MUHABİR: Şöyle yapalım isterseniz Adnan Bey, yani öncelikle son çalışmalarınız hakkında bize biraz bilgi verebilirseniz, son birkaç aydır özellikle çok gündeme geldiniz, özelikle bu internet siteleri, siteleriyle ile ilgili gündeme geldiniz, o konuda siz ne söylemek istersiniz hakka ten siz bir internet sitelere kapatıcısı oldunuz Türkiye de,
ADNAN OKTAR: İnternet siteleri güzel ahlakın dürüstlüğün samimiyetin uygulandığı yerler olması lazım, hakaretin iftiranın can yakmanın insanları huzursuz etmenin yeri olmaması lazım, eğer bir vatandaş diğer vatandaşın hakkını gasp edecek şekilde ona tavır koyuyorsa çirkin sözler ediyorsa hakaretamiz sözler ediyorsa bütün dünya hukukunda her şahsın kendini savunma hakkı vardır, devletlerin kanunu buna göre ayarlanmıştır ve şahıslar kendilerini savunurlar.
Bu bir hukuki savunmadan ibaret bir şey, yapılacak tek şey insanlara hakaret etmemek düzgün ve samimi konuşmak fikir bazında her türlü fikri konuşmak ama hakaret etmemek, yani saygıya uygun olmayan bir üslubu kullanmamak, bu karşılıklı bu şekilde olursa internet mükemmel internet olmuş olacak,
MUHABİR: Evet, siz şu anda hangi çalışmalar içerisindesiniz, bize biraz da şuan aktif olarak hangi konular üzerinde çalışıyorsunuz, özellikle yoğun olarak
ADNAN OKTAR: Evet, tabi benim sürekli kitap…
MUHABİR: neyle meşgulsünüz?
ADNAN OKTAR: Hep kitap üzerine yine, yaratılış atlasının ciltleriyle uğraşıyorum, onun dördüncü beşinci cildi hazırlanıyor onlar yoğun olarak vaktimi alıyor, altıncı cildi var onunla uğraşıyoruz. Kafataslarıyla ilgili gene bir kitabım vardı, onun ikinci cildine yeni eklemeler ilaveler oldu onu o yüzden biraz bekletiyorum, peygamberler tarihi kitabının da aşağı-yukarı son çalışmaları yapılıyor o da bitmek üzere redaktörde o da. Zannediyorum yakın da çok şahane kitaplar gene insanlara sunulmuş olacak.
MUHABİR: Ne kadar bir külliye oluştu şuana kadar, yani yıllardan beri,
ADNAN OKTAR: Evet, toplam 45.000 sayfa falan,
MUHABİR: 45.000 sayfa,
ADNAN OKTAR: Evet çok,
MUHABİR: Bu kadar çalışmanın sonunda geriye dönüp baktığınız da, çok büyük emekler verdiniz büyük emekler sarf ettiniz gerçekten arzu ettiğiniz noktaya geldiniz mi? yoksa daha önümüzde alacağımız çok mesafe var…
ADNAN OKTAR: Daha çok başındayız,
MUHABİR: çok yol var,
ADNAN OKTAR: daha çok başındayız,
MUHABİR: anladım, neresine geldiniz peki yani umut ettiğiniz o hedefin diyelim,
ADNAN OKTAR: Yani konunun adını koyduk ama yani dünya çapında ve Türkiye de artık Darwinizm materyalizm artık alanın boş olmadığını halkı insanları istedikleri gibi rahat rahat kandıramayacaklarını samimi ve kesin olarak anladılar. Yani bu konunun artık bir çıkmaz sokak olduğunu Darwinizm’in gerçekten çöktüğünü ve geri kalan kısmının da çökeceğini samimi olarak anladılar. Binlerce gazete haberi Avrupa da ki bunu göstertiyor,
MUHABİR: Darwinizm çöktüyse o zaman siz başka bir alanda mı faaliyette bulunacaksınız yani…
ADNAN OKTAR: Darwinizm çöktüyse eğer…
MUHABİR: Oradan umut ettiğinizi eğer aldıysanız,
ADNAN OKTAR: Evet, şeytan sürekli konu çıkartır, bugün Darwinizm olur başka gün başka bir şey çıkar…
MUHABİR: Yarın başka şey,
ADNAN OKTAR: Bir münafıkane hareket olur, bir şeyler olur Müslüman’ın mücadele edeceği bir şeyler mutlaka olur, ömrünün sonuna kadar.
