MUHABİR: Hocam ben Kudüs Gazetesinden geliyorum. Kudüs Gazetesi Filistin içinde satıyor gazetelerini. Filistin’de ilk açılan veya kurulan gazete. Her gün hocam 30 bin ile 35 bin gazete basıyor. Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Siz bizimle görüştüğünüz için biz de size teşekkür ediyoruz, çünkü sizleri çok seviyoruz. Filistin bizim canımız.
MUHABİR: Hocam Filistinli okuyucularına tanıtır mısınız kendinizi?
ADNAN OKTAR: Evet, 2 Şubat 1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ne 1979 yılında kayıt oldum. 1983 yılına kadar orada okudum, Güzel Sanatlar Akademisinde. 83 yılında da İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne kayıt yaptırdım, orada da bir süre okudum sonra kitap faaliyetlerine başladım. Biliyorsunuz toplam 45 bin sayfadan oluşan bir külliyatın hazırlanmasında vesile oldum, halen de devam ediyorum.
MUHABİR: Hocam, Filistin ve Kudüs sizin için ne anlama geliyor mesela nasıl bir şey uyandırıyor sizde? Filistin’le Kudüs sizin için ne demek?
ADNAN OKTAR: Kudüs ile Filistin zaten bizim için aşağı yukarı aynı. Kudüs’ün önemini zaten Kuran’ı okuyan herkes, Kuran’ı bilen herkes zaten hemen görür. Bütün Müslümanlarca kutsal olan bir beldemiz, İslam beldesidir Kudüs. Filistin de tabi yıllardan beri zorluk içerisinde, mağduriyetler içerisinde yaşadıkları için, onlara karşı da derin bir şefkat, merhamet ve muhabbet içindeyiz. İnşaAllah bu acıdan, bu rahatsızlıklardan, Türk İslam Birliği oluştuğunda tamamen kurtulacaklar inşaAllah.
MUHABİR: Hocam siz Kudüs’e gitmek istiyor musunuz acaba? Şöyle bir ümidiniz var mı acaba, oraya gidip oradaki insanlara yardım vermeyi düşünüyor musunuz? Oradaki Yahudileştirmeye maruz kalan bu Kudüs’e ziyaret etmek istiyor musunuz acaba?
ADNAN OKTAR: Kudüs ilk gitmek istediğim yer. Ben daha hiç yurt dışına çıkmadım, yurt dışında herhangi bir yere gitmedim ama çıktığımda ilk gitmek istediğim yer orası diyebilirim. Mekke, Medine ve Kudüs benim için üç önemli yer. Ama Kudüs her halükarda sonunda Müslümanların olacak, ben bunu Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerine dayanarak söylüyorum. Mehdi’nin zuhurunda, Hz. İsa’nın nüzulünde Kudüs boydan boya tamamen o bölgenin her tarafı, Müslümanlarla dolacak inşaAllah. Musevi kardeşlerimiz de olacak, Hıristiyanlar da olacak fakat Müslümanlar orada bir manevi liderlik içerisinde olacaklar inşaAllah. Dostça ve kardeşçe yaşayacaklar inşaAllah.
MUHABİR: Hocam Ortadoğu problemlerine en iyi çözüm nedir acaba? Filistin problemine en iyi çözüm nedir?
ADNAN OKTAR: Çok güçlü bir iman, Allah’la çok güçlü bir bağlantı, yoğun bir Allah sevgisi, yoğun bir Allah korkusu ve birlik beraberlik ruhu. Mezhep ayrılıklarından kaynaklanan fitnelerden şiddetle kaçınmak, Müslümanların bütün gücüyle birbirini desteklemesi, kültüre, bilgiye çok önem vermeleri ve olaylara sevgiyle hayır gözüyle yaklaşmaları çözüm olacaktır. Çünkü kaderde zaten Filistin kurtulmuş durumda. Kaderde zaten bu fitne ve bu kargaşalar çoktan bitmiş durumda. Kudüs’le ilgili müjdeli çok fazla hadis var. Bunu inşaAllah önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde göreceğiz.
MUHABİR: Hocam bildiğiniz gibi Yahudiler Kudüs’ü Yahudileştirmeye çalışıyorlar hatta namazlarını Aksa Camisinde kılmaya çalışıyorlar. Siz bu duruma nasıl bakıyorsunuz acaba, bununla ilgili görüşünüz nedir?
ADNAN OKTAR: Yahudiler Aksa Camiinde ibadet mi yapmak istiyorlar, onu mu demek istiyorsunuz?
MUHABİR: Evet hocam, Yahudiler Aksa Camisine girmek istiyorlar, her gün namazlarını orada kılmaya da çalışıyorlar.
ADNAN OKTAR: Ama ibadet yapmaları için o bölge zaten son derece müsait. Orada namaz kılmak istemelerinin nedeni ne olabilir?
MUHABİR: Hocam onlar caminin alanlarında namazlarını kılıyorlar ve onlar girerken turist olarak giriyorlar, kendilerini de turist olarak gösteriyorlar tabiki oradaki güvenlik güçleri ve polisler İsrail tarafından atanmış bu yüzden onlara müsaade veriyorlar ki camiye girsinler, caminin sahalarına ve alanlarına girsinler.
ADNAN OKTAR: Yani sadece ibadet katsıya geliyorlarsa gelsinler zaten onun bir mahsuru yok, ama kötü bir niyet varsa onun arkasında bu olmaz tabi, ama bir Hıristiyan da bir Musevi de camiye gelebilir, istiyorsa Allah’a orada dua edebilir bunda bir şey yok. Ama Müslümanların camisi olduğunu, Müslümanlara ait bir yer olduğunu tescil etmeleri ve kabul etmeleri ve bu konuda saygılı olmaları çok önemli. Bu konuda eğer bir pürüz çıkarsa sorun olabilir ama onun dışında ben bunda şu an mahsurlu bir şey göremiyorum.
