemde de, Almanya’da da muazzam bir dinde gelişme oldu. Benim gördüğüm, Allah’u alem bizim eserlerimizin etkisi. Allah vesile etti. Yani Seyit Battal Gazi gibi girdik ta ortalarına kadar böyle Avrupa’nın. Şu an masonluk ve ateizm orada can çekişiyor. Yani yerle bir oldular Allah’a çok şükür. Yani insanların yüzlerine bakacak halleri kalmadı. Öğretmenler utanıyormuş darwinizmi anlatmaya Avrupa’da. “Öğrenciler, diri diri gözümüzün içine bakıyor” diyorlar. Böyle tebessüm ederek bakıyorlarmış. Yani yalan söylediklerini onlara hissettiriyorlarmış.

MUHABİR: Türkiye’de var mı efendim, darwinizmi anlatan bir eğitim hala sizce?

ADNAN OKTAR: Bütün okullarımızda var, tabii. Yani müfredat programında anlatılıyor. Ama gençlerimiz aydınlandı tabii. Bilgilendirdik Allah’a çok şükür. Hiçbiri inanmıyor ama okuyorlar, öğreniyorlar. Tarih bilgisi olarak öğrenebilirler. Hititleri de öğreniyoruz biz, Sümerleri de öğreniyoruz, Darwin’i de öğreniyoruz. Tarih bilgisi bunlar.

MUHABİR: Peki, “Ne zamandır gazetelerin üçüncü sayfalarında ve televizyonlarda hep iç karartıcı haberler yer alıyor, haberler bulunuyor” demiş. “Medyada da bunlar sanki psikolojik savaş unsuru gibi kullanılıyor olabilir mi?” diye soruyor izleyicimiz. Gerçi bu konuya geçtiğimiz dakikalarda değindik ama, medyanın etkisi konusu. Neler söyleyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Bu konuda masonluğun Türkiye şubesi Baron’dur. Bu konuda görevlidir. Baron zaten bu konuda kalifiye adamları var, ekibi var böyle beslemeleri var. Kendince çok muazzam bir hizmet veriyor. Ama bizim milletimizin manevi yapısını asla yıkamaz. Gücünü asla yıkamaz. Bizim milletimizi, Said Nursi’nin çok güzel bir ifadesi vardır: “Kahraman ordu ve imanlı millet” diyor “Kuran’dan aldığı hakikat ışığıyla” diyor “hakikat hali göreceği ve bu dehşetli komitenin” diyor “tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Onun için istedikleri kadar uğraşınlar, ellerinden gelenleri artlarına koymasınlar bu imanlı millet anlı şanlı ortaya çıkacak İnşaAllah. Hepsi de gelip görecekler İnşaAllah.

MUHABİR: Evet. Yine konuştuğumuz konulardan bir tanesi ama bunun farklı bir yönü var tabii. “Müminler tevazulu ve yumuşak başlı olmalı diye bütün büyüklerimiz ifade ediyorlar, söylüyorlar”, yumuşak başlı ve mütevazı, hoşgörülü. İzleyicimiz diyor ki, “Bu diğerleri tarafından ezilmeye müsait bir karakter olmaya çağırmıyor mu insanı?” diyor. Farklı bir açıdan bakmış burada izleyicimiz.

ADNAN OKTAR: Şimdi biz, akıllı bir insana, derinliği olan bir insana derin bir şefkat ve derin bir muhabbetle yaklaşırız. Ama bir ahmağa ve akılsıza tabii ki akıllıca yaklaşırız ve hiçbir şekilde onun karşı atak yapmayacağı gibi tavır içinde oluruz. Tabii ki Müslüman basiretlidir, ferasetlidir ve hiçbir şekilde de oyuna gelmez. Akılcı davranır.

MUHABİR: Evet, bu da önemli tabii. Orada tevazu, hoşgörülü davranmak veya mütevazı olmak alçaldığını göstermez. Ama hiçbir zaman da hiçbir insanoğlu tabii ki kendini yerdirmeyecek, hakkını da her zaman için arayacak.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

MUHABİR: Hak, eğer bir insanın kazanılmış bir hakkı varsa, eğer o hakkının peşinden koşmuyorsa o insan yine yanlış yapıyordur değil mi hocam?

