Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
MUHABİR: Ekin Tv ekranlarından herkese hayırlı akşamlar. Bugünkü konuğumuz kitapları ve araştırmalarıyla tanınan, eserdeki ismiyle Harun Yahya yani Sayın Adnan Oktar. Sayın Oktar, programımıza tekrar hoş geldiniz.
 
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Teşekkür ederim.
 
MUHABİR: Nasılsınız efendim iyi misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, sizler de iyisiniz İnşaAllah
 
MUHABİR: Bizler de iyiyiz teşekkürler. Şimdi şöyle bir hatırlatma yapalım hemen, ilerleyen dakikalarda, aklınıza takılan konularla ilgili sorularınız olursa ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden bizlere soruları iletebilirsiniz. Bizleri yeni izleyen izleyicilerimiz için, Adnan Oktar kimdir efendim?
 
ADNAN OKTAR: Klasik oldu biraz ama 02.02.1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi yine Ankara’da yaptım. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisine geldim 1979 yılında, 83’e kadar orada okudum. 83’te de İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne geçtim ve sonra da anarşi, terör nedeniyle okuyamadım. Kitap çalışmalarına başladım, cd çalışmalarına başladım. Makaleler ve gördüğünüz bu çalışmalar.
 
MUHABİR: Çok güzel eserleriniz var gerçekten bir çoğuna vakıf olduk. Hemen dinleyicilerimizin bazı soruları var daha önceden de bizlere iletilmiş olanlar. Gaziosmanpaşa’dan Selma Hanım iletmiş, dinimizde kapanmak farz mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Yani, Hanefi mezhebi, Şafi, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre tabi ki farzdır evet.
 
MUHABİR: Peki başka dinlerde örtünme var mıdır? Sadece bizim dinimizde mi?
 
ADNAN OKTAR: Musevilikte de vardır. Hıristiyanlıkta da vardır. Yani, her iki dinde de vardır. Biliyorsunuz Hıristiyan rahibeler kapanırlar, tamamen kapanırlar hatta, Musevilerde de aynı şekildedir. Musevi hanımlar kapanırlar.
 
MUHABİR: Peki Nur Suresi’nin 31. ayetinde “gizledikleri süslerin bilinmemesi için, ayaklarını yere vurmasınlar” deniyor. Bunu biraz bize açar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: O devirde kadınlar daha şirkten yeni kurtuldukları için ve eski ahlaklarından tam kurtulamadıkları için, bazı tavırları eskiye benziyordu. Muhtemelen kendilerini göstermek için bazı teknikler, bazı yöntemler kullanıyorlardı, kadınsı özelliklerini daha çok ön plana çıkaracak bazı tavırlar yapıyorlardı, herhalde bunlar biraz gayri ahlaki görünümlü tavırlardı, bunları engellemek için, Kuran’ın bir uyarısı o, böylece o engellenmiş oluyor.
 
MUHABİR: Peki dinle ilgili bazı kimselerin akıllarında şöyle şeyler var. Allah’ın affı sonsuzdur, bizi affeder söylemiyle ibadet etmiyorlar. Peki bu tip kimseler acaba cehenneme direkt olarak gider mi yoksa?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki Allah samimiyeti esas alıyor. Eğer kişi samimiyse ve Allah Katında onun samimiyeti de çok açıksa umulur Allah’tan affetmesi umulur ama tabi samimi bir insanın da Kuran’ın emirlerine titiz olması gerekir.
 
MUHABİR: Peki yine Gaziosmanpaşa’dan Selma Hanım’ın bir sorusu, günümüzde de çok popüler olarak soruluyor. Dinde örtünme varsa, günümüzde modern kapalılık olarak adlandırılan makyaj ve vücut hatlarını saran kapanma şekli Kuran’daki örtünme biçimi midir?
 
ADNAN OKTAR: Aslında kapanmayı kadınlara bırakmak lazım, yani onların kendi zevkine göre, onların kendi beğendiği şekle göre yapmaları gerekir. Yani, kadınlar aklı başında, nezih varlıklardır. Kendilerine en iyi giden, en yakışan, en temiz olanı onlar belirlerler. En güzeli yine onların zevkine ve takdirine bırakmak.
 
MUHABİR: Peki bir diğer konu, subliminal olarak adlandırılan bilinçaltına yerleştirme olaylarında, gerek şarkılar gerek filmler özellikle de çocuklar için yapılan çizgi filmler, sizce kullanılıyor mu günümüzde?
 
ADNAN OKTAR: Tabi kullanılıyor ama bu kültür düzeyi düşük, iradesi zayıf böyle dengesi her an bozulmaya hazır insanlar için etkili olur. Yoksa kişiliği karakteri oturmuş, kültürlü, aklı başında, inancı sağlam bir insan için, böyle bilinçaltı kurgulamak, bunlar bu tip şeyler olmaz tabi hiçbir etkisi olmaz.
 
MUHABİR: Peki çocuklarımızı bunlardan nasıl koruyabiliriz, nasıl ayırt edebiliriz?
 
ADNAN OKTAR: Çocuklara normal din eğitimi verilmesi, Allah sevgisi, Allah korkusu, Kuran’ın güzelliklerinin anlatılması ki Kuran baştan başa bir güzellik hazinesidir. Çocukların çok sağlıklı, dengeli ve tutarlı olmalarını sağlar. Dolayısıyla da hiçbir şeyden etkilenmezler.
 
MUHABİR: Genellikle bu gibi filmlerde, en çok kullanılan isimlerden biri, adlandırılan isimlerden bir tanesi de doğa anadır. Doğa ana dinimizde var mıdır? Böyle bir kelime, böyle bir tasvir?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki Darwinistlerin üslubuna benziyor biraz, doğa baba, doğa ana, böyle bir şey olmaz tabi, yani Allah’ın yarattığı bir sistem var. Bu çok açık görülüyor. Doğa anayı da Allah yaratır, yani eğer öyle birinin varlığına kani iseler, her şeyi yaratan bir güç vardır. O da Allah’tır.
 
MUHABİR: Peki Şamanizm nedir?
 
ADNAN OKTAR: Eski Türklerin doğaya tapınma dinleri, yani işte taşlara, ağaçlara, bazen dağa yani, genellikle de hayvanlara tapınma şeklinde dinleri. İlkel bir din tabi, yani biraz Afrika dinlerini andıran bir din. Pek kaale alınacak bir şey değil, çünkü aklı başında bir adam zaten Şamanist olmaz, çok komiktir yani, Şaman dininin törenleri de çok komiktir. Uygulamaları ve inançları da çok komiktir ve çok mantıksızdır, ilkeldir. Dolayısıyla böyle bir risk olmadığı için, ilginç bir bilgi olarak belki insanların bilmesinde fayda olabilir ama bir risk oluşturmaz.
 
 
 
MUHABİR: Peki dinimizde şeriat nedir?
 
ADNAN OKTAR: Şeriat Kurandır. Kuran’ın bütünü.
 
MUHABİR: Şeriattan sizce korkulması gerekiyor mu? Kimler korkması gerekir şeriattan?
 
ADNAN OKTAR: Şeriat demek sevgi, şefkat, merhamet, kardeşlik, muhabbet, dostluk, Allah korkusu, Allah sevgisi, fakirlere iyilik yapmak, insanları affetmek, koruyup kollamak budur şeriat.
 
MUHABİR: Peki Kuran’ı sizce Türkçe mi Arapça mı okumamız lazım?
 
ADNAN OKTAR: Arapça tabi çok heyecan verici, çok muazzam bir ahengi ve çok etkileyici bir ruhu var. Ama anlamayız, sadece onun güzel ahengini tatmış oluruz. Ama asıl olan Türkçedir yani Türkçe bilen başka dil bilmeyen, Arapça bilmeyen bir insan için, Türkçe olması gerektiği çok açıktır, yani çünkü Kuran’ın asıl amacı anlaşılmasıdır. Anlaşılsın diye indirmiş Allah Kuran’ı bize, anlamadıktan sonra, Arapçasının olmayacağı açık belli.
 
MUHABİR: Din sizce nedir?
 
ADNAN OKTAR: Din Allah’ın rızasını kazanmamız için bize göstertilen yol. Biz çünkü buraya Allah’ın rızasını kazanmaya geliyoruz. Allah’a kul olmaya geliyoruz. Allah’ın rızasını bize gösteren yoldur. Fakat hem dünyada hem de ahirette mutlu olmamızı sağlayan sistemdir. Yani, ruhen ve bedenen sağlıklı olmamızı, toplumunda ruhen ve bedenen sağlıklı olmasını sağlayan bir nur, ışıktır.
 
MUHABİR: Bir diğer dinleyicimizin sorusu, Serdar Bey sormuş, şeytanla Masonlarla, evrim teorisiyle çok mükemmel bir bağlantı kurarak evrim teorisini tarihte farklı şekillerde var olduğunu ortaya çıkardınız. Bu bağlantıyı ilk nasıl oldu fark ettiniz?
 
ADNAN OKTAR: Araştırıyoruz, arkadaşlarımız da hep araştırıyorlar, ben değilim 30 kişilik bir araştırma ekibimiz var. Birçok ilkel dinde biz bunu gördük, hem Sümerler’de, hem eski Mısır’da fakat başka ilkel dinlerde de var bu, yani çamurdan tesadüfen insanların var olması inancı veyahut belirli bir su birikintisinde insanların öyle oluştuğu, veyahut belirli bir ağacın dallarından insanların, canlıların oluştuğu böyle ilkel inançlar var. Ama tabi asıl olan Firavun’un bunu savunuyor olması çok vurucu ve çok hayret verici ve eski Sümerlerden gelen bu dinin hiç değişmemiş olması şaşırtıcıdır. Hiç değişmemiştir.
 
MUHABİR: Bugüne kadar değişmedi.
 
ADNAN OKTAR: Tabi aynısı Darwinizmin.
 
MUHABİR: Peki cennette sunulan şarap nasıl olabilir? Nasıl bir şeydir?
 
ADNAN OKTAR: Baş döndürmeyen, rahatsızlık vermeyen, insanlara içiminde şiddetli zevk veren, kokusu, tadı, görünümü, her şeyiyle, etkisiyle, mükemmel bir içecek.
 
MUHABİR: Abdülkerim Bey sormuş, günümüzde çok popüler olan sorulardan biri, banka faizinin eski tefecilikten farklı olduğu iddia ediliyor Hocam, onun da haram olduğunu nasıl anlatabilirsiniz yani nasıl anlayabiliriz haram mı, değil mi?
 
ADNAN OKTAR: Şu an zaten, sistemi Allah çökertti dünya çapında, herkes faizden mecburen vazgeçti, yani anlatmamıza gerek kalmadı. Vazgeçiyorlar da, vazgeçecekler de, mecburen bu sistem, çünkü ahir zamanda oluşan bu ekonomik kriz, Mehdi devrinin büyük bir mucizesidir. Mehdi devrinin büyük bir harikasıdır. Ve bütün banka sistemlerini, yani faize dayalı banka sistemlerini tamamen yıkıp devirecektir. Bir tek Türk-İslam aleminde bir birlik beraberlik, sağlık, sıhhat ve ekonomik güç kalacak, onun dışında hepsi devrilip yıkılacak onu söyleyeyim.
 
MUHABİR: Peki şu anda nakiti olan yada, paraya yön vermek isteyen insanlar ne yapması gerekiyor sizce Hocam?
 
ADNAN OKTAR: Faizsiz bankacılık var bildiğim kadarıyla Türkiye’de, yurtdışında da var. Zaten yurtdışında da Amerika’da, İngiltere’de de devlet resmi olarak faizsiz bankacılığa dönüştüler ve dönüyorlar, İslami bankacılık tabir edilen, faizsiz bankacılık model olarak kabul edildi, süratle dünyada o uygulanmaya başlandı şu anda.
 
MUHABİR: Çanakkale’den Asım Bey sormuş. Hocam burada bir imtihan dünyasında yaşıyoruz. Sonra ölümle ahirete gideceğiz, bizi ahirette neler bekliyor Hocam?
 
ADNAN OKTAR: Ahirette... ilk ölürken zaten insan anlar, eğer canını almaya geldiklerinde güler yüzle ve sevgiyle almaya geldilerse ve ruhu da ferahlık ve rahatlık içinde çıktıysa, selamla ve saygıyla yaklaştılarsa cennete gidecektir demektir insan. Ama sırtına vurarak, işkence ve acıyla canı alınıyorsa yani dikenli bir çalı içinden çıkıyor gibi ruhu alınıyorsa, onun durumu vahim tabi, cehenneme gidecek demektir.
 
MUHABİR: Sabahattin Uygur’un Erzurum’dan sorusu, hocam sizi röportajlarınızdan takip etmeye çalışıyorum. Anlattıklarınız çok hoşuma gidiyor. Hocam doğruyu veya yanlışı nasıl anlarım, bazen içimden bir ses bana şunu yap, bunu yapma diyor. Doğruyu nasıl bulabilirim Hocam?
 
ADNAN OKTAR: Çok samimi olunduğunda, vicdan denen bir güç vardır. Vicdan Allah’ın insanlara hitabıdır. Her insanın içinde Allah insanlara hitap eder vicdan denen bir sistemle, doğruyu yanlışı her seferinde Allah insanlara bildirir. Bunun uygulanabilmesi için kulun son derece, sonuna kadar samimi olması gerekiyor. Son derece samimi olduğunda Allah ona sürekli ilham eder, buna vicdan deniyor. Doğruyu bilir insan, ama bazen işine gelmediği için, Allah’ın ona ilham ettiği doğruyu kullanmaz yapmaz, onun yerine mantıkla yeni bir fikir geliştirir o da şeytani olur, onunla da başı belaya girer, onunla kar edeceğini, kurtulacağını zanneder, başı belaya girmiş olur. Halbuki vicdanlı kararlar genellikle insanlara zor ve çetin görünür yani çıkarlarıyla çatışıyor gibi görünür. Vicdanlı olan kararların tercih edilmesi lazım, mantıklı olan kararlar da çok karlı ve kazançlı görünür insana fakat içine girdiğinde, başı insanın belaya girer, kirle karşılaşır insan, boşlukla karşılaşır, kayıpla karşılaşır, hüsranla karşılaşır. Öbüründe hem kazanç, hem mutluluk, hem sevinçle karşılaşır. Ama başlangıçta bir kayıp görünümü olur. Kaybı da olur ama o kayıp ona büyük bir kazanç olarak geri döner.
 
MUHABİR: Peki Hocam, neden nefisle yaratıldık?
 
ADNAN OKTAR: Başka türlü imtihan olmayız, yani nefis bizim ruhumuzdaki zıtlıktır. Nefisler -şeytandan Allah’a sığınırım- Allah’a düşman yaratıldı, diyor. Allah’a düşman yaratılmış bir güçtür nefis, heva ve hevesini Tanrı edineni gördün mü diyor Allah, heva ve hevesini, yani nefsini insanlar Tanrı haline getiriyorlar. Ya Allah’a sığınır, Allah’tan yana tavır koyar insanlar, veyahut nefsinden yana tavır koyar. İşte nefisten yana tavır koyarken mantık kullanılıyor. Allah’tan yana tavır koyulurken de vicdan, akıl ve samimiyet kullanılır.
 
MUHABİR: Hemen bir diğer soruya geçiyoruz, Hasan Bey sormuş, hocam kıyamet nasıl olacak, insanların hepsi kıyameti görecek mi? Hesap günü diye bir şey var mı? Kıyametin başladığını nasıl anlarız? Birçok sorudan bir tanesi daha; kıyamette tüm her şey yok olacak mı?
 
ADNAN OKTAR: Kıyamette ilk alamet Mehdi’nin zuhurudur. Mehdi çıktıysa, çok yakın demektir artık, en fazla birkaç yüz sene demektir. Son noktadır zaten Mehdi’nin çıkışı. Hz. İsa’nın nuzulü de ikinci büyük alamettir ki, Kuran’da buna açıkça işaret edilmiştir. O kıyamet için bir alamettir diyor Hz. İsa için. Hiçbir peygamber için dememiştir, sadece Hz. İsa’nın nuzulü için o kıyamet için bir alamettir demiştir. O zuhur ettiğinde zaten peşpeşe diğer alametler de oluşacak, kıyamet oluştuğunda dünya tamamen dağılacak, dümdüz yapacak Allah, bir düzlük yani ova gibi bir düzlük meydana gelecek. Dağların, bütün yüksek yerlerin hepsinin çöktüğünü göreceksiniz diyor Allah, tamamı çökecektir. İlk başlangıçtaki durum ama tabi facia tarzındadır. Çok şiddetli yani şiddeti en yüksek depremler olacaktır. Denizden, her yerden mağma çıkacaktır. Denizlerin yandığını göreceksin diyor Allah, her yerden sıcak sular, mağmalar fışkıracaktır. Bu depremler neticesinde, yeryüzü tamamen düzlenecektir ve dağılacaktır.
 
MUHABİR: Peki daha önce yaşadığımız depremler, alametlerden bir tanesi miydi?
 
ADNAN OKTAR: Depremlerin sıklaşması, Mehdi’nin çıkış alametidir. Ama rivayette Mehdi’nin olduğu yerde de deprem olmaz diyor Peygamber Efendimiz. Mehdi’nin bir harikasıdır bu.
 
MUHABİR: Bir diğer soru, Kasım Saraylı sormuş, hocam Kuran’da okuyup merak ettiğim bir konuyu sormak istiyorum. Musa (a.s) ile Hızır (a.s) kıssasında Hz. Musa’nın, yanındaki genç yardımcısına, balığı unuttuğunu söylediğinden bahsediyor. Bu balığın anlamı ve hikmeti nedir?
 
ADNAN OKTAR: Balık, normal bir balık olmadığı anlaşılıyor, bir olağanüstülük var. O zaten, olağanüstülük onun dikkatini çekiyor Hz. Musa’nın, çünkü balık normalde kaçmaması gerekir. Yani, canlanıp kaçmaması gerekiyor, bir harikalık olduğunu anlıyor, insanların bu tip harikalıklarda, onda bir hikmet ve hayır görmesine işaret ediyor Kuran. Mesela bazen bir olay olacaktır bir harikalık olur, biz anlarız ki o olayın olmaması gerekiyor ve vazgeçeriz, işarettir bu. Hz. Musa onu bir işaret olarak görmüştür ve geri dönmüştür. İzlerinin üzerinde geri döndüler diyor. Döndüklerinde, ”Katımızdan bir rahmet bir ilim verilmiş bir kişi” tabir ettiği Cenab-ı Allah’ın Hızır’dır o, bu kişi ile Hz. Musa’yı karşılaştırıyor.
 
MUHABİR: Peki Hızır (a.s) şu anda hala var mı?
 
ADNAN OKTAR: Hızır tabi şu an görevde, Hz. İsa ile buluşacak, Hz. Mehdi ile görüşecek. Kıyamete yakın bir devirde de görevi bitiyor, göğe geri çekilecek. İstediği zaman zamanın içine giren, istediği zaman zamandan çıkabilen, istediği an madde olan, istediği anda ruh görünümünde olan bir varlık.
 