MUHABİR: Hocam bizim zamanımızdaki Müslüman halklarının ve hükümetlerinin durumlarından razı mısınız, nasıl bakıyorsunuz onlara?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin çıkışına kadar bu böyle, Müslümanlar ancak Mehdi’nin zuhurunda tam anlamıyla bir araya gelip birleşecekler. O aşamada sadece Müslümanlar birbirlerini kardeş bilmeleri, birbirlerine sevgi duymaları, mezhep ayrılıklarından kaynaklanan fitnelerden kaçınmaları çok önemli. Ama Mehdi’nin zuhuru da çok çok yakın, Hz. İsa’nın nüzulü de çok çok yakın. Yani 10 veya 15 yıl kadar sadece Müslümanların bekleyeceği bir vakit var. Onun dışında çok muhteşem ve çok hayret verici olaylar olacak inşaAllah.
MUHABİR: Hocam size göre İslam ümmetinin kalkınması nasıl veya nerden başlayacak?
ADNAN OKTAR: Kalkınmanın tek şartı derin bir imandır. Allah’ı sürekli derin şekilde sevmek, Allah’la derin bir bağlantıda olmak, Allah’a karşı çok fedakar yüksek bir ahlaka sahip olmak, canından malından tamamen geçmek, gündüz de gece de günün her saatinde de, en zor anda da Allah’la bağlantıda şiddetli bir aşk ve muhabbeti diri tutmaktır. Böyle olduğunda Allah’ın koruması başlar müminlerin üzerine ve her işleri rast gider inşaAllah.
MUHABİR: Hocam sizin yazdığınız bazı kitaplarınızda Mesih’in döneceğinden bahsettiniz, bir daha, biraz açıklar mısınız, ne zaman acaba dönecek, ne zaman gelecek?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin zuhurunu Said Nursi Hazretleri müjdeliyor, Peygamber Efendimiz (sav) zaten açıktır hadislerinde de belirtmiştir. Yirmi veya otuz yıllık zaman dilimi içersinde Mehdi’nin çıkış alametleri vardır. Bunlar dünya tarihinde ilk defa bir arada oluşmuştur. Daha önce hiç oluşmadı ilk defa oluşuyor. Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, İran-Irak Savaşı, Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olması, güneşten büyük bir alametin oluşması, Bağdat’ın harap edilmesi ve hatta Bağdat’ın yeniden imarı, Fırat’ın suyunun kesilmesi, bir barajla kesildi ve Fırat’ın havzası kurudu; buna benzer çok fazla olay hepsi zuhur etti. Hatta ekonomik krize varıncaya kadar onu Peygamber Efendimiz (sav) belirtmiş. Yani o devirde diyor insanlar çarşıya gider bugün de kazanamadım, bugün de kazancım yok derler diyor. Bir ekonomik kriz dönemine girileceğini de belirtiyor. Kasırgaların yoğun olarak olacağı bir dönem olacağını söylüyor, depremlerin yoğunlaşacağını söylüyor. Mesela kuyruklu yıldızın doğacağını söylüyor. O devirde bir kuyruklu yıldız zuhur etti biliyorsunuz 1986 yılında. Kabe’de baskın olacağını ve Kabe’de kan akıtılacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav) yine Mehdi’nin çıkış alameti olarak, 1979 yılında bu da oldu. Tozlu dumanlı bir fitneden bahsediyor, mesela 11 Eylül olayları oldu, tozlu dumanlı büyük bir fitne oldu. Bir ordunun çölde kaybolmasından bahsediyor, Irak ordusu çölde adeta kayboldu. Bütün gazeteler yazdı bir ordu kayboldu diye. Buna benzer çok fazla rivayet zuhur etti. Buradan Mehdi’nin zuhur ettiğini anlıyoruz. Mehdi zuhur edince, zaten Peygamber Efendimiz (sav) diyor bunlar tespih taneleri gibi peş peşe gelecek olaylardır diyor. Akabinde de Hz. İsa’nın nüzulünü bekliyoruz. Yaklaşık 10 yıl içerisinde, 15 yıl içerisinde Hz. İsa’nın nüzulü gerçekleşecek inşaAllah.
MUHABİR: Hocam Irak İşgaline ve Afganistan İşgaline nasıl bakıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Irak’ta daha önce biliyorsunuz Baas Partisi iktidardaydı. Sosyalist, Stalinist bir partiydi ve Darwinist, materyalist bir eğitim Irak’ta çok yaygındı. Ama bu işgalden sonra şu an Müslümanlar müthiş dindar oldular, çok takva oldular, birbirlerine bağlılıkları çok arttı, İslam ahlakı Irak’ı boydan boya kapladı. Demek ki bir hayır var işgalinde. İşgal edileceğini zaten Peygamber Efendimiz (sav) hadisinde belirtmiş. Afganistan da işgal edildikten sonra Afganistan’da da Müslümanlar çok şuurlu hale gelmeye başladılar. Daha akılcı düşünen, daha derin düşünen, sanatın, bilimin, teknolojinin önemini daha iyi kavrayan, birlik ve beraberliğin, kardeşliğin önemini daha çok gören bir çizgiye geldiler. Bunlar çok olumlu gelişmeler. Afganistan’ın işgal edileceğini de Peygamber Efendimiz (sav) zaten hadislerinde açık açık belirtiyor Mehdi devrinde.