ADNAN OKTAR: Tabii. Kendine hakaret ettirmez, iftira attırmaz. Ama bunu nezaket ve akıl ölçüleri içinde yapar. Yani kendini kaybetmez Müslüman. Kontrolsüz hareket etmez. Kanun, nizam ölçüleri içerisinde… Mesela Dawkins benimle ilgili aleyhimde bir ifadesi oldu. Sitesinde çok çirkin ifadelerde bulunmuş. Ben, bilim adamı bir insan çıksa darwinizm ile ilgili bir yazı yazsa, ben ona saygı duyarım, savunabilir. Ama hakaret ederse ki Dawkins’de olduğu gibi, kanuni hakkımı kullandım, sitesi engellendi. Düzeltsin o çirkin ifadeleri, ben de şikayetimden vazgeçeyim.

MUHABİR: Bir kere Allah katında zaten kul hakkı diye bir şey vardır. Söylenilen söz de atılan iftira da buna girer aslında. Biz toplum olarak da aslında, arkadaşlar arasında olsun, ilişkiler arasında olsun, bazen o hakkın nereye ulaştığının pek de farkında olmuyoruz, değil mi efendim? Söylediğimiz bir söz bile karşımızdaki insanı, çok da az da olsa kırmış olsa bile, onun hakkına maruz kalıyoruz.

ADNAN OKTAR: İnsanı rencide etmek, üzmek çok çok kötü bir şey. Yani insanları mutlu etmek, onları neşelendirmek, onların içini açmak, onların sağlıklı, sıhhatli yaşamasını istemek çok güzel. Benim milletimin hepsi bayram havası içerisinde olsun. Neşeli, mutlu olsun. Hayır sağcısı solcusu fark etmez. Ben solcular gitsin üzülsünler, komünistler perişan olsun demiyorum. Onlar da birinci sınıf bizim vatandaşlarımızdır. Onlar da bizim kardeşimizdir. Onların kaderi öyle. Saygı ölçüsü içerisinde kaldıktan sonra onlar bizim baş tacımızdır, onlara bizim bir sözümüz olmaz. Darwinist, materyalist, komünist olabilir. Beni ilgilendirmez. Ben onun sadece saygı ölçüsü içerisindeki tavırlarına önem veririm. Nezaketli olup kimseye zarar vermemesi. Yoksa zaten Allah Kuran’da söylüyor: müşrikler var, ateistler var, Allah’a inanmayanlar olacak, fasıklar olacak. Bu imtihanın bir özelliğidir. İmtihan sırrının bir gereğidir. Ben buna karşı zaten saygıyla yaklaşırım.

MUHABİR: Evet tabii. Son birkaç dakika. Yine izleyicilerimizin sorularının en azından birkaç tanesine değinmiş olalım. “İnternette okudum” demiş “Amerika’da hapishaneye giren pek çok kişi, cezasını çektikten sonra, hapishaneden dışarıya Müslüman olarak çıkıyorlarmış. Hocam son zamanlarda Müslümanlığı seçen çok fazla Amerikalı haberi okudum, Amerikalıların içten içe İslam’a geçiyor olmaları” yine biraz evvel de bu konuya değişmiştik gerçi. İşte Almanya’dan bir izleyicimiz, dört kat artığından bahsediyordu. Dünyada aslında sadece Almanya’da, Amerika’da değil dünyanın pek çok ülkesinde, Türklerin de yoğun yaşadığı bölgelerde özellikle, tabii internetin de yayılmasıyla, internetten yapılan araştırmalar sonucunda, işte okudukları kitaplar sonrasında insanlar artık belki de doğruyu buluyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah’a çok şükür Bir kere dinin özlünü insanlara anlattık. işin doğrusunu söylemek lazım. Ben, Allah’a hamd ediyorum, Elhamdülillah, Allah vesile etti. Güç, kuvvetin tamamı Allah’a aittir. Ama bizleri vesile etti. Dinin bu kadar hızlı yayılmasının kökeninde Harun Yahya eserleri birinci derecede etkilidir, şu an dünyada. Çünkü ben, mesela geçenlerde bir Amerikalı yazar bir bayan geldi buraya, Müslüman olmuş, Elhamdülillah, bayağı da sevimli bir şey, benimle de röportaj yaptı, “Sadece sizin atlasınızı okudum. O yüzden iman ettim” diyor. Yaratılış Atlasının 1.cildi. Yani şok olmuş, bayağı değişmiş MaaşAllah.