MUHABİR:  Zuhal Hanım’ın bir sorusu. Selamlar Hocam.
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
 
MUHABİR: Sizin gibi Kuran’ı yorumlayan görmemiştim daha önce diyor. Bu okumuş olduğumuz Kuran’ı Türkçesinden okursak, Arapçasından okumuş kadar sevap alır mıyız?
 
ADNAN OKTAR: Tabiî ki alırız.
 
MUHABİR: Turgay Bey sormuş, günlük hayatımızda dinimizin gereği bazı davranışlar yaptığımızda, “hangi asırda yaşıyoruz, bunlar eskide kaldı, sosyal olun” gibi tepkiler alıyoruz. Bunlara nasıl cevap vermeliyiz?
 
ADNAN OKTAR: Hiç acele etmesinler, onlar ahirette onun cevabını kendileri verecekler. Yani, nasıl olmaları gerektiğini onlar orada kendileri açıklayacaklar.
 
MUHABİR: Ali Bey’in bir diğer sorusu, Sayın Hocam çok merak ediyorum, Allah cenneti nasip ederse, peygamberlerle görüşme imkanımız olabilecek mi? O mübarek şahıslarla sohbet edebilecek miyiz? Saygılar.
 
ADNAN OKTAR: Tabi bütün evliyalar, peygamberler, zaten cennetin güzelliklerinden bir tanesidir o ve daha tanımadığımız bir çok peygamberle de görüşeceğiz, yani ismi Kuran’da geçmeyen bir çok peygamber vardır. Onların kendi devirlerinde neler yaptıklarını, onlardan öğreneceğiz. Onlar da anlatacaklar, kare kare, televizyondan seyreder gibi bütün olayları bize gösterip anlatacaklar İnşaAllah.
 
MUHABİR: Peki şöyle bir daha doğrusu konuşulan bir şey var. Cennette iki yüzlülük diye bir şey olacak mı?
 
ADNAN OKTAR: Cennette mecburen güzel ahlak vardır. Zaten Cenab-ı Allah -şeytandan Allah’a sığınırım- Ey mutmain olmuş nefis diyor, yani dengelenmiş, makul ve normal hale gelmiş nefis, sen Allah’tan razı olarak, Allah da senden razı olarak, cennetime gir, salih kullarım arasına karış diyor. Biz mutmain olarak gideceğiz zaten cennete, gittiğimizde yani içimizde eğer bir kin varsa onu alacağını Allah ayette belirtiyor. İçlerinden diyor, kinden ne varsa diyor almışızdır diyor Allah ayette mealen, -şeytandan Allah’a sığınırım- yani biz kin ve öfke ve nefret gibi hisleri bilmeyeceğiz, ayrıca onun da şartları da olmayacak orada yani onun ortamı da olmayacak, onu gerektirecek bir olay da olmayacak, fakat ayrıca içimizde de fıtraten öyle bir his olmayacak.
 
MUHABİR: Peki farklı cennetler var mı?
 
ADNAN OKTAR: Aslında farklı cennetlerden bahsediyor, mesela, Adnen cenneti vardır, Firdevs cenneti vardır, fakat cennetin bölümleri olabilir bunlar, çünkü herkes aynı cennette olacak, aynı ortamda olacak, fakat farklı zevkler alınacak, mesela bir çiçekten, bir kadından, bir yiyecekten, bir insan kendi iç gücüne göre, kendi iman gücüne göre, Allah’ın onda yarattığı güce göre, farklı zevk alacak, fakat kişiler bunu bilmeyecekler, yani birbirlerinin farklı zevk aldıklarını bilmeyecekler, aynı zevki aldıklarını zannedecekler.
 
MUHABİR: Peki çok günahkar biri ilk olarak cehenneme gittiğinde sonra tekrar cennete girebilecek mi?
 
ADNAN OKTAR: Evet, Sünni inançta vardır bu, ehli sünnette de, Şiilikte de vardır, Sünnilikte de vardır bu şekildedir.
 
MUHABİR: Peki diğer dinlerde?
 
ADNAN OKTAR: Diğer dinlerde, Musevilikte zaten ahiret inancı biraz fludur. Biz gerçi açıkladık, Tevrat’ın içinde gizlenmiş ahiret inancını açıkça vurguladık ve gösterdik, çok aleni olarak var ama onlar biraz anlamazdan geliyorlar. Hıristiyanlıkta var, ama mühim olan tabi ki İslam’ın bu konudaki görüşüdür. İslam’ın bu konudaki görüşüne göre, mümin kişiler cehennemde cezalarını çektikten sonra, yeniden bir kısmı cennete alınacaklardır.
 
MUHABİR: Peki Aslı Tarhan’ın sorusu Gaziosmanpaşa’dan, Muhterem Hocam, ayet-i kerime de Cenab-ı Allah mescitleri temiz tutunuz diyor. Ama bazen camileri pek temiz bulmuyoruz. Pis kokulu olduğunu görüyoruz. Bunun gibi şeylerde ne yapmamız gerekiyor? Ne tavsiye edersiniz?
 
ADNAN OKTAR: Camiye gelip, bir efendim, herhalde, arkadaşlarıyla gelebilir, tek başına değil, bir hayır olarak, bir güzellik olarak, tepeden tırnağa şöyle bir camiyi temizleyebilirler, en güzeli o olur. Çünkü sırf tavsiye ile olmaz. Benim çocukluğumda öyleydi. Komşular toplanırdı, komşu hanımlar, gelirlerdi camiye, boydan boya her yeri temizlerlerdi ve çok güzel bir hayır olurdu o, bayanlar bazen gün yapıyorlar, o günde kararlaştırılıp, hatta bir mahalle dolusu bayan, gelip bütün camiyi boydan boya temizleseler, çok büyük bir hayır olur. Çok büyük sevap olur, çok güzel olur.
 
MUHABİR: Çocuklarımızı Kuran kursuna göndermeli miyiz? diye bir soru var.
 
ADNAN OKTAR: Tabi çok iyi olur, çocukların Kuran’ı okumayı bilmeleri çok güzel bir şey.
 
MUHABİR: Yusuf Turan’ın sorusu Küçükyalı’dan, Sayın Hocam, insanlar sanki üzülmek için yaşıyorlar, sıkıntıları olmasa da olayları abartarak birbirlerine anlatıyorlar ve bundan sanki zevk alıyorlar gibi bir görüntü sezinliyorum. Neden güzel şeylerden bahsetmek varken, insanlar kötü davranıyor ve kötü şeyler söylüyor?
 
ADNAN OKTAR: Ona Kuran’da da işaret ediliyor hatta, şeytandan Allah’a sığınırım, hüznümüz, üzüntümüz bize galip geldi diyorlar ahirette. Niye cehenneme geldiniz dendiğinde, niçin bu duruma düştünüz dendiğinde, hüznümüz, üzüntümüz bize galip geldi diyorlar. İnsanların ruhunda vardır böyle, şeytani özelliktir. Sürekli üzüntüyü arar, neşeyi mutluluğu aramaz, ağırlık, bitkinlik ve üzüntüyü arar. Her şeyin içinde bir üzüntü kaynağı bulmaya çalışır. Her şeyin içinde, bir hayır, güzellik, rahmet araması lazım halbuki Müslümanın, o yüzden, Müslüman her şeyde bir hayır ve güzellik aradığı için dünyası cennet gibi oluyor. Ama Allah’a inanmayanlar da hep hüzün ve azap aradıkları için dünyası cehennem gibi olur.
 
MUHABİR: Makbule Güneş’in sorusu, Selamlar Hocam.
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
 
MUHABİR: Okuyucu mektuplarında size selam veren herkese selam diye cevap veriyorsunuz. Bizim de böyle mi yapmamız gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: Tabiî ki, farzdır selam almak.
 
MUHABİR: Peki peygamberimizin hayatından biraz, birkaç dize bizlere anlatır mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Peygamberimizin çocukluğundaki güzelliği son vefatına kadar üzerinde idi. Hafif burnu, şurası bombeli gibi böyle burnu çekme ve çok güzel burunluydu. Siyah gözlü, geniş omuzluydu. Çok aşırı derecede kuvvetliydi orada yenmediği hiç kimse yoktu yani pehlivandı Peygamber Efendimiz aynı zamanda, Arapçası çok güzeldi, konuşma üslubu çok güzeldi. Saçları ortadan ayrık, omzuna kadar dökülüyor, zaman zaman örüyor saçları, fakat nefis bir güzelliği vardı, Peygamber Efendimizi görenler, ilk görenler şöyle bir nutku tutuluyordu. Hatta konuşma gücünü kaybedenler oluyordu, onların ağzına o güzel mübarek elini sürüp onların konuşma gücünü yeniden onlara iade ediyordu. Allah’ın dilemesiyle öyle bir insandı. Fakat o heybetten iyice çekindikleri için, yani Peygamber Efendimizin karşısında adeta lal oluyordu insanlar, onun için çok şakacıydı Peygamber Efendimiz, yani sürekli espri yapıp, şaka yaparak, onları çözmeye çalışıyordu o heybetinin meydana getirdiği muhteşem görünümü, bazı insanlar ruhlarında bir kasılma bir felç haliyle tadıyorlardı, onu çözmek için öyle yapıyordu Peygamberimiz, Hz. Ali de çok şakacıydı.
 
MUHABİR: Peki bu dönemde mi yaşamak istiyordunuz yoksa size öyle bir imkan verilse, Peygamber Efendimizin döneminde mi yaşamak isterdiniz?
 
ADNAN OKTAR: Allah’ın takdir ettiği dönem en iyi dönemdir. Yani, Allah’ın takdirini daima beğenmek lazım, tabiî ki bu dönem, yani Peygamber Efendimizin döneminde olan da kendi dönemini beğenecek, Hz. Musa döneminde olan da Hz. Musa dönemini beğenecek yani beğenmemek Allah’ın takdirine karşı çıkmak olur. Yakışık almaz. Allah’tan gelen her şey güzeldir. Her şey hayırlıdır. Yarabbi deyip sen en hayırlısını, en güzelini yarattın deyip ondan memnun olacağız. Ama ahirette tabi ilk kucaklaşacağım Resulullah olacaktır tabiî ki İnşaAllah. Allah nasip ederse İnşaAllah.
 
MUHABİR: İnşaAllah. Peki Mehdi (a.s) tam olarak nerede çıkacak?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin çıkış yeri İstanbul’dur. Bu dediğim doğru, çünkü ben İstanbul’da duruyorum, herkes bunu görecek, en fazla 10 yıl içerisinde insanlar Mehdi’yi görecekler ve bütün dediklerimin teker teker doğru olduğunu da görecekler. Kesin, net yüzde yüz bir gerçek bu İnşaAllah.
 
MUHABİR: 10 yıl içerisinde diyorsunuz. Kesin bir tarih İnşaAllah.
 
ADNAN OKTAR: Evet, evet çünkü bütün söylediklerimin tamamı çıktı. Ben bu Mehdi konusunu, mesela ben bu kitabı 86’da yazmıştım zannediyorum. Evet 86’daydı. 1986’da. Benim bu kitabımda yazdıklarımın tamamı çıktı.
 
MUHABİR: Peki Şeyh Arvasi’yi nasıl tanırsınız?
 
ADNAN OKTAR: Abdülhakim Arvasi Hazretleri evet esseyit kendisi Peygamberimizin neslindendir. Çok mübarek, muhterem, tertemiz bir insandı. Değerli bir alimdir, çok büyük alimlerin de hocasıdır, asrımızın büyük alimlerinin de hocasıdır. Allah’ın insanlara bir lütfudur, çok severim kendisini.
 
MUHABİR: Peki ben izlediğim bir videosunda sizi işaret ediyordu, bugünleri anlatıyordu. Onun hakkında neler söylersiniz ve o sizin hocanız mıydı?
 
ADNAN OKTAR: Bir daha söylerseniz.
 
MUHABİR: Şeyh Arvasi Hazretleri sizin hocanız mıydı? Size yol gösteren insanlardan biri miydi?
 
ADNAN OKTAR: Benim hocam Said Nursi Hazretleri’dir. Fakat Arvasi Hazretleri’nin eserlerinden ben istifade ettim. Talebelerinin eserlerinden de istifade ettim, o yönüyle tabi benim için bir ışık kaynağıdır.
 
MUHABİR: Peki Mehdi konusuna geri dönecek olursak, Mehdi’nin son alameti ne olacak?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin son alameti, şehitliktir. Vasıtasında ölecektir diyor, en son alameti odur. Vasıtasındayken ölecek diyor Peygamber Efendimiz.
 
MUHABİR: Savaş esnasında.
 
ADNAN OKTAR: Vasıtasında yani bir araç, bir araç içinde iken en son o şekilde ölecek diyor İnşaAllah. Şehit olacak diyor.
 
MUHABİR: Peki Deccal şu anda yaşıyor mu?
 
ADNAN OKTAR: Deccal evet şu an yaşıyor.
 
MUHABİR: Peki Deccal’in yeri konusunda bir bilgi var mı?
 
ADNAN OKTAR: Kudüs’te bulunuyor benim bildiğim ve Amerika’da. Kudüs ve Amerika arasında gidip gelen birisi.
 
MUHABİR: Tahmin edebiliyor musunuz kimin olduğunu ya da bildiğiniz biri var mı?
 
ADNAN OKTAR: O, öfkelenince ortaya çıkacak diyor Peygamber Efendimiz hadiste, yani çok üstüne gidilecek, çok rahatsız edilecek, çok gündem olacak, ondan sonra ortaya çıkacak.
 
MUHABİR: Peki İsa ile birlikte namaz kılacağı söyleniyor Mehdi Hazretleri’nin, bunun yeri konusunda bir bilgi var mı?
 
ADNAN OKTAR: Muhtemelen, Allahualem ya Kudüs’te, veyahut İstanbul’da.
 
MUHABİR: İkisinden birinde.
 
ADNAN OKTAR: Evet.
 
MUHABİR: Peki İstanbul’a bu söyledikleriniz ışığında bir akın olabilir mi? Mehdi konusunda.
 
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi son ana kadar... ahir zamanda Müslümanların üstünde hemen hemen hepsi değil ama büyük bir çoğunluğunun üstünde bir perde olacak, bir gaflet perdesi olacak. Bunu hadisler söylüyor ve fark edemeyecekler yani son ana kadar fark edemeyecekler. Sonra o gaflet perdesi kalkacak, Allah Hadi ismiyle tecelli edip, muazzam bir uyanma ve muazzam yani galeyan tarzında bir heyecan meydana gelecek, ondan sonra çığ gibi İslam bütün dünyaya yayılıp hakim olacak İnşaAllah.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’yi nasıl tanıyabiliriz, yani gördüğümüzde, baktığımızda?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi normal vicdana sahip bir insan, eğer imanın nuruyla bakarsa -Said Nursi Hazretleri diyor bunu- tanır diyor yani, Allahualem tanıyacaktır. Fakat normalde Mehdi perdelerle örtülmüştür, Allah onu insanların gözünden saklayacak şekilde, talebelerini gözlerinden saklayacak şekilde, çeşitli olaylar meydana getirecek, mesela onları tehlikeli gösterecek, riskli gösterecek, mahsurlu gösterecek, yanlış yolda gösterecek, önemsiz gösterecek hatta onların diyor cenazelerine dahi gitmezler diyor hadiste, yani kadınlar onlarla evlenmez diyor. Onların evleri sırtındadır diyor ve evlerine de gitmez onlar diyor rivayette, evsizler diyor zaten evsizdirler diyor, evleri yoktur onların diyor.
 
MUHABİR: Peki Mehdi (a.s)’a yardım etmek için ne gibi şeyler yapabiliriz?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’ye en güzel yardım, son derece samimi olmaktır. Allah’tan çok korkmaktır. Allah’ı çok sevmektir. Çok iyi Kuran bilgisi bilmektir. Darwinizme ve materyalizme karşı çok güçlü tavır almaktır. Çünkü Deccal’in dinidir Darwinizm. Müslümanların birliği ve beraberliği için çok tavizsiz ve kararlı bir mücadele vermektir. Alevi, Sünni, Bektaşi.. çok büyük bir hainliktir bunları ayırmaya kalkmak, Müslümanları bölmeye çalışmak; buna özen göstermek, özellikle ırk ayrımından da şiddetle kaçınmak hatta ehli kitapla da çok sıkı ittifak etmek, Ermenilerle, Ortodokslarla, Musevi kardeşlerimizle onlarla da çok güçlü bir ittifak halinde olmamız.
 
MUHABİR: Mesajlar aracılığıyla bizlere ulaşan Yaşar Şentürk sormuş Uşak’tan, Hocam bir röportajınızda derin düşünmekten bahsettiniz. Derin düşünmek için çok bilgi sahibi olmak gerekli mi?
 
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır. Mesela Mehdi bir medrese eğitimi almamıştır Said Nursi’nin dediğine göre. Normal bir insan fakat vehbi ilme sahip yani diğer eserlerden diyor, hazır olan eserlerden istifade ederek diyor faaliyetini sürdürecek. Hatta Risalei Nur’u bile diyor, Risali Nur külliyatını da onu da diyor hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek diyor. Mesela, materyalizm ve darwinizm konusunda da hazır olan eserleri diyor, birleştirerek, onlardan istifade ederek hizmet verecek diyor. Vakit ve hal müsaade etmez diyor yani ne vakti ne de hali buna müsaade etmez diyor. Demek ki yani ilim için yani özel olarak gidip medreselerde onlarca, yıllarca eğitim şart değil, Peygamber Efendimiz de, diğer peygamberler de medrese eğitimi almadılar. Vehbi ilme sahipler, Allah onlara ariflik, derinlik ve ledün ilmi veriyordu. Onun için yani böyle illa üniversite eğitimi almış bir insan, birkaç üniversite bitirmiş olan, yurtdışında eğitim almış insan, çok kültürlü, çok akıllıdır anlamına gelmez.. Bunu bu şekilde bilmek lazım, arif olmak, olgun olmak, samimi olmak, Allah’a tam teslim olmak ve bu sebeplerle de Allah’tan hikmet istemek, hikmetli olmak çok önemlidir. Hikmet verilene çok şey verilmiştir Kuran’ın ifadesiyle, yani büyük bir nimet verilmiştir hikmet verilene. Hikmet üstünde çok durmak lazım kısa ve özlü. Mesela görüyorum sabaha kadar konuşuyor bazı insanlar ama boş, hatta tartışıyorlar, insanlar da onları saatlerce dinliyor. Ama incir çekirdeğini doldurmaz, bir türlü konuşma bitmiyor. Televizyonu açıyoruz, kapıyoruz yine aynı adamlar duruyor orada, yani insanlar dikkatini veriyor, ne diyorlar acaba diye yine bir şey çıkmıyor. Onun için hikmet önemlidir, kısa ve özlü net, insanların ruhuna tam hitap eden, samimi izahlar çok önemlidir.
 