MUHABİR: Hocam Filistin halkına ve Filistin hükümetine nasıl mesaj göndermek istiyorsunuz? Özellikle hocam Hamas’la El Fetih arasında bu çatışma var bildiğiniz gibi. Onlara nasıl bir mesaj bildirmek istiyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Filistin’de iman hakikatlerine çok ağırlık verilmesi gerekiyor. Allah’ın varlığı ve birliği konusunda insanların çok iyi bilinçlendirilmesi gerekiyor. Darwinizm’i Filistin’den tamamen kazımak gerekiyor. Darwinist ve materyalist düşünceyi tamamen kazımak gerekiyor. Bu oluştuğunda Hamas’la Filistin Kurtuluş Örgütü arasındaki o çatışma da ortadan kalkar diye düşünüyorum. Çünkü bu biraz iman zafiyetinden kaynaklanan bir olay gibi görünüyor bana. Çünkü kardeşler birbirleriyle asla mücadele edemez. Kuran’a göre bu haramdır. Böyle bir şey hiçbir şekilde olamaz. Bir de bu kadar zor ortamda, zaten Filistinliler mağdur durumda, kendi içinde bir de çatışma çok büyük bir vicdansızlık olur, çok büyük bir zulüm olur. Sakın ha sakın, sakın ha sakın, öyle bir şeyden kaçınsınlar. Kesinlikle birbirlerine çok düşkün olsunlar, kardeşlik bağlarını sıkı sıkıya güçlendirsinler. Kültürlerini ve bilgilerini çok arttırsınlar, imanda iyice derinleşsinler. Allah’a sevgilerini çok coşkulu hale getirsinler. Biraz sabretsinler, inşaAllah büyük bir kurtuluş ve büyük bir fetihle karşılaşacaklar inşaAllah. Manevi bir fetih ve manevi bir kurtuluşla karşılaşacaklar inşaAllah.
MUHABİR: Hocam size göre Müslümanlar kendi ülkelerini sadece düşünmekle ve yazmakla ve siyasetle uğraşmakla mı savunabilirler? Yoksa maddi güçleri olması mı gerekiyor ve askeri güçleri olması gerekmiyor mu acaba? Yoksa sadece siyasetle uğraşmakla kendi ülkelerini savunabilirler mi acaba?
ADNAN OKTAR: Ben Polonya’dan mesela örnek vereyim, Leh Walesa bir hareket başlatmıştı, o sadece imani bir hareketti. Sadece dua eden, birbirlerine bağlılıklarını gösterten bir hareketti. Bu hareket başarılı oldu. İman hareketi, imanla karşı koyma, kültürle bilgiyle karşı koyma dünyanın en büyük silahlarından birisidir. Atom bombasından çok daha etkilidir, kıyas olmaz. Güçlü bir sevgi bağı, şefkat ve merhamet anlayışı, derin bir bilgi bütün kamuoyunun, bütün dünyanın desteğini sağlar. Ama cahillik ve şiddet de bütün dünyanın antipatisini ve karşı olmasını getirir. Onun için sevgiyle, şefkatle, kültürle ve bilgiyle, olgunlukla, duayla, Allah’a sıkı bir sevgiyle bağlanmakla, Allah’tan şiddetle korkmakla, bu konunun kökten hallolacağını şimdiden müjdeliyorum. Kesinlikle böyle güzel netice alırlar. İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.Hocam Polonya’da iman hareketini başlatan kimdi?
ADNAN OKTAR: Yani Hıristiyan bir insan bu, Leh Walesa.
MUHABİR: Hocam size göre dünya barışa doğru mu gidiyor yoksa savaşa doğru mu gidiyor?
ADNAN OKTAR: Tabiki barışa doğru gidiyor. Mehdi’nin özelliklerinden birisinde uyuyan bir kişiyi uyandırmaz ve kan da akıtmaz diyor. Mehdi için söylenmiş bir hadistir bu. Uyuyan kişiyi uyandırmaz, kan akıtmaz. Mehdi tekbirle, Allah’ı anarak İstanbul’u fetheder diyor. Ve İslam beldelerini de yine öyle tekbirle, Allah’ı anarak fethedecektir. Dolayısıyla yakın gelecekte sürekli bir barış ve sevgi hareketi kendini daha çok ortaya çıkaracaktır. Bir tek Hz. İsa (a.s)’ın nüzulünde bir Armagedon tarzı bir savaştan bahsediliyor. O da gene bölgesel bir savaş olması mevzubahis Allahualem. Kısa sürecek bir savaştır ama o ileriki dönemde olacak bir şeydir. Fakat bu önümüzdeki yıllar barış dönemidir ve huzur, kardeşlik dönemidir. Hz. İsa döneminde de barış ve kardeşlik had safhaya ulaşacak Hıristiyanlarla, Müslümanlar birleşecek sadece İslam dini kalacak. Hıristiyanlar da Müslüman dinine girecek. Hz. İsa Kuran’a bağlandığı için, onlar da Kuran’a bağlanarak hepsi Müslüman olmuş olacaklar inşaAllah.
MUHABİR: Hocam, günümüzdeki Türkiye’deki İslam durumuna nasıl bakıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Gittikçe iyiye giden, gittikçe yükselen hatta doksan derece bir açıyla yükselen mükemmel bir gelişme var. Zaten bunu herkes görüyor. Darwinizm Türkiye’de yerle bir olmuştur. Avrupa’daki anketlerde de bu açık açık görülüyor. Avrupa’da Darwinizm’i tek kabul etmeyen yani bütünüyle, tamamıyla kabul etmeyen tek ülkedir Türkiye. İmani inkişafta çok mükemmeldir Türkiye’de, bunu her yerden, her şeyden görmek mümkün.