MUHABİR: Anladım, bir de mesela arkadaşlarım yani gazeteci arkadaşlarımla konuşurken hep şu gündeme gelir, ya diyor Adnan Bey, Adnan Oktar Hoca işte bu kadar faaliyeti nasıl yapıyor? En azında bunun mesela finansı nerden geliyor, yani bunun kaynağı bunun parası nerden geliyor diye zaman, zaman gündeme gelen bir konu, sizin bu konuda söyleyeceğiniz bir şey var mı? Yani,
ADNAN OKTAR: İnsanlar para kazandığında genellikle ya ev alırlar, ya arsa alırlar, ya fabrika alırlar bir şeylere yatırırlar, benim arkadaşlarım da para kazandıklarında hayıra hasenata yatırıyorlar yani dünyalık bir şey biriktirmiyorlar olay oradan kaynaklanıyor yani biriktirmemekten kaynaklanan bir durum var. Yani her kazanan harcanınca böyle bir görünüm oluyor, ama bizde biriktirsek bizde kendimize evler alsak efendim yatlar katlar alsak fabrikalar işyerleri açsak kendimize mülk edinsek arsalar alsak dolayısıyla böyle bir harcama da olmaz, mülk edinmiş oluruz,
MUHABİR: Anladım, biraz böyle farklı bir alan da bir şeyler söylemek istiyorum, yani Adnan Hoca denildiği zaman siyasette siyasi yelpaze de Adnan Oktar’ı Adnan Hoca’yı nereye koymamız lazım, yani siz kendinizi ne tarafa daha yakın hissediyorsunuz, hangi siyasi görüşe daha yakın hissediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Benim partilerim AKP, MHP, Saadet, Büyük Birlik Partisidir. Yani bunların hepsinin ben tertemiz halis…
MUHABİR: Muhafazakâr
ADNAN OKTAR: Evet samimi partiler olduğuna inanıyorum. Hepsi anti-Darwinist’tir, hepsi anti-Komünist’tir, hepsi Atatürkçüdür, hepsi milliyetçidir, hepsi büyük Türkiye idealini savunur ve en önemlisi hepsi Türk İslam Birliğine gönül vermiş insanlardır, bunlar benim tam ittifakla arkadaş olduğum düşüncelerdir.
MUHABİR: Parlamentoda muhabirken Adnan Bey, aşağı-yukarı Refah-Yol döneminde orda böyle yakışıklı 4-5 tane arkadaş gördüm, dedim bunlar kim, dediler işte bunlar Adnan Hocanın arkadaşları işte Oğuzhan beyle görüşmeye gelmişler Oğuzhan Asıltürk’le, siz herhalde kendinizi biraz hocaya daha yakın mı hissediyorsunuz, Erbakan Hocaya, bunun sebebi ne acaba,
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocaya ben daha çok şefkat duyarım,
MUHABİR: Milli Gazete’de yazıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabi. Yani çok samimi asıl köken olarak tabi Saadet Partisini ben çok candan bulurum fakat MHP’yi de Türk İslam Birliğini oluşturmada çok ehemmiyetli bir güç olarak görüyorum ve Büyük Birlik Partisini, fakat Allah’a çok şükür AK Parti bu konuda çok candan bir çalışma içerisinde. Çok samimi bir çalışma içerisinde.
MUHABİR: Nasıl?
ADNAN OKTAR: Bu açık açık görülüyor, Kafkas birliğin den tutun, petrol boru hattı projesi, doğalgaz boru hattı projesi İslam ülkelerine yapılan toplantılar Türkî devletlerin de yapılan toplantılar, Azerbaycan’la birlikte yapılan çalışmalar. Bunların hepsi bunu göstertiyor bu konularda çok candan ciddi atılımlar oldu yani saysam çok vaktimizi alır ama baya bir şey oldu,
MUHABİR: Anladım, peki bu anlamda yani siz herhalde kendinizi Tayyip Bey’de yakın hissediyorsunuz, benim anladığım kadarıyla,
ADNAN OKTAR: Tayip Bey tabi çok samimi Anadolu insanıdır, Anadolu gencidir çok candan insandır, Tayyip Bey. Yani o söylenen sözler yıpratmak için söylenen sözler hiç de samimi değil, hiç inandırıcı değil tamamen boş ben çünkü o konuları çok iyi analiz eden çok araştıran bir insanım. Böyle bir şey hiçbir şekilde yok yani iddia ettikleri o karanlık iddialar hiçbir şekilde ne makul ne de doğru ne de aslı var, hiçbir şekilde kabul edilecek şeyler değil.
MUHABİR: Peki Tayyip Bey ile Erbakan Hocayı aynı kabın içerisine koyduğunuz zaman nasıl bir değerlendirme yapmak istersiniz, yani isterseniz eğer,
ADNAN OKTAR: Evet, ben tabii ki Erbakan hocayı daha çok severim yani, ama Tayyip Bey de daha çok sever işin doğrusu hepimizin sevdiği bir insan, çünkü İslam’a Kuran’a çok büyük katkısı oldu, Erbakan’ın yani Müslümanların şuurlanmasında bilgilenmesinde milli dış politikada milli düşüncede çok çok büyük emeği geçen bir cumhuriyetin yetiştirdiği değerli bir insan. Yani hatta Osmanlı’nın da Osmanlı döneminden de kalma bir Osmanlı Beyefendisi öyle deyim,
MUHABİR: Ne demek yani Osmanlı Beyefendisi,
ADNAN OKTAR: Ruh olarak düşünce olarak tam böyle Abdülhamit’tin torunu gibi, yani böyle sanki o tavır içerisinde mesela ateist-siyonizm’e karşı tavrıyla büyük Türkiyeci tavrıyla Türk İslam Birliğine olan inancıyla ben sanki böyle Abdülhamit’tin ruhu gibi böyle o düşünceyi savunan bir yapısı var, dolayısıyla Osmanlı ruhu var üzerinde, yani Osmanlı efendiliği ve Osmanlı Kültürü var üzerinde.