MUHABİR: Önemli. Efendim çok teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.

MUHABİR: Arkadaşlarımız tabii süremizin sonuna geldiğini söylüyorlar. Umarız başka bir programda daha geniş…

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Daha farklı konularda sohbetimize devam ederiz.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Tekrar çok teşekkür ediyorum.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.

MUHABİR: Sağ olun.

ADNAN OKTAR: Çok sağ olun.

MUHABİR: Evet sevgili seyirciler, haftanın konuğunda bu akşam yine Sayın Adnan Oktar’la birlikteydik ve gündeme ilişkin önemli konulara değindik. Kendilerine bir kere daha çok teşekkür ediyoruz. İstanbul’dan yaptığımız canlı yayının sonuna geldik. Hoşça kalın efendim.

 
 
 
 

01 Mart 2009



  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)  (DOC) 52 KByte
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)  (FLV) -
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace!  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL QURAN AL KAREEM RADIO OF AUSTRALIA (October 22, 2009) (ARABIC TRANSLATION INCLUDED) (Arabic) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON UMMAH RADIO (UK) (October 31, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TV REPORTAJI (11 İyun 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY CATHOLIC RADIO INTERNATIONAL (February 28, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HESHAM TILLAWI - CURRENT ISSUES TV (May 1, 2009) (English) 
MALE-FEMALE RELATIONS ON TODAY'S SOCIETY, THE CONCEPT OF MARRIAGE (English) 
ADNAN OKTAR TELLS: ''THE PROPHET JESUS (AS) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TIMOTHY FURNISH (December 14, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RFA (June 14, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY SUUD1 TV (April 23, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON TALK RADIO STATION (NORTH CAROLINA) (November 3, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, SOUTH AFRICA) (September 2, 2009) (English) 
AN INTERVIEW OF ADNAN OKTAR BY IRIB (IRAN STATE TV) (September 29, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IRISH TIMES (September 8, 2008) (English) 
INTERVIEW D'ADNAN OKTAR AVEC ARTE TV (FRANCE-ALLEMAGNE) LE 4 NOVEMBRE 2009 (Français) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY BOSNA TV (June 3, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ART TV (GERMANY) (March 9, 2008) (English) 
INTERVIEW OF ADNAN OKTAR BY ABC TELEVISION (AUSTRALIA) (November 10, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY MALATYA TV (January 15, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL QURAN AL KAREEM RADIO OF AUSTRALIA (October 22, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 5.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AYNA GAZETESİ RÖPORTAJI (8 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ABDULLAH ÖZDOĞAN RÖPORTAJI (2 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN GOLOS GAZETESİ (KIRIM) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN IANS (INDO ASIAN HABER SERVİSİ) RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON GÖRÜŞMESİ (13 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) RÖPORTAJI (29 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRISH TIMES RÖPORTAJI (8 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV RÖPORTAJI (2 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN KARACHI ÜNİVERSİTESİ (PAKİSTAN) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ VİDEO KONFERANSI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KIBRIS POSTASI RÖPORTAJI (23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ART TV (UŞAK) RÖPORTAJI (19 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BÜYÜKHABER RÖPORTAJI (12 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ABU DHABI TV RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AFGANİSTAN AYNA