MUHABİR: Hocam Türkiye’de yeni bir İslam partisini kurmayı düşünüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Benim partilerim var zaten. Ak Parti var, MHP var, Saadet Partisi var, Büyük Birlik Partisi var. Bunların hepsi benim partim zaten.
MUHABİR: Hocam, Ak Parti, MHP, Saadet Partisi…
ADNAN OKTAR: Evet, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi.
MUHABİR: Siz hocam hangi partiye üyesiniz, hangi partide üyesiniz?
ADNAN OKTAR: Ben en çok Erbakan hocamı severim işin doğrusuna gelirsek. Şu an gerçi partinin lideri değil ama en sevdiğim lider odur.
MUHABİR: Hocam bazı insanlar şimdi diyorlar ki Müslümanlar ancak dinlerini devletten ayırdıktan sonra ancak gelişebilirler. Sizce bu doğru mu ve görüşünüz nedir bu konuda?
ADNAN OKTAR: Müslüman zaten laiktir. Laik düşünce içerisindedir çünkü laikliğin faydası, o topluluğu münafık olmaz. Dinsiz olan insan açıkça dinsizliğini söyler, Hıristiyansa Hıristiyan olduğunu söyler, Museviyse Musevi olduğunu söyler, dolayısıyla Müslüman için bir konfordur laik olmak. Dolayısıyla ben de laik sistemi savunuyorum.
MUHABİR: Hocam size göre Müslümanlarla diğer dinler mensuplarıyla arasındaki ilişkileri nasıl kuvvetlendirebiliriz. Aralarındaki problemleri nasıl çözebiliriz?
ADNAN OKTAR: Bir kere yeryüzünde Hıristiyanlar olması, Museviler olması Müslümanlar için büyük bir nimet, olmayabilirlerdi. Onlar da ateist, onlar da dinsiz olabilirlerdi. Ama Allah bir nimet olarak onlara iman nasip etmiş, Hıristiyanlar Hz. İsa’ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar, Museviler Hz. Musa’ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar. Tabiki tahrif olmuş dinlerdir ve Kuran o tahrifat neticesinde meydana gelen eksiklikleri de bu din mensuplarına bildirmiştir. Kuran’da Hıristiyanlıkta ve Musevilikteki eksik yönler ve yanlış yönler bildirilmiştir. Dolayısıyla Hıristiyanlar da eski İslam dini mensubu olduğu için onlar da bizim kardeşlerimizdir. Onlara sevgiyle, şefkatle yaklaşmamız gerekiyor. Onları böyle dışlayan tavırdan şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Omuz omuza dinsizliğe karşı, ateizme ve Darwinizm’e karşı mücadele etmemiz gerekiyor.
MUHABİR: Hocam Müslüman düşünürleri arasında nasıl bir diyalog kurabiliriz sizce? Bu bir hocam, iki, Müslüman düşünürleri ile diğer dine mensup olan düşünürlerle arasında nasıl bir diyalog kurabiliriz?
ADNAN OKTAR: Bir kere böyle dindar alimler olması, böyle Allah’a kendini adamış samimi Müslüman büyüklerimiz olması bizim için çok büyük bir nimet. Çeşitli davetlerle, Türkiye’de olsun, diğer ülkelerde olsun bir araya gelerek yemekli toplantılar düzenleyerek, sevgimizi saygımızı, birbirimize olan düşkünlüğümüzü, birlikte olma azmimizi birbirimize göstertebiliriz. Ama tabi bunda gurur olmaması gerekiyor, kibir olmaması gerekiyor, ben en doğru yoldayım düşüncesi olmaması gerekiyor, her mezhebin, her düşüncenin fikirlerine karşılıklı saygı gerekiyor.
MUHABİR: Hocam bildiğiniz gibi Müslümanlar arasında çok büyük ihtilaflar var. Size göre hocam Müslümanlar birleşebilir mi acaba?
ADNAN OKTAR: Tabiki. Böyle bir ihtilaf döneminden geçileceği ve bu ihtilafın arkasından bir birlik olacağı zaten hadislerde belirtilmiş. Bu Mehdi döneminde olacaktır, Müslümanlar Mehdi’yi araması gerekir. Peygamberimiz (sav)’in sözüne güvenmeleri gerekir Müslümanların. Eğer Mehdi’yi aramazlarsa, Hz. İsa’nın, Mesih’in inişini beklemezlerse, Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanla ilgili bildirdiği hadislere ehemmiyet vermezlerse ki bu hadislerin hepsi doğru çıktı. Allah bize bunların doğru olduğunu göstertti. Peygamberimiz (sav)’in sadık bir bilgi sahibi olduğunu Allah bize gösterdi. O zaman bu konuda zorluk çeken insanların pek söz söyleme hakkı olmaz. Zorluk çeken insanlar eğer kolaylık istiyorlarsa, huzur istiyorlarsa, mutlaka Peygamberimiz (sav)’in vaadine güvensinler, Mehdi’yi arasınlar ve Mehdi’ye karşı derin bir sevgi duysunlar, Hz. İsa’ya karşı derin bir saygı duysunlar, onun gelişini beklesinler ve bunun için dua etsinler. Ahir zaman alametlerini yakından takip etsinler, bu arada da bütün güçleriyle İslam’ı yaymak için, İslam ahlakını yaymak için, Darwinizm’i ve materyalizmi yok etmek için, fikren yok etmek için var güçleriyle gayret etsinler, yani kültürel, ilmi bir mücadele, ilmi cihat çok hayati ve çok önemli.
MUHABİR: Hocam İslam ülkelerinde bir radikal akımlar var bazen, şimdi bu radikal akımdan nasıl kurtulabiliriz ve kurtulduktan sonra Müslümanlar arasında nasıl bir diyalog kurabiliriz?