MUHABİR: Peki Darwinizm bize empoze edilmeye çalışılıyor mu?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki ama bizim milletimize artık bu gitmez, olacak iş değil, şu an net %90 inanmayanların sayısı ki, o %90 da gittikçe geriye saymaya başladı şu an, çünkü o kadar uydurma bir teori ki yani Şamanizm bile, Şaman düşüncesi bile bunun yanında daha şey böyle, yani bu kadar akılsızca ortaya konmuş bir teori düşünemiyorum. Bu kadar akılsız bir teori, yani düşünün yüz milyon yaratılışı ispat eden fosil var, bir tane aksi olan fosil yok, Darwinizm’i ispat eden tek bir fosil yok, açık açık söylüyorum, bas bas bağırıyorum adamlara diyorum, bana getirin, 10 trilyonu masanın üstüne koyacağım yani ben o fosili alacağım o da paraya alıp gidecek, yok öyle bir şey.
 
MUHABİR: Peki Aysel Hanım’ın bir sorusu, Aysel Kaptan Gaziantep’ten sormuş, dünya hayatında tüm zevkleri tüketenler, diğer dünyada bunlardan nasıl yararlanabilecekler, yani diğer dünyada cennete mi cehenneme mi gidecek?
 
ADNAN OKTAR: Tabi en doğrusunu Allah bilir ama mesela dünyada eğer insanın ruhu böyle çamurlaşmışsa ve pişmişse yani nasırlaşmışsa hiçbir şeyden zevk almaz hale gelir. Mesela, bir güzellik, bir çiçeğin güzelliği, bir meyvenin güzelliği, bir kadının güzelliği onun için teknik güzelliğe dönüşür artık, yani tutkunun derinliği ruhtaki şiddetli haz ortadan kalkar. Bu da çok çok büyük bir beladır, samimi sevgiyle, sevginin arasında çok büyük bir fark vardır. Filmlerde görüyoruz böyle sevgi taklitleri yapıyorlar. İşte falanca falancaya aşık oldu diyor ama ertesi gün sille tokat kavgayla ayrılıyorlar. Bunların hepsi sevgi taklidi, bunların hiçbirisi sevgi değil, bunlar hep çıkara dayalı, oyuna dayalı, taklide dayalı, romantizm taklitli oyunlar, gerçek sevgide derinlik, tutku, Allah aşkı vardır. Ve Allah’ın tecellisi olarak onu insan gördüğü için, ruhunda tarifi mümkün olmayan çok şiddetli bir haz duyar. Ve kişinin gücüyle orantılı olarak, iman ve akıl gücüyle orantılı olarak, bu bazen dayanılmaz dereceye gelebilir yani çok çok şiddetli ruhunu, çok şiddetli sarsan bir zevke dönüşebilir. Biz buna tutku diyoruz. Bunu insanların yaşaması çok çok büyük bir nimettir. Bu ancak, Allah korkusu, Allah sevgisi ile ve samimiyet ve derinlikle elde edilir. Bu olmadığında işte dünyada o sevgisini, tutkusunu, güzelliğini kaybedenlerden Kuran bu şekilde bahsediyor.
 
MUHABİR: Semih Bakırcı sormuş Edirne’den, Hocam Kuran’da müminler kardeştirler diye buyuruyor. Ama çevreme baktığımda insanların birbirine düşman gibi davrandıklarını görüyoruz. Müslümanlar kardeş olmak için, yani birbirleriyle kardeş gibi geçinmek için ne yapmalılar?
 
ADNAN OKTAR: Bu iman zafiyetinden oluyor. İman zafiyeti, enaniyet, gurur ve kibir meydana getirir. Yani insanın kendini beğenmişliğini meydana getirir. İnsan kendini beğendiğinde başkalarını beğenemeyecek hale gelir. Yani, kendi büyüklüğünü ön plana alır. Hatta Allah esirgesin, Allah’ı da beğenmez haşa kendini Allah’tan daha büyük görür. Bazı tipler vardır biliyorsunuz ben olsam haşa cehennemi yaratmazdım, işte cenneti şöyle yapardım. Konuşur böyle münasebetsiz ve akılsızca izahlarda bulunur. Allah’ın yarattığı sistemi kendince böyle şeytanın etkisiyle eleştirmeye kalkar. Ama Müslüman tam teslim olmuştur; Allah’a, derin bir coşku, derin bir sevgiyle Allah’a teslim olmuştur. Her şeyde hayır ve hikmet bulur. Cehennemin niçin geçerli olduğunu ahirette daha güzel görür. Cennetin güzelliklerini ahirette daha güzel görür. Her şeyin hikmetini ve hayrını tam anlamıyla fark eder. İşte biz bunlara hikmet sahibi arif insan diyoruz, derinlik sahibi insan diyoruz. Bu gücü alan insanın insanları sevmemesi mümkün değildir. Mesela ben Alevi kardeşlerime karşı coşkun bir sevgi duyuyorum. Bana geçenlerde birisi yazmış, Alevilere karşı nasıl böyle sevgin olabilir diye yani o senin hayvanlığından işte yani öyle söyleyeyim. Yani hayvan gibi olursa bir insan, ruhunda sevgi olmazsa, muhabbet aşk olmazsa, ne Alevi sevebilir, ne Sünni sevebilir, ne çiçeği sevebilir, ne kuşu sevebilir, hiçbir şeyi sevemez. Allah sevgisi ile dolu olan Allah’ın yarattığı kullara karşı derin bir muhabbet duyar. Özellikle de Allah’ı sevenlere karşı.
 
MUHABİR: Peki bütün dinlerin temeli insan mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki yani Allah’ın rızası için insanlar yaratılır. Allah’a kul olmak için yaratılırlar. O da tabi çok çok büyük bir zevk ve nimettir.
 
MUHABİR: Din aslında bir yaşam kılavuzu mudur?
 
ADNAN OKTAR: Gerçi teşbih olur mu böyle söylemek, mesela biz bir ilaç aldığımızda içinde prospektüsü oluyor. Eğer o prospektüse uygun kullanmazsak zehirleniriz. Az kullanırsak da faydası olmaz, çok kullanırsak zehirlenebiliriz. Din tam doğru olarak nasıl dünyayı kullanacağımızı anlatan bir kılavuzdur. Her şeyiyle, sevginin, dostluğun, kardeşliğin, iyiliğin, güzelliğin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, bilime, sosyal olaylara nasıl bakmamız gerektiğini, hatta kardeşlik bağlarının nasıl olması gerektiğini her şeyi bize din öğretir ve anlatır.
 
MUHABİR: Bir diğer soru İstanbul’dan Aslı Görkem sormuş, iyi akşamlar Hocam.
 
ADNAN OKTAR: İyi akşamlar.
 
MUHABİR: Etrafımdakiler sizin de tavsiye ettiğiniz gibi iman hakikatlerini anlatıyorlar. Ancak Allah’ın kudretini görecekleri yerde, hayvanları çok zeki bulduklarını söylüyorlar. Bunu fark edememeleri bir mucize olmalı diye düşünüyorum. Fark etmeleri için daha başka ne yapabilirim?
 
ADNAN OKTAR: Fark etmeyenler için Allah’a dua etsinler ama acele etmesinler insanın ömrü çok kısadır. Ahirette Allah’ın gücünü herkes anlayacak, onlar da anlayacaklar, bin pişman oluyorlar. Allah’a söylüyorlar, bizi geri gönder Ya Rabbi diyorlar, fakat onlar artık bir daha dönemez diyor Allah ve dönseler de aynı şeyi yaparlar diyor. Mesela arının çok zeki olduğunu söylerler yani arının beyni toplu iğne başı kadar bile değil, fakat gösterdiği akıl, yüzlerce insanın aklından daha çok. Çok muazzam bir akıl ve zeka göstertiyor. Belli ki bir mucize bu, Allah balarısına vahyettiğini söylüyor. Doğrudan Allah’ın kontrolünde olan varlıklardır.
 
MUHABİR: Peki dünyadaki en zeki varlık nedir?
 
ADNAN OKTAR: İnsan tabi ki ama hayvanların gösterdiği zeka, Allah’ın onlarda gösterdiği tecelli birçok insanda bulunmayacak derecede oluyor.
 
MUHABİR: Tüm dünya insan için mi Allah tarafından var edilmiştir?
 
ADNAN OKTAR: Bütün dünya tabi Allah’a kulluk yapmaları için insanlar yaratılmışlardır. Dolayısıyla Allah’a kulluk esastır.
 
MUHABİR: Aslı Hanım’ın bir diğer sorusu, Kuran’da müminler canlardan, mallardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edilecekleri biliniyor. Canlarla sınanmak ne anlama geliyor ve bu mümin mutlaka bunların hepsiyle sınanacak mı?
 
ADNAN OKTAR: Mesela bir insanın babası ölebilir, kardeşi ölebilir, işte şehitlerimiz oluyor. Yahut Filistin’de insanlar ölüyor. İnsanlar yerlere atıyorlar kendilerini bağırıyorlar, çağırıyorlar. Bu çok çok yanlış bir şey, mesela bir çocuk öldüğünde o zaten cennet vildanıdır, ve bu bizim için bir sevinç vesilesidir. Bunun için yerlere yatmak, bağırıp çağırmak Allah’ın takdirine karşı saygıya uygun bir hareket değil, ve çok çok yanlış bir harekettir. Allah bize o insanı verirken bize haşa sormuyor, alırken de bize sormaz. Tamamen Allah’a aittir, Allah verir, Allah alır. Aldığında da hayır vardır, gönderdiğinde de hayır vardır. Gönderdiğinde nasıl hayır varsa, aldığında da hayır olduğunu bilen bir müslüman bunun huzuru içerisinde olacaktır. Mesela şehitlerimize de ben ağlayanların çok yanlış hareket ettiğini düşünüyorum. Şehitlik çok büyük bir şeref ve mertebedir ve hepsi cennete gidiyorlar. Ağlamanın amacı ne ben onu anlayamadım. Cennete gitmelerinden mi rahatsızlar yani böyle bir mertebe almalarından mı rahatsızlar, aile için de bu çok büyük bir şereftir. Müslümana yakışmaz bunlar, bunun bir imtihan olduğunu Allah söylüyor. Kuran da işaret edilen de budur. Mümin bunu bir onur olarak, bir sevinç olarak alması gerekir.
 
MUHABİR: Peki Peygamber Efendimiz bu gibi durumlarda nasıl davranmıştır?
 
ADNAN OKTAR: Sevinç duymuştur sahabeler yani şehit aileleri daima onur duymuşlardır, şeref duymuşlardır, sevinç duymuşlardır.
 
MUHABİR: Bir diğer soru, Sayın Hocam yan komşumun paraya ihtiyacı olduğu zaman ona para veriyorum. Karşılığını da beklemiyorum ama geçen gün bir ayet okudum. Sadakalar kendilerini Allah yoluna adayan fakirler için diye komşum da öyle dini anlamda çok bilgili biri değil bu konuda ne yapmam gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: Ama insanlara genellikle acımak lazım, biz fetret devrindeyiz yani dini bilmiyorlar insanlar, Kuran’ı alacak paraları bile yok. Kuran’ı onlara anlatan hiçbir insan olmamış oluyor genellikle ilk defa duyuyorlar. Bir çok insan ilk defa duyar. Onun için ehli fetret olduklarını düşünüp, yani fetret demek dinin daha ulaşmadığı toplumlar gibi düşünüp, şefkatle yaklaşmak lazım, her halukarda dinsiz dahi olmuş olsa cahilse, safsa yardımcı olmakta fayda var. Çünkü eğitirsek, bilgiyi doğru alırsa tavrının olumlu olması umulur.
 
MUHABİR: Peki dinimizi bilmeyen insanlara ne demek istersiniz?
 
ADNAN OKTAR: Kuran hediye etmeleri güzel olur. Cd hediye etsinler, benim Harun Yahya kitaplarımı hediye edebilirler. İnternetten indirip onlara gönderebilirler veyahut internet adresi verip bağlantı kurmalarını sağlayabilirler. Çok iyi olur, İnşaAllah.
 
MUHABİR: İnşaAllah. Tamer Berkoğlu Adana’dan sormuş, Sayın Hocam cansız doğanın da bir dili var mıdır? Kuran’da Allah korkusundan yuvarlanan taşlar geçiyor ya da Allah’ın emrettiğini almaktan çekinen dağlardan bahsediliyor. Bunu biraz bize açıklar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Aslında her şey şuurludur fakat bu dünyada şuurlarını alenen göstermezler, cennette alenen gösterecekler, yani şuuru olmayan şu anda etrafımızda hiçbir şey yok. Ben mesela elimi bu fincana götürdüğümde benim elim bunu getiriyormuş gibi görünüyor ama böyle değil fincan bana geliyor. Onu Allah bana getiriyor ve bu bir mucizedir, fakat Allah elimi sebep ettiği için bu makul görünüyor, elim getiriyormuş gibi görünüyor. Çünkü benim beynimin içerisindeki küçücük mercimek kadar yerin içerisinde oluyor bütün bunlar, dışarıda bir varlığı var ama onu benim beynimde bana yaklaştırıp getiren ve bana bunu içiren Allah’tır.
 
MUHABİR: Atilla Sarp sormuş Çorlu’dan, ateş kavramına genelde olumsuz olarak anlam yüklüyorlar, bize anlatıyorlar. Kuran’da İbrahim peygambere serinlik olmuş, bunu biraz bize açıklar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Evet o zamanın putperestleri Hz. İbrahim’den rahatsız olmuşlardı. O da onlarla alay etmiştir. Bütün putları kırmıştır. Büyük putu bir tek bırakmıştır. Onun boynuna bu baltayı asmıştır. Kim kırdı dediklerinde, o kırdı demiştir. Onlarla alay etmiştir. Onlar da, sen de biliyorsun onun yapmayacağını diyerek, kendileri bunu itiraf etmişlerdir. Şu anın Darwinistleri de öyleler, yani biz soruyoruz şuursuz atomlar böyle bir araya gelip görebilirler mi diyoruz, göremez diyor. Şuursuz atomlar bir araya gelip duyabilirler mi diyoruz, duyamazlar diyor. Aynı konuma gelmişlerdir. Hz. İbrahim’e de ateş selamet olmuştur, serinlik olmuştur. Ateş illaki yakıcı olmayabiliyor yani onun teknik yönden araştırılması halen devam ediyor. Yani mesela soğukta yakabiliyor insanı mesela aşırı soğukta aynı etkiyi yapıyor. Yakma etkisi meydana getiriyor, sıcakta yakma etkisi meydana getiriyor. Bir mucize olarak olmuştur, tam daha mahiyetini bilmiyoruz.
 
MUHABİR: Sevgi Şen sormuş Giresun’dan, insan rüyasında eğitilebilir mi? Allah’tan bizi rüyamızda eğitmesini istemek doğru mu?
 
ADNAN OKTAR: Tabi hatta rüyamızda tabi mümin olarak yaşamayı Allah’tan istememiz lazım, zaten rüya eğitim yeridir yani insan orada uçsuz bucaksız eğitilir yani dünyadaki imkanlardan daha fazla geniş imkan vardır rüyada mümin orada eğitilir yani makul ve mantıklı davranmaya çalışır. Şuuru yarı yarıya kapalı olmasına rağmen müslüman hep aklı başında ve makul tavırlar koyar. Eğer Allah’a tam sığınırsa rüyası gerçek hayatta gibi çok net ve tam müslümanca olur.
 
MUHABİR: Peki her rüya gerçekle aynı mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Bu dünyadaki hayatımız anlamında mı?
 
MUHABİR: Evet bazı şeyleri görüyoruz.
 
ADNAN OKTAR: Zaten rüyanın amacı da odur yani bir amacı da odur. Allah gücünü gösteriyor yine o rüyada öyle mercimek kadar yerin içerisinde oluyor. Orada geziyoruz, konuşuyoruz, yemek yiyoruz, seyahat ediyoruz, arabaya biniyor şahıs rüyasında, vites koluyla uğraşıyor, gaza basıyor, hızlanıyor, virajı alıyor, dönüyor, çok uzak bir yere gidiyor, sonra sofra kuruyorlar, yemek yiyor. Uyandığında hayretler içinde kalıyor halbuki hepsi mercimek kadar bir yerde oluyor. Dünya da böyledir. Dışarıda aslı vardır fakat o mercimek kadar yerde yaşarız.
 
MUHABİR: Peki rüya aleminde iken ruhumuz başka bir aleme mi gidiyor?
 
ADNAN OKTAR: Evet her rüya halinde insan ölür yani ruhu alınır.
 
MUHABİR: Peki cinler var mıdır? diye bir soru gelmiş.
 
ADNAN OKTAR: Cin var tabi yani akıllı samimi dindar cinler olabiliyor ama genellikle çok havai ve uçukturlar yani çoğu dengesizdir. Kuran’da da geçiyor, çeşitli fırkalara ayrıldıkları geçiyor. Bir kısmı yine sapkın Hıristiyan inancı içerisindedirler. Yani teslis inancına inanıyorlar. Bir kısmı başka dinlere mensup olur. Fakat Müslüman az sayıda cin var.
 
MUHABİR: Peki kötü cinlerden korunmamız için ne yapmamız lazım?
 
ADNAN OKTAR: Cin bir şey yapmaz insana normalde, Allah korur, Allah’a sığınırsa dua ederse cin çekinir insandan.
 
MUHABİR: Fehmi Bey sormuş Konya’dan, Kuran-ı Kerim’de reenkarnasyonun olduğu iddia ediliyor. Bu konuda nasıl cevap vermeliyiz? Kuran ayetlerinden açıklar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Evet, bir daha dönemeyeceklerini Allah Kuran da açıklıyor, ifade ediyor. Arada bir perde vardır dönemezler diyor Allah, ahirete giden bir insanın dönmesi mümkün değildir. Kuran’da bu net sarih olarak açıklanmıştır.
 
MUHABİR: Polat Bey sormuş yine Giresun’dan, bazı kitaplarınızda bir doktor gibi vücudumuzdaki bazı organları işaret etmişsiniz. Örneğin alyuvarların yerine göre hem karbondioksit hem de oksijen taşıdığını kitabınızda belirtmişsiniz. Alyuvarlar bu kadar önemli mi ve akıllı mı bu hücreler?
 
ADNAN OKTAR: Aklından değil tabi bunlar bunların hepsi mucize olarak oluyor. Yani o incecik damarlar mesela ayak topuğunun altında incecik kılcal damarlar var. Normalde bastığında o damarların tamamen tıkanması lazım hiçbir şekilde tıkanmıyor. Yani öyle bir tazyiğe mesela 80-90 kiloluk bir insanın ağırlığına incecik kılcal damarın dayanamaması lazım, net kapanması lazım hiçbir şekilde kapanmıyor, kan rahatça altından geçip gidiyor.
 
MUHABİR: Zehra Hanım’ın bir diğer sorusu, Değerli Hocam insanlar nelere sabrederler veya etmezler? Bazı çevremde sabırsız insanlar görüyorum. Sabretmek için ne gibi şeyler yapmam lazım?
 