RÖPORTAJI (12 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (7 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN İHA RÖPORTAJI (6 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -1- (30 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN PRESS TV (İRAN) İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ (28 Eylül 2007) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAGBLADET INFORMATION (DANİMARKA) RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN CRT TV (ADANA) RÖPORTAJI (30 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN JOEL RICHARDSON RÖPORTAJI (22 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN IĞDIR TV RÖPORTAJI (28 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 6.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 1.Bölüm (11 Mart 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ODA TV RÖPORTAJI (25 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (22 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Kasım 2009)  
 Web Siteleri
Kardeş Ülke İran  
 Makaleler
İRAN, PRESS TV İNTERNET SİTESİ, 23 TEMMUZ 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN MEHDİ GHOLIZADEH'NİN SORULARINA CEVAPLARI ABD, PINE RIVER, 28 AĞUSTOS 2008
ABD, THE MUSLIM OBSERVER, SAYIN ADNAN OKTAR'IN ADIL JAMES'IN SORULARINA CEVAPLARI, 23 ŞUBAT 2009 DNEVNİK GAZETESİ, BULGARİSTAN, 20 KASIM 2008
ERMENİSTAN, ARM INFO BAĞIMSIZ HABER AJANSI, 9 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARAM GAREGİNYAN'IN SORULARINA CEVAPLARI ERMENİSTAN, CAPITAL DAILY, 9 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KAREN HARUTYUNYAN'IN SORULARINA CEVAPLARI
SUUDİ ARABİSTAN, ARAB NEWS, SAYIN ADNAN OKTAR'IN P.K. ABDUL GHAFOUR'UN SORULARINA CEVAPLARI, 10 OCAK 2009 KANADA, SAYIN ADNAN OKTAR'IN DENYSE O'LEARY'NİN SORULARINA CEVAPLARI, 2 MART 2009
İRAN, DANESHMAND DERGİSİ, 29 MART 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KOUROSH ZİABARİ'NİN SORULARINA CEVAPLARI ERMENİSTAN, ARM TV, 10 EYLÜL 2008
SAYIN ADNAN OKTAR'IN EDWARD CAMPBELL'İN SORULARINA CEVAPLARI, 12 ŞUBAT 2009 İNGİLTERE, 17 ŞUBAT 2009, SN. ADNAN OKTAR'IN İNGİLTERE İSLAMİ PARTİNİN KURUCUSU SAHIB MUSTAQIM BLEHER'İN SORULARINA CEVAPLARI
HÜRRİYET DAILY NEWS, SAYIN ADNAN OKTAR'IN SEVİM SONGÜN'ÜN SORULARINA CEVAPLARI, 20 ŞUBAT 2009 21 KASIM 2008, COUNTERKNOWLEDGE.COM
İNGİLTERE, INDEPENDENT, 21 EYLÜL 2008 İNGİLTERE, REUTERS, SN. ADNAN OKTAR'IN TOM HENEGHAN'IN SORULARINA CEVAPLARI (21 MAYIS 2008)
İRAN, TEHRAN TIMES VE MEHR HABER AJANSI, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KOUROSH ZIABARI'NİN SORULARINA CEVAPLARI, 23 OCAK 2009 İSRAİL, YNET, 17 TEMMUZ 2008, AVITAL LAHAV
KUVEYT, KUVEYT HABER AJANSI (KUNA), 25 NİSAN 2008 İRAN, KAYHAN GAZETESİ, 20 AĞUSTOS 2008
RUSYA, İNGİLİZCE PRAVDA, 19 EYLÜL 2008 İTALYA, QUOTIDIANO NAZIONALE, 2 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN LUCA BOLOGNINI'NİN SORULARINA CEVAPLARI
İRAN, MEHR HABER AJANSI, 20 OCAK 2009 DANİMARKA, EKSTRA BLADET, 4 MART 2009 - SAYIN ADNAN OKTAR'IN THOMAS HARDER'IN SORULARINA CEVAPLARI
İSRAİL, NOVOSTI NEDELI (HAFTANIN HABERLERİ), 28 AĞUSTOS 2008 ABD, JOEL RICHARDSON'IN AHİRZAMAN VE HAZRETİ MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ SORULARINA SAYIN ADNAN OKTAR'IN CEVAPLARI, 10 OCAK 2009
İSVİÇRE, INTERNATIONAL RELATIONS AND SECURITY NETWORK (ISN), SAYIN ADNAN OKTAR'IN DORIAN L. JONES'UN SORULARINA CEVAPLARI, 1 MART 2008 SAYIN ADNAN OKTAR'IN SON RÖPORTAJLARI
SAYIN ADNAN OKTAR'IN SON RÖPORTAJLARI ADNAN OKTAR'IN HABER TÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ağustos 2009)
ABD, THE BOSTON GLOBE, 9 KASIM 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN DRAKE BENNET'IN SORULARINA CEVAPLARI SAYIN ADNAN OKTAR VE HAHAM MENACHEM FROMAN İLE CANLI YAYINDA SOHBET (Kanal Urfa TV, Adıyaman TV ve Kral Karadeniz TV, 10 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI, ABD (26 Ekim 2009)
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)