MUHABİR: Anladım, Devlet Bahçeli için ne söylemek istersiniz,
ADNAN OKTAR: Devlet Bahçeli başbuğun aynı karakteri aynı kişiliği, yani aynı düşüncesi aşağı-yukarı. Ben rahmetli Alparslan Türkeş’le görüşmüştüm, daha önce konuşmuştum, ben de aynı efendiliği aynı makullüğü aynı devlet adamı tutarlığını Devlet Bahçelide görüyorum, yani tutarlılık açısından makul düşünce açısından çok iyi bir ilerleme içerisinde, partiyi toparlama açısından da çok başarılı politika izlediğini düşünüyorum.
MUHABİR: Özel de Deniz Baykal genel de solu Türkiye’de değerlendirmek isterseniz eğer çok kısaca ne söylemek istersiniz.
ADNAN OKTAR: Deniz Baykal klasik bir efendi, yani baktın mı anlaşılıyor yani bir insan yüzünden anlaşılır, eğer böyle şarlatan bir insan dengesiz bir insan da anlaşılır ama gerçek bir lider de yüzünden anlaşılır.
MUHABİR: Hiç görüştünüz mü? Deniz Bey’le,
ADNAN OKTAR: Görüşmedim, ben sadece rahmetli İnönü ile görüşmüştüm. Erdal İnönü ile fakat Deniz Baykal’a bir görüşmem olmadı ama üslubundan konuşmasından tavrından en ziyade yüz ifadesinden olgun çok karakterli kişilikli bir insan olduğu anlaşılıyor, öyle bunu anlamak o kadar vakit alacak bir şey değildir.
MUHABİR: İnönü ile hangi çerçevede görüşmüştünüz?
ADNAN OKTAR: Bir konferansa gitmiştik çok kısa oldu yani öyle çok yüzeysel bir görüşme olmuştu, ordaydı ve güler yüzle selam vermişti,
MUHABİR: Anladım, ben şeyi çok merak ediyorum Adnan Bey, yani Adnan Oktar’ın kamuoyuna vermiş olduğu mesajlar zaten belli, sizin kamuoyunda tanınma algılanma biçiminizle, sizin vermek istediğiniz mesajlar arasında sizce bir çelişki bir tenakuz var mı? Yani yeteri kadar tanınamadım, yeteri kadar mesajlarımı veremedim veya verdiğim mesajlar direk yerine ulaşmadı, dediğiniz oldu mu zaman zaman, böyle bir şey var sanki yani …
ADNAN OKTAR: Evet, bizim milletimiz kelimenin tam anlamıyla aslandır. Şuan %90 Darwinizm’e inanmayan oranı var Türkiye de bu Avrupa da ki en yüksek oran, bu bizim milletimizin işte aslanlığın bir alameti, ama bu bir emekle oldu bir çalışmayla oldu Allah benim gördüğüm beni vesile etti ve Darwinizmi Türkiye’den kazıdık Allah’a çok şükür. %90 müthiş bir oran bütün Türkiye genelinde %90 sokağa çıkın çok, çok nadirdir Darwinizm’e inanan.
MUHABİR: Yani bunu bir araştırma sonucu olarak mı söylüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi araştırma sonucu,
MUHABİR: Yoksa tahmin mi?
ADNAN OKTAR: Bir anket araştırması sonucu,
MUHABİR: Anket araştırma sonucu, herhalde bunda kulakları çınlasın Vehbi Dinçerler’in de teşviki var ANAP’ın ilk Milli Eğitim Bakanı
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi onların hepsi vesile oldular,
MUHABİR: O zamanlar onlarla tanışıyor muydunuz?