ADNAN OKTAR: Evet, sevginin, şefkatin, saygının, derin Allah korkusunun, derin Allah sevgisinin olmadığı her hareket başarısız olur. Başarılı olması için bir hareketin mutlaka derin Allah sevgisi ve derin Allah korkusu taşıması gerekir. Muhabbet ve coşkulu bir Müslüman sevgisi taşıması gerekir, birlik ve beraberlik ruhu taşıması gerekir. Onun için radikal unsurlar İslam’ın gelişmesinde karşı tarafa hizmet eden bir konumda olmuş oluyorlar yani İslam karşıtlarına hizmet etmiş konumda oluyorlar. Eğer İslam’ın gelişmesini istiyorlarsa, Allah’ın dininin bütün dünyada nurunu neşretmesini istiyorlarsa, sevgiyi, merhameti, fedakarlığı, sabrı, cesareti esas almaları gerekir ve çok çok fedakar olmaları gerekir. Çileye ve zorluğa dayanıklı olmaları gerekir. Dünyevi menfaatlerden, egoistlikten, bencillikten ve çıkarcılıktan da şiddetle kaçınmaları gerekir. Bunu yaptıklarında başarılı olduklarını kesinlikle görecekler. Allah’ın yardımı onların üzerinde olur o şekilde olursa. Öbür türlü Allah’ın yardımı üzerlerinde olmaz. Tabi en doğrusunu Allah bilir.
MUHABİR: Hocam son zamanlarda Barack Obama seçilmiş bildiğiniz gibi. Barack Obama Afrika asıllı bir insandır. Acaba size göre bu adam Müslümanlar için ve Ortadoğu için adil çözümler getirecek mi yoksa Amerika’nın daha önceki siyasetlerini sürdürecek mi acaba?
ADNAN OKTAR: Amerika’da bir Amerikan derin devleti vardır bu da masonluğun etkisindedir. İngiltere’de de bu şekildedir. Fransa’da da bu şekildedir. Yani milyonlarca taraftarı bulunan bir mason hakimiyeti vardır. Dolayısıyla Barack Obama kendi başına bağımsız, rahat hareket edecek bir konumda olması çok zordur. Böyle bir harekette bulunamaz. Dolayısıyla Müslümanlar belini hiçbir şekilde Barack Obama’ya bağlamasınlar yani düşünceleri Barack Obama’ya bağlamasınlar. Allah’a bağlasınlar, Allah onların kurtuluş yoludur. Dediğim şefkat, sevgi ve derin iman, Allah’a karşı her an devam eden coşkulu bir sevgi ancak Müslümanların kurtuluşu olur. Dünyada ve ahiretteki kurtuluşu olur. Bir de sadece dünyada ki kurtuluşun peşinde olmamak lazım çünkü sonsuz hayat çok önemlidir. Sonsuz hayattaki kurtuluşu da Müslümanın birinci dereceden önemli görmesi gerekir. Dünyadaki ve ahiretteki kurtuluşunun tek yolu Allah’ın dediklerine tam titiz olmak, Kuran’a tam uymak, Peygamberimiz (sav)’in belirttiği yola da çok titizlikle uymaktır. Bu cümleden olarak da ahir zamanla ilgili Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği her türlü bilgiye de çok dikkatlice bakmaktır ve uygulamaktır. Bunlara dikkat etmeyen insanın dünyevi tedbirlerle, dünyevi insanlarla kurtuluşa gideceğini düşünmesi doğru olmaz.
MUHABİR: Hocam dünyadaki ekonomik krizini nasıl açıklıyorsunuz acaba? Amerika’da olan.
ADNAN OKTAR: Evet, bunu Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde belirtmiş yani Mehdi devrinde böyle bir ekonomik kriz olacağını, bütün dünyayı kaplayacağını, hatta yağmurların azalacağını, yağmurların azalmasını da çok detaylı belirtmiş. Bunun arkasından da bir hayat pahalılığının, bir bereketsizliğin yayılacağını belirtmiş. Hatta kişilerin çarşıda ben bugün de kazanamadım, bugün de kazancım olmadı diye yakınacağını belirtiyor Peygamber Efendimiz (sav). Bu da Mehdi’nin çıkış alameti olduğu için bunda da bir hayır vardır. Bunun sebebi de insanların tevekkülsüz olmaları, Allah’ın vereceği rızkı kendilerinden bilmeleri, kendilerinin rızkı meydana getirdiklerine inanmaları, kazanç korkusu, parayı biriktirme hırsı, fakirlere para vermeme düşüncesi, zekat ve sadakadan kaçınmaları bu sonucu getiriyor. Ama Müslümanlar bol bol sadaka verirlerse, zekat verirlerse, malı tutmazlarsa, parayı biriktirmezlerse, altını ve gümüşü biriktirmezlerse, bunu Allah yolunda harcarlarsa bu ülkeler için böyle bir sorun olmaz, hiçbir şekilde olmaz. Ama parayı biriktirirlerse, harcamaktan çekinirlerse, Allah yolunda kullanmaktan çekinirlerse, zekat ve sadaka vermezlerse, bir donma olur. Yani para da donar, mal da donar, fabrikalar da donar her yerde bir donma meydana gelir ve bunun sonucunda da ekonomik ölüm meydana gelir. Nitekim şu an bir koma hali var, bu Peygamber Efendimiz (sav)’in belirttiği bir olay.
MUHABİR: Hocam Mehdi’yle ilgili, Mehdi’yi açıklar mısınız bize, anlatır mısınız?
ADNAN OKTAR: Mehdi, Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamanda kendi soyundan çıkacağını belirttiği bir şahıstır. Bütün dış alametlerini belirtmiştir Peygamber Efendimiz (sav), zamanını da belirtmiştir. Said Nursi Hazretleri de çok detaylı anlatıyor. Said Nursi Hazretleri hicri 1400 yılında çıkacağını 1981, 91, 2001, 2011 ve 2021 yılları içerisinde yoğun bir faaliyet içinde olacağını ve 2001’den, 2011–2021 yılları arasında da neticelendireceğini belirtiyor. Yani 2021 yıllarında tamamen neticelenecek inşaAllah diyor. Ve bu alimin bütün dedikleri çıktı şu ana kadar. 71’deki olayları söyledi aynısıyla çıktı, 81’i belirtti, 91’i hatta 97’deki Türkiye’deki olacak olayları belirtiyor aynısıyla çıktı. Ve bu bütün gelişmeleri belirtti. Hatta ekonomik krizi de önceden belirtiyor. Müslümanlar şükür ve iktisat bereketiyle bunu atlatacaklar diyor, bunu da belirtmiş. Yani olağanüstü bir insan, çok detaylı belirtmiş. Mehdi zuhur ettiğinde kendisi dahi kendini bilmez diyor Said Nursi Hazretleri. Yakın talebeleri onu imanının nuruyla tanırlar diyor. Alnı geniş, kaşları kavisli, burnu küçüktür diyor Peygamber Efendimiz (sav), sakallıdır diyor, omzunda bir ben vardır diyor, Peygamber Efendimiz (sav)’in sırtında da vardır bir ben, aynı şekilde onda da ben vardır diyor, sağ bacağında ben vardır diyor, yanağında ben vardır diyor, dişleri parlaktır diyor ve düzgün dişleri vardır diyor. Orta boyludur diyor, bütün vücudunun boydan boya geniş olduğunu söylüyor, alnı genişti diyor Peygamberimiz (sav). Göğüsleri geniştir diyor, karnı geniştir, uyrukları da geniştir diyor. Hatta yürüyüş şeklini, huyunu, ahlakını, her şeyini çok detaylı belirtmiş Peygamber Efendimiz (sav) Mehdi’nin. Ama biz Mehdi’yi bu alametlerinden ziyade, İslam’ın tamamen dünyaya hakim olması durumunda, Hz. İsa ile beraber namaz kılması durumunda anlayacağız. Yani Hz. İsa ile beraber namaz kılacak, Hz. İsa’ya imamlık yapacak, İslam’ın bütün dünyaya hakim olmasına vesile olacak, o zaman anlayacağız ki Mehdi odur. Yani bunun dışında o alametler sadece bize bir ön kanaat getirir ama asıl kanaati bu meydana getirecektir küfrü yerle bir edecektir Mehdi. Materyalizmi, Darwinizm’i, komünizmi tamamen yeryüzünden silecektir.
MUHABİR: Hocam biz duyduk ki bazı insanlar sizin Mehdi olduğunuzu söylüyorlar. Sizin görüşünüz nedir bu konuda?
ADNAN OKTAR: Müslümanlar sevdikleri her insanın Mehdi olabileceğini düşünürler. Mesela Said Nursi Hazretleri için de, Mevdudi için de, mesela Muhammed Raşit Erol Hazretleri için de, birçok büyük alim için de Mehdilik ümidi olmuştur. Yani insanlar sevdikleri kişilere böyle ziyade hüsnü zan edebilirler, bana da ziyade hüsnü zan eden insanlar olmuştur. Ama ben tabi Mehdilik iddiasında bulunmam çünkü Kuran’a göre bu haramdır, böyle bir iddiada bulunamam. Bir başkası da benim için Mehdi’dir diyemez ama benim Mehdi olabileceğimden şüphe ederse bir insan, ihtimal verirse, ben bunu ancak bir iltifat olarak görebilirim, dua mahiyetinde görebilirim o kadar. Ama bir insanın Mehdi olduğunu ancak İslam’ın tamamen hakimiyetine vesile olması, Hz. İsa’yla namaz kılması durumunda kanaat getirebiliriz. O zaman diyeceğiz ki Allahualem Mehdi odur diyeceğiz.
MUHABİR: Hocammasonlara nasıl bakıyorsunuz? Benim bildiğim kadarıyla siz masonlarla ilgili bir kitap yazdınız. Acaba masonlar da sizi hedef almaya devam ediyorlar mı acaba?
Adnan Oktar: Tabi, yıllardan beri onlarla mücadele içerisindeyiz. Benim faaliyetlerime karşı çok güçlü, cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşını başlattılar bana karşı ve yaptıkları uygulamalar cumhuriyet tarihinde görülen uygulamalar değil. Mesela beni akıl hastası olarak lanse etti masonik basın ve yaklaşık üç yüz akıl hastasının bulunduğu bir koğuşta tutuldum ve benim olduğum dönemde yedi kişiyi öldürdü akıl hastaları, mesela bu çok garip bir olaydır, çok şaşırtıcıdır. Ayrıca Müslüman için kokain içmek haramdır. Hiçbir şekilde olacak bir şey değil. Beni kokain içiyor göstertmek için emniyette gözaltına aldıkları bir dönemde yiyeceğime karıştırarak bana kokain verdiler. Ben bunu adli tıpta ispat ettim ve mahkemede de ispat ettim. Adli tıp yiyeceğime karıştırılarak kokainin verildiğini rapor etti ve bu şekilde bu beladan da kurtuldum. Buna benzer çok fazla üzerimde oyun oynandı. Dokuz kere suikast geçirdim, silahlı suikastta bulundular, yani ellerinden gelenleri artlarına koymadılar, halen de devam ediyor bu ve halen de devam edecek gibi görünüyor. Ama ben iftihar ediyorum bana yapılan bu baskıdan, bana yapılan bu mücadeleden çok çok memnunum. O benim şevkimi, heyecanımı daha da arttırıyor.
MUHABİR: Hocam masonların Türk toplumu içindeki rolünü nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de toplam 7000 mason var. 2000’i gizli, 5000 tanesi açık yani emniyette kayıtları var. Emniyette kaydı olmayan da 2000 mason var. Yıllardan beri Türkiye’de yoğun faaliyet halindeler, yurtdışı localarıyla bağlantılılar. Fransız locasına, Amerikan localarına ve İngiliz localarına bağlı olarak hareket ediyorlar. Türkiye’deki bütün kargaşanın organize edilmesinde mason locaları birinci görevdeler. Bu iddia edilen Ergenekon Örgütü denilen derin devlet yapılanması ki bizimle yıllardan beri uğraşan bir yapılanmadır bu. Bu yapılanmayı kuran da yine masonlardır. Türkiye’de Darwinizm’i var gücüyle destekleyen yine masonlardır. Ona karşı mücadele eden bizlere karşı da var gücüyle karşı koyan da yine masonlardır. Ama bu Allah’ın takdiridir, her zaman siyahla beyaz vardır, iyiyle kötü vardır, iman edenlerle iman etmeyenler vardır, bir mücadele vardır. Bu mücadele içerisinde böyle insanların varlığı son derece normal.
MUHABİR: Hocam size göre acaba masonlar mı dünyada ahlaksızlığı, Allah’a karşı küfrü mü yaymaya çalışıyorlar?
ADNAN OKTAR: Evet, ateist Siyonistlerle birlikte bir derin dünya devleti kurdular. Büyük dünya devleti kurdular, gizli dünya devleti kurdular. Bunun kanalıyla bu faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Ama şu an Darwinizm büyük yara aldığı için şu an bir panik içindeler, şu an acze girdiler ama yıllardan beri gerçekten çok şiddetli bir ilhak faaliyetleri vardı, tuğyan ve delaletin başını çekiyorlardı dünya çapında, yıkıcı etkileri vardı ama bundan sonra gerileme dönemine girdiler, gerileyecekler inşaAllah.
MUHABİR: Hocam kendinizden biraz bahseder misiniz bize yani bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz? Namaz mı kılıyorsunuz, Kuran mı okuyorsunuz? Nasıl geçiriyorsunuz gününüzü? Kaç kitap yazdınız mesela?
ADNAN OKTAR: Toplam 300’ü aştı yazdığım kitaplar. 32 ayrı dile tercüme edildi. Her ay 167 ayrı ülkeden 4 milyon üzerindeki kişi tarafından sitelerim ziyaret ediliyor internet sitesi. Sadece 2007 yılı içerisinde 35 milyondan fazla kitabım internet yoluyla indirildi. Bu sene 60 milyonu geçti indirilen kitap sayısı. 2500’ü geçti yaptığımız konferanslar. Kitaplarım da toplam 57 dile çevrildi. 40 ülkede kitapçılarda satılıyor. Türkiye’de 8 milyon, yabancı dilde yaklaşık 2 milyon kitabım satıldı geçen sene, bu sene iki misli. 200’e yakın belgesel film, 20 ülkede 100 ayrı televizyon kanalında da yayınlanıyor. Buna benzer bilgiler anlatmayla bitmez, çok fazla.
MUHABİR: Hocam bu ay içerisinde kaç tane röportaj yaptınız? 1 ay içinde.
ADNAN OKTAR: Hemen hemen her gün yani yaklaşık otuzu bulmuştur.
MUHABİR: Bir ay içinde…
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Yani bir günde bir röportaj?
ADNAN OKTAR: En az bir oluyor. Bazen bir günde iki röportaj oluyor.
MUHABİR: Hocam bu röportajlardan hedefiniz ne acaba? Bu röportajları yapmaktan ne…
ADNAN OKTAR: İslam ahlakının dünyayayayılması, İslam kardeşliği, bütün Müslüman aleminin kurtuluşu, Filistin’in, Afganistan’ın, Irak’ın her yerin kurtulması, hatta İsrail’in de kurtulması, Musevilerin de kurtulması. Ermenistan’ın rahatlaması, bütün dünyanın huzuru ve her şeyin üzerinde de Allah’ın rızasını kazanmak.
MUHABİR: Hocam sizin evli olmadığınızı duyduk neden acaba? Gerçi İslam evlenmeyi teşvik etti.
ADNAN OKTAR: İslam inşaAllah bütün her tarafa yayılır, Filistin kurtulur, Afganistan, Irak her yer bir kurtulur, o bayram içerisinde ben de evlenirim.
MUHABİR: Hocam namazları kılıyor musunuz vaktinde, Kuran okuyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Evet. Hanefi, Sünni Müslüman’ım. Beş vakit namazlarımı kılıyorum, sünnetleriyle beraber kılıyorum. Namazlarımda ben ve arkadaşlarım hiç aksatma olmaz maşaAllah. Yani bir kere sabah namazını kaçırdığım olmamıştır. Yatsı namazlarıma, sabah, öğle, ikindi hepsine çok titizim ve arkadaşlarım da öyle titizler. Sünnete elimden geldiği kadar riayet ederek namazlarımı eda ediyorum. Kuran her gün okurum yani en çok okuduğum kitap zaten Kuran’dır. Her odada bulunur benim bulunduğum evde. Nereye otursam oturduğum yerden hemen Kuran okurum. Bir de Müslüman kardeşlerime, benim aleyhimde sürekli bilgiler gelecektir. Çünkü şeytanın ordusuyla mücadele ediyoruz. Sürekli iftiralar oluyor, sürekli oyunlar oluyor, bunları mutlaka bana sorsunlar, internet siteme girsinler baksınlar. İftira da biliyorsunuz, bir fasıktan haber geldiğinde Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım onu araştırın diyor. Onun için Müslümanlara böyle iftira her zaman atılır, bunlarda şaşırmasınlar, bizlere güvenmeye devam etsinler, bu mealde bir konu daha var onu da söyleyeyim. Hz. Yusuf’ta olduğu gibi bana da bir bayanla iftira atmaya kalktılar onu da ispat ettim Allah’a çok şükür. Bu kadınla zorla benim ilişkiye girmek istediğim şeklinde bir iddiada bulundular. Sonra ben iki evin farklılığını mahkemede ispat ettim. Benim bulunduğum evde kirişler aşağıya doğru sarkmıyor tavan düz, düz tavan yani asmolen tavan ama diğer evde kirişler aşağıya doğru sarkıyor. İki evin farklı olduğunu ispat ettim, birde pencerelerin farklılığını, benim bulunduğum evde tavandan tabana kadar pencereler, o evde pencereler küçük. İki filmi mahkemede yayınladık hakimlere ve bilirkişilere gösterttik ve bana iftira atıldığı mahkemece tespit edildi ve ben bundan beraat ettim. Müslüman kardeşlerim duyarsa bunu da bu şekilde bilsinler. Hz. Yusuf’a atılan iftiranın bir çeşididir bu da. Bundan da halas oldu Allah’a çok şükür kurtuldum. Bir de son olarak ben ve üç tane kız arkadaşım hakkında hepimizin ayrı ayrı çete lideri olduğumuza dair mahkeme karar verdi. Üçer yıl hapis cezası aldık, bunda da savcının açıklaması şu şekilde onu da belirteyim. Mahkemede toplanan deliller arasında sanıklar aleyhinde delil yok dedi savcı, birincisi bu. İkincisi, sanıklar aleyhinde delil olarak kullanılan polis ifadesi zorla ve işkence ile alınmıştır ayrıca da avukat yanında alınmadığı için de geçersizdir dedi savcı. Üçüncüsü de, daha önce bu kişilere yani bizlerin tamamına bu mahkeme beraat kararı vermişti. Bunu hatırlattı mahkemeye, siz daha önce beraat karı vermiştiniz şimdi aksini yapıyorsunuz, bu nedenlerle dedi bütün sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesini istedi savcı. Ama buna rağmen mahkeme bana ve üç kız arkadaşıma çete lideri olduğumuz iddiasıyla ceza verdi. Şu an Yargıtayda, ama Müslümanlar bilmeyeceği için şu an onu da bir bilgi olarak sunuyorum. Ama ben tabi mahkemeye hakkımı helal ediyorum. Mahkemenin kararlarına da tabi saygılıyım. Ama savcının dedikleri de bu şekilde bunu da belirtiyorum.
MUHABİR: Hocam sizin iş adamı olduğunuzu duyduk. Acaba hangi sektörde ticaretinizi yürütüyorsunuz? Ve acaba Filistinli iş adamlarıyla aranız nasıl acaba, iş yapıyor musunuz onlarla?
ADNAN OKTAR: Çok çok iyi olur Filistinli iş adamlarıyla iş birliği yapsak, tabi İnşaAllah olur o, öyle bir girişimimiz olsun. Sizler de aracı olursanız, vesile olursanız çok iyi olur. Benim bir ticari çalışmam var ama şimdi söylersem ne olduğunu, masonik güçler, şeytani güçler hemen devreye girer ve onu mutlaka akamete uğratırlar. Onun için ben kendi faaliyetimi söylemeyim ama arkadaşlarımın hepsinin iş yerleri zaten biliniyor. Ticaretle uğraşıyorlar. Yurtdışında da büroları var, geniş çaplı bir ticaret faaliyeti içerisindeler. Ve çok iyi de kazanıyorlar maşaAllah. Filistin iş adamlarıyla da iş birliği yapmak çok isteriz.
MUHABİR: Hocam çok teşekkür ediyoruz size. Hocam benim sorularımı değerlendirmenizi rica ediyorum. Sorularım nasıldı? Acaba konuları gerçekten iyi bir şekilde sunduk mu acaba?
ADNAN OKTAR: Tabi sorularınız son derece samimi, Müslümanların gerçekten problemi olan konular bunlar. Ama bunlar gerçekten önümüzdeki on yıl içinde kesinlikle hallolacak, Mehdi’yi hepimiz göreceğiz İnşaAllah. Hz. İsa’ya hepimiz sarılacağız, çok mutlu ve güzel bir çağa giriyoruz. Ama ilim, kültür, kendimizi çok iyi yetiştirme, Allah’ı çok sevme, Allah’tan çok korkma, Allah’la her an derin bağlantı içinde olma, coşkun bir sevgiyle Allah’a bağlanma ve Allah’a tevekkül ve sürekli Allah’ın rızasının en çoğunu aramak, bunları uyguladığımızda emin olun ve kesinlikle bir kurtuluş ve felah olacaktır. Ama Müslümanlar bunu yapmasa da yine İslam’ın kaderinde fetih var. İslam ahlakının ulaşmadığı hiçbir yer kalmayacak. Hatta Hz. İsa için Cenab-ı Allah diyor Nisa Suresi’nde “Andolsun kitap ehlinden”, şeytandan Allah’a sığınırım, “ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur” diyor Allah. Bakın, kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak hiç kimse yoktur diyor Allah. Ta kutuplara kadar İslam yayılacak. Herkes iman edecek, çok mutlu ve güzel bir çağın eşiğindeyiz inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. 18 Kasım 2008
|