ADNAN OKTAR: Sabredenler zaten cennete giriyorlar. Allah sabrı şart koşuyor. Sabrı ve hakkı tavsiye edenler ve salih amellerde bulunanlar yani samimi amellerde bulunanlar şeklinde Allah belirtiyor ayette şeytandan Allah’a sığınırım. Sabır çok önemlidir mesela, güzel ahlakta sabırlı olmak, yardımseverlikte sabırlı olmak, dürüstlükte sabırlı olmak yani bu tahammül değil yalnız sevinç içerisinde bir sabırdır bu, rahatlıkla sabırdır. Mesela ben sizinle konuşuyorum, sabrediyorum. Ama bu sevinçli bir sabır yani ben bundan rahatsız olmuyorum. Ben bundan bilakis mutlu oluyorum yani bu bir tahammül değildir, sabırdır bu. Mesela, dini anlatmak konusunda kararlılığımda sabrediyorum. 1979 yılından beri devam ediyor ve edeceğim de İnşaAllah buna sabrediyorum İnşaAllah.
 
MUHABİR: Aslan Osman sormuş, Kuran-ı Kerim’de Allah aklın örtülmesinden bahsediyor. Peki aklı örten etkenleri açıklayabilir misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Nefis ve çıkarları insanın yani mantıkla hareket ettiğinde insanın aklı örtülür. Mesela bir fakire yardım edecek ama mantığı der ki sen buna para verirsen sen müşkül durumda kalırsın en iyisi verme der. Mantıklı davranıyorum vermiyorum parayı der. Ve o parayı da götürür hastane parası yapar mesela, fakat hastane parası yaptığını da yine isabetli olduğunu düşünür der ki iyi ki ben bu parayı vermemişim bakın hastaneye ihtiyaç varmış oraya harcadım der. Yine orada da mantığını kullanır.
MUHABİR: Süreyya Hanım sormuş, Kuran’da gaybı ancak Allah bilir buyrulur, yağmurun ne zaman yağacağını ve rahimde ne olduğunu sadece Allah bilir. Halbuki bugün bu iki husus da biliniyor önceden biliniyor. Bu konuda ne demek istersiniz? Nasıl açıklarsınız?
 
ADNAN OKTAR: Yağmur bilinemez demiyor Kuran’da ayette, rahimde olan da bilinemez demiyor yani onu dikkatlice okursa kardeşimiz öyle bir ifade olmadığını görecek ama bir insan nerede öleceğini bilmez, nasıl öleceğini de bilmez. Mesela, 10 yıl 20 yıl sonra ne olacağını biz bilmeyiz yani ama tahmin edebiliriz ama tam böyle net detaylarıyla bilemeyiz. Ama mesela ben elimi buraya uzatmak istiyorum bardağa biraz çay koyup içmek isterim. Bilirim bunu daha önceden yapacağımı ama Allah isterse bunu bana nasip etmeyebilir. Yani buna da gayb denir. Yani olduğunda da demek ki kaderimde olduğunu anlamış oluyorum.
 
MUHABİR: Nazif Bey sormuş İstanbul’dan, güncel konulardan bir tanesi, Obama Müslümanlar için ancak yumruğunuzu açarsanız, elimizi sizlere uzatabileceğiz diye bir kelime etmiş, konuşma yapmış bu yumruk kelimesini açabilir misiniz?
 
 ADNAN OKTAR: Ben onu daha önce de söylemiştim yani, Amerika bir suç işlediğinin farkında çok kan döktüğünü ve Müslümanları çok gerdiğini hatta sinirlendirdiğinin farkında dolayısıyla bir yumruk oluşturduğunun farkında yani kavgaya hazır haldeler şeklinde düşünüyorlar. O yüzden yani bu kavgacı ruhu bırakın, intikam alma ruhunu bırakın, intikam almak üzere hazırsanız bunu yapmayın açın elinizi tokalaşalım diyorlar. Geçenlerde de onu tarif etmiştim yani bazen insanlar oluyor mafyadan yahut böyle dışarıda kabadayılarda olur adamı döver sonra gider onunla tokalaşır. Böyle dost olur, ahbap olur beraber çay içerler falan bu kötü bir adettir ama bu yaygındır, bilinir bunun gibi bir şey. Şimdi de özür diliyor Amerika yani kusura bakmayın hani böyle yaptık ama şimdi de tokalaşmak istiyoruz diyor. Ama Obama’nın tabi bu tavrını ben samimiyetsiz bulmuyorum iyi niyetle yapıyor. Ama Amerikan derin devletinin de bir tavsiyesi olduğunu düşünüyorum.
 
MUHABİR: Peki Obama’nın Amerika’nın başına gelmesi sizce iyi oldu mu?
 
ADNAN OKTAR: Allahu alem çünkü, ahir zamandaki olan her şeyde bir hayır vardır. Mehdi’ye zemin hazırlanıyor. Dünyadaki her olay Mehdiyet’e göre ayarlıdır. Ve her şey Mehdiyet’e göre dizayn ediliyor dünyada. Yani Avrupa Birliği Mehdiyet’e göre dizayn edilmiştir. Mesela ekonomik kriz Mehdiyet’e göre dizayn olmuştur. Hatta Darwinizmin çıkarılışı, Darwinizm’in gelişmesi de Mehdiyet’e göre dizayn edilmiştir. Mesela halifeliğin kaldırılması, Mehdiyet’e göre dizayn edilmiştir. Çünkü halifenin kalkması gerekir ki, Mehdi gelsin. Halife varken Mehdi gelemezdi. Allah onu çok çok öncesinden hazırlamıştır. İstanbul fethedilmiştir. Mehdi için dizayn edilmiştir. İstanbul hazırlanmıştır. Kudüs dizayn edilmiştir. Yani, sürekli bir hazırlık var, bu hazırlığın gereği olarak bu tarz dizayn Allah’ın kanunudur.
 
MUHABİR: Hüseyin Bey sormuş İstanbul’dan, bir kişinin ölümü trajedi, bir milyon kişinin ölümü ise istatistiktir diyen Stalin’in düşünceleri bugün de hala yaygın mı?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki tam klasik Deccaldir Stalin kitle katliamları ile ünlü bir psikopattır. Kan dökücüdür. Saddam da Stalin hayranıydı. Hafız Esat da Stalin hayranıydı. Stalinizm çok yaygındı. Apo da Stalin hayranıdır ve Stalinisttir. Yani PKK Marksist, Leninist, Stalinist bir örgütlenmedir. Leninizm’in kanlı uygulayıcısıdır Stalin.
MUHABİR: Arif Bey sormuş Uşak’tan, Kuran okurken susun ve dinleyin buyrulur. Bu konuyu açıklar mısınız Hocam?
 
ADNAN OKTAR: Kuran okunduğu zaman biz önce bir susacağız, herkesin susması gerekir orada, susmak da yeterli değildir, ayrıca dikkatini vererek dinleyecek mümin.
 
MUHABİR: Güler Hanım sormuş Çankırı’dan, dünyevi bir görevi yerine getirirken kalp sürekli Allah’ı anabilir mi? Bunu nasıl başarabiliriz?
 
ADNAN OKTAR: Sorunuzu bir daha sorun ki daha iyi anlaşılsın.
 
MUHABİR: Dünyevi bir görevi yerine getirirken yani bir iş yaparken Allah’ı kalbimizden nasıl anabiliriz?
 
ADNAN OKTAR: Allah’ın güzelliklerini düşünerek, mesela acz içindeyse aczini düşünür, Yarabbi beni acz içinde böyle yarattın sana hamd ediyorum der, cennette çünkü acz kalkacak, aczinin olmadığını görecek ona sevinecektir. Yahut mesela, bir iş yapıyorsa, ütü yapıyor, o anda da sürekli Allah’ı düşünerek, ütüyü yaratanın da Allah olduğunu, ütüyü yapan da Allah’tır orada, ütüyü meydana getiren de Allah’tır. Ütüdeki düzgünlüğü meydana getiren de Allah’tır. Ütüye o enerjiyi veren de Allah’tır. Bunları düşünebilir. Mesela, yemek yaparken yemeği Allah meydana getirir. İnsan yemek yapamaz. Yemeği Allah yedirir bunu düşünebilir. Yemeğin tadını, kokusunu Allah verir insanlara, insanın böyle bir gücü yoktur. Yani mercimek kadar yerde hiçbir şey yapamaz insan.
 
MUHABİR: Sadık Bey sormuş, namaz için Mevlana, Allah’ım bizi senin huzurunda kurban olduk diyor. Biraz açıklar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Allah’a karşı sevgisini, coşkun muhabbetini belirten bir tasavvuf ehlinin güzel bir sözü.
 
MUHABİR: Pelin Avcı sormuş, ben sizin Rabbiniz değil miyim, ayetinde Allah ezelden Ademoğullarından böyle bir ezeli misakı ne için almıştır?
 
ADNAN OKTAR: Sonra reddetmesinler gibi bir mantıkla Allah bizden söz aldı. Bütün insanlardan söz aldı. İnsanlar da evet kabul ettik dediler. Bir de peygamberlerden de Allah söz aldı. Peygamberlerden alınmış bir söz vardır. Senden diyor Peygamber Efendimizden, Hz. İsa’dan, Musa’dan, İbrahim’den, Nuh’tan ve Senden diyor, Peygamber Efendimizden de söz almıştır. Bir elçi gelecek diyor ve siz ona yardım edeceksiniz diyor. Bu ağır yükümü, bu sözümü aldınız mı? diyor yani bu bu emrimi kabul ettiniz mi? Onlar da kabul ettik diyorlar. Bu aynı zamanda ahir zamanda işte Mehdi’ye de işaret eden bir ayettir. Bir yönüyle Mehdi’ye işaret eder çünkü, bütün peygamberlerden alınmış bir söz var. Mehdi de bir nevi elçidir yani, bir anlamda, bir yönüyle, bir nevi elçidir. Çünkü dini tebliğ eden bir insandır. Yani dini tebliğ eden herkes bir nevi elçidir. Bu anlamda söylüyorum. Ona da Hz. İsa yardım edecek. Ve dolayısıyla da o söz o anlamda yerine gelmiş olacak.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’yi fiziksel olarak bize biraz tanımlar mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin ezberimde olan kadar söyleyeyim. Saçı siyah, alnı geniş, geniş alınlı diyor Peygamberimiz. Açık kaşlı, kaşları yüksek, küçük burunlu, yanağında ben vardır diyor Peygamber Efendimiz, alnında bir yara izi vardır diyor. Güzel yüzlüdür diyor, yüzü parlak Mehdi’nin parıldar yüzü diyor, nurludur yüzü diyor. Sakallı, göğsü geniş, karnı geniş, hatta karnı büyüktür diyor ikinci bir rivayette, uylukları geniştir diyor. Dışarı doğru basar diyor, yürürken diyor dışarı doğru basar diyor. Sırtında bir ben vardır diyor, siyah bir ben yani kürek kemiği hizasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) de olduğu gibi, ama ikinci bir detay daha veriyor o da bir ben daha biraz daha yukarıda diyor o da mersin ağacının yaprağı gibidir diyor yani böyle bir et beni anladığım benim yani yaprağı andıran dışarıya çıkık bir et beninden bahsediyor yani yaprağın rengi biliyorsunuz daha sarı cilt rengine uygun olur o tarz bir benden bahsediyor. Sağ ayağından bir şey vardır diyor bir iz vardır diyor. Bir ben yine anladığım büyükçe bir ben yani fark edilen şeylerdir bunlar yani dikkat çekecek şekilde olan şeylerdir. Gözleri çekiktir diyor Mehdi’nin, dişleri düzgündür diyor, dişleri parlak, düzgün dişleri vardır diyor, şu an aklıma gelenler bunlar ama daha da var alametleri.
 
MUHABİR: Bayağı bir açıkladınız yani. Bir diğer soru Serdar Bey sormuş Ankara’dan, kimi zaman insanlar taşlara, kabirlere, eşiklere dokunuyorlar, hatta Allah’ın kelamı için Kurana dokunurlar, sizce bereket bu maddesel varlıklardan alınabilir mi? Bu dinimizde var mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Bereket değil, sevgi olarak olabilir. Mesela Peygamber Efendimizin gömleğine dokunmak, Kabe’ye dokunmak bir zevktir, bir nimet o, hani insan çocuğunu bağrına basar sever, yani sevginin bir ifadesidir, sevgiyi ifade etmek anlamında olabilir.
 
MUHABİR: Selamlar Muhterem Hocam,
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
 
MUHABİR: Aslan Bey söylemiş, Muhiddin Arabi, Mehdi’nin İstanbul’u Deccal’in elinden kurtaracağını söylüyor bir kitabında, buna göre demek ki Deccal de İstanbul’da mı çıkacak?
 
ADNAN OKTAR: İstanbul’da, bütün dünyada çıkacaktır Deccal. Deccal Darwinizm, Darwin’in kendisi Deccal’dir. Yani, tariflere de uyuyor yani dağınık sakalları, kırlaşmış dağınık sakalları vardır diyor yani bütün yüzünü kapladığı söyleniyor. Saçı sakalı birbirine karışmıştır diyor. Kısa ve bodurdur diyor. Tam ona uygun izah ve onun fikir sisteminin yayılacağı zaten, Said Nursi Hazretleri diyor yani, onun şahsını bir mikrop, bir nezle dahi öldürebilir diyor. Aslında onun fikri diyor çok tahrip edici olacaktır diyor. Mehdi onun fikir sistemini ortadan kaldıracaktır diyor.
 
MUHABİR: Ahir zaman geldi ve yaklaştı diyorsunuz.
 
ADNAN OKTAR: Evet geldi içindeyiz yaşıyoruz, büyük bölümünü de yaşadık, devam ediyoruz şu an.
 
MUHABİR: Fatih Bey sormuş İstanbul’dan, yaşadığımız alem ve iç içe geçmiş başka alemler var mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Tabi bir çok boyut var. Mesela, şehitlerin boyutu var. Şehitler şu an keyif zevk içinde yiyip içip eğleniyorlar. Yani ibadet yaptıklarının farkında değiller kendileri de bilmiyorlar, Hızır’ın bulunduğu boyut var, Hızır hiçbir dinle sorumlu değildir. Yani, Musevi, Hıristiyan ve Müslümanlık dininden sorumlu değildir. Allah’ın ona verdiği bir şeriat vardır. Onla sorumlu o, mesela dünyaya sık sık o boyuta girerek dünyadan çıkar, o boyuttan yine dünyaya girer sık sık. Hz. İsa mesela bu dünya boyutundan çıkıp, kendi boyutuna geçmiştir. Kendi zaman ve mekan boyutuna geçmiştir. Yeniden, 2000 yıl sonra yeniden dünyanın zaman ve mekan boyutuna girecektir. Biz o boyutlarla iç içe yaşıyoruz ama göremiyoruz.
 
MUHABİR: Peki paralel evren ne demektir? Fatih Bey soruyor.
 
ADNAN OKTAR: İşte bunları kastediyorlar. Yani bunun modern açıklamaları.
 
MUHABİR: Korhan Bey sormuş Ankara’dan, Hocam Kuran’daki ayetlere göre kıyamette imamların hesaba çekileceği günü anlatabilir misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Herkes imamlarıyla geliyor yani liderleriyle gelecekler. Topluluk olarak geliyorlar. Hz. İsa, Peygamberimiz herkes sorguya çekilecektir. Hz. İsa’nın sorgusundan bir pasajı Kuran da Allah açıklıyor, izah ediyor. Sen mi dedin diyor, bana böyle şirk koşulmasını yani, Allah, Ruhul Kudüs ve İsa inancını sen mi onlara anlattın? Bu şekilde sen mi söyledin diyor, tenzih ederim seni Ya Rabbi diyor. Sen benim içimden geçen her şeyi sen bilmişsindir zaten diyor yani öyle bir şey söylediysem sen zaten bilmişsindir diyor. Öyle bir şey söylemedim diyor. Yani biliyor Allah fakat insanlara özellikle pişman olsunlar diye, özellikle soruyor. Yoksa bilmediği bir şey değil tabi Cenab-ı Allah’ın, ve bir güzellik olsun ona özellikle söyletiyor. O da büyük bir saygı ile nezaketle Allah’a cevap veriyor bu şekilde.
 
MUHABİR: Beşiktaş’tan Mesut Bey’in sorusu, onun yani Mehdi’nin çıkacağı yıl insanlar hacca başlarında bir emir bulunmadan gidecekler, Sayın Hocam bu hadisten, Mehdi zamanında İslam ümmetinin başında bir halife olmayacağını anlayabilir miyiz?
 
ADNAN OKTAR: Evet, yani Mehdi çıkıncaya kadar da hiçbir şekilde Müslümanların bir lideri olmayacak. Yani isteseler de bir lider bulamazlar. Yani Mehdi’nin dışında mümkün değil, ilk birinci lider Mehdi’dir. İslam alemi biliyorsunuz şu an başsız yani manevi lideri yok, ve çok uzun süreden beri de başsız lideri yok ve olamıyor da, olamaz da çünkü kader böyle, seçmek isteseler de seçemezler. Sadece Mehdi’dir. Ama İslam aleminin mutlaka bir başı bir lideri olacaktır. Mutlaka İslam dünyaya hakim olacaktır. Yani bu Kuran’ın vadidir zaten yani sürekli bu şekilde gitmeyecektir. Zaman gelecektir ki kısa bir zamandır bu önümüzdeki 10 yıl içerisinde bunu insanlar göreceklerdir. Müslüman alemi başına bir insanı lider olarak geçirecektir. Bu liderin ismi işte Muhammed Mehdi’dir, Peygamber Efendimizin ona koyduğu isimdir Muhammed. Muhammed Mehdi’dir. Diğer ismi de Ahmet’tir Mehdi’nin, Ahmet Mehdi yahut Muhammed Mehdi bu isimlerin tamamı ona ait isim Peygamber Efendimizin koyduğu isimlerdir.
 
MUHABİR: Fahri Bey sormuş İstanbul’dan, Hz. Mehdi zamanında Kahtani isminde bir kişiden bahsediliyor. Bu kişi hakkında biraz bize bilgi verir misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Kahtani olduğunu düşündüğüm bir alim var. Bir din alimi var ama söylemem. O ortam hazırlıyor yani kendisini de ben 10, 20 yıl önce 20 yıl evet 79’larda biz diyordu bir konuşmasında Mehdi zuhur ettiğinde meydana gelecek tereddütü, bazı kişilerde meydana gelecek tereddütü ortadan kaldıracak bir grubuz diyordu yani konuşmasında, bazı insanlarda tereddüt oluşacaktır bazı kişilerde, Mehdi zuhur ettiğinde o tereddütü ortadan kaldırmakla biz görevliyiz. Bu konuda görev yapacağız diyordu.
 
MUHABİR: Peki Hocam o grubun içinde misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Efendim?
 