ADNAN OKTAR: Vehbi Dinçerler’le yok görüşmedim, ama benim Darwinizm’e en yoğun mücadele başladığım dönemdeydi onun bu yönde çalışma yaptığı dönem, hatta benim yazdığım kitaplar bakanlığa şikâyet olarak gönderilmişti. Onun bakanlığına gönderilmişti. Dilekçeyle göndermişlerdi benim yaptığım faaliyetlere ait bütün bilgileri dağıttığım kitapları, Oda çok şahane bir tavır göstertti bakanlık kanalıyla bu sefer bütün anti-Darwinist kitapları dağıttırdı çok yerinde olmuştu çokta isabetli olmuştu. Gerçi sonra görevinden aldılar ama çok faydalı hizmet etmiş oldu,
MUHABİR: Biraz böyle daldan dala oluyor ama
ADNAN OKTAR: Yok çok güzel,
MUHABİR: Kusura bakmayın, şimdi Adnan Oktar denince kamuoyunda şöyle bir algılama da var, Adnan Oktar mankenler var mı öyle bir şey gerçekten? Ben hiç görmedim mesela ama hep böyle konuşuluyor mahkemelere intikal ediyor bir takım değerlendirilmeler yapılıyor vs. siz bu konuda herhalde sizi de rahatsız ediyordur böyle bu tür haberler konuşmalar ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Yok bana yapılan saldırılar beni rahatsız etmek değil bayağı coşturur beni, çok şevklendiriyor beni heyecan veriyor bana yani hiç rahatsız olmam, ne kadar baskı saldırı şiddetliyse benim heyecanımda şevkimde o kadar şiddetli olur yani tam doğru orantılı oluyor.
Musa’nın varlığını biz Firavun’dan anlarız, Firavun’a gider sorarız en tehlikeli kim dersen Musa’dır diyecektir. Nemrut’a gidip sorarsan en tehlikeli kimdir diye İbrahim’dir diyecektir, şimdi de mesela ateistler yani Dawkins’in sitesinde anket yapmışlar dünyada en tehlikeli kişi kim yani en zararlı düşüncelerimize en zıt kişi kim diye, ben Allah’a çok şükür birinci seçildim, ateistlerin sitesin de şuan birinciyim, iftihar ediyorum yani dünya çapında birinci seçmişler, bu benim için müthiş bir şevk meselesi ve bir onur benim için. Heyecan vesilesi, ben bundan niye rahatsız olayım, ben bununla iftihar ederim.
O bir bayan arkadaşla ilgili bir iftira atmışlardı onu da tutturamadılar Allah’a çok şükür, iki evin arasındaki farklılığı mahkeme heyetine gösterttik benim bulunduğum evde kirişler aşağı doğru sarkmıyor yok, tavan dümdüz, o bayanın bulunduğu evde kirişler aşağı doğru sarkıyor, bir kere bu yeterli yani iki ev farklı yalan olduğu ortaya çıktı, ama ayrıca pencereler tavandan tabana kadar benim bulunduğum evde, o evde de pimapen pencereler var, bunu da gösterttik, ayrıca filmde de silahlı adamlar o bayanın dediği gibi tehdit eden kişiler falan hiç kimse yok sadece iki kişi var ve böyle bir olayda olmuş orda gördüğüm kadarıyla, ama olayın net yalan olduğunu mahkeme de gördü ve mahkeme de bu konuda bana beraat kararı verdi Ağır ceza mahkemesi, konu bitmiştir, ama tabi ilginçtir buna rağmen bu bayan bana tazminat davası açtı 5 milyarlık bu, bu eylemi yapmıştır tarzında bir tazminat davasıydı bu ve bu tazminat davasını kazandı bu Ağır Ceza Mahkemesinin kararına rağmen, ama tabi mahkemenin kararına ben saygılıyım,
MUHABİR: Anladım, yani böyle bir algılama sizi de herhalde son derece rahatsız ediyor.
ADNAN OKTAR: Yok ben mahkemede beraat ettikten sonra bana kim ne derse desin benim için sorun değil ben bunu ispat ettim mahkemede gösterttim herkeste bunu gördü, yani iki evin farklılığı ispat edildi ve bu konuda bana yalan söylendiğini iftira atıldığını mahkeme kabul etti ve bana beraat kararı verdi. Bunun üstüne bana basın istediğini söylesin benim için hiçbir etkisi yok.
MUHABİR: Önemli değil yani, ama böyle sanki gizemli bir şeyiniz var yapınız var bana mı öyle geliyor? Bilmiyorum Adnan Oktar denilince böyle hani kolay ulaşılamayan kendisini bir yerlere saklayan belki bilemiyorum çokta görünmüyorsunuz öyle kamuoyunda…
ADNAN OKTAR: Evet,
MUHABİR: Böyle bir yönünüz de var yani,
ADNAN OKTAR: Evet benim çok uzun süre bir ortadan yok oluş dönemi oldu hakikaten ortalarda pek görünmedim, yani bir anlamda kendimi gizledim, ama o zamanlar ortalık çok…
MUHABİR: karışıktı,
ADNAN OKTAR: Tehlikeli ve karışıktı, sonrada gördüğünüz gibi daha rahatım daha sosyal faaliyetler yapabiliyorum, yani eskisi gibi bir baskı ortamı yok çok şükür,
MUHABİR: O dönemde kendinize haksızlık yapıldığına inanıyor musunuz yani o sizinle uğraşıldığı dönemde,
ADNAN OKTAR: Şimdi cumhuriyet döneminde psikolojik savaş olarak benim gördüğüm baskı ve bana yapılan uygulamalar Türkiye’de hiç kimseye yapılmamıştır, yani Cumhuriyet döneminin en büyük psikolojik savaşı bana verilmiştir. Dikkat edersek eğer bunları bir topluca sayarsak bu tarzda hiç kimseye bir uygulama yapıldığını göremeyiz.
