Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; kuraklık ve sıcaklar için Kyoto protokolünün bir tedbir olmadığını, bununla konunun ilgisi olmadığını; Kuran ahlakıyla yaşandığı sürece her yere bereket, bolluk ve güzellik geleceğini; bu tarz protokollerle bir yere varılamayacağını açıkladı. İnsanların asıl çözümü bırakıp tali çözümlerle uğraştıklarını, şimdiye kadar tali çözümlerle perişan olup süründüklerini ve acı çektiklerini; ekonomik krizin nedeninin de yine bu olduğunu; kendilerince çok akılcı olduklarını, çok iyi teknik detaylara sahip olduklarını iddia ettiklerini ama tam anlamıyla bir ekonomik tufan başladığını ve hiçbir şekilde de durduramadıklarını ifade etti. Durduramayacaklarını çünkü, asıl insana yatırım yapmadıklarını; altına, paraya, binaya yatırım yapmakla bunun olmayacağını; çözümünün insana yatırım yapmak olduğunu anlattı. İnsanların bencillikten, egoistlikten uzak olması, son derece samimi olması, Allah korkusu, Allah sevgisi, coşkun bir kardeşlik bağı, fakirlere karşı sevgi, acıma ve merhamet duygusunun gelişmesi.. bunlarla bir çözüm olacağını, yoksa egoistliğin, bencilliğin hakim olduğu bir dünyada gece gündüz darphaneler para bassa, ekonomistler sabahlara kadar çalışsalar hiçbir netice alamayacaklarını ifade etti. Ekonomik krizin ana nedeninin ahlaki kriz olduğunu, ahlaki krizden ekonomik krizin oluştuğunu dolayısıyla ahlaki kriz kalkmadan ekonomik krizin kalkmayacağını belirtti. Bunun da bencilliğin yani hırsın ortadan kalkmasıyla olacağını; para tutma hırsı, fakirlere acımamak, ben merkezli yaşanması, israf, akılalmaz bir savurganlık...böyle olmaması gerektiğini, Müslümanlıkta cömertlik, fakirleri koruyup kollama, şefkat, merhamet, Allah’a tevekkül, haline şükretme olduğunu anlattı. Krizin, bir kısım insanların ruhundaki azgınlığı, gururu, kibiri kıracağını, onları bir hayli zavallılaştıracağını; ekabir ve büyüklenen insanların mutevazi ve mazlum olmasını sağlayacağını belirtti.
Sayın Oktar farklı bir konu olarak; iddia edilen Ergenekon örgütünün –haşa- İslam dininden ve dindarlardan nefret ettiğini, bu vatanda dinin mutlaka ortadan kalkması gerektiğine ve bunun kanla çözülmesi gerektiğine inandıklarını ifade etti. Sayın Oktar Türk adaletine olan güvenini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Biz milletimize tepeden baktırmayız, bizim milletimizin ayağına kapanacak bunlar, ayağını öptüreceğiz biz milletimizin. Bizim milletimizi böyle küçük görmenin hesabını binlerce kere verecekler. İnsanlarımızı –haşa- adam yerine koymamanın ne demek olduğunu, onlara binlerce kere hissettireceğiz.”

/*****************/

ADNAN OKTAR’IN ÇAY TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI

(18 ŞUBAT 2009)

 

MUHABİR: Efendim Çay TV ekranlarından iyi akşamlar. Bir Labirent programıyla daha karşınızdayız. Her Çarşamba olduğu gibi yine Labirent’in içinde gezinmeye ve aklınıza takılan soruların cevaplarını size aktarmaya devam edeceğiz. Bu akşam da yine değerli konuğumuz Sayın Adnan Oktar ile birlikteyiz. Efendim hoşgeldiniz. Nasılsınız?

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sizler de iyisiniz inşaAllah.

MUHABİR: Sağolun. Efendim hemen şöyle bir soruyla başlamak istiyorum. Son günlerde özellikle bu hafta içerisinde Kütahya’da meydana gelen bir olayla yine gündeme geldi. Çok sık depremler olmaya başladı. Geçtiğimiz yüz yıl içerisinde olan deprem sayısından çok çok fazlası şu geçtiğimiz on, on beş yıl içerisinde oldu. Bu depremlerin, bu afetlerin ahir zamanla bir bağlantısı var mıdır? Siz bir sohbetinizde demiştiniz ki Hz. Mehdi geldikten sonra yaklaşık yüz yıl kadar sonra kıyamet vakti de gelecek demiştiniz. Buna işaret olabilir mi? Ahir zaman içinde olduğumuzu söylüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Mehdi’nin belli olmadığı fakat faaliyette olduğu dönem içerisinde yoğun depremler olacağı rivayetlerde var. Ben onu yirmi yıl önce yazdım kitabımda. Yirmi yıldan sonra o dediğim tarzda depremler oluştu. Allah’ın açıkça inkar edilmesini anlattım. O da İngiltere’de şu an oluyor. Ekonomik krizi anlattım, ekonomik kriz olacağına dair hadisleri koydum. O da oldu. Peygamber (sav) ne dediyse hepsi oluyor. Fakat Mehdi döneminde, bunu açık açık söylüyorum, Işıkara yakında deprem olacak diyor ama ben de açık açık söylüyorum, Mehdi’nin bulunduğu yerde deprem olmayacak, olmaz. Hadislerde bu belirtilmiş. İstanbul’da deprem olmayacak.

MUHABİR: İstanbul’da bu otuz yıl içerisinde olur deniyor ama biraz daha böyle o zaman ferah mı tutmak lazım gönlümüzü?

ADNAN OKTAR: Yani İstanbul imar olacak. Mühim bir şehirdir, önemli bir şehirdir. Bozulmalar devrinde yani bundan bir yüzyıl sonra çok büyük bir deprem İstanbul’da bekleniyor inşaAllah. Yani tuğyanın ve delaletin azdığı bir dönemde, çok ileriki bir dönemde büyük bir deprem bekleniyor. Ondan sonra zaten sürekli felaketler var, sürekli olaylar var, ihtilaller var. Üç büyük ihtilal olacak diyor Said Nursi hazretleri. İnkilab-ı azime diyor, büyük inkılap olacak diyor. Bunların sonucunda da mutsuz, perişan insanlar olacak. Her yönden çökmüş insanlar olacak. Hicri 1577’ye doğru da Allahu alem diyerek söylüyoruz kıyamet bekleniyor.

MUHABİR: Evet efendim. Aynı anlamda değerlendirebilir miyiz acaba? Dünya hızla kuraklık yıllarına doğru gidiyor. Daha önce biz aslında bu konuyu konuşmuştuk ama işte bir Kiyoto protokolü denen, işte dünyanın küresel ısınma nedeniyle ülkelerin önlem almasını gerektiren bir protokol imzalandı. Biz hala imzalamış değiliz. Yeni o aşamaya geldik. Dünyaya en fazla bu anlamda zarar veren ülkenin Amerika olduğu, kesinlikle imzalamayacağı söyleniyor. Bu da aynı anlamda değerlendirilebilir mi acaba? Yani bu afetlerin başka bir boyutu mudur kuralık ve sıcaklar?

ADNAN OKTAR: Kiyoto protokolü işte kripto protokolü bunların bununla alakası yok. Bunlar bir tedbir değildir. Kuran ahlakı ile yaşandığı müddetçe her yere bolluk, bereket gelir, güzellik gelir. Huzur gelir. O tarz protokoller ile hiç bir yere varılamaz. Yani insanlar asıl çözümü bırakıp tali çözümler ile uğraşıyorlar. Tali çözümler ile şu ana kadar perişan oldular, süründüler ve acı çektiler. Ekonomik krizin nedeni de yine budur. Kendilerince çok akılcı olduklarını, çok iyi teknik detaylara sahip olduklarını iddia ediyorlardı. Bakın tam anlamıyla bir tufan başladı, ekonomik tufan başladı ve hiçbir şekilde de durduramıyorlar. Nerede bunların ekonomistleri, profesörleri, bankaları, para basma makineleri, altın depoları nerede bunların? Niye durduramıyorlar? Durduramazlar. Çünkü asıl insana yatırım yapmadılar. Altına, paraya yatırım yapmayla bu işler olmaz. binaya yatırım yapmakla olmaz. Yok kripto protokolü, yok kiyato protokolü, bunlarla hiç birşeye varılmaz. Bunun çözümü insana yatırım yapmaktır. Egoistlikten, bencillikten insanların uzak durması, son derece samimi olması, Allah korkusu, Allah sevgisi, coşkun bir muhabbet, kardeşlik bağı, fakirlere karşı sevgi, acıma ve merhamet duygusunun gelişmesi, bunlarla çözüm olur. Yoksa egoistliğin, bencilliğin hakim olduğu bir dünyada gece gündüz darphaneler para bassa, gece gündüz ekonomistler sabaha kadar çalışsalar hiçbir netice alamazlar. Bu tufanını durduramazlar ve durduramıyorlar. Durduramadıklarını da görecekler.

MUHABİR: Zaten efendim dediğiniz şekilde yaşam maddiyata doğru, paraya doğru, paraya ve altına doğru gitmedi mi? Yüzyıllardır ekonomi politikaları denerek geliştirilen formüller nedeniyle bir nevi insanlar para için yaşamaya başladı ve sizin de dediğiniz gibi manevi hayatı, insanca yaşamayı belki de unuttular bu manada.

ADNAN OKTAR: Ekonomik krizin ana nedeni ahlaki krizdir. Ahlaki krizden ekonomik kriz oluştu. Ahlaki kriz kalkmadan ekonomik kriz kalkmaz. Bu da bencilliğin ortadan kalkmasıdır. Yani hırs, para tutma hırsı, fakirlere acımamak, kendi merkezli yaşamak, ben merkezli yaşamak. Böyle olmaz. Müslümanlıkta cömertlik vardır, fakirleri koruyup kollamak vardır, şefkat, merhamet vardır. Allah’a tevekkül vardır, haline şükretmek vardır. İsrafta akıl almaz bir savurganlığa gidiyorlar ve müthiş bir bencillik var yani parayı tutma hırsı var. Bu durumda para kasıldı mı çalışma hayatı da kasılıyor. Fabrikaların üretimi de duruyor. Mal almaktan vazgeçiyorlar, mal üretmekten vazgeçiyorlar. Fakirlere para vermeyi, onlara, işçilere zam yapmayı büyük bir felaket gibi görüyorlar. Bunu böyle yaptıkları müddetçe bu acılar dinmez. Allah bilir tabi ki.

MUHABİR: Evet. Efendim ekonomik kriz demişken daha önceki sohbetlerimizde de siz ekonomik krizin yedi yıl süreceği konusunda bir söylemde bulunmuştunuz ve birçok sohbetimizde de 2014 yılına tekabül eden diyaloglarımız geçti sizinle. Ve bu hafta içerisinde yapılan bazı, esnaflardan yapılan bazı açıklamalarda farklı sektörlerde olmasına rağmen söylenen şuydu: “Biz 2007 yılında başladık aslında ekonomik krizi yaşamaya, 2008 sonları gibi gösterildi ama 2007’den beri yaşıyoruz.” deniyor. 2007’ye bizim burada yaptığımız sohbetlerde 7 yıl koyduğumuzda yine 2014’de geliyor. 2014 yılının önemini biraz daha mı açsak acaba seyircilerimize? 2014 yılının önemi üzerine biraz daha mı konuşsak?

ADNAN OKTAR: Kuran’da yedilerin tekrarından bahseden bir ayet vardır. Yediler tekrar eder. Mesela Mehdi’nin çıkışı hicri 1400’dedir. Bu yedinin iki katıdır. Hicri 1400 yani 700 yıllık iki zaman dilimi. 700 yıl daha önceye gidince yine Osmanlı’ya gideriz yani Osmanlı’nın kuruluş yıllarına gideriz. 700 yıl sonra yeniden bir hakimiyet başladı dikkat ederseniz. Türk İslam birliğinin çekirdekleri şu an yeşermeye başladı. 2014’de yine yedinin katları olarak devam edecek 2021 var mesela yine yedinin katı olarak. Ama tüm bu dediklerimi benim vatandaşlarım, kardeşlerim zaten görecekler. Yani zaman o kadar hızlıdır ki. Ahir zamanda zaman hızlanıyor. Bunu herkes söylüyor, herkes görüyor. Hafta sonlarının ne kadar süratli geldiğini herkes görüyor, günün ne kadar süratli geçtiğini görüyor. Eskiden böyle değildi. Zamanın makul bir akıcılığı vardı. Zamanda, ahir zamanda bir süratlenme olacak diyor Peygamberimiz (sav) hadislerde. Bu aynısıyla olmuştur. Bütün insanlar bunu şaşkınlıkla dile getiriyorlar. “Zaman çok hızlı akıyor” diyorlar. Senelerin, mevsimlerin ne kadar hızlı geçtiğini herkes görüyor.

MUHABİR: Herkesin de dilinde bu aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: Evet. Herkesin kullandığı bir söz. Ama daha önce insanlar bunu kullanmıyordu işte. İlk defa bu yüzyılda kullanmaya başlandı yani son yıllarda kullanmaya başlandı. Ki doğru bu. Metafizik olayların ardı arkası kesilmeyecek. Bu, bu yüzyılın özelliğidir. Harikalar peşpeşe devam edecek. Kuran’ı inceledikçe Kuran’ın harikalarını insanlar görmeye başladılar. Allah zaten ayette diyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Kendi nefislerinizde ve dış alemde ayetlerimi görüp tanıyacaksınız” diyor Allah. Yani harikalar oluşacak, siz de bu harikaları görüp tanıyacaksınız. Şu an bunlar devam ediyor. Ama ben kendi milletim için söylüyorum, Türk milletinin geleceği hakikaten çok aydınlık ve bayağı güzel. Çünkü biz çok çileden geçtik, çok ızdıraptan geçtik. Çilenin sonu hep genellikle neşedir, mutluluk ve sevinçtir, güzelliktir. Biz çile ile eğitildik, piştik, olgunlaştık, dem aldık, mükemmel bir ruha sahip olduk. Şimdi bunu dünyaya öğreteceğiz bu güzelliği, bu güzel ahlakı inşaAllah.

MUHABİR: Evet efendim. Şöyle bir soru sormak istiyorum ben müsadenizle. Dört, beş yıl önce yaptığınız bir röportajınızda geçen ve hala web sitenizde yayınlanmakta olan bir röportajda, Hz. İsa gelmiştir gizlenmektedir diye bir söylemde bulunuyorsunuz. Geçen hafta özellikle yaptığımız bir sohbette de yaklaşık 10 yıl içerisinde ortaya çıkacaktır dediniz. Hatta 10 yıl bile yok dediniz. Dört, beş yıl önceye döndüğümüzde gelmiştir, şimdi on yıl sonra gelecek? On yıl sonra gelecektir olarak mı almak lazım? Yoksa on yıl sonra artık gizlenmiyor, insanlar da farkına varacaklar olarak mı değerlendirmek gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Bizim için asıl olan tabi Hz. İsa’nın zuhurudur. Yani açığa çıkışıdır. Mesela siz tam onu söylerken bir hadis baktım o çıktı. “Risaletül Meşreb Elverdi fi mezhebi bil Mehdi, Ali Bin Sultan Muhammed el-Kari” sayfa dört. Bu sayfada bir hadis var. İsa Aleyhisselam bir sandığı alıp açacak diyor ve içinde mühür bulunan bin kitap bulacak. Bu Peygamberimiz (sav)’in mühürleri olan kitaplar. Bin tane kitap, bir tane değil bin tane kitap bulacak. Bu kitaplarla İslam’ı ihya edecek diyor. Hadis var. Bu çok harika birşey. Demek ki Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetine, Kuran’a tam tabi olacak ve o da kitaplarla faaliyet yapacak. Kitapları dağatacak. Çünkü bin kitap bir kişi okumaz bin kitabı. Belli ki o kitapları dağıtacak, okutacak, bir faaliyet yapacak demektir. Ama benim düşüncem Allahualem, dünya devletlerinin, dünya hükümetlerinin liderleri ile bağlantıya geçecek Hz. İsa, onları kendi kontrolüne alacak. Mesela önemli orduların önemli bazı askerlerinin, yani mühim, bazı seçkin insanlardan mühim kişileri kendi grubu içerisine alacak. Yani işin doğrusu gelmiş de olabilir ve kendini gizliyordur. Yani zuhur vaktini bekliyordur. Çünkü hiç bir şekilde kendini belli etmez yani olağanüstü bir itina gösteriyor olabilir. Çünkü Said Nursi Hazretleri diyor ki “Onun mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordulara nisbeten.” Demek ki okullarda faaliyet yapacak, ordularda faaliyet yapacak. Bazı orduların içerisinde faaliyet yapacak. Bunun da çok sessiz ve derinden gitmesi gerek tabi ki. Tabi Allahu alem diyoruz. Mesela “Hiç şüphesiz Hz. İsa kıyamet saati için bir alamettir.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın.” Bu ayetin ebcedine baktığımızda, harflerin toplamı 2026 tarihini veriyor. Mesela bu çok hayret vericidir. Mesela “Meryem oğlu İsa’ya apaçık belgeler verdik.” Bakara Suresi 253. Bunun ebcedi de 2017 tarihini veriyor. Tabi bunlar şaşırtıcı. Çok çok şaşırtıcı. Mesela Mehdi için de “Gerçekten biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik.” 2017. Demek ki bu 17’li tarihler, 7’li tarihler çok önemli ki Kuran’daki ebced de böyle çıktığına göre. Buna inanılması farz değil ama harika. Yani niye 2017 ve niye bu ayette 2017 çıkıyor? Mesela “İki seddin arasına kadar ulaştı.” Kehf Suresi, yine Zulkarneyn, iki seddin arasına kadar ulaştı. Yani Hz. Musa ve Hızır’ın buluşmasındaki olaydır. Biliyorsunuz, Yuşa Tepesi vardır, İstanbul’da Beykoz’da. Hızır ile oluşan buluşma olayı o bölgede olmuştur. Bu doğru yani. Yuşa aleyhisselamın orada olduğu da doğru. Hz. Musa’nın yardımcısı, genç yardımcısı odur işte. O kişidir. Oradaki mezar da ona ait inşaAllah.

MUHABİR: İstanbul tarihte de önemli o zaman.

ADNAN OKTAR: Tabi ki. Onların buluştuğu yerdir. Buluşma yeri açısından da çok manidardır. İki denizin kavuşma yeri, birleşme yeri şeklinde geçiyor biliyorsunuz. Burada dikkati çekecek başka birçok husus var. İki denizin birleştiği yer, kayalık mevkiden de bahsediyor. Kayalık olmasından bahsediliyor. O yönünü düşünmek lazım. O yönünü de tabi araştırmak lazım. Bir de akıntıdan bahsediliyor. Biliyorsunuz Boğaz’da bir akıntı vardır. Fakat balıkların toplandığı bir yer olduğuna da işaret ediyor gibidir Kuran. Bütün bunlardan, bütün bu delillerden açık açık görüyoruz ki, yani birçok hadislerden, birçok izahlardan da bunu görüyoruz İstanbul harika bir şehirdir, çok çok önemli bir şehirdir. Kudüs de… “Mesela İstanbul kelimesi sonradan yapılan tarifler bir yana bırakılırsa Beykoz’da bugünkü Yuşa tepesi civarında Yuşa civarında şehri kuran”; İlk şehir orada kurulmuştur. Yuşa tepesi civarında kurulmuştur. Mesela bu çok manidardır. “Fenikelilerden beri şehrin sami dillerinde karşılığı olan Mecmau’l Bahreyn’in Yunanca karşılığıdır. Yani İstimpole”, iki deniz arası şehri demektir inşaAllah. Kelimesi de oradan geliyor, iki deniz arası şehri. Kuran’daki ifadeye de baktığımızda iki denizin birleştiği yerden bahsediyor. Bak iki deniz arası şehri, iki denizin birleştiği yer. Ve bu çok eski bir isim. Ta yani Fenikelilerden kalma bir isim, o kadar eski bir isim. O yönlerden incelendiğinde tabi çok şaşırtıcı oluyor. Biraz daha beklenirse daha birçok şaşırtıcı şeyi görmüş olacağız inşaAllah.

MUHABİR: Peki efendim, gelen bir sorumuz da var. Biz de üzerine konuşmuştuk. Şimdi de konusu geçti. Soner bey göndermiş Kastamonu’dan Soner... Ali Soner özür diliyorum. Diyor ki seyircimiz “Daha önceki bir röportajınızda Muhammed Mehdi Muntazar’ın ebcedinden bahsetmiştiniz. Bu sayıyı söyleyebilir misiniz?” demiş seyircimiz ki geçen hafta biz de üzerinde konuşmuştuk. Tam da programın sonlarına gelmişti. Çok fazla vaktimiz yoktu. Ebced hesabını önümüzdeki programda konuya biraz girebiliriz, bahsedebiliriz demiştiniz. Seyircilerimize biraz onu açıklayabilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Onun ebcedi şöyle. Ona Risale-i Nur’da da Said Nursi dikkat çekmiş. Risale-i Nur külliyatının serbest bırakıldığı tarihi veriyor. O kadar söyleyeyim. Risale-i Nur külliyatının serbest bırakıldığı, özgürce okunduğu tarihi veriyor

MUHABİR: Peki efendim. Şöyle bir soru gelmiş İzmir’den Fatma Uzun göndermiş. “Hz. Mehdi’ye Kayyim denilmesinin sebebi nedir acaba?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Kaim

MUHABİR: Kaim, özür diliyorum.

ADNAN OKTAR: Evet. Kaim, kıyam eden inşaAllah. O anlamda inşaAllah.

MUHABİR: Evet. Efendim şöyle bir soru var. Abdül Fettah Ünlü bey göndermiş. Nur talebelerinin ayrı ayrı gruplar halinde olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Bediüzzaman sizce böyle bir olaya nasıl bakardı? Risalelerde çok açık olarak anlatılan Ahir zaman konularında yapılan tevilleri bir Nur talebesi olarak nasıl bir mantıkla değerlendirmek lazımdır? Said Nursi üstadın gerek hayatına gerekse eserlerine bakıldığında tevilci ve taktiksel bir yöntem görülür mü?” diye sormuş. Oldukça uzun bir soru.

ADNAN OKTAR: Said Nursi son derece dürüst ve samimi bir üslubu var. Çok açık herşeyi anlatıyor. Mehdi konusunda da çok samimi beyanları var. Kendisinin neden Mehdi olmadığını açıklıyor. Bir kere diyor, benim vaktimde yani şu an Mehdilik için müsait değil diyor. İslam aleminin birleşmesi, zemin yüzünde İslam ordularının oluşması gerekiyor diyor. Çok büyük bir İslam yapılanması gerekiyor diyor. Üçünün birden şu anda oluşması mümkün değil, yani bu şekilde olmaz diyor. Ancak Mehdide ve onun cemaatindeki şahsı manevi de ancak içtima edebilir, ahir zamanda diyor. Yani çok net ifadedir bu. Biz diyor kışta geldik, onlar baharda gelecekler diyor. Yani kendisinden sonra gelecek bir Mehdi’den, tekil şahıs olarak çok kapsamlı bahsediyor. Hep o şahıs, o zat diye. Niçin böyle bir yalan söylemeye ihtiyaç duysun? Yani der, bana Mehdi diyorsunuz ama ben Mehdi değilim der. Konu biter. Ama niçin kendisinin seyit olmadığını vurgulasın. Mesela ben seyitim açık açık söylüyorum. Bu birşey değil ki. Ama bana da Mehdilik iddiasında bulunuluyor. Ben diyorum ki, ben Mehdi değilim diyorum. O kadar. Yani Said Nursi de sadece bunu derdi ama niçin ileride gelecek şahıstan bahsetsin ve niçin bunu böyle kapsamlı olarak anlatsın? Bir müceddidin, büyük bir alimin bu kadar kapsamlı yalan söyleyeceğini iddia etmek çok acayip, çok garip. İnanılır gibi değil.

MUHABİR: Efendim ama şöyle de birşey var. Zaten demediniz mi Mehdi kendisi çıkıp ben Mehdi’yim demeyecek. İnsanlar onu farkedip insanlar söyleyecekler ona. Şöyle bir soru gelmiş. “Bir hadiste Hz. Mehdi’nin hem elinden hem ayağından zincirleneceği yazıyor. Bu konuyu biraz açıklayabilir misiniz?” demiş Aydından Arif Işıklar göndermiş.

ADNAN OKTAR: Mehdi tutuklanacak işte tutuklandığında insanlar genellikle ya eline zincir vuruluyor ya ayağına zincir vuruluyor yani o tarz bir olay olduğu anlaşılıyor.

MUHABİR: Ki benzer bir olay sizin de başınıza gelmişti ki...

ADNAN OKTAR: Birçok kişinin başına gelir.

MUHABİR: Mutlaka. Mehdi’ye yakın olanların da bu tarz şeyler yaşayabileceği anlamında soruyorum.

ADNAN OKTAR: O yolda olanların, evet. Yani onun talebelerinin, onun öncülerinde de bu tip olaylar olur tabi.

MUHABİR: Evet efendim. Yine Said Nursi hazretleri ile ilgili bir soru var. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin gayri münteşir eserleri var mıdır? Ahir zamanda yaşanacak olaylar ile ilgili bazı yakın talebelerine sır verdiği doğru mudur?” diye sormuş seyircimiz. “Doğruysa bunları ne zaman bilmek, öğrenmek bizlere nasip olacak?” diye soruyor Salih bey. Salih Diyarbekir.

ADNAN OKTAR: Bakın Said Nursi’nin tabi ki hem mektupları var, hem talebelerine verdiği sırlar var. Ben mesela Sungur abi ile, Said Nursi’nin talebelerindendi Sungur abi, Nusretiye Camisinde bizim ilk yıllarımızda, akademinin ilk yıllarında karşılaşmıştık. Camiye gelmişti. Biz toplanmış böyle daire şeklinde oturuyorduk. Benle özel görüşmek istediğini söyledi. Biraz ilerledik. Ben dedim ki, hocam dedim, Mehdi Nur talebesi mi olacak dedim. Yok dedi, üstad bambaşka olacak dedi, dedi. Mesela bu bir sırdır. Yani hiç kimseye söylemediği birşey. Ki Nur talebeleri ısrarla Bediüzzamanın Mehdi olduğunu söylüyorlar ki bu da makuldü aslında. Bir dereceye kadar makul yani hüsnü zanlarını kurmamak için. Çünkü sanki Mehdi olmasa Said Nursi’nin değeri düşecekmiş gibi. Mesela ben, Mehdi gelse, Said Nursi yine her zaman benim baş tacım olur. Çok çok büyük bir alim ve Mehdi’nin de onu sitayiş ile seveceğini, sitayiş ile ondan bahsedeceğini biliyorum. Çok hayati bir insan. Mehdi benim eserlerimden istifade edecek diyor Said Nursi hazretleri. Niçin onun değerini azaltsın? Bir yüzyıl kadar bütün Müslümanların irşadına vesile olmuş bir insanın değerini niye azaltsın bu? Diyor ki hiçbir cihette ahir zamanın o acip şahsı gibi olamam diyor. Üç vazifeyi birden yapacak diyor. Yani hem İslam alemini birleştirecek diyor hem tebliğ yapacak yani imani konularda tebliğ yapacak hem de bir ihtişam bir saltanat olacak İslam aleminde. Bunların hepsini bir arada yapacak diyor. Ve en önemlisi, önemlilerinden bir tanesi Hazreti İsa onun zamanında gelecek, Hz. İsa ile birleşecekler, birlikte bütün küfrü ve dalaleti ortadan kaldıracaklar diyor. Ve Mesih Deccalin ortaya çıkacağını söylüyor. Said Nursi zamanında Mesih Deccal ortaya çıkmadı, Hz. İsa inmedi, Hz. İsa’yı kimse görmedi. Çocuk gibi yalan söylüyorlar. Ben bir kere bir kardeşimizde görmüştüm, Nur talebesi kardeşimiz, Hz. İsa indi diyor, bizim ağabeyler gömmüşler onu diyor. Yani niçin, bu yalana ne gerek var? Nasıl iniyor da bütün dünyanın haberi olmuyor da siz üç beş kişinin haberi oluyor da gömüyorsunuz? Niçin böyle birşeye ihtiyaç var? Halbuki Hz. İsa indiğinde Kuran’da açık ayetler var İslam dünyaya hakim olacak. Şeytandan Allah’a sığınırım “Ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Allah ayette. Bütün sünni alimler İslam’ın bütün dünyaya hakim olacağını söylüyorlar onun zamanında. Böyle birşey olmadı. Müslümanlar inim inim inliyor, perişan vaziyetteler. Dünyanın hemen hemen her yerinde eziliyorlar, perişan oluyorlar. Çok nadir ülkelerde Müslümanlar rahatlar. Sürekli kitle katliamları oluyor, eziliyorlar, hapsediliyorlar, baskılara uğruyorlar. Bu nasıl bir hakimiyettir. Zaten diyor ki “zaten İslam hakim oldu” diyor. İslam hakim olduğunda tam bir demokrasi, huzur ve güven olacaktır ve bütün İslam ülkeleri biraraya gelecektir. Said Nursi bunun, birleşmenin de olacağını yani bütün İslam ülkelerinin biraraya geleceğini söylüyor. Daha bu da olmadı. Hz. İsa ortaya çıkmadı. Hz. İsa’nın arkasında namaz kılacak diyor hadiste. Said Nursi hazretleri de bunu söylüyor. Kendisi de geçiriyor. Hz. İsa’nın nüzul edeceğini, deccale karşı mücadele edeceğini, ikisinin birleşip İslam’ın hakimiyetine vesile olacaklarını söylüyor. Bunların hiçbiri yokken ısrarla Said Nursi’nin Mehdi olmasını söylemek... Ve hakikaten inananlar da var buna. Yani ben şaşırıyorum. Mucize bu. Yani daha nasıl anlatsın bu mübarek insan. O zat, o şahıs diye ısrarla söylüyor. Hz. İsa aleyhisselamı da sürekli tekil şahıs olarak söylüyor. Cismi beşerisi ile gökte diyor, inecek diyor. Ve üç vazifeyi birden Mehdi yapacak diyor. Şimdiye kadar Mehdiler gelmiştir diyor. Bana da diyor, hüsnü zan edebilirler diyor. Bir nevi Mehdi telakki edebilirler diyor, ama ahir zamanda gelecek o büyük Mehdi’nin olması için diyor, üç vazifeyi birden yapması gerekir diyor. Bu zamanda, birbirlerine zıt olmaması, oluşması adeta imkansız görünüyor diyor. Ancak ahir zamanda Mehdi’de ve onun cemaatindeki şahsı manevide ancak içtima edebilir diyor Said Nursi. Türkçe konuşuyor, net biz de anlıyoruz. Peki hadi ona inanmıyorsunuz diyelim, talebesi ile konuştum ben, yani vekili, Seyid Salih Özcan hazretleri var. Çok muhterem, mübarek bir ağabeyimiz. Ömrü Said Nursi hazretlerinin yanında geçmiş, Peygamber Efendimiz (sav)’in neslinden, muhterem bir insan. Herkes onun sözüne itibar ediyor ve Risale-i Nur külliyatında isminden sıkça bahsedilen bir insandır. Yani Said Nursi hazretleri onun güvenilirliğini, değerli olduğunu Risale-i Nur’da ifade ediyor, oradan anlıyoruz. “Bana geldi” diyor, açık açık bizim internet sitemizde var bu, şu anda da yayınlanıyor, isteyenler gidip görebilirler “ve alnıma vurdu diyor. Keçeli Keçeli dedi diyor, Mehdi’yi ben görmeyeceğim, sen göreceksin dedi” diyor. Peki bundan açık ne olabilir?

MUHABİR: Ki o kadar yakın bir zamanda olduğunu da işaret ediyor aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: Tabi. “Ben görmeyeceğim, sen göreceksin. Benim ömrüm vefa etmeyecek” diyor. Bütün bunlara rağmen koskoca bir kitleye doğru olmayan şeyleri söylemenin alemi ne? Hadi bana inanmıyorsunuz, Risale-i Nur’a da inanmıyorlar artık. Anlayamıyorum artık ne mantıkla? Has talebeleri var, vekil talebelesi var, o söylüyor. Daha nasıl olsun bu? Mehdi’yi beklememek Peygamber Efendimiz (sav)’in gösterttiği yola uymamak olmuş oluyor. Peygamberimiz (sav) “Mehdi ile müjdelenin” diyor. Demek ki bir kurtuluş var ki onda bir necat, bir ferahlık var ki İslam’a bir bereket onun kanalıyla gelecek ki Peygamberimiz (sav) müjdelemiş. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesei, Sünen-i Davud yani bunlar boş yere mi bu hadisleri naklettiler. Yüzlerce ehli sünnet alimi risaleler yazdı Mehdi ile ilgili, boş yere mi yazdılar yani?

MUHABİR: Efendim, biraz şeyi konuşmak istiyorum. Şimdi söylediklerinizde, Mehdi’nin geldiği dönemde, ki sürekli üzerine konuşuyoruz bunun, özellikle vurgu yapıyorsunuz, Türk İslam birliği gerçekleştikten sonra ancak, dünya rahata kavuşacak ve Mehdi’nin de geldiği dönem olacak diyorsunuz. Son günlerde özellikle ülkemiz üzerinde, işte ülkemiz hakkında söylenen, bu Davos’da yaşananlardan sonra işte, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan aynaya bakarak mı konuştu gibi bir söylem yaptılar. İşte siz, cumhurbaşkanlarına Davos’taki söylemden sonra karşı bir söylem geldi. Sonra biz nota yayınladıktan sonra geri adım attılar, hayır dediler, bizi bağlamaz onun şahsi fikridir gibi, ülke politikası değildir söyledikleri dediler. Bu ve bunun gibi adımlar, Türk İslam birliğini oluşturmak için zamanı hızlandıracak şeyler midir yoksa yanıltabilecek bazı politikalar mıdır bunlar?

ADNAN OKTAR: Bu aslında, sözlerini geri almaları pek olan birşey değildir. Ateist siyonistlerin böyle deli cesareti vardır ve çok pervasızdırlar. Bu, Türk İslam birliğinin zeminde de kurulduğunu göstertiyor aslında. Manen kurulduğunu göstertiyor. Bu sözü geri almaları normal değil. Ama şöyle yapıyorlar tabi bu bir kurnazlıktır. Bir şeyi söylemek isteyip ama ben söylemedim, işte falanca söyledi gibi. Bu, diplomatik kurnazlıklardan bir tanesidir, klasiktir ama tabi korkakça ve çirkin bir politikadır bu. Ama yapılır, yapılmayan birşey değildir. Zaman zaman bazı hükümetler yapar. Mesela çekindikleri bir konu vardır, onu ortaya atarlar, gazetede haber çıkar, sonra gazete haberi yalanlanır. Ama kamuoyunun da nabzı kontrol edilir. Ne yapıyorlar, tepkisi ne oluyor gibilerinden. Bunu söylemek istemişlerdir fakat resmi söylemek olmayacağı için yine resmi bir ağıza söyletip sonra geri alıp hani kafalarda izdifam meydana getirmek. Bir kere bunu bıraksınlar, burada bir adaletsizlik ve zulum var. Beş yaşında, altı yaşında, üç yaşında çocukları kitle halinde öldürdüler ve Tevrat’ta da bunu yapanlara Tevratın hükmüyle Allah fahişe diyor. Fahişesiniz diyor siz. Cinayet işlediniz, çocuk öldürdünüz diyor. Tevratt”a söylüyor bunu ve bu ateist siyonistlere hitap ediyor. Allah’ı inkar ettiniz diyor ve sizden bunun hesabını soracağım diyor Allah. Çok açık bu. Tayyip bey de hamiyetli bir insan, mükemmel bir Türk evladı, helal olsun, maşaAllah. Orada gereken tavrı koydu, aslan gibi kükredi yani maşaAllah ve ilk defa ateist siyonistler tükürdüklerini yalamaya başladılar. Bu normal birşey değil. Terbiye olacaklar, adam gibi olacaklar, onların o uğursuz ellerini bir kere dindar Musevilerin üzerinden çekeceğiz. Dindar Museviler bizim kardeşlerimiz, onları bağrımıza basacağız, çok çok mükemmel insanlar. Ben bizzat tanıyorum, yani çok çok güzel ahlaklı insanlar. Dindar Hıristiyanlar da böyle, çok çok efendidir yani insanlar pek bağlantıya geçmemiş olabilirler, ben bizzat görüşüyorum, çok mükemmel insanlar. Ama Allah vermesin işte şu teslis konusu var inşaAllah onu da düzeltecekler, onu bekliyoruz. Yani bu üçlemeleri var ya Allah, Ruhul Kudüs, Meryem inşaAllah. Gerçe onu da tevil ediyorlar ama tam düzeltecekler Allah’ın izniyle. Onu umuyoruz. Yoksa onlar bizim tertemiz kardeşlerimizdir, Allah’a inanan, Kuran ahlakına yakın kardeşlerimizdir ama inşaAllah Hz. İsa geldiğinde de Kuran’a tam tabi olacaklar. Fakat Musevilere ve Hıristiyanlara sahip çıkmak Müslüman Türk milletinin en bariz vasıflarından biri olması gerekir. Onlar bizim canımız, ciğerimiz, bize Allah’ın emaneti onlar. Biz onları ateist siyonistlerin, masonların eline vermeyiz. Güneydoğudaki halkımızı nasıl komünistlerin, Stalinistlerin eline vermek istemiyorsak ve asla bunu kabul etmeyeceksek onları da ateist siyonistlerin eline vermeyeceğiz. Ateist siyonistlerin elinden onları da kurtaracağız inşaAllah. Türk İslam birliğinin bir vasfı da budur. Yani Stalinistlerden, komünistlerden Müslüman halkımızı kurtarmak, dindar halkımızı kurtarmak ve İsrail’deki dindarları da, dindar Musevileri ve dindar Hıristiyanları da ve bölgedeki diğer dindarları da ve özellikle kendi kardeşlerimizi ateist siyonistlerin pençesinden kurtarmaktır. Biz bu yolda ilerliyoruz. Allah muvaffak edecek inşaAllah ama bu olay şu an Mehdiliğin gölgesi altında devam ediyor. Mehdilik buram buram etrafı sarmıştır. Bakın, Mehdiliğin örtbas edilmek istenmesi bile olayın büyüklüğünü göstertiyor. Mesela Nur talebesi kardeşlerimiz bile dikkat ederseniz konuyu anlamazlıktan geliyor. Bir kısmı. Hepsini tenzih ederim. Büyük bir kısmı da biliyorlar, anlıyorlar. Bilinmeyecek birşey değil bu çünkü ehli sünnette bu çok önemli ve mühim bir konudur. Örtbas edilecek gibi de değildir. Güneş balçıkla sıvanmaz derler. Çok açık. Nereye saklayacaklar bu kadar hadisi, bu kadar izahı ve bu olayı. Said Nursi’nin Risale-i Nur külliyatı ortada, herkes okuyor ve gerçekler de gün gibi ortada. Ama herhalde ağabeyler yani bir kısım ağabeyler gençlerin hüsnü zanları kırılır diye düşünüyor olabilir. Halbuki hüsnü zanları asla kırılmaz. Mehdi’yi müjdeleyip de aynısı ile çıkması bir insanın değerini nasıl arttırır yani Kuran’ı çok mükemmel anlatan bir insanın değeri ne kadar yüksektir? Said Nursi’nin Mehdi olmaması bu kadar harikalara sahip olan bu kadar mükemmel bir alimin değerini niye düşürsün? Yani bunu anlamak çok güç. Yani biz Mehdi olduğu için mi Said Nursi’yi beğeniyoruz, saygı duyuyoruz? Mehdi olmazsa saygı duymayacağız. Mehdi zuhur ettiğinde Mehdi dese ki ben Mehdi değilim ama İslam aleminin lideriyim dese biz buna saygımız kalmayacak mı? Biz icraata bakarız, olaya bakarız, ahlakına, kişiliğine bakarız. Ünvana göre mi biz insanlara değer veriyoruz?

MUHABİR: Genelde o mantık yerleştirildiği için belki de öyle bir değerlendirme yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Hiç alakası yok. Hiç alakası yok. İcraatıdır önemli olan. Mehdi’yi bizim sevmemizin sebebi, o isminden dolayı yani öyle bir lakabı aldığı için değil. Mehdi isimli yüzlerce insan var dünyada, Türkiye’de de var, yüzlerce vatandaşımız var. O isim ona birşey katmaz. Güzel bir isimdir, Allah’ın hadi isminin bir tezahürüdür, bir zahir olmasıdır fakat sırf o isimden dolayı biz o insana saygı duymayız yani değer vermeyiz. İlminden dolayı, çileye katkısından dolayı, çileye karşı sabrından dolayı, güzel ahlakından dolayı biz bu güzelliklerin toplamına saygı duyarız.

MUHABİR: Efendim, ilim demişken şöyle bir soru sormak istiyorum ben size. Sizin de sürekli vurgu yaptığınız, üzerine eserler yazdığınız, Darwinizm’le, Darwinist düşünceyle alakalı işte bilimin karşılığıdır denir ve bir yerde hem İslam dinini ve bu dine inananları, hem Hıristiyanlığı hem Museviliği, dinleri daha doğrusu bilimin dışında tutmak isterler genelde. Dinler bilimden bu kadar uzak mıdır? Özellikle bizim dinimiz bilimin karşısında mıdır?

ADNAN OKTAR: Böyle adamlar aslında, bu pek kaale almaya gerek yok. Bunlara sanki o yönde değer veriyormuşuz gibi bir hava oluyor. Onlar dinin ne olduğunu anladılar. Eskiden verilen imaj açısından doğru söylüyorlardı yani hakikaten Hıristiyanlar çıkıyordu herşey işte yasaktır, adam yerçekimi kanunu anlatıyor o da yasak, bu da yasak. İşte asacağım, keseceğim, asacağım diyordu. Hakikaten de İslam içerisinde de bir gerici ve tutucu, böyle bilime zıt düşünceler gelişmişti hakikaten. Ama bizim muhatabımız bunlar değil. Bizim muhatabımız Kuran’dır ve hadistir. Biz Kuran ve hadise baktığımızda bir kere bilim buram buram heryere hakim olduğunu görüyoruz. Bilimi adam eden Kuran’dır zaten. Zamanın izafi olduğunu bilim adamları bilmiyordu, Kuran onlara öğretti. Bigbang teorisini sonradan bunlar ortaya attılar. Kuran ilk kainatın yaratılışını yoktan varolduğunu açıkladı. Bunlar da sonradan açıkladılar. Yoktan varoldu dünya diyorlar. Yani sıfır hacim, sonsuz yoğunlukta bir maddeden oluştu diyor. Sıfır hacim ne demektir? Sıfır, yok demektir. Yok. Sıfır demek budur yani. Sonsuz yoğunluk, yokluk. En sonunda bu noktaya kendileri geldiler. Cenab-ı Allah’ın söylediğini kabul ettiler. Mesela kainat ilk önce diyor Allah, duman ve bulutlar ile kaplıydı diyor, bütün kainatın üstü. Modern bilim sonradan buldu bunu. 1400 sene sonra buldu. Hatta 1350 sene sonra buldu. Kuran’ın ayetlerinde o kadar çoktur ki bilime teşvik eden ayet. Hep “Rüşünmezler mi? Akletmezler mi? Bakmazlar mı? Derin derin düşünün” diyor. Yaratılışın nasıl olduğuna bakın diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah’ın onlara yarattığı bilimle Allah’a haşa kafa tutmaya kalkıyorlar. Bilimi yaratan kim? Allah. Fizik kanunlarını yaratan kim? Allah. Allah’ın yarattığı kanunu buluyor, havalara hopluyor. Kanunu yaratanın üstünde dursana sen. Asıl o konunun üstünde dursana. Mühim olan budur.

MUHABİR: Belki oradan çok daha ilerilere gidilebilecek.

ADNAN OKTAR: Hayır sanki kanunu bu yaratıyor. Kendi yaratıyormuş gibi kanunu. Kanun yaratılmış zaten. Fizik kanunları yaratılmış. Bir Güç, Allah yaratmış, sen de yıllarca onu bulamamışsın, sana vermemiş Allah o bilgiyi. Gün gelmiş sen o mercimek kadar kafanın içerisindeki et parçasına Allah bir elektrik akımı vermiş. Yani Cenab-ı Allah, bak benim böyle bir kanunum var bunu gör demiş sen de onu farketmişsin, havalara hopluyor, kanun buldum diyor. Sen kanunu buldun. Kanunu yaratmadın. Kanunu Allah yarattı. Allah senin o minicik kafanın içerisindeki o minicik bölüme, küçücük bölüme çok zayıf amperli bir elektrik verdi. Sana bir bilgi geldi Allah’tan, sen de onu farkettin o kadar. Oradan havaya gireceğin, poz yapacağın, enaniyet, kibir yapacağın bir konu yok. Sen bir kere o mercimeğin dışına çıkamıyorsun. Yani zavallının zavallısısın sen. Öyle poz atacak, oyun oynayacak, ekabirlik yapacak bir halin yok. Yaptığın bütün oyun, ekabirlik, bütün pozlar, oyunlar mercimek kadar yerin içerisinde elektrik akımlarının içerisinde oluşur, onu da sana Allah yaratır. Onu yapacak halin de yoktur yani. O kafada olan insanlara ben bu konuşmamı ithaf ediyorum inşaAllah.

MUHABİR: Belki de Kuran-ı Kerim’i açıp sadece ilk başta yazan birkaç kelimeyi okutup kapağını kapatsalar bile bilime ne kadar değer verildiğini, “Oku” diye başlıyor çünkü. Ne kadar değer verildiğini, okunsa, araştırılsa daha nelerin çıkacağına işaret ettiğini belki daha net bir şekilde anlayabilecekler.

ADNAN OKTAR: Bunlar eskiden çok ekabirdi. Ben son zamanlarda onların dergilerine bakıyorum yani acayip zavallılaşmışlar, yani bayağı garibanlaşmışlar. O eski havaları, nazları, pozları falan hepsi gitmiş, tam böyle diz üstü çökmüşler. Artık laf olsun gibisinden konuşuyorlar. Yoğun olarak benim kitaplarıma yükleniyorlar ama yani yüklendikçe de milletin çok iyi kavramasını sağlıyorlar. ‘Adnan Hoca şunları diyor’ diyor, Allah ayaklarına dolandırıyor elhamdülillah, maşaAllah. Uzun uzun dediklerimi anlatmış. Zaten adamların ihtiyacı olan konu da o. Çok iyi kavramış oluyorlar. Şimdi hiç bahsetmese çığ gibi gelişiyor, bahsedince daha da iyi gelişiyor. Yani konu biziz. Sürekli gece gündüz dergilerinde bizden bahsediyorlar elhamdülillah. Onlar oradan tebliğ yapıyorlar, biz buradan tebliğ yapıyoruz milleti uyandırıyoruz maşaAllah. Onlar da bizim yardımcımız oldular istemeseler de. Yani kendilerince aleyhimize çalışıyorlar ama muazzam tebliğ yapıyorlar, muazzam faydalı oluyorlar. Sanki yani benim bir nevi talebem gibiler.

MUHABİR: Efendim tam lafınızın üzerine seyircilerimizden bir tanesi Tankut beyin gönderdiği bir soru var. Diyor ki “Ben üniversite mezunu, eserlerinizi ve röportajlarınızı elden geldiğince takip eden bir tekstilciyim” diyor. İş ilişkilerim dolayısıyla sık sık seyahatlerde bulunduğum Fransa’nın gündemine de aşinalığım var. Benim size sormak istediğim ve çok şaşırdığım konu Sarkozy’deki muhteşem dönüşüm. Katı laik, kibirli, toleranssız ve materyalist Sarkozy gitti dine saygılı, tevazulu, hoşgörülü bir insan geldi. Hatta şu an Fransa genelinde sosyal marketler açılımında bulundu. İmkanı olmayan alt gelir düzeyinde insanlar buradan ücretsiz ihtiyaçlarını temin edebiliyorlar. Kendinizi ve eserlerinizi bu gelişmenin neresinde görüyorsunuz?” diye soruyor. Niye böyle bir soruyla başladım? Fransa’da sizin eserleriniz, sizin söyledikleriniz üzerine birçok dergide, makalede yazılar olduğunu, söylemler olduğunu ifade eden başka bir sorumuz var. Bununla başlayalım, onu aktaracağım peşinden size.

ADNAN OKTAR: Fransa’da benim atlaslarım bunların asıl böyle akıl vericilerine, bunları yönlendiren insanlara gitti ve hemen hemen hepsinin ellerine ulaştı. Fransa’da bir ak devrim oldu. Yani Fransız kararması, karanlık devirleri bir aydınlanma hareketi ile muazzam aydınlandı. adeta Fransa’nın üzerine bir güneş doğdu. Şu an Fransa’da Darwinizme inananların oranı hayret edilecek şekilde düştü. Sanki Fransa bir kabustan uyandı. Böyle korkulu bir rüyadan uyanır gibi uyandılar, kendilerine geldiler. Yakın bir gelecekte insanlar bambaşka bir Fransa görecekler inşaAllah. Yani bu düşüncelerimiz, bu izahlarımız Fransa içerisinde çığ gibi yayılıyor. MaşaAllah oradaki Fas, Tunus, Cezayirli çocuklar da çok faydalı oluyorlar. Fransız gençliği de çok faydalı oluyor. Çok şahane bir gelişme var.

MUHABİR: Diğer sorumuz değil de izleyicimiz oradaki durumu ifade etmiş bir yerde. Menderes Sürel göndermiş. “Ben Fransa, Lyon’da yaşıyorum. Son iki yılda hakkınızda hemen hemen her hafta buradaki yazılı ve görsel basınlar yazılar ve haberler çıkıyor. Çoğunda bir ürkme, gizli hayranlık ve kuşku havası var. Siz bu durumu nasıl görüyorsunuz? Bir de buradaki mağrip kökenli Fransız gençlerin gözünde gerçek bir kahramansınız. Hürmetle, saygılarımla.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Elhamdülillah.

MUHABİR: Yani sadece Müslüman kökenli gençlerin değil Fransız gençlerin de size ilgi duyduklarını ifade ediyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Fransız gençliği yani bütün dünya gençliği kandırılmaktan çok irite olurlar, çok rahatsız olurlar. Yani onları çok kızdırır kandırılmış olmaları. Şimdi Darwinizm’i anlatan hocalarının gözlerine dikkatlice bakıyorlarmış çocuklar, anlatırken böyle bıyık altından hafif gülerek... Mesela bir soru soruyorlar hocanın konuşacağı hiçbir şey kalmıyor. Mesela “Hocam yüz milyon yaratılışı ispat eden fosil varmış. Ne diyorsunuz?” diyor. Adam ne desin? “Hocam diyor, tek bir tane bize ara fosil gösterebilir misiniz?” diyor. Yani Darwinizm’i ispat edecek herhangi tek bir tane ara fosil göstertebilir misiniz? Yok. Yok olursa adam göstertemez tabi. Neyi göstertsin. Mesela “bir protein tesadüfen meydana gelebilir mi hocam?” diyorlar. Yok gelemez. Mesela atın evrimi silsilesinin sahteliğini anlattık, onu soruyorlar, orada da kalıyorlar. Onun için çocuklara bir eğlence çıktı yani şu an. Ortaokul, lise gençlerine eğlence çıktı.

MUHABİR: Efendim, şey sormak istiyorum. Bir kandırılmışlık içerisinde olan gençlerden bahsettik. Bu anlamda İslam ülkelerinin geneline baktığımda, Türk İslam birliğini kurmak açısından değerlendirdiğimizde, işte Hindistan ile Afganistan, Pakistan ile başlayan ve Avrupa’ya doğru giderken bizim ülkemiz ile biten. Gerçi şimdi Bosna Hersek de var ama çok içeride kalmış. Sürekli üzerinde baskı var onun da. İşte Afrika’da da Fas’a kadar uzanan bir İslam bütünlüğü var, İslam ülkeleri var peşpeşe. Ama Hindistan’daki durum ortada. Yıllarca İngiltere’nin orada bulunması birçok fikir karışıklığına neden olmuş durumda. İşte Afganistan’ın durumu ortada. Bir yandan Pakistan ile sürekli savaştırılmak isteniyor. Bir taraftan Rusya’nın baskısı, bir taraftan Amerikan hakimiyeti. Orası durumu ortada. Zaten Gazze’nin, Filistin’in yaşadıkları hep gözümüzün önünde. Bir yandan Suriye’ye bir baskı uygulanacağı söyleniyor. Son günlerde, son bir hafta içerisinde gelişen başka bir olay, İran’daki bilim adamlarının İsrailce öldürüldüğü haberleri gazetelerde yer aldı. Bir taraftan Türki Cumhuriyetler hepsi dağınık halde. Bunları hem toplamak açısından neler yapılmalı veya neler yapılacak bunların birlikte olmaları açısından? Ve bu dağıtmaya çalışma nasıl giderilebilecek? Aldatılmışlıktan niye girdim? En rahat Müslüman ülkeleri hangileridir diye baktığımızda Arap yarımadasındaki ülkeler. İşte Kuveyt ile başlayıp daha aşağı o bölgedeki ülkeler. Onun da nedeni petrol sahibi olmaları bir yerde. Bir yerde dini yaşayıp ama çok yaşamıyormuş gibi gözükmek mi acaba çok fazla o ülkelerin karıştırılmamasının nedeni? Bu birlik nasıl sağlanacak?