MUHABİR: O grubun içinde misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Yok değilim. Olabilir Allahu alem benziyor, bayağı benziyor. Zaten talebeleri de diyor yani Kahtani diyorlar, tabi Allah bilir olabilir. İnşaAllah
 
MUHABİR: Meral Hanım sormuş İstanbul’dan, Hocam selamlar,
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
 
MUHABİR: Röportajlarınızı yakından takip ediyoruz ve çok istifade ediyoruz. Gün içinde sürekli Allah ile bağlantıda olmak için ne yapmamız gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: O canım kardeşime söyleyin yani şu anda da buradan da söylüyorum. Yani mercimek kadar bir yerde insan yaşar da nasıl Allah’la bağlantı içerisinde olmaz. Yani dışarıda ışık yok diyor bilim adamları, pırıl pırıl bir alem var, üç boyutlu bir dünya yaşıyoruz. Yani başka ne yapabilir bir müslüman? Yani biraz aklı olanın başka bir şey yapacak durumu olur mu? Ve sürekli nimet yaratıyor, sürekli güzellik yaratıyor, sürekli hayır yaratıyor, üstelik bir de sonsuz cennet vaad etmiş ve sonsuz akla sahip bir varlığın kontrolündeyiz. Dünyanın en büyük lütfu ve nimetidir bu, sonsuz akla sahip bir varlığın, Allah’ın kontrolünde olmak ve rahmet sahibi bir varlık bu ve sevgiyi ve şefkati esas alan bir varlık, ne kadar güzel yani ne şahane yani, düşünebiliyor musunuz böyle bir nimeti yani insanın beynini çatlatacak kadar büyük bir nimet sevinçten.
 
MUHABİR: Meral Hanım’ın bir diğer sorusu, kendimizi ve aklımızı nasıl disipline edelim?
 
ADNAN OKTAR: Allah korkusu, samimiyetle, vicdanına uyarak.
 
MUHABİR: Kadir Bey sormuş, Kadir Kısa İstanbul, bir insan samimi olarak Hz. Mehdi’yi bulmak istiyor. Onu nasıl nerede bulacak?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi Said Nursi’nin ölçüsü esastır. Onun üzerine düşünsün kardeşimiz, diyor ki, hadislere de bir bakmak lazım tabi, hem hadislere bakmak lazım, hem Said Nursi’nin izahına bakmak lazım. İmanın nuruyla o eşahsı ahir zaman tanınabilir diyor belki, demek ki iman nuruyla anlaşılabilir ama hadislerde Mehdi’nin çok çile çekeceği, acı çekeceği, insanlar tarafından baskı altına alınmış bir insan olacağı belirtiliyor. Yani, böyle hakarete iftiraya uğramış bir insan olacak hatta arkadaşlarının cemaatinin de bu konumda olacağını belirtiyor hadisler, hatta bunu okuyabilirim. Mesela şu evet, diyor ki mesela eğer kaybolsalar aranmazlar yani normal bir insanı insan aramaz mı? hasta olsa kimse onları ziyaretine gelmez niye, çünkü tehlikeli, riskli görecekler. Eğer evlenmek isteseler, kimse onlara gelmez aman aman diyorlar yani Allah yazdıysa bozsun derler ya, hani bazı insanlar cahilce yanlış bir şey söylerler. Allah’a karşı bu bir cürettir. Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz çünkü aman diyorlar mimleniriz sakın gitmeyelim derler. Onların mallarını, onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar. Ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler, ölürlerse öldüklerinde. Hatta diğer rivayetlerinde de yine var, evleri sırtlarındadır diyor mesela bak, onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır eğer hazır olsalar tanınmazlar. Başka rivayetlerde de evleri yoktur diyor başka bir rivayette de, yani akşam orada, yani birkaç rivayette bu açıklanıyor dolayısıyla insanların çıkar sağlayacağı gibi değil de tam çıkarlarına zıt görünecektir Mehdi’nin ortamı, dolayısıyla sayısı da çok az olacaktır 313 kişi diyor Peygamber Efendimiz içlerinde kadınlarında bulunacağı 313 kişi. Hatta içlerinde münafıkların çıkacağı belirtiliyor. Üç büyük münafık hareketin oluşacağı belirtiliyor yani, böyle grup halinde üç münafık grubunun onlardan ayrılacağı, Medine sarsılır diyor, içindeki bütün münafıkları atar diyor, üç kere sarsılır diyor. Demirin pisini pasını atması gibidir o pislikler gider diyor bu cemaatten diyor, öyle bir ortam. Böyle bir ortama insanlar yani genellikle asrımızda çıkar düşüncesinde oldukları için bir kısmı, hepsini tenzih ederim. Uzak duracaklar, dolayısıyla Mehdi tanınmayacaktır bu Mehdi’nin örtülerinden bir örtüdür. Rivayet, ayette de belirtiyor Allah, Ey örtüsüne bürünen diyor, Peygamberimize hitap ediyor ama aynı zamanda Mehdi’ye de işaret vardır. Kalk, korkut diyor. Allah örtü meydana getirir böyle bir insanlarda dolayısıyla insanlar tanıyamayacaklardır.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’ye tabi olmak farz mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Vicdan meselesidir. Yani, farz olmaz tabi, ama vicdani bir kanaat oluştuysa Allah o vicdani kanaatinden dolayı onu yargılayabilir tabi, hissetti de anlamazdan geliyorsa, yani çıkarlarından dolayı, nefsani çıkarlarınla çatışmayı esas alarak uzak duruyorsa, o veya ona benzer her olayla insan sorumlu olur. Mesela, insan bir şeyin doğru olduğunu biliyor ama vicdan azabı da çekiyor ama yapmıyor. O da bir sorumluluktur. Onun da hesabını verecektir.
 
MUHABİR: Kadir Bey’in diğer sorusu, Mehdi’nin bilgisinden haberdar olup, ondan uzak duranların durumu ne olur?
 
ADNAN OKTAR: Vicdani sorumluluktur bu yani insan vicdanen ne hissediyorsa onu yapmakla mükelleftir. Ama kendini kandırmaması gerekir. Ben mesela Mehdi’nin geldiğini fark ettim, hissediyorum yani anladım ben, var gücümle ona ortam hazırlıyorum. Mesela Darwinizm’e ilmi bir mücadele veriyorum. Ona karşı bir imani hücum içerisindeyim. İman hakikatleri anlatıyorum, Kuran anlatıyorum, onu müjdeliyorum, Mehdi’nin çıkışını müjdeliyorum. Bu benim vicdani bir sorumluluğum mesela Hz. İsa’nın gelişinden eminim, Kuran ayetlerinde çok açık, o güzeller güzelini karşılamak için hazırlık yapıyorum ve ona sarılmak için can atıyorum. Ama ben onunla karşılaştığımda ona bir yüzüm olması lazım, yani hiçbir hazırlık yapmadan Hz. İsa gelmiş deseler insan utanır. Ama ben onun için geceli gündüzlü çalışırsam onun gelişi için ve ortam hazırlar isem, insanları müjdelediysem o sevinçle ona sarılırken vicdanım daha rahat olur. Vicdanen daha huzurlu olurum.
 
MUHABİR: Bir de şundan bahsediliyor, rivayet gibi söylenti var aslında da Deccal’i bir kişi tanıyacağı ve Deccal’in onu vurup direkt cennete gideceği gibi bir söylenti vardı bir ara.
 
ADNAN OKTAR: Deccal diyor Mehdi’ye işkence yapar diyor yani sürekli ona saldırır diyor. Mehdi’nin sırtına sürekli vurur diyor, Mehdi’ye vurdukça onun sırtı genişler diyor. Yani o işkenceye devam eder, ona vurdukça da yine devam eder diyor, sırtı sürekli genişlemeye devam ediyor. Yani Mehdi’ye saldırdıkça Deccal, Mehdi’nin ünü şanı ve gücü yayılacak anlamındadır diyor bunu açıklayanlar, yani bir insan sırtı çünkü işkenceyle açılmaz yayılmaz yani, bu müteşabih hadislerindendir Peygamber Efendimizin yani hikmetle derin anlam taşıyan hadislerinden bir tanesidir yani Mehdi’ye yapılan işkence şiddet ve baskı ona yapılan iftira ve hücumlar onun dünya çapında tanınmasına ve gelişmesine sebep olacak, hadis buna işaret ediyor.
 
MUHABİR: Peki Mehdi zamanında savaşlar olacak mı? Büyük savaşlar?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin çıkışı öncesinde var, büyük dünya savaşları olacak diyor. İkisi de oldu zaten, birinci dünya savaşı oldu, ikinci dünya savaşı oldu. Büyük dünya savaşları Mehdi’nin çıkış alametleridir ve aynı zamanda Hz. İsa’nın da iniş alametidir. İncil’de de var, büyük dünya savaşlarının olacağı İncil’de de geçiyor.
 
MUHABİR: Peki Hz. İsa geldi mi?
 
ADNAN OKTAR: Daha var yani daha var gelse hissedilir anlaşılır İnşaAllah.
 
MUHABİR: Sait Bey sormuş Sait Tekin, Hocam hürmetler selamlar
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam
 
MUHABİR: Bazı insanların Hz. Mehdi’yi arayıp bulacağı ve başa geçmeye ikna edeceği söyleniyor. Bu insanlar kimlerdir?
 
ADNAN OKTAR: Evet Şam’dan ve bazı ülkelerden alimler diyor çıkagelir. Mehdi’ye gelirler diyor sende işte biz bütün alametleri görüyoruz, sen Mehdi’sin. Müslümanların kanı senin boynuna olsun eğer başa geçmezsen derler diyor ve baskı sonucu, aslında Mehdi işin doğrusu tehdit edilecektir yani başa geçmesi için yani rivayetlerde öyle söyleniyor yani manen de tehdit edilecektir yani zorla başa geçirilecektir. Mehdi kabul etmez yani ne Mehdiliği kabul eder, ne de liderliği kabul eder rivayette öyle. Evindeyken diyor gelirler diyor ve sedirinden idare eder dünyayı idare eder diyor. Tevrat’ta da geçiyor, sedirinden idare eder diyor Tevrat’ta yani Mehdi çok kapsamlı tarif edilmiştir Tevrat’ta harunyahya.org’a girenler, harunyahya.net’te de bakarlarsa ahir zaman konusuna hazretimehdi.com orada da görebilirler İnşaAllah.
 
MUHABİR: Peki Hz. Mehdi kendinin Mehdi olduğunu bilecek mi? Vakıf olacak mı bu konuda?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi dindar bir insan, Allah’tan korkar, ben Mehdi’yim demez ama şüphe edebilir tabi yani insanın üstünde bütün o alametler varsa, yer uyuyorsa, zaman uyuyorsa yani bütün alametlerin tamamı net uyuyorsa, gayri ihtiyari bir insan acaba der aklından geçer ama Mehdi sürekli cehennem korkusu ve cennet ümidi içerisinde olacaktır, bunu kesin yaşayacak birisidir. Aksi mümkün değildir. Yani hem cennet ümidi vardır hem de cehennem korkusu vardır. Cehenneme gitmekten de korkacaktır Mehdi, cennet ümidi içinde de olacaktır. Dolayısıyla kesin Mehdilik düşüncesi olması mümkün değildir.
 
MUHABİR: Peki Mehdi, Hz. Mehdi hangi dinden olacaktır. Bir dini var mı?
 
ADNAN OKTAR: Tabi ki müslüman olacaktır.
 
MUHABİR: İstanbul’dan Can’ın sorusu, Hocam selamlar,
 
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
 
MUHABİR: Yüce Allah Kuran’da bu dünyada insanlar ve cinlerin imtihan olduğunu bildiriyor. Cennet nasıl olacak? Cinleri görebilir miyiz? Ya da kimler görebilir?
 
ADNAN OKTAR: Cinler de cennete gidecekler ama muhtemelen onlar yine kendi alemlerinde olacak olabilirler bir ihtimal, fakat ikinci bir ihtimal de, Allah onları doğrudan görünür bir hale getirecek olabilir yani onunla ilgili sarih bir ifade yok. Fakat cinlerle beraber olacağız. Ama muhtemelen, muhtemelen açık ve aleni hale gelecekler, görünür hale gelecekler mümin cinler. Cennette her şey akıllı olduğu için, istediğiniz her şey diyor Allah yani biz istesek, hoşumuza giden bir araba modeli varsa kafamızda onu geçirmemizle o anında oluyor. Mesela bir şeye gel deriz gider, git deriz gider. Yani bir yere gitmek istediğimizde kafamızdan geçirmemiz yeterli olur, anında orada oluruz. Yani cennette çok abartılı şekilde güzel çok fazla ev var. Cennet ırmakları var. Cennet yeşillikleri var, cennet tamamı yeşildir. Yeşil renk hakimdir, cennetin oraya has özel bir cennetin yeşili vardır üst kıyafeti olarak o giyilir. Yani özel süslenmiştir ama dünyadaki süs tarzında değil, çok abartılı şekilde süslüdür. Cennet kadınları da nefes kesecek şekilde güzeldir. Hiçbir abartı, hiçbir şey yani böyle gariplik yoktur, yani kusursuz güzeldirler. Ve insanın aczine ait hiçbir şey yoktur, insana ait aczler kasten verilir dünyada, vücudunda kadınlarda ve erkeklerde hiçbir şekilde bir kusur, eksiklik ve acz alameti olmayacak ve sonsuza kadar bu böyledir. Kadınlar eşlerini her gördüklerinde daha güzel olduklarını iddia edecekler yani sürekli bir heybet artışı ve güzellik artışı olacaktır. Cennette koku rüzgarları esecektir sık sık değişik Allah’tan bir nimet olarak, her yerde yiyecekler, nimetler vardır. Cennette her yerde meyve ağaçları dolu, mesela insan koparıyor yiyor, ağaçta yine duruyor. Koparıyor yiyor, yine duruyor. Doymak yoktur, yani sürekli yer, sürekli gezer, çok bedenlidir insanlar, yani yüzlerce binlerce, insanın istemesine bağlı olarak bedeni artacaktır. Ve istediği tipi de alabilir insan mesela hoşuna giden bir tip gördüğünde o tipi hemen alıyor. Cennet sokaklarında cennet caddelerinde diyor güzel insan resimleri olur diyor Peygamber Efendimiz insanlar bakar diyor. Anında o tipi alır diyor hemen diyor o şekli alır diyor. Çünkü Allah onları görüntü olarak anında yapıyor. Yani dışarıda gerçekliği olacak ama görüntü olarak olaşacaklar hepsi.
 
MUHABİR: Peki sevaplarına göre farklılıklar gösterecek mi cennette insanlar?
 
ADNAN OKTAR: Yok hepsi aynı oluyorlar ama zevk farklılıkları var, zevkleri farklı alıyorlar fakat onu bilmeyecekler. Bilirse insanlar tabi hüzün duyar ondan, üzülürler, üzülme yok cennette ama Allah üzüntünün zeminini de ortadan kaldırdığı için olmayacak.
 
MUHABİR: Peki cennette hangi yaşta olacağız? Böyle bir yaş sınırı var mı?
 
ADNAN OKTAR: Rivayetlere göre 33 deniyor, 33 yaş evet. Yani tam ideal yaşta olacaklar hepsi genç.
 
MUHABİR: Peki bekâr olarak vefat edenler diğer dünyada?
 
ADNAN OKTAR: Onların hepsi orada hurilerle evlendiriliyorlar, zaten limitsizdir. Huriler de Allah’ın tecellisidir. Gılmanlar var mesela onlar güzel insan, onlar Allah’ın tecellisi. Vildanlar var, küçük çocuklar onlar da Allah’ın tecellisidir, her yerde Allah insan tecellisi olarak görünecek insanlara ve nefes kesecek bir güzellikte olacaklar.
 
MUHABİR: Peki her dinden insanlar cennete gidebilecek mi sadece Müslümanlar mı gidecek?
 
ADNAN OKTAR: Samimi olan Allah Katında samimi olan herkes cennete girer. Çünkü Kuran kurtuluş olarak samimiyeti söylemiştir, samimi olan her kulun cennete gireceğini söylüyor Allah, kurtuluşa ereceğini söylüyor.
 
MUHABİR: Peki dinde neden niyet çok vurgulanıyor?
 
ADNAN OKTAR: Çok, mesela, gerçekten, kesinlikle ona benzer ifadeler vardır. Bu insanların ruhuna ferahlık verir, insanların bu ifadeye ihtiyacı vardır, öyle yaratılmıştır fıtratları. Allah da o fıtrata göre onlara o şekilde hitap ediyor.
 
MUHABİR: Alper Özdilek sormuş, Hocam merhabalar,
 
ADNAN OKTAR: Merhabalar,
 
MUHABİR: Kuran’a göre gerçek sevgi nasıldır? Neden insanların içinde sevmeleri ve sevilmeleri yönünde bir his vardır?
 
ADNAN OKTAR: Gerçek sevgiyi bilmemek çok büyük bir acıdır. Ahir zamanda Allah insanlara çok büyük bir bela verdi. İnsanların büyük bir bölümünün elinden sevgi alındı. İnsanlara bir afat geldi, büyük bir bela geldi, insanlar bunun farkında değiller. Yani sevgi gittiyse bir insanın kalbinden her şey gitmiş demektir ruhu mahvolmuş demektir. Ruhunun içi boşaldı insanların ve büyük bir bölümü böyle oldu ve bunun farkında değiller. Sevgi taklidi yapılıyor. Mesela filmlerde görüyoruz, kadına elmas alıyor, ona seviniyor kadın hâlbuki bu çok aşağılayıcı bir şey. Yani elmastan dolayı ona sevgi duyması. Hâlbuki onun takvasından, güzel ahlakından dolayı, Allah’a yakınlığını hissetmesinden dolayı, samimiyetinden dolayı sevmesi gerekirken elmasla mutlu oluyor. İki gün sonra yine sevgisi bitiyor, bu sefer onu lokantaya götürüyor, öyle mutlu oluyor. Yani bunlar sevgi değildir, bunlar zorlama şeylerdir. Gerçek sevgi sadece Allah’ın tecellisini görmekten kaynaklanan derin ve şiddetli haza derler. Yani tarif edilemeyen altıncı bir duyu vardır insanlarda buna sevgi ve tutku denir. Bu insanlardan alınmıştır insanlar alındığı içinde farkında değildir. Mesela doğuştan âmâ olan bir insan görmenin ne olduğunu bilmediği için ona tarif edemezsin, yani neyin verildiğini bilemez. Ancak görüp kıyaslarsa bilebilir. Gerçek sevgiyi yaşamayan elinden neyin alındığını bilmediği için onun acısını o kadar tam yaşayamıyor. Yaşıyor ama o kadar şiddetli yaşayamıyor.
 