Mesela kokain komplosu emniyette yiyeceğime içeceğime kokain karıştırdılar inanılır gibi değil ve bu konuda ben tekim, yani cumhuriyet tarihinde yok böyle bir olay ilk defa. Mesela aklı başında bir insan olarak bir aydın olarak akıl hastanesine sokuldum 10 ay cinayet işlemiş akıl hastalarıyla aynı koğuşta tutuldum, bu da cumhuriyet tarihinde uygulanmış bir şey değildir, hiç yoktur böyle bir şey,
MUHABİR: Neye bağlıyorsunuz bütün bunları yani Darwinizm’le mücadele için mi böyle bir şey yapıldı?
ADNAN OKTAR: Darwinizm’le faşizmle komünizmle ateizmle ateist-Siyonizm’le satanizme mücadele eden her insana karşıt güçler mutlaka bir savunma içerisinde olurlar ve karşı atak içinde olurlar. Tabi ki bir şeyler yapacaklar ve bu faaliyetlerde halen devam ediyor ve bütün şiddetiyle devam ediyor hiç umurumda bile değil müthiş beni şevklendirir var gücümle gayretimle yine devam ediyorum,
MUHABİR: Devlete bir kırgınlığınız…
ADNAN OKTAR: Asla, asla, asla hepsinde hayır vardır bunlar imtihan olarak olan şeyler her şeyi Allah yaratır. Orada o kişiler vesile olmuş olurlar, mesela ben akıl hastanesinde orda ben imtihan oldum, daha önce mesela hapse girdim sonra beraat ettim ben ama 10 ay hücrede tutuldum, hücre hapsine tutuldum, o benim manevi inkişafıma manevi derinliğime vesile olan olaylardır. Ve onu Allah yaratır, kul orda vesile olur ben onlardan rahatsız olmam.
MUHABİR: Türkiye’nin en büyük sorunu olarak siz neyi görüyorsunuz Adnan Bey şuan da, yani şu konjonktürde,
ADNAN OKTAR: Sevgisizlik yani milletin birbirine olan sevgisizliği yani sevgi noksanlığı var, her yerde olamamakla beraber yoğun olarak var, bunun ortadan kalkması lazım yani insanlar korku tedirginlik ve huzursuzluk içerindeler, ama bu onlarca yıldan beri devam ediyor,
MUHABİR: Yeni bir şey değil,
ADNAN OKTAR: Yeni değil, ta 71’lerde de vardı bu 60’larda da vardı hiç kesilmedi. Ben 60’larda, çok iyi hatırlıyorum 60’lardaki milletin gerilimini… 70’ler de 80’ler 90’lar şuanda halen devam ediyor, dikkat edin dışarı çıktıklarınızda insanların birbirine böyle sevgiyle baktığını göremezsiniz böyle bir muhabbetle selamlaştıklarını içlerinde bir coşku olduğunu bir heyecan olduğunu bir sevinç olduğunu göremezsiniz, yüzler asık tedirgin birbirlerinden korkan, birbirine karşı huzursuz ve güvensiz bir yapı içinde olduklarını görürsünüz.
MUHABİR: Neye bağlıyorsunuz bunu,
ADNAN OKTAR: Bu bence eğitimle ilgili, yani eğitim bozukluğuyla ilgili,
MUHABİR: Ve nasıl giderilebilinir yani
ADNAN OKTAR: Darwinist materyalist eğitimin kaldırılması lazım, yani tamamen kaldırılması lazım bunun yerine Darwinizm’in yanlışlıklarının anlatılması lazım, materyalizmin yanlışlıklarının anlatılması lazım, Allah sevgisi Allah korkusu anlatılması lazım. İnsanların Allah’ın birer tecellisi olduğunu Allah’ın yarattığı kul olduğunu hepimizin kardeş olduğunu dolayısıyla bu sevgisizliğin hiç doğru bir şey olmadığını birbirimize güven duymamız gerektiğini, birbirimize sevgi duymamızın gerektiğini, neşeli huzurlu bir toplum olmamız gerektiğini anlatmak lazım. Yani bu bir milli politika olarak izlenmesi gerekiyor. Mesela Amerikan halkı daha rahattır birbirilerine karşı daha sevecendirler, mesela bir yerde karşılaştıklarında selamlaşırlar, genel bir güven vardır, daha bir neşeli bir ortam vardır. Ama Türkiyede bunun dozu düşük. Bunun mutlaka düzeltilmesi gerekiyor.
MUHABİR: Amerika dediniz, Obama’nın seçilmesini siz nasıl karşıladınız?