ADNAN OKTAR: Bu ekonomik kriz insanların, bir kısım insanların ruhundaki azgınlığı, ekabirliği, gururu ve kibiri kırar. Yani bir hayli zavallılaştırır. Bir savaşlar ve acılar insanların gardını çok kırar bir de açlık ve sefalet çok insanların gardını kırar. O ekabir, büyüklenen insanların mütevazi ve mazlum olmasını sağlayacaktır. Böyle bir sisteme doğru gidiyor dünya. Ama desek ki mesela İran’dan, Türkiye’den herhangi bir insan çıksa “Bu insan iyi bir insandır, alimdir. Bunun etrafında İslam alemi toplansın.” Bunu hiç kimse kabul etmez. Yani İslam alemi kıyamete kadar bu anlamda birleşmez. Tek bir tane birleşecekleri kişi vardır. Peygamber Efendimiz (sav)’in neslinden Seyid Muhammed Mehdi. Bunun alametlerini onun üzerinde görürlerse, bu tariflere uygun onu farkederlerse, onun başarısını hissederlerse ona bağlanacaklardır. Ona bağlandıktan sonra da onun sözü bütün İslam aleminde geçerli olur. Yani onun sözüne muhalif tavır gösteren hiç kimse olmaz çünkü hem çok fazla sevilecek hem çok fazla sayılacak bir insandır, çok hürmet edilecek bir insandır. Dolayısıyla öyle, tabiri caizse çatlak sesler çıkmaz. Yalnız tabi Cenab-ı Allah bunu insanların tercihine bırakmamış. Siz isterseniz Mehdi çıksın, uygun görüyorsanız Mehdi çıksın demiyor Cenab-ı Allah. Ben Mehdi’yi çıkaracağım ve zorla İslam’ı hakim edeceğim diyor Allah. Cabbar ismiyle yani hakim edeceğim diyor Allah. Zor derken işte ekonomik kriz olur, eğitim olur, kültür olur. Kalplere hitap eden Allah’tır.

MUHABİR: Bir yerde o şartlar oluşacak manasında.

ADNAN OKTAR: Tabi o anlamda. Dolayısıyla yani İslam aleminin hiç tedirgin olmasına gerek yok. Metafiziktir bu olay. Metafizik bir olaydır. Mehdi’nin zuhuru böyle insanların havada bulutların uçması gibi normal gördüğü, denizin çalkalanması gibi normal gördüğü çok tabi bir olay olacaktır. Mehdiliğe hiç kimse de itiraz etmeyecektir. Doğal akışı içerisinde biraz beklerse insanlar Allah’ın sanatını da görecekler. Allah’ın nasıl tabi bir gelişme ile geliştirdiğini, insanlara nasıl doğal olarak kabul ettirdiğini de görecekler. Bu da Allah’ın bir mucizesi ve sanatıdır. Mesela Hz. İsa’nın inişinde de mesela talebelerinin şok olması lazım olmayacaklar. Mesela onların bulunduğu binada uyuyan bir insan buluyorlar. Ama hemen alışırlar. Zaten şüphelenirler. Geçmişini hatırlamayan bir insan. Dünyada rastlanıyor o tip insanlara zaman zaman ama yüzü aşırı derecede güzel ve çok nurlu ve çok efendi. Şüphelenecekler, herhalde İsa diyecekler ve ona bakacaklar, yardımcı olacaklar. Bir süre sonra onun İsa olduğunu anlayacaklar. Ama gökten böyle meleklerin kanatları altında yani bütün insanların göreceği şekilde İsa’yı bekliyorlar. Böyle birşey olmaz. Yani aklın ihtiyarını kaldıracak, insanların seçme özgürlüğünü ortadan kaldıracak şekilde tarihte hiç mucize olmamıştır o tarzda. Her mucizenin ikinci bir düşünülecek şekli olmuştur. Ki insanlar o kısma bakarak zaten inkar etmişlerdir. Mesela haşa Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyor ve üflüyor ve uçuyor. Ama biliyorsunuz haşa benzetmek gibi olmasın sihirbazlar da yapıyorlar ona benzer. Mesela değil mi, birşey alıyor bir anda kuş oluyor uçuyor. Televizyonda görüyoruz. İşte buna benzer birşey zannettikleri için iman etmiyorlar insanlar. Halbuki gerçekten kuş meydana geliyor ve mucize olarak meydana geliyor. Ama aklın ihtiyarı hiçbir zaman kaldırılmaz. İnsanlar zannediyor ki öyle devirler vardı. Öyle bir konu olmadı. Mesela şimdi de Mehdi devrindeler, harikalar oluyor. Yani bütün kutsal kitaplarda geçer Mehdi. Tevrat’ta mesela çok kapsamlıdır Mehdi anlatılır. İncil’de işaret edilir. Kuran’da çok fazla işaret edilmiştir ve geçmiş kitaplarda da Mehdi’den bahsedilir. Hatta efsanelerde de geçer, Mehdi’den bahsedilir. Mesela Mehdi çıkacak, çok makul karşılayacak bizim insalarımız. Bakın göreceksiniz, Mehdiyet son derece tabi olarak mecraına oturacaktır. Öyle sarsıntılar, olaylar olmayacaktır. Ama tabi ki biat anında, bağlanma anında orada bir manevi heyecan olur, birşey olur ama yine insanlar günlük hayatına döner yani normal bir yaşantı olacaktır. Mutluluk ve sevinç hakim olacaktır, bir ruh enerjisi gelecektir insanlara, sevgi ve kardeşlik bağları çok güçlenecektir. Ama insanların tahayyül ettiği gibi, hadislerde tahayyül ettiği gibi, abarttıkları gibi havada uçan, böyle varlıklara binmiş, göklerde uçan Mehdi görmeyeceklerdir. Mehdi gökte uçacak ama uçak ile uçacak. Mehdi’nin atının gözleri parlayacak ay gibi, pırıl pırıl ışık saçacak, ama arabasının ışıkları öyle olacak, parlayacak. Mehdi’yi biz oturduğumuz yerde göreceğiz ama televizyondan göreceğiz. Yani halüsinasyonlar şeklinde görmeyeceğiz. Böyle hani vizyonlar oluşmayacak.

MUHABİR: Biraz daha gerçekçi düşünmek lazım belki o manada.

ADNAN OKTAR: Hep böyledir. Said Nursi bu konuyu çok kapsamlı anlatmıştır. Yani insanların Peygamberdeki mucizeleri nasıl yanlış anladıklarını anlatmıştır ve ahir zamanda olacak olayları da nasıl yanlış beklediklerini de anlatmıştır. Bunları biraz daha beklersek daha kapsamlı göreceğiz inşaAllah.

MUHABİR: Efendim kısa bir reklam arası verip sohbetimize devam edelim. Sizinle sohbet ederken zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Biraz nefeslenip tekrar gelelim. Efendim kısa bir reklam arasının ardından tekrar karşınızda olacağız. Lütfen ekranlarınızın başından ayrılmayın.

MUHABİR: Efendim Çay Tv ekranlarında Labirent programındaki birlikteliğimiz devam ediyor. Sizlerden gelen sorulara ağırlıklı olarak bu hafta işliyoruz. Daha önceki programlarımızda çok fazla yer verememiştik. Birçok seyircimiz demişti ki biz sorularımızı iletiyoruz, merak ettiklerimiz var. Lütfen bunları da işleyin diye. Bu hafta biraz daha ağırlıklı sizlerden gelen soruları öne çıkarmaya çalışıyoruz. Sizler soruları ahirzamansohbetleri@hotmail.com elektronik posta adresine hafta içerisinde de iletebilirsiniz. Bu sorular mutlaka bize ulaşıyor ve sayın Adnan Oktar’ın diğer programlarında da bu sorulara yer veriliyor. Aklınıza takılan, merak ettiğiniz her türlü soruya rahatlıkla yanıt verilebiliyor. Yanlış söylemedim değil mi efendim?

ADNAN OKTAR: Evet. Çok güzel söylediniz inşaAllah.

MUHABİR: Efendim Denizli’den bir seyircimiz şöyle bir soru göndermiş. Üzerine reklam öncesi konuştuğumuz konular ile de çok alakalı. Hakkı Günaydın beyefendi göndermiş. “Her Peygamberin fıtraten öne çıkan bir özelliği oluyor deniyor. Hz. Muhammed (sav)’e el emin denmesi, Hz. Ali’nin adaleti ya da Hz. Musa’nın heyecanlı karakteri gibi. Hz. Mehdi’nin de öne çıkan bir fıtrat özelliği hadislerde geçiyor mu acaba?” diye soruyor seyircimiz.

ADNAN OKTAR: Mehdi adeta bütün peygamberlerin özetidir. Yani her peygamberin özelliği vardır. Rivayetlerde bunu görüyoruz. Hz. Musa’nın bir özelliği, Hz. İbrahim’in bir özelliği, Hz. Yusuf’un... Mehdi’deki diğer özellikler de bu tarzda. Yani bunları hadislerden de baktığımızda görüyoruz. Bu konuda çok fazla hadis var ama bölüm bölüm. Mesela bir kısmında şu şu peygamberler diyor, bir kısmında şu şu peygamberler diyor. Ben bunu okumuştum ama yine bir ara inşaAllah, doğrudan hadislerden okuyarak anlatırım. Fakat genelde hepsinin bir özelliği yani öyle düşünelim.

MUHABİR: Hadislerden bahsetmişken efendim, şöyle bir soru gelmişti bana. Bir seyircimiz dedi ki: “ Gerek Kuran-ı Kerim de gerekse Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde direkt Türklerden bahseden, şimdi İstanbul üzerine Hz. Mehdi’nin yaşayacağı topraklar, İstanbul’dan çıkış yapacak diyoruz. Direkt Türklerden, Türk toplumundan bahseden hadisler var mıdır?

ADNAN OKTAR: Tabi. Net, açıkça diyor ki hadisde SallAllahu aleyhi vessellemden gelen hadisde “Mehdi dağınık Türk bayrakları, bakın Türk kelimesi geçiyor, dağınık Türk bayraklarını toparlayacak” diyor, Türk birliğinden bahsediyor ve devam ediyor ondan sonra hadis. Türk bayraklarını toplayacak, yani mücadelesinde ve Mehdi ilk Türklerle birleşeceğine, “Mehdi, diyor, ilk birliği Türklerledir” diyor mesela rivayette. Türkler çok fazla geçer hatta onunla ilgili özel bir kitap da vardır. Yani sırf Türkler ile ilgili hadisleri konu alan bir kitap vardır.

MUHABİR: Peki. Sizin da daha önce söylediğiniz bir sözü seyircimiz iletmiş bize. Saci Tekin. “Hz. Mehdi hiç kan akıtmayacak ve uyuyanı uyandırmayacak”. Siz de söylemiştiniz bunu. Peki düşmanlarını nasıl etkisiz hale getirecek? Kötü insanlarla böyle bir durumda nasıl mücadele edecek?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Mehdi ilim kılıcıyladır etkisi. Yani sevgi, şefkat, merhamet ve akılla. Yani insanlar sevgiyi çok zayıf bir güç olarak görüyor ama dünyadaki en büyük silah sevgidir. Sevgiyi kullanan hakim olur. Sevginin değerini bilen hakim olur. Sevginin değerini insanlara hissettiren galip gelecektir inşaAllah.

MUHABİR: Evet. Karabük’ten bir seyircimiz Mehmet Ersoy şöyle bir soru iletmiş. Mümin Suresi’nin 11. ayetinde “Rabbimiz bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin” diye bildiriyor. Bu ayeti açıklayabilir misiniz?” diye sormuş

ADNAN OKTAR: Biz biliyorsunuz Kal-ü Bela’da Allah’a söz verdik. Cenab-ı Allah sordu “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dedi. Biz de “Evet Rabbimiz’sin” dedik. Sonra biz o halimizden öldük ve dünyaya geldik. Dünyada yeniden dirildik, hayatımızı şimdi yaşıyoruz. Yine öleceğiz yine dirileceğiz. Ahirette de yeniden dirileceğiz inşaAllah.

MUHABİR: Efendim şöyle bir soruyla devam etmek istiyorum. Sizin söylemlerinizde dikkat çeken bir konu var. Hem dinini sevmekten, Allah’ı sevmekten, Allah yolunda yürümekten bahsediyorsunuz hem ülkesini, vatanını, milletini sevmekten bahsediyorsunuz. Ama hep şöyle bir çelişki oluşturuldu. Bir kişi vatanını seviyorsa, vatanım yerinde olsun diyorsa o sanki dinsizmiş gibi gösterildi veya dinini seviyorsa vatanını sevmez illa dinine bağlanacak gibi gösterildi. Siz ilk programımızda şöyle birşey demiştiniz. Türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra Atatürk de bilakis Mehdi’ye işaret etmiştir demiştiniz. Aynı olgu Atatürk için de var. Atatürk’ü seven dinini sevmez, dinini seven Atatürk’ü sevmez gibi bir düşünce hakim birçok insanda. Böyle birşey olabilir mi? Bu aslında bir çelişki değil midir?

ADNAN OKTAR: İşte mason localarında bu tip planlar yapıyorlar. Atatürk’ten milleti nası uzaklaştırabiliriz? Dinle milliyetçiliği nasıl birbirinden ayırabiliriz? Vatan sevgisiyle dini nasıl birbirinden uzak tutarız gibi kendilerince planlar yapıyorlar ama bunlar çok ekaliyette kalan çok azınlık fikirlerdir. Bunları kimse kaale almaz. Vatan sevgisi, millet sevgisi, din sevgisi iç içedir. Atatürk sevgisi de yine bununla iç içedir. Atatürk’ün dindarlığı çok çok nadir insanda rastlanır. Hangi insan her gece Kuran okur? Hangi insan, Buhari’yi tercüme ettirelim bütün millet okusun der? Hangi insan Elmalı tefsiri yaptıralım bütün milletim bunu okusun der? Hangi insan Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurur? Hangi insan aşkla, coşkuyla Allah’tan, Peygamberden bahseder bu kadar çok? Nadirdir. Dindar insanlar bile çok nadir bunu yaparlar. Parmakla sayılır böyle insanlar. Atatürk’ün dindarlığı görülmüş bir dindarlık değildir. Çok nadir insanda görülür.

MUHABİR: Biraz da kasıtlı mı ön plana çıkarılmıyor bu?

ADNAN OKTAR: Tabi ki ahlaksızlıklarından. Atatürk’ü yalnız görüyorlar kendi akıllarınca. İşte yalnızdı. Yalnız değil Atatürk. 70 milyon yanında insan var Atatürk’ün. 80 milyon insan var. Hatta yüzlerce milyon insan var. Türk alemi de Atatürk’ü sever. Bıraksınlar bunu. Bu oyunların suyu çoktan kaynadı. Bu konular bitmiştir yani. Kimse inanmaz bunlara. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler. Atatürk’ün kurduğu Türkiye ortada. Son derece özgürüz, işte bak açıyoruz Kuran’ı ne güzel okuyoruz. İngiliz askeri yok şu an. İstanbul’dayız biz, değil mi? Görüyor musunuz dışarıda İngiliz askeri? Görmüyoruz. Demek ki birisi gelmiş, güzel bir icraat yapmış. Allah onu görevlendirmiş ve hayırla neticelendirmiş. Atatürk’ün mektubu açıldığında bizim milletimiz şok olacak, hayretler içinde kalacak. Atatürk’ün bir kat daha dindarlığını göreceksiniz inşaAllah. Bir kat daha harikalığını göreceksiniz. Bir de geleceği, Allah’ın bildirmesiyle nasıl bildiğini de göreceksiniz. Yani gelecekteki olayları nasıl bildiğini. Atatürk’ün bir özelliği vardır, böyle bir yönü de vardır biliyorsunuz. Geleceği, Allah’ın bildirmesiyle inşaAllah, birçok olayı bilmiştir. Mesela Avrupa Birliğinin oluşacağını, Türk birliğinin oluşacağını, Türk İslam aleminin birleşeceğini ve Mehdi olayı. Bunu da göreceksiniz inşaAllah.

MUHABİR: Efendim, şöyle bir soru geldi. Merve hanım göndermiş İstanbul’dan Merve Hasyurt. Diyor ki: “Hadislerde Hz. Mehdi’nin hayvanların hallerini anlayabildiğinden bahsediyor. Hz. Mehdi de Hz. Süleyman gibi hayvanların dilinden anlayacak mı? Onlarla iletişim kurabilecek mi?

ADNAN OKTAR: Mehdi hayvan sever olacak yani hayvanları çok sevecek. Onlara karşı şefkatle, sevgiyle yaklaşacak. Bir de hayvanların dili Mehdi devrinde öğrenilecek. Yani bilim öyle gelişecek ki hayvanların kendi aralarındaki konuşma dilleri, çıkarttıkları seslerin frekansları, bunlar tespit edilecek ve o seslerin taklitleri elde edilecek, o hayvanlar o şekilde yönlendirilecek demektir. Geçen günlerde, bu arkadaşımızın sorusu da çok manidar, karıncaların kendi arasındaki konuşma dili tespit edilmiş. Bunu teybe almışlar. Karıncalara uyguladıklarında o sevimli karıncalar ağızlarını açıp o sesi dinliyorlarmış. Ben onun yazısını getireceğim size inşaAllah bir dahaki haftaya getiririm. Bilimsel bir çalışma bu. Buna benzer çok çok fazla çalışma vardır. Hayvanların dili gittikçe anlaşılıyor ve öğreniliyor. Bu, ahir zamanda, Mehdi devrinde olacak olaylardan bir tanesidir. Buna işaret ediyor inşaAllah.

MUHABİR: Efendim, yine İstanbul’dan Berke bey göndermiş. Berke Çetin diyor ki: “Dünya savaşlarında neredeyse Türkiye nüfusu kadar insan ölmüş ki belki daha bile fazladır. Bu savaşların perde arkasında nasıl bir zihniyet olabilir?” diyor. Sevgiden direkt savaşa geçtiğimizde aslında tam zıt şeyler bunlar.

ADNAN OKTAR: İlkokulda ben 1. Dünya Harbini, 2. Dünya Harbini okuyunca çocuk halimle bunun altında bir anormallik var dedim. Yani bir olağanüstülük var. Bu kadar insan piskopatlık yapmaz. İnsanlar çünkü bakıyorum çok merhametli, şefkatliler. İnsanlar öyle birşey yapacak... Bunları yönlendiren birşey var dedim. İşte ben bunları inceleye inceleye masonluğa ulaştım. İnsanları böyle kitle halinde birbirine katlettiren, şeytanın ordusu olan masonluktur. Mason yapılanmasıdır. Açık açık kendileri de söylüyorlar, şeytana uyduklarını, şeytanın tavırlarına göre hareket ettiklerini, emirlerine göre hareket ettiklerini kendi kitaplarında açıklıyorlar. Ben gerekirse dergilerini de getireyim, açık açık yazdıklarını gösterebilirim. “Şeytanın feneri, diyor, bizim gideceğimiz yolu aydınlatır” diyor. “Masonların gideceği yolu aydınlatır” diyor. Net kelime, ifade yani açık. Halklar, insanlar mazlumdur. Hiç kimse öyle kavgadan, kandan, rezaletten hoşlanmaz. Alman halkı da böyle bir rezaletten hoşlanmazdı, İtalyan halkı da. Şimdi İtalyan halkına deyin faşist olacaksınız, kabul eden olur mu? Ama o devirde mason organize hareketi onu İtalyanlara kabul ettirdi ve yazık oldu o kadar güzel yüzlü İtalyana. Mahvettiler o milleti. Hitler de aslan gibi Alman gençlerini mahvetti, hepsini katlettirdi. Azılı bir zalimdir, azılı bir piskopattır. Hem masondur hem de böyle anormal inançlara yatkın bir insan. Onunla ilgili de bizim www.harunyahya.com www.harunyahya.org sitelerine girenler bu konularda çok detaylı bilgiler görebilirler.

MUHABİR: Evet efendim. Ahmet Düşkün, Kayseri’den şöyle bir soru göndermiş, diyor ki: “Sizin de söylediğiniz gibi evrim teorisi artık çöktü, yok oldu. Fakat dikkat ediyorum kim gündemden düşerse, unutulursa hemen kendini göstermek için evrim teorisini destekleyen bir yazı yazıyor. Mesela bir gazetede, yazılarının okunma oranı son derece düşük olan bir bayan, periyodik olarak, gündeme gelme politikası olarak evrimden bahsediyor. Yine evrimden bahsetmiş bir yazısında, onu söylüyor izleyicimiz. Bu kişilerin gündeme gelmek için evrimi anlatmalarının nedeni, Türk halkının evrime kesinlikle inanmadıklarını bildikleri hatta kendilerinin de inanmadığı ve anti bir yazı yazınca dikkat çekip tepki almak, reyting yapmak isteği olabilir mi?” Yani bunu kullanıyor olabilirler mi diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Tabi ki muhtemel. Çünkü bunlar hakikaten tabiri caizse zır cahil oluyorlar. Yani hayatlarında ne fosil görmüş, ne fosil incelemiş. Mesela yüz milyon fosilin varlığından haberleri dahi olmuyor. Hatta anlatsak bile ilk seferde yine anlamıyor. Darwin’in lehine birşey zannediyor. Yani Darwinizm’i yok eden bir fosil olduğunu anlamıyor, Darwinizm’i destekleyen fosil olduğunu zannediyorlar. Yani bunlar dergi Darwinistleri, gazete Darwinistleri. Oradan buradan derleme bilgilerle yani küçük küçük bilgilerden toplam bu bilgiyi ediniyorlar. Bir de kendilerini bayağı allame-i cihan zannediyorlar. Böyle alleme-i cihan zannedenlere de yarı cahil diyelim. Yarı cahil çok daha tehlikelidir cahilden. En tehlikeli cahil cinsi yarı cahildir. Yani kendini çok birşey biliyor zanneder ve her konuda ahkam keser. Bir kere Darwinizm bir bilim değil. Ben geçenlerde bir yabancı, İngiliz gazeteci ile röportaj yaptım, Dawkins’i buraya çağırdık dedim yani onunla tartışalım. Ama ben onu bilim adamı olarak çağırmıyorum, ben şaman rahipleri ile de görüşmek istiyorum, dedim. O da bir pagan rahibidir. Ben bir rahip olarak onunla görüşeceğim dedim. Onun rahip olduğunu bildiğim için onunla görüşeceğim dedim. Yani sapık bir dinin savunucusu olarak onunla görüşeceğim. Çünkü bilim adamı, mesela biyolog olsa ben zaten saygı duyarım, adamla ben tartışmam. Biyolog zaten biyoloji ile ilgili doğru bilgiler veriyordur. Adamlar derya. Ben niye tartışayım o insanlarla? Gayet güzel şeyler. Saygıyla dinlerim o insanları. Mesela bir fizik alimi gelse, alim bunlar, bunlarda dünya gibi bilgi var. Ama bir pagan rahibinin safsatalarını; Darwinist safsataları gibi pagan dinidir Darwinizm, tabi ki yani beş yaşında çocuk olsa çürütür. Ben de karşıma alıp onun bu yalanlarını, safsatalarını onun yüzüne vururum tabi ki anlatırım. Onlar zannediyor ki ben her türlü bilim adamıyla oturup, gider tartışırım. Bir kısmı öyle zannediyor. Öyle birşey yok. Ben mesela atom alimi oluyor veya paleontoloji üzerine alim oluyor... Ben bu insanlara saygı duyarım. Sadece dinlerim ben bu insanları, ben tek kelime birşey demem. Alim bu insanlar. Bu Darwinizm bir din, pagan dini. Bunu bilim adamı olarak benim karşıma getirmeleri çok anormal. Ben bu adamla tabi ki tartışırım ve yalanlarını da ortaya koyarım ve koyacağım da.

MUHABİR: Denizli’den Ali bey şöyle bir soru göndermiş efendim, Ali Ispartalı. Diyor ki: “Evrimcilere teorilerini destekleyen tek bir fosil getirsinler 10 hatta 15 tirilyon vereceğim” diye bir söyleminiz olmuş. “Hala ses seda yok bildiğim kadarıyla diyor. Buna rağmen hala utanmadan Darwin’in 200. doğum yıldönümünü nasıl kutluyorlar? Bu ne yüzsüzlük? Bu vesileyle Darwinizm karşıtı büyük bir konferansı bu sene içerisinde düzenlemeyi düşünür müsünüz?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Biz Darwinizm’in sonunu getiren çalışmalarımızı dünya çapında yaptık. Şu an Darwin’in cenaze marşı çalıyor. Darwinizm ölmüştür, bitmiştir, onlar da onun başında ağlaşan adamlardır. Yani Darwinizm bittiği için o sıkıntıdan sürekli demogoji yapan, böyle boş laflarla vakit kaybeden insanlardır. Bunları o anlamda kaale almaya gerek yok ama tabi her zaman konferans yaparız, her zaman toplantılar da yaparız. Fakat dünyada şu an inanan kalmadı. İnanan birisi kalsa tartışalım, anlatalım. Yani inanmayan adamlara neyi anlatalım? En inanan Dawkins var. Adam tartışmaya yanaşmıyor zaten. Konuşacak birşey yok. Yazılarına da baktığımızda zaten birşey söyleyecek hali yok. Benim atlasımda sadece bir yerde bir hayvanın plastik modelini kullandım ben. Bazen de çizim olarak resmi de kullanılıyor hayvanın. Bazen de orijinal fotografı kullanılıyor. Büyük birşey yakalamış gibi kitapta onu gündeme getirmiş. Büyük bir heyecanla onu anlatıyor. Ben de dedim ki, o böyle oltaya takılı bir böcek, onu koymuştum, plastik ama aynısı hayvanın, plastik modeli, orijinal olsun diye onu koymuştum, ona takılmış, büyük birşey yakalamış gibi. Bak koskoca üç ciltlik eserde hiçbir şey bulamamış, onu bulmuş Dawkins, ağzını köpürterek onu anlatıyor. Ben de dedim ki küçük bir balık gibi oltaya takıldı o dedim. Ben onu özellikle oraya koydum zaten ve ona takıldı dedim. O İngiliz gazeteciye anlattım, adam tebessüm ederek dinledi. Bir çok ansiklopedide de öyledir, hayvanın çoğu zaman çizilmiş resmini koyarlar. İlla fotoğrafı konacak diye birşey yok ki. Veya plastik modeli konur veyahut kendisi konur. Ben de plastik modelini koydum ama hayvanın aynı orijinali var, aynı şekilde zaten. Yani bu bir buluş değil, bir kahramanlık da değil. Bu, ne kadar açmazda olduklarının ve yenildiklerinin imzası olmuş oluyor. Adam üç ciltlik kitaba tek bir tane bu eleştiriyi getirebiliyorsa konu bitmiştir zaten.

MUHABİR: Evet. Adana’dan bir seyircimiz Hasan Uygur bey şöyle bir soru iletmiş efendim: “İsrail başbakanı Olmert, Musevi kuruluşların Kudüs’de düzenlediği toplantıda ‘Hamas’a düzenlediğimiz operasyondan birçok arap ülkesinin çok memnun olduğuna eminim’ gibi bir söz söyledi. Bundan bazı arap ülkelerinin ateist siyonistler ve masonların kontrolü altında olduğunu çıkarabilir miyiz?” diye sormuş.

ADNAN OKTAR: Tabi ki. Arap ülkelerinin çoğunda liderler masondur. Mason localarında nargile kaynatıyorlar. Zaten tatile bir yere gittiklerinde tam bir rezalet oluyor hayatları. Mesela Fransa’ya, İngiltere’ye gidiyorlar. Yaşantıları tam bir rezalet oluyor. Ama kendi ülkelerine gittiklerinde de tam takva, dindar bir Müslüman görünümü alıyorlar. Bu da gazeteye yansıdığı halde, basına yansıdığı halde bundan utanmıyorlar. Tabi ki dindarlardan nefret eden insanlar, Müslümanlardan nefret eden insanları masonlar kilit noktalara getiriyorlar. İslam ülkelerinin birçoğu bu durumdadır. İşgal altındadır. Ateist siyonistlerin ve masonların işgali altındadır iktidarlar. Ama bir kısmında da Allah’a çok şükür mesela Türkiye’de olduğu gibi sağlam, aklı başında, iyi insanlar vardır. Ama sağlam, aklı başında, iyi insanlar sonunda bu ateist siyonistlerin işgal ettiği İslam ülkelerinden bu kişileri temizleyeceklerdir. Kenara çekilin diyeceklerdir. Asıl sahipleri gelecektir ve güzel bir kurtuluş olacaktır.

MUHABİR: Efendim şöyle bir soru gelmiş, benzer bir konuda aslında “Azarbeycan hava kuvvetleri generali Rail Rızayev’in öldürülmesi gündemdeydi hafta içerisinde yine ki oldukça ses getirdi bu. Seyircimiz diyor ki Melis hanım Edirne’den Rail Rızayev’in mason localarına karşı olduğu için öldürüldüğünü okudum diyor internette bir haberde. Çevremde masonları destekleyen ve bana yıllarca o kişilerin iyi insanlar olduğunu anlatan yakınlarım vardı” diyor. “Ben de onları öyle sanırdım.” Bu haberi okuduktan sonra internette sizin kitaplarınıza bakmış seyircimiz ve gerçekleri öğrenince adeta şok oldum diyor. Lütfen biraz onlardan bahseder misiniz? Gerçekten bu şekilde infaz yapıyor olabilirler mi? diyor.

ADNAN OKTAR: Masonluk direkt kendisi adam öldürmez, onun cellatları vardır. Yani masonluğun paralı cellatları vardır, sırf bu işe bakarlar. Kan dökme işine bakarlar. Kendilerine muhalif birini gördüklerinde, ki rahmetli bu Üzeyir Garih de aynı şekilde böyle görünüyor, o komutan da öyle; masonluğa karşı bir tavır aldıklarında, mason sırlarını verdiklerinde mason yeminlerinin gereği olarak öldürülüyorlar. Mason yeminlerine dikkat ederlerse, o kardeşimiz de mason yeminlerini okursa burada zaten cezanın cinayet olduğunu göreceklerdir. Mesela herkes yemin eder değil mi? Ama kim yemininin sonunda parçalanarak öldürülmeyi kabul ettiğini söyler? Böyle bir yemin olur mu? Parçalanarak öldürülmeyi kabul etmek. Her parçamı da bir yere atın diyor yeminin sonunda. Eğer ihanet edersem eğer sırları verirsem mason sırları diyor. Birkaç mason yemini vardır. Hepsi de böyle cinayet ile sonuçlanacak şekildedir yeminlerin. Adamların zaten yemininden kan akıyor. Daha bunun üzerine söylenebilecek ne söz olabilir?

MUHABİR: Efendim, akabinde aslında çok da bağlantılı belki bu tarz şeyle. İnsanlara zulmetmeyle, öldürmeyle ilgili bir konudan hoşgörüye geçmek istiyorum. Seyircimiz ismini yazmamış ama çok hoş bir soru sormuş diyor ki: “Bazı din alimleri sert mizaçlı oluyor. Ama siz her dinlediğimde herkese karşı çok hoşgörülü, hatta size karşı yapılan eziyetlere karşı espri ile yaklaşabiliyorsunuz” diyor. “Bu nasıl oluyor?” diye sormuş size.

ADNAN OKTAR: Ben epeyden beri hakikaten bazı din alimlerini seyrediyorum yani abuz çehreli, sert, bağırarak çağırarak konuşuyorlar ve özellikle de mazlum Müslümanları aşağılayarak böyle puan kazanmaya çalışan insanlar olarak görüyorum bir kısmını. Tamam bir Müslüman cahil olabilir, eksik olabilir ama öyle ağzından köpükler saçarak yani tabiri caizse kudurmuş gibi azgın bir üslup kullanmaya ne gerek var? Zaten cahil o insan, zaten bir iddiası yok. Öğretirsin, anlatırsın, anlamadıysa bir daha anlatırsın yine anlatırsın. Ama onlar bizim kardeşlerimiz, her halükarda Allah’a inanıyorlar. Cahillik ilk defa olan birşey de değil ve telafisi zor olan birşey de değil. Onları büyük bir fırsat gibi görüp, dinsizlerden bir puan kazanmak için, onların aferinini almak için saldırganlaşmak, oturup televizyon ekranlarında Darwinizm’i savunmak... Darwinist hoca işte aydındır, alimdir. Niçin böyle aydındır? Baron bu adamı destekler. Niye destekler çünkü Darwinisttir. Baronun aferinini almış olur. Baronun komitesinin içerisine girmiş olur eğer Darwinist ise. Bir Müslüman cinlerin, şeytanların, meleklerin evrimle yaratıldığına inanır mı? Yani şunun bir mantığı olur mu? Nasıl cinler, melekler, şeytanlar evrimle yaratılmadıysa insanlar da evrimle yaratılmamıştır. Hz. Musa asasını attığında nasıl yılan şekline geldiyse aniden Allah yarattıysa Allah da canlıları bir kere de yaratmıştır. Bir kerede derken yani herhangi bir tür olduğunda ona Allah “Ol” diyor oluyor. O kadar. Mesela Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyor, üfürüyor, uçuyor kuş. Bu kadar. Allah için bu zor birşey değildir. Son derece kolaydır. Ayrıca yaratılan varlıklar dışarıda vardır ama biz onların hep görüntülerini görüyoruz. Beynimizde Allah bize o görüntüleri göstertiyor. Kuşları, balıkları, hayvanları, insanları biz beynimizin içinde görüyoruz. Dışarıdaki varlıklarını görmüyoruz. Dışarıdaki varlıklarını Allah biliyor. Dışarıda varlar ama biz görmüyoruz. Biz hep görüntüleri ile muhatap oluruz. Görüntüyü yaratan da Allah olduğuna göre o görüntü de evrimle oluşmuyor. Değil mi? İnsanın beynindeki görüntü de evrimle oluşmadığına göre... Böyle safsataların din alimlerinin ağzında olmasını bir ahir zaman özelliği olarak görüyorum. Çok acayiptir. Müslümanlara saldıran, bağıran çağıran insanlara ben hiç hoş gözle bakmıyorum. Müslümanların da hoş gözle baktıklarını zannetmiyorum. Müslüman sevgi doludur. Mesela tamam cahil oluyor ama insanın kanı kaynıyor. Allah için o bilmese de kendince birşeyler yapıyor. Yani o kadar nefret edeceğimiz ne var? Biz kendimize kızalım yani cahil insana yetişemediğimiz için, onu okutamadığımız için, bilgilendirmediğimiz için kendimize kızalım. Bu kadar köpürüp taşacak birşey yok. İnsanların sevgiye, şefkate, merhamete, muhabbete ihtiyacı var. Bizim insanlarımızın yüzü asık. Ben dışarı çıkıyorum, her zaman da söylüyorum bu beni çok rahatsız ediyor. Yani onların mutsuzluğu, neşesizliği... Cennet gibi vatana sahibiz, insanlarımız da çok şahane güzel ahlaklılar ama bir mutsuzluktur gidiyor, bir neşesizliktir gidiyor. Kimsenin gözünde ben bir sevgi pırıltısı görmüyorum. Halbuki o kadar çok sevilecek şey var ki, o kadar neşelenecek şey var ki, o kadar mutlu olunacak şey var ki. Herşeyin başında bir kere Allah bizi mümin olarak yaratmış. Bu, mutluluk için baştan başa çok büyük bir olaydır. Ve Allah bizi nimetlere gark etmiş. Her türlü nimet var Allah’a çok şükür. Tanıdığımız, tanımadığımız herkese selam verelim. Herkesi sevelim. Değil mi? Lokantalarda gördüğümüzde gönül alalım, mağazalara girdiğimizde sevgiyle onlara hitap edelim. Ne oluyor yani? Bu nedir? Ama inşaAllah bunların hepsi Türk İslam birliği oluştuğunda, Mehdi’nin zuhurunda olacak şeylerdir. Bakın görün o zaman sevgiyi, muhabbeti, coşkuyu. İnsanlar diyecekler “biz cehennem hayatı gibi yaşamışız. Biz ne yapmışız?” diyecekler. “Bu kadar mutlu olacakken niye böyle yaşamışız” diyecekler inşaAllah.

MUHABİR: Efendim anlattıklarınızdan şöyle bir sonuca da gidiliyor aslında, Hz. Muhammed ile yanyana yürümüş, omuz omuza savaşmış ilk halifelerimizden Hz. Ali’nin bir sözü ister istemez akla geliyor. Diyor ki: “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Demek ki din alimlerinin öğretici olmak için çaba göstermeleri lazım ki böyle büyük bir lutfa erişebilsinler. Sizin de söyledikleriniz tam olarak bununla örtüşüyor aslında.

ADNAN OKTAR: Tabi cahille, nefretle değil şefkatle yaklaşmak lazım.

MUHABİR: Efendim İstanbul’dan Orkun Sönmez bey şöyle bir soru göndermiş: “Her zaman ki gibi çok etkileyici konuşuyorsunuz, diyor öncelikle. Geçenlerde bir röportajınızda Ömer Çelakıl’dan bahsetmişsiniz efendim. Ondan bahsediyor. Bir de Serkan Tekin isminde bir genç daha vardı diyor. Onun hakkında ne düşünüyorsunuz? O da araştırmalarında sizin eserlerinizden yaralanıyor sanırım” diye iletiyor.

ADNAN OKTAR: Serkan bir Anadolu delikanlısı, çok efendi, bayağı terbiyeli. Bir de bayağı zeki yani çok çok zeki. Biraz zekası normalin üstünde. Yani bu yaşta bu bilgi alışılmış birşey değil. Onda bir olağanüstülük var maşaAllah o gençte ve bayağı da candan, tam tipik bir Müslüman, bir Anadolu delikanlısı, bir Anadolu efendisi. Ömer de öyle maşaAllah çok çok efendi, mütevazi ve mazlum. Ben bu insanlara gözü dönmüş saldıranlara hayretle bakıyorum. Candan gayret ediyor bu çocuklar. Ne yapsınlar yani, nedir bunların suçu da bu kadar kendini kaybedecek, bağıracak, sert eleştirileri hak edecek şeyler yapıyor bu çocuklar? Tertemiz insanlar. Şefkatle yaklaşmak lazım. Ayrıca mütevazi ve mazlumlar da haddini bilen insanlar. Bir sevgi eksikliği var. Kuran’ın bizi yönlendirdiği en önemli şeylerden biri de sevgi, şefkat, merhamet ve affediciliktir. Şefkatle yaklaşmak lazım. İyi niyetleri ortada. O çocukcağıza mesela Ömer Çelakıl’a geçenlerde, epey oluyor, ajanlık falan ona benzer... Mazlum, tertemiz çocuk. Bir de dünya hırsı da yok. Açık açık görülüyor. Çocuk ne yapsın ajanlığı, şunu, bunu? Kişiyi nasıl görürsün derler, kendim gibi derler ya. İnsaf artık yani bu kadar sert yorumlar, bu kadar sert konuşmalar Müslümana yakışmıyor. Çok çok ayıp yapıyor kim yapıyorsa.

MUHABİR: Peki efendim Mehdi döneminde Kuran-ı Kerim’deki... Biz de çünkü birçok sohbetimizde karşımıza rakamlar çıkıyor, net tarihler çıkıyor. Mehdi döneminde Kuran-ı Kerim’deki bir bakışta görülemeyen bazı şeyler daha net mi ortaya çıkacak? Daha rahat mı anlaşılacak veya böyle anlatan insanlar daha mı çok olacak?

ADNAN OKTAR: Biraz örnekler vereyim. Mesela aya çıkış tarihi ile ilgili. Kamer, ay suresinin ilk ayetinden Kuran’ın sonuna kadar olan ayet sayısı 1390. İnsanın aya çıktığı hicri tarih de 1390. Mesela bu çok hayret edilecek birşeydir. Ayrıca ebceti de ilginçtir. Mesela kara kelimesinin Kuran’da geçiş sayısı 13, deniz kelimesinin Kuran’da geçiş sayısı 45’dir. Dünya üzerinde karaların denize oranı da 13’e 45’dir. Çok acayip. Ay kelimesinin Kuran’da geçiş sayısı 27, Ayın Dünya etrafında dönüş süresi de gün olarak 27’dir. Kamer, ay suresinin ilk ayetinden Kuran’ın sonuna kadar olan ayet sayısı demin söyledim 1390. İnsanın aya çıktığı hicri tarih de 1390. Yani 1969. El Hadis suresi Kuran’ın 57. suresidir. El hadid kelimesinin arapçadaki sayısal değeri 57’dir. Sadece hadid kelimesinin sayısal değeri 26’dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır. Mesela bu çok hayret edilecek birşey. Arı anlamına gelen Nahl suresi tam 16. suredir, arının kromozom sayısı da 16.

MUHABİR: Ki o dönemde fizik bilimiyle bu tarz bilgilere ulaşılma ihtimali hiç yok.

ADNAN OKTAR: Tabi. Çok acayip bunlar. Mesela başka... Dikkat çeken çok fazla şey var. Bunlardan biraz örnekler verebilirim. Binlerce, onbinlerce var da... Mesela Kuran’da gün kelimesi 365 kere geçiyor. Yani çok acayiptir, gün kelimesi 365 kere. Günler kelimesi 30 kere, 30 kez. Ay kelimesi 12 kez. Yedi gök yedi kere geçiyor. Göklerin yaratılışı yedi kere geçiyor. Ceza 117 kere affetmek 117 kere geçiyor. Bitki 26 kere geçiyor ağaç 2689 yani 26, 26 iki tane 26 olmuş oluyor yani katı olmuş oluyor. Katı mı?... Onu bir daha ki sefere söyleyeceğim, şu an kesin söylemiyorum. De kelimesi 332 kere dediler 332 kere geçiyor. Dünya 115 kere Ahiret 115 kere geçiyor. Şeytan 88 kere melek 88 kere. Hep zıtları biliyorsunuz. İman 25 kere küfür 25 kere geçiyor. Cennet 77 cehennem de 77 kere geçiyor Kuran’da. Zekat 32 kere bereket kelimesi 32 kere. Yaz, sıcak 5 kere kış, soğuk 5 kere geçiyor. Şarap 6 kere sarhoşluk 6 kere geçiyor. Sıkıntı 13 huzur 13 kere geçiyor. Kadın 23 kere geçiyor erkek 23 kere geçiyor.

MUHABİR: Ki insan kromozom sayısı da 46. Kadın ve erkek 23’er kromozom veriyorlar. O da çok ilginç bir tesbit aslında.

ADNAN OKTAR: Çok çok fazla da ben bir kısmını örnek verdim.

MUHABİR: Peki efendim. Yavaş yavaş bitiriyoruz programımızın sonuna geldik yine. Son bir soru iletmek istiyorum size. Bir seyircimiz Halil Çınarlı, Hatay’dan göndermiş size. Diyor ki: “Bugün bir internet sitesinde okudum. Tevrat’ta şifre taraması yapan hahamlar taramada Obama ismine 3 yerde rastlamışlar. Obama ile birlikte yecüc ve mecüc savaşı başlayacağını ileri sürüyorlar. Bu konuda siz neler söyleyebilirsiniz?” diye sormuş seyircimiz.

ADNAN OKTAR: Doğru olabilir. Tevrat’ta gerçekten o tip şifreler var, o tarz şifreler var. Ahir zamana bakan izahlar var. Mesela Tevrat’ta Mehdi çok çok kapsamlı anlatılmış. Çok kapsamlı anlatılıyor. Görünümü de yapacağı işler de faaliyetleri de çok kapsamlı anlatılıyor. Çünkü Tevrat’ın heryeri bozulmuştur diye bir konu yok. Bir kısım yerleri bozulmuştur. Yoksa Tevrat’ta olağanüstü mucize olan, hayret verici hem teknoloji hem bilime hem tarihe bakan birçok izahlar vardır. Bu da onlardan biri Allahu alem. Yecüc mecüc yani terör ve anarşi ve hesaplaşma olacaktır. Mehdi ve Hz. İsa devrinde tabi onlarla bir son hesaplaşma olacaktır. Mehdi ile ilgili kardeşimiz sormuştu ben sevgiyle... Ama Mehdi’nin tabi caydırıcı bir ordusu da olacak. Bütün İslam aleminin orduları onun emrinde olacak. Çünkü ona saygı duyacaklar, çok sevgi duyacaklar, hürmet edecekler. Ama o orduya gerek kalmayacak. Yani caydırıcılık ayrıdır, orduyu kullanmak ayrıdır. Değil mi mesela insan çok güçlü kuvvetlidir, mesela çok zayıf bir insan vardır. Ama o zayıf insan gelip ona kafa tutmaz, aşırı güçlü olduğu için. Bunun gibi.

MUHABİR: Peki efendim. Çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki hafta eksik kalanlarla diyeceğim ama hep eksik kalıyor sohbet.

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.

MUHABİR: Umarım daha fazla konuya cevap verebiliriz önümüzdeki hafta.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Allah nasip ederse inşaAllah.

MUHABİR: Efendim bu hafta da Labirent’in sonuna geldik. Sizler program içinde de söylediğim gibi ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine sorularınızı iletmeye devam edebilirsiniz. Hem programımızın tekrarını hem de diğer röportajları www.harunyahya.tv internet adresinden de rahatlıkla izleyebilirsiniz. Önümüzdeki hafta tekrar buluşmak umuduyla iyi akşamlar diliyoruz.

24 Şubat 2009



  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)  (DOC) 46 KByte
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)  (FLV) -
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace!  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (December 26, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY SUUD1 TV (April 23, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY THE GULF TODAY (UAE) (November 2, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY VATAN TV (Istanbul, December 20, 2007) (English) 
LA ENTREVISTA DE ADNAN OKTAR EN LA RADIO NACIONAL DE COLOMBIA (25 Septiembre 2009) (Español) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON JAMES ALLEN SHOW (October 24, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RTBF (BELGIUM) (March 26, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY GLOBAL POST - USA (October, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (UK) (September 9, 2009) (English) 
حوار مع السيد عدنان أوقطار ، القدس، 17 نوفمبر 2008. (Arabic) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HABERDEM (KONYA) (September 24, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO DAWN (UK) (September 30, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY COLOMBIA STATE RADIO (September 25, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TV REPORTAJI (11 İyun 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HILAL TV (Istanbul - December 3, 2007) (English) 
INTERVIEW D'ADNAN OKTAR AVEC ARTE TV (FRANCE-ALLEMAGNE) LE 4 NOVEMBRE 2009 (Français) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TREND XƏBƏR AGENTLİYİ REPORTAJI (1 Noyabr 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ERIC MICHAEL JOHNSON OF SKEPTIC MAGAZINE (June 2, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDON) (September 1, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 5.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AYNA GAZETESİ RÖPORTAJI (8 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ABDULLAH ÖZDOĞAN RÖPORTAJI (2 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN GOLOS GAZETESİ (KIRIM) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN IANS (INDO ASIAN HABER SERVİSİ) RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON GÖRÜŞMESİ (13 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) RÖPORTAJI (29 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRISH TIMES RÖPORTAJI (8 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV RÖPORTAJI (2 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN KARACHI ÜNİVERSİTESİ (PAKİSTAN) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ VİDEO KONFERANSI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KIBRIS POSTASI RÖPORTAJI (23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ART TV (UŞAK) RÖPORTAJI (19 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BÜYÜKHABER RÖPORTAJI (12 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ABU DHABI TV RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AFGANİSTAN AYNA RÖPORTAJI (12 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (7 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN İHA RÖPORTAJI (6 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -1- (30 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN PRESS TV (İRAN) İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ (28 Eylül 2007) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAGBLADET INFORMATION (DANİMARKA) RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN CRT TV (ADANA) RÖPORTAJI (30 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN JOEL RICHARDSON RÖPORTAJI (22 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN IĞDIR TV RÖPORTAJI (28 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 6.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 1.Bölüm (11 Mart 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ODA TV RÖPORTAJI (25 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (22 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Kasım 2009)  
 Web Siteleri
Kardeş Ülke İran  
 Makaleler
İRAN, PRESS TV İNTERNET SİTESİ, 23 TEMMUZ 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN MEHDİ GHOLIZADEH'NİN SORULARINA CEVAPLARI ABD, PINE RIVER, 28 AĞUSTOS 2008
ABD, THE MUSLIM OBSERVER, SAYIN ADNAN OKTAR'IN ADIL JAMES'IN SORULARINA CEVAPLARI, 23 ŞUBAT 2009 DNEVNİK GAZETESİ, BULGARİSTAN, 20 KASIM 2008
ERMENİSTAN, ARM INFO BAĞIMSIZ HABER AJANSI, 9 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARAM GAREGİNYAN'IN SORULARINA CEVAPLARI ERMENİSTAN, CAPITAL DAILY, 9 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KAREN HARUTYUNYAN'IN SORULARINA CEVAPLARI
SUUDİ ARABİSTAN, ARAB NEWS, SAYIN ADNAN OKTAR'IN P.K. ABDUL GHAFOUR'UN SORULARINA CEVAPLARI, 10 OCAK 2009 KANADA, SAYIN ADNAN OKTAR'IN DENYSE O'LEARY'NİN SORULARINA CEVAPLARI, 2 MART 2009
İRAN, DANESHMAND DERGİSİ, 29 MART 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KOUROSH ZİABARİ'NİN SORULARINA CEVAPLARI ERMENİSTAN, ARM TV, 10 EYLÜL 2008
SAYIN ADNAN OKTAR'IN EDWARD CAMPBELL'İN SORULARINA CEVAPLARI, 12 ŞUBAT 2009 İNGİLTERE, 17 ŞUBAT 2009, SN. ADNAN OKTAR'IN İNGİLTERE İSLAMİ PARTİNİN KURUCUSU SAHIB MUSTAQIM BLEHER'İN SORULARINA CEVAPLARI
HÜRRİYET DAILY NEWS, SAYIN ADNAN OKTAR'IN SEVİM SONGÜN'ÜN SORULARINA CEVAPLARI, 20 ŞUBAT 2009 21 KASIM 2008, COUNTERKNOWLEDGE.COM
İNGİLTERE, INDEPENDENT, 21 EYLÜL 2008 İNGİLTERE, REUTERS, SN. ADNAN OKTAR'IN TOM HENEGHAN'IN SORULARINA CEVAPLARI (21 MAYIS 2008)
İRAN, TEHRAN TIMES VE MEHR HABER AJANSI, SAYIN ADNAN OKTAR'IN KOUROSH ZIABARI'NİN SORULARINA CEVAPLARI, 23 OCAK 2009 İSRAİL, YNET, 17 TEMMUZ 2008, AVITAL LAHAV
KUVEYT, KUVEYT HABER AJANSI (KUNA), 25 NİSAN 2008 İRAN, KAYHAN GAZETESİ, 20 AĞUSTOS 2008
RUSYA, İNGİLİZCE PRAVDA, 19 EYLÜL 2008 İTALYA, QUOTIDIANO NAZIONALE, 2 NİSAN 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN LUCA BOLOGNINI'NİN SORULARINA CEVAPLARI
İRAN, MEHR HABER AJANSI, 20 OCAK 2009 DANİMARKA, EKSTRA BLADET, 4 MART 2009 - SAYIN ADNAN OKTAR'IN THOMAS HARDER'IN SORULARINA CEVAPLARI
İSRAİL, NOVOSTI NEDELI (HAFTANIN HABERLERİ), 28 AĞUSTOS 2008 ABD, JOEL RICHARDSON'IN AHİRZAMAN VE HAZRETİ MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ SORULARINA SAYIN ADNAN OKTAR'IN CEVAPLARI, 10 OCAK 2009
İSVİÇRE, INTERNATIONAL RELATIONS AND SECURITY NETWORK (ISN), SAYIN ADNAN OKTAR'IN DORIAN L. JONES'UN SORULARINA CEVAPLARI, 1 MART 2008 SAYIN ADNAN OKTAR'IN SON RÖPORTAJLARI
SAYIN ADNAN OKTAR'IN SON RÖPORTAJLARI ADNAN OKTAR'IN HABER TÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ağustos 2009)
ABD, THE BOSTON GLOBE, 9 KASIM 2009, SAYIN ADNAN OKTAR'IN DRAKE BENNET'IN SORULARINA CEVAPLARI SAYIN ADNAN OKTAR VE HAHAM MENACHEM FROMAN İLE CANLI YAYINDA SOHBET (Kanal Urfa TV, Adıyaman TV ve Kral Karadeniz TV, 10 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI, ABD (26 Ekim 2009)
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ABDULLAH ÖZDOĞAN RÖPORTAJI (2 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABU DHABI TV RÖPORTAJI (19 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AFGANİSTAN AYNA RÖPORTAJI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)