MUHABİR: Alper Bey yine sormuş, şu an içinde yaşadığımız dünyada neden sevgisizlik var? Bunu nasıl düzeltebiliriz? Ne yapmamız gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: İnsanları mekanik ve maddeci yetiştiriyorlar yani biraz taklitçi, böyle doğal olmayacak şekilde yetiştiriyorlar. Hâlbuki insan samimi olursa çok güzel olur mesela samimi davranan bir kadın çok güzeldir. Kadınlar da samimi erkekten çok hoşlanırlar. Samimiyetsizlik kadınları çok kızdırır, kadınlar çok akıllıdırlar. Erkeğin samimiyetsiz tavrı onların bilinçaltında müthiş bir öfke meydana getirir fakat hissettirmezler. Çoğu kadın da erkeklerle ya parası için evleniyor o yüzden, ya mesleği için evleniyor, ya babasının zenginliği için evleniyor ya şöhreti için evleniyor ve o acıyı da ömür boyu çekiyor yani o nefret onun bir sırrı oluyor, gizli bir sırrı oluyor ve onu sezdirmiyor. Sürekli ömrü taklitle geçer o zavallı kadınların. Sürekli seviyor gibi göstermeye çalışır, yapmacık tavırlar gösterir, o gözlerinin içindeki donukluğu kontrol edemez yani o sevgisizliği bir türlü kontrol edemez. Ama buna rağmen sevgisini göstermeye çalışır, karşıdaki erkek de bunu bildiği için hisseder o da onu hisseder, o da ona yapmacık hareketler yapar. Ve filmlerde gördüğümüz bu yapmacık sevgi görüntüleri, sahneleri ortaya çıkar ve bu, dünyada insanlara verilecek en büyük belalardan birisidir. Yani bir insana ömür boyu sevgi taklidi yapmak müthiş bir acıdır, karşılıklı bu sahnenin oynanması ayrı bir acıdır. Yani çok büyük bir ızdıraptır. Hâlbuki samimi sevgide poza, naza, gösterişe hiç gerek yoktur candan ve şiddetli bir zevk olarak bu insanın ruhunu ve bedenini zaten kaplar ve insan bunu şiddetli zaten yaşar. Ve dolayısıyla sevgi için sadece takva aranır. Allah’ın rızasını en çok arıyor mu o insan, Allah’ı en çok sevdiğine dair bir kanaat var mı, insan eğer bunu görüyorsa Allah’ın tecellisi olarak onda şiddetli bir güzellik bulur işte buna aşk denir. Allah aşkı vardır, Allah’ın aşkını bir tecelli olarak onda görür ve onda o zevki şiddetle yaşar kişi.
 
MUHABİR: Şükran Güntay sormuş Ordu’dan. Allah Kuran’da yaratmak için ‘Ol’ demesi kâfi olduğunu buyuruyor. Peki evrenin yaratılışı için neden altı günden bahsediliyor?
 
ADNAN OKTAR: Allah kâinatı öyle süslüyor yani insanların hoşuna gitsin diye. Mesela biz de ahirete gittiğimizde, istese bizi ölür ölmez bizi cennete koyabilir Allah fakat öyle yapmıyor. Önce herkesi bir cehennemin kenarına getiriyor, heyecan meydana getiriyor, hoşlarına gitsin diye. Mesela önünde ışık oluyor, hâlbuki Allah istese her yeri aydınlatır ona gerek kalmayabilir. Sağında ışık oluyor, süs olsun, güzellik olsun diye. Mesela Müslümanlara siz hadi çıkın gelin diyor, siz cennete gireceksiniz diyor mesela bu müthiş bir heyecan, Müslümanlarda galeyan meydana geliyor, heyecan. Tekbir getirerek cennete giriyorlar. Cehennem ehli mahvoluyor orada acıdan, korkudan, o da bir onlara bela. Yani belanın da bir şeklinin olması gerekir. Belaya da Allah bir şekil veriyor. İstese Allah cehennemde onları bir odaya sokar, çeşitli acıları sürekli verebilir onlara amaç acıysa sadece ama Allah orada bir görüntü de meydana getirmek istiyor, bir ihtişam meydana getiriyor. Mesela cehennemi görenler dehşete kapılıyorlar. Allah’ın gücünü görmeleri açısından Allah kıyamet meydana getiriyor gücünü meydana gösteriyor. Muazzam bir heybet ve dehşet meydana geliyor, kendi gücünü göstermesi açısından. Her şeyi Allah süsler, insanları da süsler yani kaş yapar, göz yapar, burun yapar. O da o süsün bir gereğidir.
 
MUHABİR: Peki cehennem nasıl?
 
ADNAN OKTAR: Cehennem tam Materyalistlerin istediği tarzda yani onların düşündüğü. Hani diyorlar ya ilkel toplum, ilkel doğa, şöyleydi böyleydi, tam tarif ettiklerine yani tıpa tıp uyuyor. Yani magma, duman ortamı, insanların çirkinliği, hani mutasyona uğramış insanlardan bahsediyorlar ya tam mutasyona uğramış insan tipleridir. Her insan ayrı çirkin ve çok biçimsizdir. Yani yamuk, yumuktur, hepsinin kafası geriye dönük, çoğu kördür, işitmez. Mesela dört ayak yerde yürüyorlar yani onlar diyorlar ya insan dört ayak yerde yürüyor tam orada da öyledir. Allah diyor, sürünürler yerde diyor. Mesela yiyecekler çok iğrençtir, sular çok iğrençtir, tatları çok pistir yani tesadüf iddiasının nasıl olduğunu orada görmüş olacaklar, tam inançlarına uygun bir ortam olmuş olacak.
 
MUHABİR: Peki ecüc-becüc nedir?
 
ADNAN OKTAR: Yecüc ve Mecüc evet Kuran’da o şekilde geçiyor ben özellikle Kuran’daki vurgusunu yapıyorum.
 
MUHABİR: Halk arasındaki tabiriyle ben söyledim efendim.
 
ADNAN OKTAR: Ahir zamanın anarşist ve teröristleri yani insanlara saldıran, kan dökmekten zevk alan zalimleri. Yecüc ve Mecüc ahir zamanda zuhur edecektir belki bir ihtimal bu asrımızın teröristleridir. Ve bütün kan dökücüleridir hepsi yani Deccal dâhil insan kanı döken herkes olabilir. Ama bir ikinci ihtimal benim düşüncem insan geni üzerinde oynayarak köpekle insan genini karıştırarak böyle saldırgan ve garip bir mahlûk elde edecekler ve bu da süratle üreyecek, köpek gibi çabuk üreyecek ve hem saldırgan olacak ve insanlar bunu kontrol edemeyecek. Yani laboratuvarda yaptıkları bu mahlûk insanların başına bela olacak da olabilir ahir zamanda.
 
MUHABİR: Arif Bey sorusu Samsun’dan sormuş, Sayın Hocam Kuran’da kalbinde hastalık bulunan kimselerden bahsediliyor, bunlar nasıl kişilerdir?
 
ADNAN OKTAR: Her şeyde fitne, fesat arar, Allah’ın rızasını aramaz, Allah’ın rahmetini aramaz, Allah’ın güzelliğini, tecellisini aramaz, akıl gözüyle bakmaz, sürekli mantıkla bakar, sürekli de başı beladan eksik olmaz öyle tiplerin. Kendini çok uyanık, akıllı zanneder öyle tipler, ömür boyu sürünürler, süründükçe daha da uyanıklık yapar daha da mantıklı hareket eder o zaman daha da bela artar. Ve sürekli yanıp yakınırlar öyle tipler yani süründüklerini, acı çektiklerini anlatırlar, hastalıklarından, hayat pahalılığından, çektikleri acılardan, şarkıları da öyledir onların, sürekli acılardan, ızdıraplardan bahsederler. Tabi bunlar ancak imanın nuruyla, Kuran’ın ışığıyla dağılacak şeylerdir. Yanlış şeylerdir, insanın kendisini ezmesi doğru olmaz, acı çektirmesi doğru olmaz.
 
MUHABİR: Her kötü şeyde bir iyi niyet aramamız gerekiyor mu?
 
ADNAN OKTAR: Biz kötüyü anlarız kötü insan yüzünden anlaşılır. Müslümanların özel bir nuru vardır, feraset ve basireti vardır. Yani pis insan, kötü insan yüzünden anlaşılır. Mümin de hemen yüzünden anlaşılır, yüzündeki nurdan, üslubundan, hikmetli konuşmasından, dürüstlüğünden anlaşılır, yani Müslümanım dese dahi bir insanın samimiyetsiz olduğu, yine yüzünden, üslubundan anlaşılır.
 
MUHABİR: Feraye hanım Edirne’den sormuş.
 
ADNAN OKTAR: Tabi Allah’ın dilemesiyle,
 
MUHABİR: Feraye hanımın sorusu, Hocam Kuran’da namazın huşu içinde kılınması gerektiği bildirilmiş, huşuyu biraz bize tarif edebilir misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Rahat yani vicdanını sıkmadan, candan, samimiyetle. Ama mesela gürültülü bir yerde namaz kılmamak lazım, çok zaruri değilse. Yahut mesela bir rahatsızlığı varken namaz kılınmaz önce rahatsızlığını gidermesi lazım mesela kolunu sıkan herhangi bir şey var, ondan canı yanıyor, onunla namaz kılmaya kalkıyor, acilliği yok çıkart onu kolundan canını yakmasın, rahatça samimi olarak namazını kıl, bu anlama geliyor inşaAllah.
 
MUHABİR: Bu zamanlarda neden Budizm bu kadar yaygınlaştı? Birçok aktör de görüyoruz onlar da Budist olmaya başladı.
 
ADNAN OKTAR: Bakın şöyle diyeyim, insanlar satanist olurlar bunun amacı züppeliktir yani çok çok özür dilerim tam karşılığı züppelik olsun böyle ilginç olmak, dikkat çekmek. Budist olanlar da yine öyle yani züppelik olmasa dahi işte dikkat çekmek, ilginç olmak böyle şaşırtmak toplumu, hayret içinde bırakmak hâlbuki hiçbiri gerçek anlamda Budizme inanmaz. Çünkü apaçık Allah’ın varlığı ortada, yani İslam’ın varlığı aslında o kadar net ki. İncil’i ve Tevrat’ı okuyan insan, Kuran’ı okuyan insan yani bütün samimiyetimle söylüyorum yani ışık gibi hemen belli oluyor. Yani iki tane küçük bilye düşünün, bir de koskoca dünya düşünün insan nasıl bunun arasındaki farkı görür? Yani Kuran’la diğer hak kitaplar arasında, bozulmuş hak kitaplar arasında çok büyük fark vardır. Mesela İncil insan istediği kadar okusun çok az içinde istifade edebileceği yer bulabiliyor, genelde çok dağınıktır, garip garip mantıklar vardır, teslis inançları vardır nerede insanın Kuran’a zıt bir şeyle karşılaşacağını insan tahmin edemiyor. Mesela Tevrat’ta da öyle, Allah’a, dine, mukaddesata zıt çok izahlar vardır. Ahiret inancı çok zayıf anlatılmıştır ama Kuran pırıl pırıl, çok net ve acayip sarihtir. Hangi sayfasını açsan nur akar ve hepsi mantıklıdır ve çok tutarlıdır Kuran. Onun için çok çok büyük bir nimettir Kuran yani insanların dünyada karşılaşabileceği en büyük nimettir Kuran.
 
MUHABİR: Songül hanım sormuş İzmir’den. Hocam ben çok duygusal ve alıngan bir kişiyim. Çabuk bozuluyorum ve ufak bir şeyde hemen sinirleniyorum. Kendime nasıl hâkim olabilirim, sizin bir formülünüz varsa bana tavsiye eder misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Birisi ona bir şey dediğinde Allah onu ona der, Allah onu yaratır ve hikmetle, hayırla yaratacak orada tevekküllü olacak, Allah bunu niye bu şekilde söyletti diyecek, sabredilmesi gerekirse sabredecek, tevekkülle karşılayacak o zaman ibadetin lezzetini ve zevkini alır aksi durumda küçük düşmüş olur. Çünkü mercimek kadar yerde ona bir ses geliyor Allah ona bir ses yaratıyor ona kızıp sinirleniyorsa bu bir acizlik olur yakışmaz Müslümana. Güçlü Müslüman iyidir yani ruhen, insanın çok güçlü olması, akıllı-tutarlı olması çok büyük bir nimettir, öyle bir insanın yanında insan zevk alır bulunmaktan.
 
MUHABİR: Meral Hanım sormuş, Hocam Deccal’ın öfkelenmeden ortaya çıkmayacağını söylemiştiniz acaba Mehdi aleyhisselam ne yapınca Deccal öfkelenecek?
 
ADNAN OKTAR: Allah bilir bakacağız, inşaAllah, olay oluşunca biliniyor böyle şeyler. Olmadan bilemeyiz.
 
MUHABİR: Tayfun Akçalı sormuş, insanların kafasında cehenneme gidecek bir insan modeli var ve insan kendisini genelde bu modelin dışında ve cennet ehlinden görüyor. Cehenneme gidecek olanlar kimlerdir?
 
ADNAN OKTAR: Cehennem ehli cehenneme gittiklerinde söylüyorlar ‘evet diyorlar, biz hak ettik diyorlar’ yani kendileri söylemese de zaten dilleri söylüyor, derileri söylüyor, konuşuyor yani vücut organları konuşuyor.
 
MUHABİR: Ayşe Hanım sormuş, Hocam benim bir Caferi komşum var, etrafındaki insanlar onlardan bir şey yenmeyeceğini, bir şey içilmeyeceğini söylüyorlar. Kuran’da böyle bir şey var mı?
 
ADNAN OKTAR: Çok ayıp, çok ayıp hem günaha giriyorlar hem çok ayıp. Tertemiz, nur gibi Müslümanlar Caferiler. Allah’tan çok korkan, çok takva, İslam’a çok titiz olan insanlar. Yani inanılır gibi değil ben onu duymamış olayım ve inşaAllah onlar da yapmamıştır onlara, çok çirkin, Allah vermesin.
 
MUHABİR: Fatma hanım sormuş Tahran’dan, Sayın Hocam Mehdi kıyam ettiğinde kimsenin biadı boynunda olmayacak deniyor, bu nedir?
 
ADNAN OKTAR: Yani herhangi bir tarikata mensup olmayacak anlamına geliyor.
 
MUHABİR: Sinem Baksay sormuş Tokat’tan, Vahdet-i Vücud hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
 
ADNAN OKTAR: Tasavvuf ehlinin düşüncesi ama tabi bunun dikkatli yorumlanması gerekir şöyle diyelim Allah her yerdedir, her şeye hâkimdir, şahdamarımızdan bize daha yakındır ama biz Allah’ın tecellisiyiz. Yani mesela bir şahıs çıkıp ‘ben Allah’ım’ demesi bu sapkınlıktır, bu anormal bir harekettir ama ben Allah’ın tecellisiyim diyorsa doğru söylüyordur.
 
MUHABİR: Hamit Şener Kocaeli’nden sormuş, Peygamber Efendimiz nasıl giyinirdi? Namaz kılarken giydiği özel bir elbise var mıydı?
 
ADNAN OKTAR: O güzeller güzelinin genellikle entariye benzeyen uzun gömlek giyiyordu, cüppe giyiyordu üstüne çok şık güzel bir cüppesi vardı, mis gibi de kokardı Peygamber Efendimiz, sürekli gül kokardı, bir yere elini sürdüğünde de yine gül kokusu olurdu. Kullandığı koku gül kokusuydu genelde, onu çok seviyordu. Genellikle hafif kıyafetler yani pamuklu kıyafetler giyiyordu, yünlü ve pamuklu kıyafetler giyiyordu.
 
MUHABİR: Hamit Bey ayrıca şöyle bir şey belirtmiş, sizin gibi devrin en şık kimsesi miydi acaba diye?
 
ADNAN OKTAR: Tabi tabi, Peygamber Efendimiz güzel görünmeye, şık görünmeye çok özen gösteren yani zaten bakanlar adeta hipnotize oluyorlar Peygamberimize, açıkça manada bunu da görüyoruz, yani istisnasız herkeste bu oluyordu. Yani güzel olabilir bir insan hayranlıkla bakarsın ama dilinin lâl olması bir insanın nutkunun tutulması, çok abartılı ve heybetli bir güzelliği gösteriyor bu başka bir açıklaması yok.
 
MUHABİR: Ömer Özdemir sormuş Akhisar’dan, Kuran’da bazı ayetlerde cennetteki ve cehennemdeki durumları tarif ederken şimdiki zaman kullanılıyor. Cennette karşılıklı tahtlarda oturmaktadırlar gibi, bu nasıl bir açıklama?
 
ADNAN OKTAR: Şu an müminler cennetteler yani şu an hayatlarını devam ettiriyorlar. Biz anları yaşadığımız için göremiyoruz yoksa biz cennette sonsuz olarak yaşadık biz. Yani Allah katında bütün hayatımız bitti tek bir an içerisinde hepsi bitti.
 
MUHABİR: Peki kabir azabı var mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Kabir azabı var ama kabir kısa bir dönemdir yani öyle uzun bir dönem değil. Zaman olmadığı için zaman izafi olduğu için kısa bir dönemdir.
 
MUHABİR: Bir de şöyle bir söylenti var halk arasında, ölen insanlar belli zamanlar içerisinde kendi evlerinde dolaşır ruhları gibi bir söylenti var,
 
ADNAN OKTAR: Hayır hayır onlar efsaneden ibaret. Ölen direkt ahirete gider bir daha da dönüşü mümkün değildir. Yani çünkü imtihan olmuş niçin geri dönsün yani orada durmasının bir anlamı yok. Zaten istese de dönemez Kuran’ın ifadesine göre öyle bir şey olmaz imtihanının geçerliliği bitmiş o süre ona yeterli kadar verilmiş o da o süreyi kullanmış artık hesap yerine gitmiş hesabını verecek ama ölen insan mesela imtihan olan veyahut sorgulanan insan ahirette ilk sorgulandığını zannedecek en son sorgulanan kişi yani o kadar süratlidir ki milyonlarca insan var biliyorsunuz milyarlarca insan var. Yani zamanın nasıl kısa ve izafi olduğunu görmek açısından bu çok manidardır.
 
MUHABİR: Banu Aziz Trabzon’dan sormuş, diğer ilahi kitaplar tahrif olunduğu halde Kuran-ı Kerim nasıl tahrif olunmamıştır?
 
ADNAN OKTAR: Allah ona garanti vermiştir. Tahrif edemeyecekler demiştir, edilmiyor, tahrif edilmiyor. O da artık Allah’ın lütfu tabiî ki nimeti yani bir tane hak kitap mutlaka bulunması gerekiyor. Allah Müminlere karşı rahmet sahibi ve rahimdir, koruyucu, şefkatlidir. Allah’ın rahmeti olarak korunmuştur Kuran.
 
MUHABİR: Peki diğer dinlerin Kitaplarının değiştirildiği söyleniyor, peki asılları yok mu şu anda hiç?
 
ADNAN OKTAR: Asılları Mehdi devrinde bulunacak. Tevrat’ın aslı bulunacak, İncil’in aslı bulunacak inşaAllah.
 