ADNAN OKTAR: Tabi ki bir hayır vardır, hayır olduğunu düşünüyorum ama bu tip şeyler de mesela köylülere yönelik bir şey yapılacaksa genellikle bir köylü seçilir veyahut mesela…
MUHABİR: Kötü anlamda mı diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Kötü anlamda evet, zenginlere yönelik bir şeyse zengin bir insan seçilir, yani mesela bir Çinli mahallesi Çinli bir insan seçilir,
MUHABİR: Refleks o yönde gelişir diyorsunuz,
ADNAN OKTAR: Evet, yani o çünkü insanlardaki o savunma refleksini kırar, ya bu da bizden dersin çok iyi bir insan falan dersin onun yaptığı eylemleri fark etmemeye başlarsınız, ama umarım inşaAllah çok iyi bir insan olur. Yani umarım dünya şartlarından dolayı böyle bir üslup içindedir ama Darwinist olması bende biraz tedirginlik meydana getirdi, yani normal karşılamadım, Obama’nın Darwinist olmasını,
MUHABİR: Yani şunu anladım, siyahlar için tehlike çanlarımı çalıyor şuanda Amerika da?
ADNAN OKTAR: Yok zannetmiyorum,
MUHABİR: Yani siyahlar şu anda…
ADNAN OKTAR: Ama şöyle düşünelim, bir Amerikan milli politikası vardır, yani Obama veya bir başkası konuyu değiştiremez, insanların şahıslara bel bağlamalarını yanlış buluyorum ben, hâlbuki Amerikan derin devletin bir politikası vardır, her şahıs seçilen her kişi buna uymakla mükelleftir. Kennedy uymamaya kalktı karşılığını aldı, biliyorsunuz,
MUHABİR: Anladım,
ADNAN OKTAR: Masonluğa karşı bir tavır koydu hemen karşılığını verdiler, yani Amerikan masonluğuyla mücadele edecek bir insan henüz daha Amerika’nın başına gelmedi. Amerikan masonluğuna genelliklen boyun eğen insanlar oluyorlar ve bir anlamda kendilerini buna mecbur hissediyorlar, bu Obama’nın da ben Amerikan masonluğunun ve dünya ateist Siyonistlerinin baskısından kurtularak bağımsız hareket edebileceğini o kadar düşünemiyorum. Ama tabi ki inşaAllah olur, inşaAllah çok iyi niyetli sevecen dürüst bir politika izler bizler de seviniriz. Tabi şuan da gene hüsnü zan ediyorum, hüsnü zannımı kaybetmiş değilim, ama böyle bir olumsuz ihtimal de var,
MUHABİR: Böyle bir kuşkum var diyorsunuz,
ADNAN OKTAR: Evet,
ADNAN OKTAR: Türk milleti en büyük beladan kurtuldu şuan ve kurtulmak üzere, onun için devlete tam destek olunması gerekiyor. Hükümete tam destek olunması gerekiyor. Savcılara, hâkimlere, emniyet güçlerine tam destek olunması gerekiyor ve çok vahim bir tehlikedir bu çok büyük bir olay,(23.27) . Ve Türk milletinin bu kadar karamsar eden, bu kadar neşesini kaçıran yapının kökeninde bu vardır, Hatta Türk devletlerine de gidip oralarda da rezalet çıkarttılar oralarda da Türk imajını çok kötü lanse ettiler ve çok olumsuz bir imaj yaydılar Türk devletlerine, şimdi o imajı Allah’a çok şükür düzeltiyoruz. Yani Türk İslam Birliğine giden yolu da tıkamaya kalktılar. Ateist oldukları halde Marksist düşüncede oldukları halde kendilerini Türkçü, Türk sever milliyetperver gibi gösterdiler, hâlbuki bu adamların bu konuyla hiç uzaktan-yakından alakası yok. Yani tam anlamıyla Türklük karşıtı (24.54) ve Türklüğe karşı tavır almış (24.57), tek amacı Marksist Leninist hatta Stalinist bir örgütlenmeyle Türkiye’yi ikiye bölmek Doğu Komünist Türkiye – Batı Komünist Türkiye deyip Türkiye’yi parçalamak amaçları buydu,
MUHABİR: Anladım, sizi daha fazla yormak istemiyorum ben doğrusu,
ADNAN OKTAR: Yok, yok buyurun,
MUHABİR: böyle hep masonlarla uğraşıyorsunuz korkmuyor musunuz? Hiç yani bu kadar böyle hep ünlü isimlerle uğraşıyorsunuz kitaplar yazıyorsunuz işte yani uğraştığınız insanların hepsi bir yerlerde yani böyle hep paralı insanlar zengin insanlar vs. güçleri büyük insanlar ellerinin uzanamayacağı yerler yok gibi görünüyor, hiç çekinmiyor musunuz? Yani veya çekinmediniz mi?
ADNAN OKTAR: Ben sadece Allah’tan korkarım, başka hiçbir şeyden korkmam, 9 kere suikast atlattım biliyorsunuz ben,
MUHABİR: Öyle mi bilmiyorum ben,
ADNAN OKTAR: Tabi, 9 kere silahlı suikasta da uğradım ben
MUHABİR: İlk defa duydum ben yazılı basında görmedim
ADNAN OKTAR: Ben birkaç defa daha basın toplantısı da röportajlarım da anlatmıştım ama size ilk defa söylüyorum, hiç çekinmem çünkü benim kaderimde öleceğim gün belli onun dışında bana kimse bir şey yapamaz. Yani öyle bir konu olmaz, Allah’ın takdir ettiği gün gelmeden bütün dünya bir araya gelse hiç bir şey yapamazlar. O gün geldiğinde Allah’ın takdiriyle Allah benim canımı alabilir kimse bir şey yapamaz.
(26.35)
Çünkü öyle bir bela ki, yani içine giren bir başkasını da kendi içine alma durumunda oluyor, bir başkası da içine alma durumu oluyor. Yani böyle bir sanki dev bir piton yılanı gibi yani yedikçe gelişiyor, yedikçe gelişiyordu, ama çok şükür yani hükümet çok kararlı bir adım attı, iyi bir adım attı ve hakikaten kıskıvrak yakaladı, hiç ummuyorlardı zaten o yüzden bu kadar ferahlardı, dikkat ederseniz telefon konuşmaların da çok pervasızlar. Evraklarda belgelerde bombalarda her şeyde çok pervasızlar. Ama devlet mükemmel bir adım attı, poliste, helal olsun polisimize kıskıvrak yakaladı. Ama ben demiyorum ki bu insanlar ezilsin mahvolsun demiyorum, bunlar zaten bizim insanlarımız yazık bu insanlara, Allah’a çok şükür onlarda kurtuldular bu beladan, (29.30)
MUHABİR: Biz hep konuşuyoruz size de soralım bu işin içinde olanlar bile bunu cevabını vermiş değiller sizce Bir numara kim burada mesela. Sizin bir fikriniz var mı?
ADNAN OKTAR: Bir numaralarını defalarca söyledim pek ikna edemedim, samimi söylüyorum şeytan bir numaraları. Hatta bunlara insan şeklinde de görünüyor şeytan, yani çeşitli şekillerde o yüzden bu kadar da korkuyorlar, masonların kitaplarına baktığımızda diyor şeytanın feneri gideceğimiz yolu aydınlatır diyor, masonların kitabında bu çok kapsamlı geçen bir şey ve masonlar şeytanı çağırma seansları yapıyorlar biliyorsunuz, bu daha önce Kanal 7’ de yayınlanmıştı keçi keserek keçi kanıyla şeytan çağırıyorlar, şeytan bazen alenen insan şeklinde bunlara görünüyor yani böyle ürkünç bir varlık olarak görünüyor ve onun emrini yapıyorlar bunlar şeytana cidden inanan ve samimi olarak iman eden insanlar.
MUHABİR: ama bir numaranın konusunda sizin herhalde bir düşünceniz yok, yani somut olarak kim olabilir ya da kimler olabilir, sizin bir fikriniz var mı mesela bu konuda,
ADNAN OKTAR: Bir numaraları aslında sadece emir eri olan bir insan yani bir numara masonluğa bağlı asıl, yani masonluk asıl onun…
MUHABİR: O da son merci değil diyorsunuz,
ADNAN OKTAR: Tabi, Türk masonları bunlarda garibandır, yani bunları o anlamda kaale almıyorlar, asıl İngiliz locaları Amerikan locaları çok etkindir…
MUHABİR: yurt dışındaki merkezler,
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi Alman locaları ve özellikle Fransız locaları bunlar çok güçlüdür yani, asıl yönetim bunlardadır ve bunların doğrudan yönlendirmesiyle mesela PKK hareketi mason localarının kontrolünde hareket eden bir çalışmadır. Dikkat ederseniz Avrupa devletlerinin büyük bir bölümü PKK’yı destekliyorlar, çünkü onlarda Marksist Leninist ve Darwinist düşüncededir. PKK da Marksist Leninist Stalinist düşüncede aynı yani Darwinist olma konusunda tam ittifak halindeler. Masonlarda Darwinist’tir yani Darwin’in dinine hepsi inanıyorlar, dolayısıyla bunlar bir ümmet, yani Darwin’in bir ümmeti,
MUHABİR: Son olarak biliyorsunuz Mart 2009’da mahalli seçimler olacak,
ADNAN OKTAR: Evet,
MUHABİR: Mahalli seçimlere dönük bir öngörünüz, bir düşünceniz, bir değerlendirmeniz var mı? Sizin,
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin bir gereksinimi olarak AKP’nin tabi gene güçlü olması gerekiyor gibi görünüyor, yani zaruri gibi görünüyor bu, çünkü oyların bölünmesi gibi bir durumda gene bir kargaşa çıkması kaçınılmaz gibi görünüyor, çünkü ne zaman oylar bölünse kargaşa kendini göstertti Türkiye’de. Yani koalisyon hükümetleri dönemin de hiçbir zaman tam bir istikrar oluşmadı, yani tek bir partinin iktidar olması çok iyi, mesela keşke MHP’de tek başına iktidar olabilse, Büyük Birlik Partisi de tek başına iktidar olabilse, Saadet Partisi de tek başına iktidar olabilse, bunların hepsi aynı benim gönlümde,
Yani hepsi milli düşüncede partiler, Türk İslam birliği ve hepsi anti-Darwinist’tir, ama AKP’de öyle, bir Anadolu partisidir, Anadolu insanlarından oluşmuştur, her ne kadar eksiklikleri de olsa yanlışlıkları da olsa Türkiye şartlarında bence iyi konumdalar yani. Konumları güzel, anormal olan bir şey olsa bile Türkiye’nin istikrarı açısından geleceğimiz açısından gene en isabetlisi bu düşüncedir diye düşünüyorum yani ya AKP ya MHP ya Büyük Birlik ya da Saadet partisi bunlara yoğunlaşılması gerekiyor diye düşünüyorum.