MUHABİR: Mehdi’yi göreceğimiz söyleniyordu, siz de söylüyorsunuz bunu?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi konusu, bakın bayağı aklı başında bir insanım ve ben abartıdan, mantıksız şeylerden şiddetle kaçınan bir insanım. Ve kesin delil görmeden, net delil olmadan ve kesin inanmadan hiçbir şeye şu ana kadar yaklaşmadım. Ve çok detaycıyım ben, yani en ince detaylarına kadar olayı incelerim. Bak açık açık söylüyorum, Mehdi kesinlikle geldi ve kesinlikle İslam hakim olacak, kesinlikle İsa (a.s.) inecek, kesinlikle ahir zamandayız ve bu alametlerin hepsi de çıktı ve hepsi de doğru, anlatılan izahların hepsi delillere dayalı olarak doğru. Said Nursi Hazretlerinin dediklerinin tamamı doğru ve hepsi doğru çıktı.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’yi gördünüz mü?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi görmedim ama görsem hissederim. Yani ben bin kişinin içinde bile olsa hisseder, görürüm, anlarım inşaAllah.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’yi gördüğünüzde halka duyuracak mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Ama ben iddiada bulunamam ki yani nasıl diyeyim bu kişi, ben ancak şüpheleniyorum diyebilirim. Yani olabilir diyebilirim, yani zan olabilir. Allahu Alem diyeceğim yani başka bir şey diyemem. Çünkü Mehdiliğine dair zannımın iyice güçlenmesi için, yani “zannı galip”e dönüşmesi için Hazreti İsa’yla namaz kılması gerekir. Ve İslam’ın dünyaya hakim olup, Onun lider olması gerekir. Lider olup Hazreti İsa’da (a.s.) Onu sırtından iterse O mübarek eliyle ve O’da namaza geçerde Allahu Ekber derse, tamam ben derim Allahu Alem Mehdi bu diyeceğim.
 
MUHABİR: Peki Mehdi’nin İslam dininde olduğunu söylemiştiniz?
 
ADNAN OKTAR: Evet.
 
MUHABİR: Mehdi’yle ilgili olarak başka verebileceğiniz bilgiler var mı?
 
ADNAN OKTAR: Bu sefer değil de, bir dahaki sefer Tevrat’tan çok detaylı verebilirim. Yani Tevrat’ta Mehdi çok kapsamlı anlatılmıştır.
 
MUHABİR: Peki, diğer dinlerde de var mı? Mehdi’yle ilgili bilgiler, açıklayıcı bilgiler, detaylı bilgiler?
 
ADNAN OKTAR: İncil’de işaretler var, İncil’de izahlar var ama Tevrat’ta çok kapsamlı anlatılmıştır. Yani orada anlatılan Mesih, Mehdi’dir. Yani bütün dünyayı kurtaracak bir Kral’dan bahsedilir. Güzel yüzlü olduğu ve dünyaya hakim olacağı, dünyayı evinden idare edeceği ve dış alametleri de benziyor aynı anlatılan şeylere çok çok benziyor.
 
MUHABİR: Peki Mehdi geldiğinde, Mehdi (a.s.) geldiğinde sadece İslam dinindekiler mi Mehdi’ye inanacak?
 
ADNAN OKTAR: İlk başta öyle, sonra hem Musevi’lere hem Hıristiyan’lara da etki edecek. Hatta Said Nursi Hazretleri diyor ki; tam diyor Hıristiyanlıkla Müslümanlık birleşme istidadındayken”yani artık tereddüt hakim olacak, yani Hıristiyanlar, Müslüman olma kararı verme aşamasına gelmiş olacaklar. Ama Hz. İsa’da beklendiği için birde ondan tasdik bekleyecekler yani Hz. İsa’nın tasdikini bekleyecekler. Evet Müslüman olmanız gerekiyor, ben Müslümanım siz de Kuran’a uyun”. Sözünü bekleyecekler ki vicdanen tamamen rahat etmeleri için yani O, Hz. İsa’ya karşı bir hatalı tavır yapmaktan çekiniyor Hıristiyanlar. Hz. İsa (a.s.) bizzat kendisi söylediğini görünce tamamen rahatlayacaklar. O yüzden ayette belirtiyor Allah, Kuran ayetinde şeytandan Allah’a sığınırım. Sana iman etmedik Ehl-i Kitaptan tek bir fert kalmayacak” diyor Allah. Hepsi İman edecek diyor mucize olarak. Kutuplar, Afrika’nın en içleri dünyanın hiçbir yerinde Ona iman etmeyecek kişi kalmayacak. Ve Sanadiyor, iman edenleri Seni sevenleri Kıyamet’e kadar küfrün üstüne geçireceğim” diyor. Kıyamete kadar Müslümanlar hakim olacaklar, Kıyametin son yakın dönemine kadar.
 
MUHABİR: Peki son zamanlarda o zaman, İslam Birliği sizin söylediğiniz gibi,
 
ADNAN OKTAR: Evet.
 
MUHABİR: Bütün dünyaya hakim olacak. Bütün bu yeraltı kaynakları falan tüm Müslüman Aleminin,
 
ADNAN OKTAR: Evet, hepsi evet.
 
MUHABİR: kapsamında olacak. Peki, bir diğer soru; Kuran’ı Türkçe okumak farz mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Tabii yani Kuran’ın manasını bilmek, Müslüman için bir sorumluluktur tabii ama oradan, Kuran’dan kendi kendine Fıkhi mana çıkartmaya kalkarsa bu olmaz tabii. İlmihal’e uymak lazım, mukallit olmak lazım yani mezhep’e uymak doğru olur zamanımızda. Ama Mehdi geldiğinde mezhepleri kaldıracak, sadece Mehdi’nin mezhebi geçerli olacak ki o da Sahabe dönemindeki durumdur. Aynı, dini Peygamber Efendimiz zamanındaki hale çevirecekdiyor Peygamber Efendimiz. Yani Benim zamanıma çevirecek Sahabe dönemine çevirecek” diyor. Bütün Mezhepleri kaldıracak”diyor.Ahir zamanda mezheplerin olacağını Kuran’da belirtiyor, yani Kuran’da da vardır. Ve insanların Kuran’a uymayacağını da, Kuran’a bağlılığın azalacağını da Allah Kuran’da belirtiyor. Peygamberimizin de şikayetidir, bir tane şikayeti vardır. Ya Rabbidiyor, Benim ümmetim Kuran’ı terk edilmiş bıraktılar” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. Bir tane şikayeti vardır Peygamber Efendimizin. Hakikaten ahir zamanda insanlar, Kuran’ın hükümlerini terk ettiler birçoğunu, mesela bir ve beraber olmak farzken bunu yapmadılar. Bölünmek haramken, bölünmeyi yaptılar, ayrıldılar. Halbuki bütün Türk-İslam aleminin birleşmesi farzdır.
 
MUHABİR: Peki mezhepler neden ortaya çıktı?
 
ADNAN OKTAR: Bir zaruret olarak oldu ve rahmetti mezheplerin olması, yani herhangi bir mahsuru yoktur. Mesela ben Hanefi’yim, Hanefi Mezhebine göre hareket ediyorum. Gayette memnunum yani, çünkü öbür türlü insan kendisi Kuran’dan çıkartmaya kalkarsa hata yapabilir. Çok iyi bir Arapça bilmesi gerekir insanın, Kuran’ın yardımcı ilimlerini çok iyi bilmesi gerekir. Ama ahlaki olan mesela güzel ahlaklı davranın, zina yapmayın, kötülük yapmayın bunlar çok açıktır Kuran’da, açık muhkem ayetlerdir bunları açık anlayabiliriz. Ama bir kısım ayetleri kendimiz yanlış yorumlama riskimiz olabilir, o yüzden Mezhebe uymamızda fayda var.
 
MUHABİR: Serdar Bey sormuş İstanbul’dan, Hacca neden gidiyoruz?
 
ADNAN OKTAR: Allah’ın emri olduğu için, Kuran’ın açık, net hükmü var. Hatta yorgun develer üstünde diyor Allah. olarak ta, yürüyerek de, yaya olarak da her şekil de geleceksiniz”diyor Allah.
 
MUHABİR: Zorluk gördüğümüz zaman, Bilge Hanımın sorusu zorluk gördüğümüz zaman ne yapmamız gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: Allah’a sığınacağız, yani yolların çok açıldığını görecek insanlar o zaman inşaAllah.
 
MUHABİR: Sinem Hanım’ın sorusu, neden her şeyi Besmeleyle yapıyoruz?
 
ADNAN OKTAR: Allah’ı anmak, Allah’ı hatırlamak insanın içini açar. Allah’ın gücünü bir anda anlamış olur. Eğer Allah’ı unuttuysa insan, Allah’ı hatırlamış olur. Cenneti, cehennemi düşünür. Gücün Allahın elinde olduğunu görür ve insana o zevk verir. O yapacağı işlemi Allah’ın yapacağını bilir ve onun huzuru içerisinde olur insan. Peygamberimizin (s.a.v.) de tabii bir sözüdür bu. “Besmeleyle başlayın”der. Değil mi hayırlı olan işe, Müslüman Besmeleyle başlayacak inşaAllah.
 
MUHABİR: Perihan Hanım sormuş Ankara’dan, evliyalar neden dünyaya gönderildi? Ya da evliyalar neden var?
 
ADNAN OKTAR: Yani insanlar çeşit çeşittir. Mesela kalbinde hastalık olanlar vardır, Veli olanlar vardır, orta yolda gidenler vardır, peygamberler vardır,
Ulül Azim büyük olan peygamberler vardır, daha yüksek olan peygamberler vardır, melekler vardır, Allah çeşit çeşit yaratmıştır. O’nun bir hikmetidir bu. Veliler de dünyanın bir süsü işte, Allah onları Müslümanlara örnek olsun. İdeal insan olarak görsünler diye ara ara yaratır. Toplumun arasında o tarz insanlar olur.
 
MUHABİR: Peki herkes evliya olabilir mi?
 
ADNAN OKTAR: Tabii her insan için yükselme sınırı yoktur, istediği kadar yükselebilir. Eğer Allah’a tam sığınırsa, samimi olursa Allah bir sınır koymamıştır.
 
MUHABİR: Peki her şeyde Kuran’ı mı örnek almamız gerekiyor? diye bir soru, Serkan Bey sormuş Ankara’dan?
 
ADNAN OKTAR: Tabii, Kuran’ı ve sünneti tabii, Peygamber Efendimizin sünnetlerini. 
 
MUHABİR: Peki doğru hadisleri nerden anlayabileceğiz?
 
ADNAN OKTAR: Buhari, Müslim, Tırmızi, İbn-i Mace, Süneni Davud, Süneni Nesai genellikle bunlar sahih hadis kitaplarıdır. Ama Suyuti’nin vardır hadisleri, mesela İbn-i Hacer vardır. El-Kavl-ül Muhtasar fi Alamat-il Mehdi Muntazır eseri vardır. Mesela bu güvenilir hadis alimidir bunlar bu kişiler aynı zamanda onların naklettiği Hadislere güvenmek lazım. Ama ahir zaman hadisleri için sorun yok, çünkü doğru çıktığı an sahih olduğu anlaşılmış oluyor. Mesela benim saydığım hadislerin hepsi, işte Fırat’ın suyunun kesilmesi, İran Irak savaşı, Afganistan’ın işgali gibi daha önce saydığım hadisler hepsi tahakkuk etti. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları, kuyruklu yıldızın çıkması, güneşten büyük bir alamet ve peşpeşe hepsi anında birbirine yakın tarihte, yani yaklaşık otuz yıl içerisinde hepsi çıktı. Anladık ki doğruymuş. Biz orda, artık bu hadisler sahih mi, doğru mu diye araştırmamıza gerek yok.
 
MUHABİR: Seçil Hanım sormuş, oruç neden tutuyoruz?
 
ADNAN OKTAR: O da Allah’ın emri farzdır. Ama hikmeti yönünden soruyorsa açlıkta insan fakirlerin, aç insanların durumunu daha iyi kavramış olur, daha anlayışlı olur. Ayrıca Allah’a karşı daha aczini bilir. Açken insanlar daha mahzundur, daha boyun eğicidir ve insanlarda bir ruhaniyet meydana getirir oruç, daha güzel bir hoş ruh hali meydana getirir. Ama tabi saymayla bitmez daha da çok hikmetleri var.
 
MUHABİR: Kadir Bey’in sorusu, İslam’ın şartı beştir deniyor bu Kuran’da var mıdır? 
 
ADNAN OKTAR: Hayır hayır İslam’ın şartı beş değil, İslam Birliği var altı, evet başka birçok İslam’ın şartı vardır, ilk beşi odur. Bir tanesi de İslam aleminin birleşmesidir. O da altıncısıdır, inşaAllah.
 
MUHABİR: Murat Bey sormuş, Mehdi geldiği zaman ne yapmayı düşünüyorsunuz?
 
ADNAN OKTAR: Gidip sarılacağım. Önce bir alnından öperim, bir emriniz var mı derim ben sizin çıkışınızı haberim var. Resulullah (s.a.v.) bildirmişti derim inşaAllah. Ben de sizin Mehdi olduğunuzdan şüpheleniyorum, hüsnüzan ediyorum derim, çok benziyorsunuz derim. İşte yardımcı olmak istiyorum derim, ne diyeceğim.
 
MUHABİR: Yine sorulardan bir tanesi, Mehdi’yi gördünüz mü diye bir soru?
 
ADNAN OKTAR: Yok görsem, yani peşini bırakmam. İnşaAllah.
 
MUHABİR: Pınar Hanımın sorusu, neden her şeyde ayetlere sığınmamız ya da ayetleri okumamız gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: Çünkü en doğrusu, yani Allah en akıllı, en doğru olanı bize bildiriyor. Ve Kuran’la hareket ettiğimizde de en doğru ve en isabetli hareketi yaparız. Zaten akıllı demek Kuran’ın mantığıyla, Kuran’ın anlattığı üslupla tam uyumlu insan demektir. O zaman hiç hata olmaz, çok mükemmel davranışta bulunmuş oluruz.
 
MUHABİR: Kemal Beyin sorusu? Dinimizde birden çok, birden fazla eş almak var mıdır?
 
ADNAN OKTAR: Evet var.
 
MUHABİR: Serhat Beyin sorusu? Peygamber Efendimiz zamanında olan birkaç olayı bizlere anımsatır mısınız, anlatır mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimiz zamanında olan olaylar, mesela Hz. Hasan ve Hüseyin onun torunlarıydı. O sevimliler çok neşeliydiler, Peygamber Efendimiz namaz kılarken secdeye eğildiğinde üstüne, sırtına çıkıyorlardı. O da namazı bozmamak için nezaketiyle onları indiriyordu, hatta bir seferinde direkt başına oturdular Peygamber Efendimizin, O da öyle kalmış secdede. Sahabilerden birisi bakmış ne var, niçin acaba kalkmıyor Peygamberimiz (s.a.v.). Onun başından kalkmasını bekliyormuş sonra kalkmış o sevimli o kalkınca, O da Peygamberimizde ayağa kalkmış. Çok şakadan böyle güzellikten çok hoşlanan birisiydi. Mesela Hazreti Hasan, Hüseyin kaçıyorlar Peygamberimiz de onları kovalıyordu, yakaladığı yerde onları böyle öpüyordu, seviyordu, bağrına basıyordu. Yani mesela kovalamacadan hoşlanıyordu. Peygamberimiz.(s.a.v.), Hazreti Ayşe eşiyle de öyle şakalaşıyordu. O da öyle yani yakalamaca oynuyorlardı. Sahabelerin gözü önünde olan şeyler bunlar. Yani böyle çok dışa dönük, neşeli, çok mütevazi, çok sevgi dolu bir insandı Peygamber Efendimiz. Yani meclisi de çok neşeli oluyordu Peygamber Efendimizin maşaAllah (s.a.v.) evet.
 
MUHABİR: Kadir Bey’in sorusu, nazar nedir bize açıklar mısınız, nazar için ne yapmamız gerekiyor?
 
 
ADNAN OKTAR: Nazar için hiçbir şey yapmayacaksınız, çünkü hiçbir şey olmaz nazardan. İsteyen, istediğine istediği gibi bakar. Ama pis bir bakışa bakmamak daha güzeldir tabi. Mesela çirkin, böyle bazen itici bakışlar olur, en güzeli ondan gözü çevirmektir. Yani gözü dinlendiren bir bakış, bir müminin bakışı güzeldir. Onda insanın ruhunda bir sükun meydana gelir ve ruhunda bir güzellik meydana gelir. Ama berbat bir bakışla karşılaştıklarında en güzel şey gözü çevirmektir. Ama bir zararı olmaz, sadece gözünü kirletebilir. Yani gözündeki o kirli ışık onu kirletebilir, o kirden korunmak için gözünü çevirmesi yeterlidir. Ama bedenine bir zarar vermez o.
 
MUHABİR: Kadriye Hanımın sorusu, kalp gözü diye bir şey var mıdır? 
 
ADNAN OKTAR: Allah’ın ilham etmesi vardır. Mümin, ferasetli ve basiretlidir. Allah mümine ilham edebilir. Yani onun vicdanına, ruhuna ilham edebilir. O ilhamla Müslüman hareket ederse güzel olur, inşaAllah.
 
MUHABİR: Serkan Beyin sorusu Hocam, dinimi tam olarak yaşayıp yaşayamadığımı çok merek ediyorum. Genelde internet başında olduğum için, internette okuduğumuz dualar ya da Türkçe Kuran mealleri aynı sevaba giriyor mu, Kuran’da okuduğumuzda?
 
ADNAN OKTAR: Tabiî ki, tabiî ki.
 
MUHABİR: İnternet hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum, diye bir soru?
 
ADNAN OKTAR: Mehdi devrinin, Hz. İsa devrinin özel yaratılmış aracıdır. İslam’ın dünyaya hakimiyeti için özel olarak yaratılmıştır. Özel olarak, dünya dizayn edilirken bu teknik olayda, özel olarak Allah tarafından dizayn edilmiştir. İslam’ın hakimiyetinde özel bir araçtır ve Dabbetül-Arz olması, Kuran’da belirtilen Dabbetül-Arz olması ihtimali de çok yüksek. Çünkü yerden mamul, biliyorsunuz çipler silisyumdan yapılıyor. O da kumdan elde edilen bir şey ve alüminyum, demir, çinko, bakır yerde ki bütün malzemeler kullanılıyor ve bu hayvanın tek özelliği var Kuran’da belirtilen konuşabilen bir hayvan. Bilgisayar da konuşabilen ve insanlara bir şeyler aktarabilen bir varlık. Normalde hayvan yer, içer, gezer ama bu sadece konuşuyor ve yerden mamul, halbuki Kuran’da hayvanların sudan oluştuğunu söylüyor Allah, “sudan yarattım” diyor. Bir tek onu yerden meydana getirdiğini söylüyor. Ve Ahir Zamanda insanlar dini terk ettiği dönemde ortaya çıkacak diyor Kuran. Yani insanların Allah’ı anmaktan vazgeçtikleri, dinin zaafa uğratılmasına gayret edildiği bir dönem de, yani Deccaliyet döneminde olacağını Kuran’ın üslubundan anlıyoruz. Ve dolayısıyla özel yaratılmış bir araçtır.
 
MUHABİR: Seçil Hanım Ankara’dan sormuş, Darwinizmi biraz bize anlatır mısınız?
 
ADNAN OKTAR: Darwinizm, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sahtekarlığıdır ve en büyük kitle aldatmacasıdır. Yani bu kadar kitle bu kadar büyük çapta aldatılmamıştır. Çünkü müşriklerde inanmıyorlardı, mesela putların İlah olduğuna inanmıyorlardı. İbrahim’e de söylemişlerdi, “Sen de bilirsin diyorlar ona, onun böyle bir şey yapmayacağını” diyorlar. Yani gücü yetmeyeceğini biliyorlardı, ama o düşünceden de daha ilkel bir felsefedir. Yani çok çok ilkel bir felsefedir. Her şeyin Yaratıcısının tesadüf olduğunu iddia edecek kadar ilkel bir düşüncedir. Yani tesadüfen atomlar bir araya geliyor, tesadüfen protein yapar, tesadüfen kol, tesadüfen göz, tesadüfen kulaklar oldu, tesadüfen o insanlar oluşmuş oluyor. İnsanlar şehirleri yaratıyor. Yani böyle efsanelerde bile olmayacak akıl almaz bir felsefedir. Ama şu an yerle bir olmuştur. Çünkü yüz milyon fosil bağırıyorlar, siz yalan söylüyorsunuz diye, biz yaratıldık diyor. Yüz milyon fosil biz yaratıldık diye bağırıyor dünyaya. Bir tane de ara fosil yok kendilerinin dediği gibi. Bende dedim işte on trilyon vereceğim getirin dedim. Halen de getiren yok. Yine bekliyoruz, yine bekliyoruz ve hiçbir zaman için de getiremeyecekler.
 
MUHABİR: Bekir Bey sormuş, siyasete neden girmiyorsunuz Hocam?
 
ADNAN OKTAR: Siyasete neden girmem gerekir, önce onu düşünmek lazım. Çünkü bizim siyasetçilerimiz bayağı kaliteliler. Türk-İslam Birliği için can atan insanlar. Devlet Bahçeli çok muhterem bir insan, efendim Büyük Birlik Partisi çok güzel bir parti, lideri de çok muhterem bir insandır. Yine aynı şekilde Ak Parti de öyle, efendim yani hepsi diyebilirim. Mesela Demokrat Parti de öyle, onlarda Türk-İslam Birliği için can atan insanlardır. Ve çok tecrübeli, kaliteli insanlar bunlar. Gerek yok şu an.
 
MUHABİR: Türk-İslam Birliği için ne gibi şeyler yapıyorsunuz şuan?
 
ADNAN OKTAR: Yazı yazıyorum, kitap yazıyorum, sürekli röportajlarda dile getiriyorum, mektup yazıyorum yurtdışındaki insanlara, onlarla internetle görüşüyorum. İnsanları teşvik ediyorum, yani gece gündüz uğraşıyorum.
 
MUHABİR: Türk-İslam Birliği nasıl olmalıdır sizce?
 
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği sevgi birliği, şefkat muhabbet birliği, dostluk birliği, iyi niyet ve candanlığa dayalı, Allah aşkına dayalı bir sevgi toplumu, iyi niyet toplumu.     
 
MUHABİR: Peki Türkiye sizce Avrupa Birliğine katılmalı mı?
 
ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği Türkiye’ye katılacak. Yani biz onlara katılmayacağız, onlar bize katılmış olacaklar. Ama yine biz Avrupa Birliğine de girmiş olacağız o vesileyle.
 
MUHABİR: Peki, IMF hakkında düşüncelerinizi alabilir miyim?
 
ADNAN OKTAR: IMF, işte insanların zor durumunda onlara para veren, ama onları da zor durumda bırakan bir sistem. Yani güçlü bir faiz sistemine dayalı, genellikle o bulunduğu, faaliyet yaptığı memleketinin insanlarını da çok zora soktuğu da, tarih içinde görülmüş olan bir sistem. Bence uzak durmakta fayda var. Yani çünkü akıl almaz bir faiz sistemiyle çalışıyor. Daha hala biz borçlarımızı ödüyorduk yakın zamana kadar IMF’ye. Yani bütün milletimizin ömrü IMF’ye borç ödemekle geçti, faiz borcu.
 
MUHABİR: Seçil Hanım sormuş, ziynet ve takı dinimizde var mıdır, bayanlar için?
 
ADNAN OKTAR: Tabi tabi, ama göstermeyecekler, helallerine gösterecekler. Yani dışarıya takıp, millete alın bakın falan tarzında değil. Yani dışarıda sade derli toplu, efendi bir kıyafet kadına iyi gider. Ama helalinin yanında sınır yok, inşaAllah.
 
MUHABİR: Serkan Beyin sorusu, bir erkek sizce nasıl olmalıdır. Nasıl tabir edersiniz?
 
ADNAN OKTAR: Çok akıllı olması gerekir. Allah’tan çok korkması, Allah’ı çok sevmesi, çok takva olması Allah o zaman ona özel bir heybet verir, derinlik verir. Ve her şeyden zevk alma, her şeyin güzel yönünü görme gücü verir. Kadınlar çok etkilenir akıllı erkeklerden. Yani, tabi kadınların bir sırrıdır, kadınlar bunu söyleyemez ama bilirler. Fakat onlar için, birçoğu için acı bir gerçektir. Mantık kullandıkları için gidip zengin erkekle evlenirler. Yoksa akıllı erkek kadınları olağan üstü etkiler. Yani dünyada en çok etkilendikleri varlık, akıllı bir erkektir. Allah’tan çok korkan, Allah’ı çok seven, takva ve samimi olduğuna, yani gerçekten yüzde yüz samimi olduğuna inandığı bir erkek, kadını dünyada en fazla etkileyen varlık odur. Ama mantık devreye girdiği için de işte hangi okuldan mezunsun, kaç araban var, kaç tane evin var, iş yerin nerde gibi teknik bazı olayların içerisine girerler. Sevmese dahi seviyor görünerek, o teknik imkanlardan istifade edip, o kişiyi de bir araç olarak kullanırlar. O kişi de araç olduğunu bilmez, zavallı ömrü boyunca öyle yaşar.
 
MUHABİR: Peki insanlar eşlerini nasıl seçmeliler, nelere dikkat etmeleri gerekiyor?
 
ADNAN OKTAR: Ben mesela bir kadında akıl ararım. Yani akıl hipnotize edici bir şeydir, olağanüstü etkiler. Yani takva, Allah’tan çok korkan, Allah’ı çok seven samimi bir kadında, Allah akıl almaz bir etki gücü meydana getirir. Yani çok şiddetli bir etki gücü meydana getirir. O etki gücüne kadın denir. Ete, kemiğe kadın denmez. Et kemik her kadında vardır ama o güç her kadında olmaz. O bedeni ve ruhu şiddetli sarsan bir güçtür, şiddetli etkileyen bir güçtür. Ona kadın denir. Dolayısıyla takva olan, Allah’tan çok korkan, akıllı kadınlarda bu olur. Akıllı kadında, akıllı erkeği görür ve bilirler onlar, yani hisseder. Onun için ayette; “mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere” diye açıklama vardır. Onların birbirini bulacağına dair bir işarettir bu Kuran’da.
 
MUHABİR: Peki, neden cennet anaların ayakları altındadır?
 
ADNAN OKTAR: Anaların makbuliyetine, mazlumluğuna, kadınların güzelliğine bir işaret. Kadınlar çok nazenin varlıklardır. Üstelik zorluk içinde çocuk doğururlar, ona bakarlar. Hem çile ehlidirler hem de çok temiz varlıklardır. O çektikleri çileler, inşaAllah onlara cennette nimet olarak karşılarına çıkacak. O Peygamber Efendimizin, onların güzelliğini ifade etmek için kullandığı bir ifade.
 
MUHABİR: Peki Peygamber Efendimiz, evlendiğinde evinde neler vardı?
 
ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimizi, öyle perişan gösterdiler ama çok ayıp yapıyorlar onu yapanlar, öyle bir şey yok. Peygamber Efendimiz bayağı güzel, tertemiz yaşıyordu. Ve Peygamberimiz zengindi, Kuran’da bunun ifadesi var; “Allah, seni fakir bulup zengin etmedi mi”diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. Kuran’ın ifadesi bu, olur mu hatta bütün herkese bakıp besliyordu Peygamber Efendimiz. Ona yemek yemeğe gidiyorlardı. Güzel sofralar kuruluyordu Müslümanlara. Kendisi de çok şık ve temiz giyiniyordu. Hanımlarına çok güzel bakıyordu. Hatta o ganimetlerde, Peygamber Efendimizin özel payı vardı. Kuran ayetiyle sabittir bu, dolayısıyla da zengindi. Yani yok işte göbeğine, karnına taş bağlıyordu, açlıktan Peygamber kıvranıyordu. Çok ayıp yapıyorlar, yani bu yakışık alacak bir söz değil. Peygamberimiz zaman zaman tabiî ki perhize girmiştir ama akılcı perhiz yapmıştır. Yani karnına taş bağlayacak kadar bir tavır göstertmemiştir. Su ve hurmayla gününü geçirdiği olmuştur ama hurmada her türlü protein vardır. Çok manidardır. Ve her türlü vitamini ve minerali vardır. Bir tek o meyveye mahsustur o. O çok değişiktir. Ve şeker kalitesi de güzeldir hurmanın, bir mucizedir bu. Mesela ekmek hamuruna, buğday hamuruna arpa karıştırtmıştır Peygamber Efendimiz. Çok acayip bir mucize, çünkü sadece arpada ve mısırda bulunan özel bir protein cinsi var. Diğer buğday cinslerinde yoktur bu. Ve insan için hayati bir ihtiyaçtır o, özel bir protein arpadadır. O arpayla karıştırarak yaptırmıştır buğdayı, ekmek yaptırırken. Buğdayla ikisini karıştırarak yaptırmıştır. Yani ne yapsa hepsinde bir hikmet ve hayır var.
 
MUHABİR: Seçil Hanımın yine bir sorusu, dinimizin gereği olan yapmamız gereken en önemli şeylerin birkaçını sıralayabilir misiniz bize?
 
ADNAN OKTAR: En başta her zaman söylüyorum, alabildiğine sonsuzluğa açılacak şekilde samimi olmak, sonra Allah’tan çok korkmak, Allah’ı çok sevmek ama aşık olmak, böyle deli aşık tarzında. Sabah kalktığında, Allah aşkıyla yatacak, Allah aşkıyla kalkacak. Kuran’ı iyi bilmek, yani en az birkaç kere Kuran’ı okumak. İbadetlerinde titiz olmak özellikle namaza çok itina etmek, namazları mutlaka kılmak. Kadınların iffetlerine çok dikkat etmesi, erkeklerin de iffetlerine çok dikkat etmesi. İffetsiz insan hissedilir, yani o dejeneredir. Yani onun etine, kemiğine siner o. Mesela iffetli bir kadın çok çok güzeldir. Yani özel bir etkileme gücü vardır. İffetsiz kadında bu elektrik, bu güç yok olur. Allah onun üstünden alır onu, yani bu da ayrı bir beladır. Yani iffetsiz mesela hissedilir, sezilir o. Yani vücudu adete köseleleşir. Yani hassasiyetini kaybeder. Erkek de öyledir. Yani kadın fahişe de olur, erkek fahişe de olur. Yani erkeğinde o gücü gider üstünden. Yani Allah onun üstündeki heybeti ve derinliği alır. Ve vücut hassasiyetini, etkilenme gücünü de alır ve özel bir beladır bu.
 
MUHABİR: Berrin Hanımın sorusu, güzellik sizce nedir?
 
ADNAN OKTAR: Güzellik, ruhumuza Allah’ın hoşnutluk olarak tecelli ettirdiği her şey, inşaAllah.
 
MUHABİR: Diğer bir soru, Kadir Beyin sorusu, bu ayrımcılık yani takım tutmalar, parti tutmalar sizce ayrımcılığa yöneltmiyor mu insanları?
 
ADNAN OKTAR: Ama mesela ben, parti tutan arkadaşlarımı düşünüyorum, yani birbirinin hepsi aynı zaten. Yani futbol takımı tutanlar da zaten yarı şaka, yarı ciddi tutuyorlar. Onlar o anlamda, o derece ciddiye almıyorlar. Bir eğlence olsun diye yapılıyor o. Ama parti tutarken de, zaten hepsi vatansever benim milletim. Yani çok şahane insanlardır. Hepsi de iyi niyetli, yani bir fark olmuyor pek.
 
MUHABİR: Peki neden bu kavgalar, diye bir soru var?
 
ADNAN OKTAR: Kavga, o da usulen oluyor aslında yani partilerin kavgası, yani ciddi bir anlamda bir kavgaları yok. Ben mesela görüyorum, hakikatten usulen bir kavga oluyor ama karşılaştıklarında birbirini çok seviyorlar. Saygıyla tokalaşıyorlar. Çünkü iki taraf da birbirlerinin vatansever olduğunu, samimi olduğunu, dürüst olduğunu, iyi niyetli olduğunu, güzel ahlaklı olduğunu adı gibi biliyor. Ama siyasetin gereği diye yapıyorlar, aslında tabi ona da gerek yok. Yani o da lüzumsuz.
 
MUHABİR: Murat Beyin sorusu, tutuğunuz bir takım var mı?
 
ADNAN OKTAR: Milli Takım.
 
MUHABİR: Diğer bir soru, dünyada hangi ülkeleri gezdiniz ve ne gibi çalışmalar yaptınız?
 
ADNAN OKTAR: Dünyada hiçbir ülkeyi gezmedim. Ama şu anda da biliyorsunuz yurt dışı yasağım var. Ama şu Türk-İslam Birliği oluşursa, bu yurtdışı yasağım olsa da gideceğim, gezeceğim. Çünkü yurtdışı yasağı biliyorsunuz sadece pasaport için geçerli. Ama İslam ülkeleri, Türk ülkelerinde inşaAllah pasaport ve vize kalkarsa. Sınırlar açılırsa, benim yasağımın da bir anlamı kalmamış olacak. O anlamda rahatça gidebileceğim.
 
MUHABİR: Peki en çok gitmek istediğiniz bir ülke var mı, görmek istediğiniz?
 
ADNAN OKTAR: İtalya,
 
MUHABİR: Neden?
 
ADNAN OKTAR: Roma, Kudüs bunlar hep hadiste de belirtilmiştir. Önemli şehirlerdir. Roma mesela fethedilecek Roma Müslümanların kontrolüne geçecek, İtalya tamamen Müslüman oluyor.
 
MUHABİR: Mehdi zamanı mı?
 
ADNAN OKTAR: Tabi Mehdi zamanında. Hırak’ın şehri Roma diyor. Peygamber Efendimiz belirtiyor. Orası alınacak diyor, manen fethedilecek. Tekbirle fethedilecek, Allah anılarak fethedilecektir. Kudüs, Kudüs-ü Şerif tamamen Müslümanların kontrolüne geçecek, ama orada Museviler de olacak. Bütün Musevi kardeşlerimiz, huzur ve güven içerisinde yaşayacaklar inşaAllah.
 
MUHABİR: Adnan Beyin sorusu, Filistinli kardeşlerimiz için neler söylemek istersiniz?
 
ADNAN OKTAR: O aslanlar da, bütün Türk-İslam alemindeki kardeşlerim de hepsi Türk-İslam Birliği için gayret etsin. Aslında deseler ki, bugün Türk-İslam Birliği oluşsun diye. Bütün Türk ülkelerinde şuan, İslam aleminde bir haftalık bir kampanya olsa, yani on beşinci gününde bu iş olur söyleyeyim. Yani bunun karşısın da şu an ne hukuki bir engel var. Ne tek bir engel var. Ne kanuni bir engel var, hiçbir engel yok şuan. Yani sadece şiddetli istemek gerekiyor başka bir şey yok. Yani dünyanın da buna bir şey dediği yok. Diyorlar ki Amerikayla, Rusya. Amerikayla, Rusya’nın nesine lazım, adamlar memnun olurlar böyle bir şeye.
 
MUHABİR: Gerçekten sohbetlerinize doyum olmuyor.
 
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
 
MUHABİR: Tüm izleyicilerimiz adına teşekkür ediyorum, verdiğiniz bilgiler için.
 
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
 
MUHABİR: Son söylemek istediğiniz bir şeyler varsa eğer?
 
ADNAN OKTAR: Son söylemek istediğim, Allah’ın yine o sırrını söylüyorum. Herkes bütün kardeşlerim, samimiyete çok önem versinler. Çok zevklidir, çok güzeldir. Samimi sevgiyi arasınlar. Allah’ı aşkla, böyle deli aşık olarak sevsinler. Derin iman için Allah’a tam teslim olsunlar. Allah’tan derin iman istesinler. Kuran’ı çok okusunlar, namaz kılsınlar çok önemli namaz, çok önemlidir. Dinin direğidir namaz. Bir de sakın sakın bölünme yönünde, ayrımcılık yönünde bir ifadeleri olmasın. Alevisi, Sünnisi bizim hep canımız, ciğerimiz, kardeşlerimiz sakın sakın. Onu diyeceğim o kadar.
 
MUHABİR: Herkese buradan tekrar teşekkür ediyorum.
 
ADNAN OKTAR: Evet ben de teşekkür ederim.
 
MUHABİR: Bir sonraki hafta tekrar aynı televizyonda, Ekin Televizyonunda birlikte olmak üzere hoşça kalın, iyi akşamlar.          
 

27 Ocak 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
حوار مع السيد عدنان أوقطار ، القدس، 17 نوفمبر 2008. (Arabic) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (July 3, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (July 12, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HABERDEM (KONYA) (September 24, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008) (Azerbaijani) 
ADNAN OKTAR AND SANHEDRIN RABBIS ON LIVE TV PROGRAM (December 1, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN YENİ MÜSAVAT QƏZETİ REPORTAJI (11 Fevral 2009) (Azerbaijani) 
PRESS CONFERENCE - Istanbul May 25, 2007 (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HILAL TV (Istanbul - December 3, 2007) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (Istanbul - February 22, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY GLOBAL POST - USA (October, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 
PRESS CONFERENCE HELD BY ADNAN OKTAR AND THE ISRAELI DELEGATION (January 20, 2010) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN İCTİMAİ RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (16 Yanvar 2009) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW OF ADNAN OKTAR BY IRIB (IRAN STATE TV) (September 29, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY JOEL RICHARDSON (June 22, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RFA (June 14, 2008) (English) 
INTERVIEW AVEC ADNAN OKTAR PAR RTBF (MARS 26, 2009) (Français) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AWAZ FM (SCOTLAND) (July 23, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (4 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (16 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ONE LEGACY RADIO RÖPORTAJI (LOS ANGELES, ABD) (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (20 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN NEWS TALK NEWS 1070 KNTH RÖPORTAJI (HOUSTON, TEKSAS, ABD) (21 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KURV TALK RADIO'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (TEKSAS, ABD) (23 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK)'DEN KEVIN WIRTH İLE YAPTIĞI RADYO RÖPORTAJI (3 MART 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN THE LESLIE MARSHALL SHOW RÖPORTAJI (9 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (11 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN VİDEO KONFERANS İLE KATILDIĞI İSVİÇRE KONFERANSI (9 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (12 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (14 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (13 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (1 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (15 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (2 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (3 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009) ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (18 Mart 2010)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma) ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)