MUHABİR: Politikayı düşündünüz mü hiç bugüne kadar, veya politikaya atılmak isterseniz hangi partide…
ADNAN OKTAR: Ben politikayı gereksiz görüyorum, saydığım partilerin hepsi benim partilerim,
MUHABİR: Hepsi benim partilerim diyorsunuz,
ADNAN OKTAR: Yani hepsi benim görüşüm de hepsi benim düşüncemde ve hepside sevdiğim insanlar, ya hakikaten bir yerde karşılaştığımız zaman da hiç yabancılık çekmiyoruz,
MUHABİR: Hiç birine üye oldunuz mu? Partilerin birisine,
ADNAN OKTAR: Yok olmadım,
MUHABİR: Hiçbir partiye üye değilsiniz,
ADNAN OKTAR: Hayır değilim,
MUHABİR: Olmayı düşünüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Kalben üyeyim, hepsine üyeyim, AKP’ye de üyeyim, MHP’ye de üyeyim, Büyük Birlik partisine de üyeyim,
Zor bir dönemden geçiyoruz şimdi, oyların bölünmesi konumunda istikrarsızlık olacaksa ben bunu tercih edemem. Etmem yani kendim şahsıma adına etmem, ama çevremdeki insanları bu dört partide buluşmaları için teşvik ederim, yani inşaAllah herhangi birisi kazanır. Mesela MHP’nin oyları yükselince çok zevk alıyorum, çok hoşuma gidiyor, mesela Muhsin Yazıcıoğlu Beyefendi meclise girince ben müthiş sevindim acayip hoşuma gitti, çünkü çok önemlidir Büyük Birlik Partisi,
MUHABİR: Yarın Kongreleri var,
ADNAN OKTAR: Tabi çok çok önemli yani Türkiye için kilit fikir partilerden birisidir. Ve hiçbir şekilde yok olması kabul edilemez bir partidir, daima bulunması gereken bir partidir Saadet partisi de öyle MHP de öyle, yani bunlar Türkiye’nin ana direkleridir diyebilirim. Yani mutlaka ayakta durması gereken ana partilerdir.
MUHABİR: Ben teşekkür ediyorum, yani sizin…
ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ederim,
MUHABİR: Vermek istediğiniz bir mesaj varsa bizim soramadığımız sizin illa da ben şunu söylemek istiyorum, dediğiniz
ADNAN OKTAR: Benim vermek istediğim mesaj şu olabilir, bütün insanların, bütün milletimin mutlu olmasını istiyorum, sevinç içinde olmasını istiyorum, bizim memleketimiz son derece güzel insanlarımızda son derece güzel ahlaklı ve sevecenler, biz böyle bir üzgün tavrı bu mutsuzluğu hakketmiyoruz.
Yani mutlu olalım, sevinçli olalım, neşeli olalım, siyasi yıpratmalardan kaçınalım bunlar gereksiz yani iç gücümüzü bunlar kırar, özellikle şu ekonomik kriz ortamında böyle bir şey yani iç politikadaki sürtüşmeler gücümüzü ciddi şekilde azaltabilir, bu Müslüman’a yakışacak bir şey değil, Allah diyor ayette, “birbirinizle mücadele etmeyin” Allah, “gücünüz gider” diyor, ayet var, onun için iç mücadeleden kaçınmak, bütün enerjimizi dikkatimizi Türkiye’nin büyümesi güçlenmesi için refah düzeyimizin yükselmesi ve manevi değerlerimizin inkişafı için buna yönelik bütün enerjimizi kullanmamız gerekiyor diye düşünüyorum, sizlere de teşekkür ediyorum.
MUHABİR: Biz teşekkür ediyoruz
ADNAN OKTAR: İnşaAllah,
MUHABİR: vakit ayırdığınız için.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum.